Taha Akyol'un konukları bu sorulara yanıt veremiyor

Tam üç gün, abartmıyorum üç gün hastalandım ve yattım. Neden olduğunu bilemiyorum. Eskiden üç ayda bir başıma gelirdi, artık iki ayda bir başıma geliyor. Ama mesele bu değil.

Mesele, odamda yalnız kalmamak için salonda yatarken açık televizyonda uyur gezer dinlediğim Taha Akyol’un programıydı. Taha bey üç tane “akademisyen” almış karşısına ve IŞİD’i tartışıyordu.

İnanın tam üç saate yakın konuştu üç “akademisyen” ve anladığım tek bir şey olmadı. Zekamdan veya anlama özürlüğümden kaynaklanıyor sanmayın, anlattıkları bir şey yoktu. IŞİD kötüydü kötü olmasına, ama... IŞİD’in arkasında Suriye mi yoktu, İŞİD El Nusra ile kavga ettiği için mi Irak’a doğru yola çıkmıştı, IŞİD’in içindeki Arapların sayısı yüzde yirmilerde mi değildi, daha çok Batı Avrupa ülkeleri insanlarından mı oluşmuyordu... Konuştukça konuştular. Bir şey anlatmadan ve sadece bilgilerini birbirleriyle çarpıştırarak, güya bir şeyler anlatmaya çalıştılar.

Amacım onları eleştirmek de değil. Söylediğim gibi 40 derece ateşle yatıyordum ve yarı baygın anlatılanları dinliyordum. Kimse de bana o kadar hastayken dinlediklerini de anlamamış olabilirsin demesin, zira anlatılanların hepsini anlamaya çalıştım, ama bir şey anlamadım.

Gelelim IŞİD gerçeğine. Bu sevgili “akademisyenlerimizin” anlatmaya, bizlere de kabul ettirmeye çalıştığı gibi bu vahşi örgüt Suriye’nin yetiştirdiği bir örgüt değil. Tersine, Suriye rejimini yıkmaya çalışan, bu nedenle de Türkiye’den de ciddi yardım alan bir örgüt. Örgüt bile sayılmaz, zira hiyerarşik bir yapısı da yok.

İşin içine Suriye desteği girince, doğal olarak Rusya da katılmış oluyor. Oysa IŞİD, Suriye’ye diş geçiremediği için bölgeden ayrılıp, Kuzey ve Orta Irak’ı ele geçirmeye başladı. Silah yardımını ise tıpkı Yemen’in Aden limanında bisküvi kutularında ele geçen silahlar gibi Türkiye’den temin etti.

Taha Akyol’un konukları neden Türkiye’nin Musul’u işgal ettiğinde konsolosluğumuzu tek bir kurşun atmadan ele geçirdiğini de açıklayamadılar. Uluslararası arenada konsolosluklar vatan toprağı sayılır ve savaş nedenidir. Ona da değinmediler.

Türkiye’nin Kuzey Irak ve Suriye politikalarında birkaç yıldır yaşadığı ve tarihsel hatalarla dolu politikası hiç konuşulmadı. Varsa yoksa, IŞİD’in nasıl bir yapıdan oluştuğu tartışıldı. Hatta yaptığı vahşet bile gündeme gelmedi.

IŞİD, ABD veya herhangi bir başka emperyalist ülkenin yarattığı bir terör örgütü değil. Kendilerini Irak petrolünün sahibi sanan, başında da kukla bir lider olan Bağdadi’nin bulunduğu bir çapulcu ordusu. Vahşet ile yarattığı korku imparatorluğu, bugün artık dünyanın hemen her bölgesinde terör örgütlerinin yarattığı bir yönetim biçimi.

Barzani’nin peşmergeleri çil yavrusu gibi dağılınca, PKK-PYD devreye girdi ve IŞİD ile mücadeleye başladı. O zaman Türkiye’nin en büyük çelişkilerinden biri ortaya çıktı: Ya IŞİD’e destek verecek ve tüm Irak’a sahip olmalarına göz yumacaktı ya da bu kez IŞİD’e değil PKK-PYD güçlerine destek verip, Irak’ın kuzeyinde oluşacak bir Kürt cumhuriyetine, özerk bölge demiyorum, cumhuriyetine izin verecekti.

