DIŞARI DEĞİL, İÇERİ BAKIN

Olaylar beklendiğinden hızlı gelişiyor. Birçok yerde söyledim ve yazdım: Mart’a kadar bu ülkede çok şey değişir diye.

Başta Başbakan Erdoğan olmak üzere, birçok kanaat önderi, gazeteci, köşe yazarı son gelişen yolsuzluk operasyonunda cemaatin parmağı olduğunden neredeyse emin.

Bu nasıl bir örgütlenmedir ki, tüm istihbarat birimlerini atlatarak Türkiye’nin göbeğine kadar girip, gizli kasalarını açıp, tüm pislikleri ortaya dökebiliyor? Cemaati burada tek başına bir figür olarak görmek mümkün değil. Zaten kendileri de bunu söylüyor. Saklamaları için de bir neden yok, zira böylelikle güç gösterilerini hükümetin iliklerine kadar hissetmelerine neden olur eğer tek başlarına bunu başarabildilerse.

Ama öyle değil.

Cüneyt Zapsu’nun “deliğe süpürmeyin, kullanın” demesinin üzerinden beş yıldan fazla zaman geçti. Daha o zamanlarda, özellikle “tezkere”nin reddinden sonra ABD’deki Erdoğan kuşkusu giderek artmaya, müdahale edilmek üzere dikkatlerin üzerinde yoğunaşmasına neden olmuştu.

İşin tuhaflığına bakın ki, Kemal Kılıçdaroğlu ve beraberindeki heyet ABD’ye gidip döndükten sonra, bir parmak düğmeye bastı ve yolsuzluk ile ilgili soruşturmalar başladı.

Oysa olayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun ABD seyahatiyle hiç ilgisi yok. AKP’den boşalacağı artık kesin olan hükümet koltuğuna CHP’nin geçeceği filan da yok. Gelecek günler bir koalisyona işaret ediyor.

Ama geri dönüp, şu günlerde yaşadığımız olayları bir yerlere koymak, içinden çıkılmaz kargaşayı değişik gözle değerlendirmek gerekiyor.

Herşeyden önce cemaati burada ayrı tutmak gerekir. Böylesine güçlü bir örgütlenmenin hiç sızdırmadan kimine göre beş kimine göre bir yıldır sürdürdüğü espiyonaj faaliyetinin ne derece mümkün olduğunu düşünmek gerek.

Gerçi cemaat mensuplarının kimler olduğunu ne gözlerine bakarak anlayabilirsiniz ne de nüfus kağıtlarına bakarak. Bizlerden uzak insanlardır, ama AKP zihniyetine yakınlardır. Aynı badem bıyıklarla gezip, tespih çekerek dolaşırlar, bu yüzden de AKP mensubu ile cemaat mensubunu birbirinden ayırmak neredeyse imkansız. Bu durumda AKP hükümetinin istihbarat çalışmaları da boşa çıkıyor. Bu iş solcu toplamaya benzemiyor çünkü.

Yine de bu işin yalnızca cemaatin bir “oyunu” olduğunu düşünmek zor. Kendilerini ne kadar kamuflaj etseler de, bir noktada mutlaka açığa çıkarlardı. İnsani zayıflıklar, otoriteye güvensizlik, geleceği garantiye alma vb. gibi nedenlerle, mutlaka bir yerden fire verirdi cemaat.

İki kişi arasında bilinen bir olayın sır olmadığı gerçeği, milyonlarca insan arasında ise asla sır olmamaz.

Peki o zaman?

Cemaat işin bir ucunda olabilir ve gerçekten hükümet ile ciddi bir çatışmaya girebilir. Hükümetin elinde cemaatin dersanelerini ve ışık evlerini kapatmak dışında bir yaptırımı olamaz. Karşısındaki Koç veya CYDD değil ki, göndersin maliyeyi kessin cezayı. Bu yüzden somut olmayan bir örgütlenme karşısında somut mekanizmalarını çalıştırması mümkün değil.

Mossad, CIA gibi hayali yakıştırmaları tamamen geçiniz. Bunlar enflasyon ve trafik canavarı gibi her başımız sıkıştığında başvurduğumuz kaçış yolları.

Erdoğan’ı da korkutan, bizlerin de tüylerini diken diken eden bu hesaplaşma kavgasında taraflardan biri belli, AKP hükümeti, ama diğeri kim? Devletin içinde tüm organların istihbarat bilgileri devletin elinde. Bütün Türkiye’yi dev bir kulak gibi dinleyen BİM bile olanların arkasından seyirci gibi bakıp duruyor. Oralardan “tık” yok.

Hükümeti sorguya çeken Cumhuriyet savcıları. Onlar da başlarına gelecekleri biliyorlardı elbet. İşte Zekeriya Öz’ün durumu, onun için bundan sonra hayat zor olacak.

Görevden alınan emniyet teşkilatı mensuplarının da belleri kolay kolay doğrulmayacak. Ama bunu yaptılar ve sonuçlarını da biliyorlardı. O halde neden yaptılar? Neden savcılardan bir veya birkaçı böyle bir operasyona girişti? Neden polislerden onlarcası bulundukları mevkiyi kaybedeceğini bile bile böyle bir operasyonda yer aldı?

Bunun tek açıklaması var: Artık AKP ve Recep Tayyip Erdoğan döneminin bitmiş olması. Gelen mesajlardan en çok emniyet haberdar. Yargı da yapılan usulsüzlüklerden, adil olmayan yargılamalardan, talimatla karar almaktan şikayetçi. Dönem değişiyor ve AKP yerine hükümete gelecek bir ya da birkaç siyasi parti bunun bedelini AKP’ye ve onun memurlarına, valilerine, emniyet müdürlerine ödetecek. Bundan kaçmanın tek yolu da zaten bilinen bir yolsuzluk faaliyetini ortaya çıkarmaktı. Çıkardılar. Hükümet artık bundan sonra ne yaparsa yapsın, insanların aklında para makinesi, ayakkabı kutusu ve buna benzer ayrıntılar kalacak.

Ne Mossad, ne CIA ne MI6 ne de benzeri istihbarat örgütlerinin bu işle ilgisi yok. Korku daha önce iktidar tarafından üretiliyordu, şimdi iktidara yakın olmak korku üretmeye başladı. Yolsuzlukların bu boyutlara kadar çıkması hükümeti olduğu kadar, biz sıradan insanları da derinden etkiledi. Yolsuzluk, hırsızlık, adam kayırma işine şu veya bu şekilde bulaşmış insanlar, bu iktidarın bin yıl süreceğini falan düşünüyordu herhalde. Tıpkı Çevik Bir’in 28 Şubat’ın bin yıl süreceğini iddia etmesi gibi. Ama görüldü ki, AKP hükümeti gidici. Bu durumda kendisini kollamayacağından emin olduğu bir iktidara karşı elinde bilgi, belge olan insanların toplu hareketidir bu. Onların elindeki bilgi ve belgelerin hiç önemi yoktur aslında, ama buna kalkışan devlet içindeki yapılanma elbette sağlam delillerle yola çıkacaktır.



M.İdil

Gaziantephaberler.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Mümtaz İdil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.