Gazeteci Değil misin Yazsana!..

Gazeteci milletinin en sevmediği laftır bu..

" Gazeteci değil misiniz? Yazsana"

Haksızlığa ancak kendisi uğrayınca karşı çıkma zihniyetine sahip insanların yoğun yaşadığı benim yüzel yurdumda gazetecilere hep bu laf söylenir.

Bir okurum aradı ve aynı cümleyi kullandı.

"Anlat bakalım. Nedir yazacağım şey" dedim.

Bana Pazar günü Gaziantep Üniversitesi'nde yapılan sınavdan bahsetti.

"Ne olmuş sınavda dedim"

Arka arkaya bilindik şeyleri sıraladı.

Pazar günü Üniversite'de yapılan sınava türbanla girilmiş. Türbanlıların üzerleri ve türban altları aranmazken, başı açıklar didik didik aranmış...Türbanlılar, türban arasına sakladıkları kopyaları çekmiş ve buna hiç kimsenin sesi çıkmamış. İyi mi?

Bunlar sanki bilinmedik şeyler...Sanki bu ülkede Türbanlıların kopya skanlalı yaşanmadı. Sanki 12 Eylül faşizminin ürünü olan YÖK etkin değil...Sanki Üniversite rektörü Yavuz" Türban bir haktır" demedi!

Cık...Cık..Cık...

Başta emniyet olmak üzere, yargı dahil F tipi örgütlenmenin emrine girmiş bir ülkede temel meselelerin bir tarafa bırakılarak yalnızca türbanın konuşulması tuhaf değil mi?

Türkiye'de İslami ve de açık Faşizm cirit atarken, meydanlarda kara çarşafılara makarna dağıtırken kendi hanımına pırlanta takan zihniyetin yönettiği ülkede sınava girenlerin üzeri aransa ne olur aranmasa ne olur.

"Üstüne kara çarşaf, eline makarna paketi: AKP’nin tepesinde oturduğu mafya-tarikat rejiminin toplum ve kadın siyasetinin özeti budur. Bir eksiğiyle, hanım sultanın parmaklarına pırlanta yüzükleri unutmayacaksınız.
Yoksul kara çarşaflılarımız ile AKP’nin ekabir takımının hanımlarına şöyle bir bakınız. Tesettürde birleştiriliyor gibi görünen kadınlarımız arasındaki uçurumun dehşeti sizi ürkütmüyor mu? Her ikisi de örtünün altındadır ama parmaklarına bakacak olursanız, çarşaflınınki çamaşır yıkamaktan buruşmuştur; diğerinin parmakları ise pırlanta taşlı yüzüklerle bezenmiştir. Dp"

Biz gazeteciler var ya..

Yazarsak her türlü şeyi gögüsleriz.

Yazmaz isek "hain" ilan ediliriz.

Sanki rektör rektörlüğünü, doktor doktorluğunu, mühendis mühendisliğini, kasap kasaplığını tam yapıyor da sıra bize geldi.

Ve bizler ve de sizler için Nazım Hikmet ne demişti biliyor musunuz?

Anımsatmakta yarar var:

"Akrep gibisin kardeşim,
korkak bir karanlık içindesin akrep gibi.
Serçe gibisin kardeşim,
serçenin telaşı içindesin.
Midye gibisin kardeşim,
midye gibi kapalı, rahat.
Ve sönmüş bir yanardağ ağzı gibi korkunçsun, kardeşim.
Bir değil,
beş değil,
yüz milyonlarlasın maalesef.
Koyun gibisin kardeşim,
gocuklu celep kaldırınca sopasını
sürüye katılıverirsin hemen
ve âdeta mağrur, koşarsın salhaneye.
Dünyanın en tuhaf mahlukusun yani,
hani şu derya içre olup
deryayı bilmiyen balıktan da tuhaf.
Ve bu dünyada, bu zulüm
senin sayende.
Ve açsak, yorgunsak, alkan içindeysek eğer
ve hâlâ şarabımızı vermek için üzüm gibi eziliyorsak
kabahat senin,
— demeğe de dilim varmıyor ama —
kabahatın çoğu senin, canım kardeşim! "

Tamam mı şimdi.

Haydi ısmarla bakalım 70 lik rakımı!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Karaduman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.