Nasrettin Hoca, Hacivat, Karagöz, Google ve Gaziantep

Çarıklı erkânların özelliği, okuma yazmaları olmasa da günlük yaşamdan yola çıkarak verdikleri örneklerle insanlara doğru yolu göstermeleridir.

Nasreddin Hoca, zaman zaman okumuş yazmış bir “kadı” rolünde gözükse de genel anlamda “alaylıdır” yani “mektepli” değil.

Hoca’nın “bindiği dalı kesme” öğretisi bizlere ağaç kesme figürü ile gösterilmiştir. Aslında bu işin ağaçla filan ilişkisi yoktur. İnsan vücudunu bir ağaç kabul edersek, içilen her sigara yaşam için vurulmuş bir “kesme” aracı değil midir?

Hoca, göle maya çalarken “ya tutarsa” dediğinde aptallığını mı ortaya koymuştur dersiniz?

Hoca, gölün maya tutmayacağını bilmez mi?

Ama Hoca “Sen insanoğlusun… İmkânsız denen şeyi yapabilirsin. Bir dene” mesajı vermiştir. Kim inanırdı ki, insanoğlunun uzaya gidebileceğine. Bekli de Hoca’nın “dene” deyişi çok etkili olmuştur bu işte ne dersiniz?

Gaziantep’te mesleki açıdan ilklere imza atan birisi olarak bazı şeyleri denemeye kalktığımda karşımda “kimleri” görmedim ki… Yafta da hazır “Solcu-komünist !”

Gelelim “gölge oyunumuzun” baş aktörleri olan Hacivat ile Karagöz’e…

Hacivat bir “çelebi”dir. Yani okumuş-yazmış bir adamdır. Karagöz ise “zır cahil” yani cahilin de cahili bir adamdır.

Hacivat, Karagöz’e hep “doğruyu” anlatır. Ama Karagöz bunları hep “yanlış” anlar. Ama ne hikmetse, bizler, gösterimde olduğu zaman, Hacivat’ı değil de Karagöz’ü severiz. Yani cahil olanı(!) Bu bizlerin “Karagöz” e benzemesinden, kısacası cahilliğimizden mi kaynaklanıyor dersiniz?

Gaziantep’te de “prim” yapan bazılarına baktığınız zaman cehaletin paçalarından aktığını görürsünüz. Karagöz gibidir ama Hacivatvari “bilgili” rolünü oynar. Bunu anlamak için çok araştırmaya gerek yok. Toplumu yönlendirenlere bakmanız yeter de artar bile!

İnsanlar önceden “kütüphanesi” ile övünürlerdi…

Bu, çok okumuş adamın bir yansıması olarak kabul görürdü. Münevver( aydın) di yani

Şimdilerde bu kalmadı. Artık kimse evine özel olarak kütüphane yaptırmıyor.

İnternet denen (na ) mert ortaya çıktığından beri bilgi alış-verişi boyut değiştirdi.

Giriyorsunuz www.google.com arama motoruna, ne istiyorsanız orada.

Yani günümüzün “kütüphanesi”nde…

AKP’nin kapatılma davasında savunmacı AKP’liler, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı’nı neyle suçlamışlardı hatırlayınız.

İddianame “google” dan alınmış!

Eğer bilgiyi, çağın kütüphanesi Google’den almak suçsa, dünyada bu kaynaktan bilgi alan herkes “suçludur”

Teknoloji, bıçağa benzer. Bıçak bir doktorun “neşterine” dönmüşse hayat kurtarır. Yok, eğer bir magandanın elinde “sallama” ya dönüşmüşse insan öldürür.

Gaziantep’te son günlerde bıçakla adam öldürme ya da yaralama olaylarındaki artışların nedeni, bilginin, “kötüye kullanılması” olarak açıklanabilir mi?

Hz. Muhammed’e ilk gelen emir” İkra” yani “ Oku” değil midir?

Allah, isteseydi Hz. Muhammed’e ilk emir olarak “para kazan” ı gönderemez miydi?

Yine Gaziantep’e bir bakalım; Cahilliğini “para” ile örtmeyi marifet sanan ne kadar “her devrin adamı” çoğaldı farkında mısınız?

Bunları da uzakta aramaya gerek yok. Gaziantep’in belli başlı lokantalarına gidip, ağzından salyaları akanları saymaya kalkarsanız yeter de artar bile.

Yalan mı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Karaduman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.