YANLIŞ ZAMANDA YANLIŞ YERDE OLMAK

PKK silahlarını bırarak ya da yanında götürerek bu toprakları terk etmeye 8 Mayıs'ta başlıyor. Kandil’den gelen haber böyle. Bizimkiler de bu harekete ayak uyduracak ve sınır dışına çıkan PKK’lıları görmezden gelecek. Anlaşmanın bir bölümü böyle.

Doğrudur da, İmralı ve Stockholm mutabakatları çerçevesinde, eğer PKK bir maraz çıkarmadan bu ülkeyi terk edecekse, terk edişinde onları vurmaya kalkışmak, en azından zorluk çıkarmak en azından “kalleşliktir”.

Kararın bu yönüne kimsenin bir şey söylemeye hakkı yok. Bazı cılız sesler, terörist olduğu halde askerin ve polisin bu insanların geçişine yalnızca bakması veya görmezden gelmesi kabul edilemez diyor, ama bakmayın siz onlara. Bu suyun bulandırılması işidir. Meselenin özü değil.

Meselenin özü, otuz yıldır canını dişine takıp mağaralarda ilkel koşullarda yaşayan, ölümle her an burun buruna gelen, bir çok insanını kaybeden PKK’nın neden şimdi silahlarını bırakarak veya yanında götürerek sınır dışına çekildiğidir.

Ulaştırma, Denizcilik Bakanı Binali Yıldırım, bunun altında bir şey aranmaması gerektiğini söylediği anda, sizin de benim gibi aklıma bir şeyler aranması gerektiği düşüyor. Öyle değil mi ama, bu kadar sene yoklukla ve serserilikle mücadele veren PKK’nın, “ah, biz anladık ki burada haklı olan Türk hükümeti. Bize insani yaşam koşulları sağlayacaklarına söz verdiler. Biz de artık silahı bırakıp sürece bakalım,” dediğini mi düşünüyorsunuz?

O zaman “akil” insanlara ne gerek vardı? Neyi ikna etmeye gitti bu koca akıllılar. “Analar ağlamasın” havasına PKK bile girdikten sonra, herhalde akillere “sebze” yemek düşer.

Herkes haklı olarak şu soruyu zihninde de olsa soruyor: “PKK’ya ne taviz verildi.” Hükümet ısrarla “hiçbir taviz verilmedi,” diyor, ama PKK ile yapılan mutabakatın içeriğini açıklamıyor. Yeni Anayasa çalışmalarından en ufak bilgi dışarı sızdırmıyor. Belli ki gizlenen bir şeyler var.

Ne olabilir?

Geçenlerde, AKP’ye çok yakın olduğu bilinen bir siyaset bilimci televizyonda konuşuyor ve şunu haklı olarak söylüyordu: “Bundan birkaç yıl önce özerklik, federasyon veya otonom bölgeden söz etseydim, kapıda bir savcı bekliyor olurdu. Türkiye şimdi bunları tartışır hale geldi, bu büyük bir aşamadır.”

Aşamaya bakın. Türkiye’nin üniter bütünlüğünün bozulabileceği konusunda ahkam kesmek, Türkiye’deki düşünce özgürlüğünün ilerlediği anlamına geliyormuş. Bu durumda parasız öğretim isteyen öğrencilerin durumu ne olacak?

Aynı siyaset bilimci, koltuklarını kabarta kabarta şunları söyleyebiliyordu: “Şimdi düşünün ki Irak’ın kuzeyinde bir Kürt yönetimi var. Özerkliğini ilan etmiş durumda. Suriye’nin kuzeyinde de aynı oluşum yapılanmak üzere. Bir süre sonra orası da özerk bir Kürt bölgesi haline gelecek. Bizim topraklarımızda da Diyarbakır ve yöresinde bu şekilde bir özerklik olduğu zaman. Ankara merkezli, eyalet sistemiyle yönetilen kocaman bir ülkemiz olacak.”

Osmanlıya dönüşün ağız şapırdatarak bir ifadesi olan bu görüşe birazcık kanacak olsanız, Mersin dahil Türkiye’nin büyük bölgesini bir süre sonra düşman toprakları olarak görmeniz işten bile olamaz.

Özerkliğini ilan eden üçlü Kürt bölgesinin rahat durmayıp, daha fazla toprak talebinde bulunacağı, kendini idare etmeyi öğrendiği andan itibaren de Ankara’yı dinlemeyeceği ortada değil mi?

Bu tür ayazlıklarla halkı yavaş yavaş eyalet sistemine, yönetimi de başkanlık sistemine alıştırmaya çalışıyorlar.

Diyarbakır’a pasaport aracılığıyla gideceğimiz günlerin de yakın olduğunu fark etmememizi istiyorlar.

AKP, geldiği günden beri her istediğini bu ülke vatandaşına yavaş yavaş da olsa kabul ettirdi. Suni gündemler yaratarak kimi zaman unutturdu, kimi zaman da en ateşli biçimde konuyu medyanın kucağına attı.

Ama alıştırdı.

Ocak üstünde yavaş yavaş pişen kurbağalara döndük.

Hala ölmedik, ama haşlanmamıza da az kaldı.



A.Mümtaz İdil

Gaziantep haberler



# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Mümtaz İdil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket İmamoğlu Cumhurbaşkanlığına Aday Olursa Oy Verir misin?