ABD Başkanı Obama önceki gün yaptığı ulusa sesleniş konuşmasında, ABD’ye yapılacak her düşmanlık, o insanların dünyanın hiçbir yerinde kendilerine sığınacak yer bulamayacağı konusundaydı. IŞİD ile sonuna kadar savaşacaklarını ve taviz vermeyeceklerini söyledi. Bu söyleme İngiltere, Fransa, Almanya, Suudi Arabistan, Mısır, hatta İran bile katıldı ve gerekli desteği vereceğini söyledi. Söylemeyen üç ülke vardı: Katar, Türkiye ve İsrail. Türkiye IŞİD elindeki rehineleri bahane ediyordu büyük ihtimalle, ama iş o kadar da basit değildi. Zira IŞİD sembolik liderleri Bağdadi’yi alıp Türk rehinelerin bulunduğu yere götürecek olsa, ABD gözünü kırpmadan bizim rehinelerle birlikte Bağdadi’yi yok etmeye dünden hazırdı.

Bir bakıma İkinci Dünya Savaşı’ndan da büyük bir koalisyon gücü IŞİD’i yok etmek üzere kolları sıvamıştı, ama Türkiye aralarında yoktu. Rusya ve Çin IŞİD bahanesiyle Suriye üzerinde oyanmak istenen bir oyun olursa, böyle bir koalisyonda yer almayacağını açıklamıştı. Ama işin özünde IŞİD’in ortadan kaldırılmasına her halükarda destek vereceklerini de bildirmişlerdi.

Ama Türkiye işin içinde yoktu.

Türkiye’nin meselesi IŞİD’in ortadan kaldırılması değildi çünkü. Oluşumunda önemli destek verdiği böyle bir örgütün şimdi “yabancı” güçler tarafından ortadan kaldırılmaya çalışılmasını kabullenmek istemiyordu.

Televizyonlar, yaklaşık dört aydır IŞİD’in elinde bulunan rehinelerimizle ilgili olarak aylar sonra Başbakan Davutoğlu’nun sözlerini alt yazıdan geçmeye başladılar. Daha önceki “kimse sabrımızı sınamaya kalkmasın” söyleminden daha farklıydı bu kezki söylem, ama sonuçta kamuoyuna “sağlar ve en kısa zamanda sorunu çözeceğiz” söylemiydi. Oysa tüm Türkiye’nin yarısı kadar Davutoğlu da biliyordu ki, rehinelerin kurtarılması sadece ve sadece IŞİD’in insafına kalmış bir olaydı ve onlarda da bu insaf yoktu.

Nitekim dün bir İngiliz’i aynı yöntemle öldürerek, tekrar dünyaya ve onun oluşturduğu koalisyona meydan okudular.

ABD’nin önde gelen gazetelerinden Washington Post “teröristleri öldürerek terör belasından kurtulamazsınız” başlığını atarken, sonuna kadar haklıydı. Zira terör elemanları insan da olsa, terörün kökeni insanı kullanan ideolojiydi. Yıllardır körüklenen din ideolojisi sonunda başlarına bela olmuştu ve ABD dakka başı hava saldırısında bulunsa da artık o topraklardan terörü silemeyeceğini bizimkilerden daha iyi biliyordu. Kendi vatandaşlarının bizzatihi terörün birer elemanı olduğunu bilen koalisyon ortakları hangi savaş yöntemiyle bu kangreni yok edebilecekti ki?

Topun aslı sahibi Türkiye. Koalisyon ortaklığına burun kıvırdığı, çekimser kaldığı için tüm sorumluluğu da üstlenmek zorunda. Bunu rehineler kriziyle açıklamak gibi bir şansı da yok üstelik. Rehineleri oradan üç beş zayiatla da olsa kurtaracak bir yığın anti terör timi var dünya üzerinde, ama Türkiye’nin bunlardan hiçbirine başvurmadığını da biliyoruz.

IŞİD belki sonunda Türkiye’ye Kerkük petrollerini bağışlayacak, ama bu çok kanlı bir enerji olacak.

Mümtaz İdil

Odatv.com

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Mümtaz İdil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket İmamoğlu Cumhurbaşkanlığına Aday Olursa Oy Verir misin?