Kuzuların sessizliği

Memleket başka bir notada haykırıyor.

Bizim memleketin odaları, dernekleri, stkları, kent konseyi bambaşka bir notada susuyor.

Bu oluşumların amacı nedir?

Hakları korumak, temsil ettikleri kitlelerin sözcüsü olmak, yanlışa yanlış doğruya doğru demek, ülkenin gündemine dair toplumu ilgilendiren her türlü uygulama ve söyleme karşın bir tepki ortaya koymak, bir duruş sergilemek, çözüm önerileri sunmak, fikirler geliştirmek, yön vermek velhasıl kelam değer katmak değil midir?

Cılız sesler ile bir iki mırıldanma şeklinde geçiştirilen tepkicikler değil tabii ki esas olan!

Gündemden uzak, kafalar kuma gömülü şekilde koltuklarda oturmak da değil esas olan.

Sağda solda takviyeye hazır dalkavuklar ile çoğunlukla bireysel varlıklarına ve imajlarına hizmet etmek için yapılan çalışmalara alkış tutacak ellerle koltuk kaplamak da değil esas olan.

Söylemler ve eylemler arasındaki tutarsızlık ile insanların aklıyla dalga geçmek de değil...

Bu oluşumların içinde yer alıp da vicdanen rahat etmediği için bireysel tepki verenlerin ya da bulunduğu yeri sorgulayanların sayısı gittikçe artarken, farklı sesleri susturmak, baskılamak, özelden uyararak eleştirilerine yön vermek vb hareketlerle süreç yönetmek hiç değil!

Bir kadının katili ceza almıyorsa ve ortalığı ayağa kaldıran kadın dernekleri yoksa...

Bir zam serisinde milletin beli bükülüyorsa ve masaya yumruğunu vuran odalar yoksa...

Bir şehrin değerleri saldıraya uğruyorsa ve "dur orada bakayım!" diyen bir kent konseyi yoksa...

İsimden ibarettir hepsi.

Toplumun kıskıvrak yakalandığı bu zamlar furyasında her gün başka başka trajik haberler ile gündeme gelirken insanlarımız, hiçkimse bu kadar sessizliğe gömülemez...

Madem öyle!

Sesinin yetmediği yerleri, konumları meşgul etmeyecek hiçkimse!

Ya da kendilerine çeki düzen verecekler!

Bakınız Vikipedi tanımlarını bırakıyorum şuraya; olur da unuttular ise biz hatırlatalım yeniden, trajikomik bir durumda körler sağırlar modundalar çünkü şuanda!

"Kent Konseyi, uluslararası gelişmeleri ve ülke koşullarını gözeterek, tarafsız bir yaklaşımla görüş ve önerilerini oluşturmak, Katılımcılığı ve ortak akla dayanan uzlaşmayı esas almak, Değişimi ve yenilikleri önceden fark ederek sonuç odaklı çalışma kültürünü benimsemektir."

"Kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmektir."

"Sivil toplum kuruluşları ya da sivil toplum örgütleri, resmî kurumların dışında kalan ve bunlardan bağımsız olarak çalışan, politik, sosyal, kültürel, hukukî ve çevresel amaçları doğrultusunda lobi çalışmaları, ikna ve eylemlerle çalışan, üyelerini ve çalışanlarını gönüllülük usulüyle alan, kâr amacı gütmeyen ve gelirlerini bağışlayan veya üyelik ödemeleri ile sağlayan kuruluşlardır.

Sivil toplum örgütleri oda, sendika, vakıf ve dernek adı altında faaliyet gösterir.

Vakıf ve dernekler topluma yararlı bir hizmet geliştirmek için kurulmuş yasal topluluklardır ve herkese yardım etmek için kurulmuşlardır."

Peki siyaset nedir?

"Siyaset veya politika, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış" demektir.

Bu yürütme sanatı ile ilgili olarak ortaya konan performansa dair toplumun iyileşmesi ve ilerlemesi için pozisyonu ne olursa olsun her bir birey ses vermek, her bir yetkili ise hem ses vermek hem de çözüm üretmek ve bireysel çıkarlarına göre değil kamu vicdanını dikkate alarak hareket etmek zorundadır.

Toplumsal sorunlara ve insanlara dair konulara duyarsız kalan her uzman, her vatandaş, her yetkili kötü insandır.

Neden?

Çünkü bir insanın diplomasından, eğitiminden, unvanından ve makamından önce insanlığı gelir.

Peki nedir bu insanlık?

Vicdandır!

Hassasiyettir.

Mağdur olan "herkese" ve her şeye karşı bir hassasiyettir.

Bireysel varlığına hizmet değil toplumsal bir amaca ve insanlık adına da hizmet edebilmek hevesinde olabilmektir.

Sadece kendisine yapılan haksızlığa değil herkese yapılan haksızlığa da ses vermektir.

Sokaktaki hayvana, grevdeki mağdura, hakkı yenen masuma, iftira atılan komşuya, gasp edilen vatandaşa, öldürülen canlara...

Dil, din, cinsiyet, zengin, fakir vb hiçbir ayrım gözetmeksizin hasassiyet gösteren "insan" olabilmektir.

İnsan ol(A)mayan birinin tüm unvanları hükümsüzdür!

Cebine bakan, çıkarına tapan, lüksünü gözeten, popülizm ve tribün avcısı olan, ne ondan ne bundan vazgeçmeyen birinin işine de etiğine de güvenilmez.

Önce insan sonra unvan!

Bugün bu dünya ne yaşıyor ve ne geliyorsa başımıza, kötülerin eylemleri değil yapay iyilerin iki yüzlülüğü başrolde bir numara...

Ve bir kurt kapıyorsa bir başka kuzuyu daha ve iki yüzlülüğün yarattığı Hannibal bile " Kendimiz için yaptığımız şey bizimle ölür, başkaları için yaptığımız şey hayatta kalır." diye sesleniyorsa, kuzuların sessizliği..vizyondadır, Unutma!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fulya Mısırlıgil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket Gaziantep’teki Belediyelerin Hangisinin Çalışmasından Memnunsunuz?