“Buldum… Buldum… Nazım Hikmet’in Kitabını Buldum”

Atilla Karaduman
Atilla Karaduman

12 Eylül 1980 öncesindeyiz…

Gaziantep’in en önemli gazetesi olan Özgür Gaziantep’i çıkartıyoruz…

Sahibi Halil Zor, Yazı işleri Müdürü Avukat Hayri Girişken, Genel Yayın Yönetmeni benim.

Tüfekçi Yusuf Pasajı’nın zemin katındayız…

Aynı zamanda Milliyet Gazetesi’nin de temsilcisiyim.

Bir gün sevgili Raci Dölek gelerek “Abi tam senlik bir haber var” dedi.

Atladık taksiye haber kaynağımıza gittik…

Habere konu olan bir kadındı ve hamileydi..

Yakınları filan da geldiler… Hamile kadına bir polisin gözaltında iken tecavüzü söz konusuydu.

Haber “asparagas” olur düşüncesi ile Adana ve Gaziantep’teki cezaevlerine gidip, söz konusu polis hakkında mahkumlardan bilgi aldım.

Haberi toparlayıp gazetede 3 gün süre ile anons attık, yayınlayacağız diyerek…

Dördüncü günde Gaziantep’in Doğan Paşası aradı ve “ Haberi yazmayın. Gerekeni yapacağım” Dedi.

Bizde “peki” dedik.

Aradan fazla bir süre geçmeden adı geçen polis öldürüldü…

Ve ardından ünlü 12 Eylül darbesi oldu.

Kendisine gazeteci süsü veren birisi (ismi bende saklı. Şimdi CHP saflarında ve zengin olmuş bir devrimci!) gözaltına alındığında bu haber anonsumuzu sormuşlar..

Hemen akabinde gazetenin sahibi olarak Halil Zor, yazı işleri müdürü olarak ta Avukat Hayri Girişken gözaltına alındı…

Sırada ben vardım elbette…

Bu düşünce ile kent dışında bir yerlere gittim.

Bir ay kadar filan sonra Gaziantep’e döndüm.

Bizin ünlü Foto Malzeme’de oturuyorum. İçeriye iki kişi girerek bana “Atilla Karaduman burada mı?” dediler.

O hafta Gaziantepspor- Trabzonspor maçı vardı. Maçı izleyip haberini geçeceğim Milliyet’e.

Ben kendi kafamdan “Bunlar İstanbul ya da Trabzon’dan gelen gazeteciler her halde diye düşünerek”

“Buyurun benim. Hoş geldiniz” dedim.

Bunlar basın polisi imiş meğerse. Öncekileri tanıyordum. Demek ki değiştirmişler.

Hemen gözaltına alındım. Kimlik tespiti filan derken iki araçlık konvoyla evi aramaya gittik.

Genç olan bir polis kitaplığımı araştırırken birden bayram yerine gelmiş çocuk sevinci ile:

“Buldum… Buldum” dedi.

Ben de şaşırmıştım bu Arşimendvari haykırışa…

Ne bulmuş olabilir di ki polis memuru?

O, sevinç içerisinde havaya zıplayarak “Nazım Hikmet’in şiir kitabı”nı bulduğunu söyledi diğer polislere…

Herkeste gizli olmayan bir sevinç edası vardı doğrusu…

Sonra uzun süren gözaltı, dayaklar filan başladı.

Gözüm pankart bezi ile kapatılmıştı. Sorgucu polisler durup durup “Nazım Hikmet”i soruyorlardı bana.

Nede olsa “Vatan Haini”ydi dünyanın en büyük şairi Nazım Hikmet!

Ve ben evimde Nazım Hikmet’in kitabı bulunduğu için az dayak yemedim doğrusu.

Ve nereden nereye geldik..?

Merhum Alpaslan Türkeş ile Süleyman Demirel bile sonradan şiirlerini okudular parti kongrelerinde.

İşin orijinal tarafı mı?

Nazım Hikmet’i CHP iktidarı hapse attı…

Menderes’in Demokrat Partisi afla cezaevinden çıkarttı.

Ve AKP’de yeniden vatandaşlığa aldı.

Helal olsun vallahi bize!

***

Nazım Hikmet 27 Nisan 1953'te yazdığı 'Vasiyet' adlı şiirinde:

"Anadolu'da bir köy mezarlığına gömün beni

ve de uyarına gelirse

tepemde bir de çınar olursa

taş maş da istemez hani."

- Gaziantep Haberler, Atilla Karaduman tarafından kaleme alındı
https://www.gaziantephaberler.com/makale/7891070/atilla-karaduman/buldum-buldum-nazim-hikmetin-kitabini-buldum