Yangın Yeri

Sönmeyen bir yangının, bitmek bilmeyen bir felaketin ve adı konmamış bir trajedinin kıyısını da aştık, şuursuzca çırpınıyoruz…

Bombalar patlıyor, uçaklar kalkıyor, kanallar canlı yayınla yıkımın haberini yapmak için kıyasıya yarışıyor…

Savaş habercisi bir hareketlenmenin heyecanıyla tutuşan medya, en şahlanmış manşetlerini sıralayarak, savaş çığlıklarını kutsuyor adeta…

Tam isabet, kimse sabrımızı test etmesin, misliyle karşılık verdik…

Ne demekse bu misliyle… Benim babam senin babanı döver histerisiyle ortaya çıkan bu “misli” geçmiş zamanı düşünmeden edemiyor insan…

Geçtik, çıktık, vurduk…

Bir ülkenin en talihsiz kaderi, milli duyguların her dönemde olduğu gibi bugün de, iktidar uğruna harcanmasıdır…

Hepimizin psikolojik dengesinin bozulduğu, normal olanın horlandığı, doğallığıyla yaşayanların küçümsendiği, iyi olan her şeyin hedef olduğu bir ortama doğru savrulduk…

Suruç’ta gencecik çocuklar katledildi, sonra ardı ardına gelen her düşünceden, her inançtan ölümler…

En kötüsü de ölümleri bile ayıran bir ruh haline büründük… Yönetenler ayırdıkça, halkın diline düşen söylemde ayrıldı…

Her sıkışıklıktan sonra sesi yükselen, misliyle karşılık vermekle övünen, ağlayan, öfkeyle çıkışan bir iktidar korosunun tutsakları olduk ne yazık ki…

Gün geçmiyor ki operasyonla uyanmayalım. Gencecik göstericilerin yaka paça gözaltına alındığı ülke de, birilerinin dinlenme tesislerine davet eldir gibi gözaltına alındığına şahit olduk…

Kentler tedirgin, insanlar şaşkın, at izi it izini kovalar duruma gelmiş ve bu ortamda, kontrol edilemeyen sınırların yarattığı kaosla birlikte, savaş sever koro, misliyle yazıp, tetikçilik yaptıkça coşuyor…

İki saatte savaş kazanılıp, bir başka ülkenin başkentine girileceğini savunan savaş uzmanlarını ekranlarda görmeyeli epey zaman oldu…

İktidar sarhoşu olanlar, eskisi gibi sesini yükselterek, memleketin idare edileceğini sanıyor…

Gencecik insanların öldüğü bir yerde neden siz yoktunuz diyen devlet yetkilileri hortladı yeniden…

İktidarın halkıyla ilgili hesabını veyahut niyetini öğrenmek için kafa yormanın bir manası kalmadı çünkü…

Aklımızla alay edenlerin, akan kana ve yaşanan tedirginliye yaklaşımı herkesçe malum…

Lakin,

Yıllardır bir şekilde uyutulan bu halk, gün gelecek kanıksatılmış gibi görünen bu dönemi

En çirkin,

En korkunç,

En sorumsuz geçmişiyle hatırlayacak

Sahte basın mensuplarını,

Ekran şarlatanlarını,

Geçmişte konuştuklarıyla yutkunup, zoraki demokrat görünenleri

Sahte haber üreten basın tetikçilerini

En önemlisi de insan kanı üzerinden palazlanan savaş tacirlerini hatırlayıp, nasıl uyutulduğuna şaşıracak…

“Her toplumun karanlık dönemleri olmuştur” diye seslenen Nazım’ın, o duru sesiyle hatırlayacak belki... 2. Dünya Savaşı günlerinde yaşanan o karanlık dönemin yıkılışını anlatır gibi…

Cemal Süreya’nın o insancıl dizeleriyle hatırlayacak;

“Biz yeni bir hayatın acemileriyiz

Bütün bildiklerimiz yeniden biçimleniyor

Şiirimiz, aşkımız yeniden,

Son kötü günleri yaşıyoruz belki

İlk güzel günleri de yaşarız belki

Kekre bir şey var bu havada

Geçmişle gelecek arasında

Acıyla sevinç arasında

Öfkeyle bağış arasında…”

Murad DEMİRKOL

.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murad Demirkol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket İmamoğlu Cumhurbaşkanlığına Aday Olursa Oy Verir misin?