Hiç aldatıldığınızı düşündünüz mü?

Bu, televizyon kanallarındaki “ Kocam Size Emanet” programının perde arkası filan değil…

Bu, -kitabın yazarını unuttum- “ Dost Edinme Sanatı” nın bize özgü yansıması.

Diyelim ki iyi niyetinizle bir şey yapmak istiyorsunuz…

Birkaç kişinin görüşüne başvurmanız geçti içinizden.

Ne yaparsınız?

Elbette arar ve konuşursunuz.

Düşüncenizi belirttikten sonra ona “ Bu aramızda özel bir konuşma” dediğinizi düşünün.

Konuşma bittikten sonra gönül rahatlığıyla bir kadeh rakınızı yudumladığınızı düşünüyorum.

O da ne!

Aradan fazla bir zaman geçmeden konuştuğunuz “ özel “ konu başkaları tarafından duyulmaya başlıyor.

Söyler misiniz bana “ dost ve özel” kişinize bundan sonra güvenebilir misiniz?

İçerisinde, ülke sevdası dâhil yaşamına renk katacak hiçbir girişimde bulunmamış, olaya salt paragözlüğüyle bakmayı meslek edinmiş kişilerle yaşamın rampasına çıkarsanız, sizi geri vitese takarak tornistan etmez mi?

Elbette ki elimizdeki malzeme bu!

Siz, hiç te iyi olmayan iyi niyetinizle konuşuyorsunuz, O bu durumdan vazife çıkartmaya çalışıyor.

Siz, bataklığı kurutmak için projelerinizi açıklıyorsunuz, O, bataklıkta üreyen sivrisinek tarafından ısırılmak için sıraya giriyor.

Bunun adı günahtır…

Bunun adı ayıptır…

Bunun adı aldatılmaktır.

Bunun adı güven duymamadır.

Ben Atilla Karaduman olarak, elbette yaşamımda ufak-tefek yalanlar söylemişimdir.

Ama hiçbir “dostumu” aldatmadığım gibi arkasından kuyu da kazmadım.

Mesleğimde başarılı olduğuma inanıyorum…

Yanımda yetişen, emeğimi verdiğim gazetecilerin de hep öyle olmasını istedim.

Ama Başı dik, sırtı pek, karnı tok onurlu gazeteci olmak yerine “üç kuruş alıp takla atmayı” meslek edinmişlere söyleyecek şu sözüm olacak.

Unutmayın ki “ Bugün para alan yarın emir alır”

Galiba en iyisi, bizim Polis Adem’in yerinde Hurşit’in pişirdiği tavukla kafayı çekip, Hasan’ın arabasıyla eve gitmek.

Polis Adem dedim de onun şu sözü çok hoşuma gider “ İyi olur inşallah. 40 yıla kadar”

Ne dersiniz?

Mücadeleye devam edeyim mi?

Eğer edersem şunun bilinmesinde yarar var:

Hiçbir zaman “ fareli köyün kavalcısı olmam”

Bana güvenen dostlarımı üzdüğümü de biliyorum.

Onlar kusuruma bakmasınlar. Hatta özür diliyorum.

Ben, çok karakış görüp “pes” etmeyen kuşaktanım.

<?xml:namespace prefix = o ns = "urn:schemas-microsoft-com:office:office" />

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Karaduman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.