DİKTATÖRE BAK DİKTATÖRE (7)

Seri yazılarımızın sonuna gelmiş bulunuyoruz... Türkiye 16 Nisan Pazar günü tarihi bir sınava girecek...

Tabi ki karar yüce milletimizin...

Yazılarımızda, DİKTATÖRLÜĞÜN (TEK ADAMLIĞIN) ne denli karanlık, baskıcı ve otoriter bir rejim olduğunu...

Kaynağımız olan İran asıllı ABD vatandaşı Fathalı MOGHADDAM'ın "DİKTATÖRLÜĞÜN PSİKOLOJİSİ" kitabından aktarmaya çalıştık...

***

Demokrasinin güzelliği ve nimetlerini özümsemiş ve benimsemiş milletlerin, asla ve asla kendilerini diktatörlük (tek adamlık) ihtirasına kaptırmış siyasi liderlerine, bu yönde prim verebileceğini olasılık dahilinde görmeyiz ve görmüyoruz...

DİKTATÖRLÜK (TEK ADAMLIK) denilen baskıcı ve otoriter rejimin, pençesi altında ki insanları nasıl kahrettiğini dünya yüzünde ki örnekleriyle ibret alıcı biçimde, içimiz ürpererek görüyoruz...

***

Komşumuz İran 40 yıla yakın; seri yazılarımızda bu köşede örneklerini ve yaşanmışlıklarını belirttiğimiz üzere, diktatörlüğün pençesinde kan ağlıyor...

Gidip gördüğümüz İran'da insanların yüzü gülmüyor... Sanki gülmeyi unutmuşlar gibi... Gizli korku hemen her yerde egemen...

***

Siz bu satırları okuduğunuz anlarda ya da bir iki gün sonrasın da, Türkiye referandumunu yapmış olacak. Sonucun ne çıkacağı konusunda kesin yargıda bulunamıyoruz...

Zira burası Türkiye...

Son dakikaya kadar neler olup bitebileceğini kestirebilmek zor...

Yaşanan büyük bir olay, dengeleri değiştirebilir...

Örneğin, İktidar son günden bir gün önce memur aylıklarına yüzde 25 zam yapılacak ve Nisan sonuna kadar zam farkları 15 günlük süre içerisinde ödenecek diye bir açıklama yapmış olsa, acaba ne olur der siniz?

***

Tüm benzer fantazileri ve korkuları bir tarafa bırakarak, vatandaşlarımızın aklı selim sahibi olarak, sağduyu içerisinde kararlarını vermeleri gerekir...

Türkiye tarihinde TBMM'de böyle bir karar alınmadı.

Tartışılmadan, görüşülmeden, kavga dövüş, tekme tokat, göstere göstere güya gizli oy (!) kullanarak, apar topar 10 gün içerisinde alınmış olan bir Meclis kararıyla; Türkiye'nin geleceği ve akıbeti oylanıyor...

***

Düşünebiliyor musunuz ilahiyatçı geçinen aslında din tüccarı olan kimi muhteremler, sözde fetva veriyorlar... Efendim "Evet" vermek imanın gereğiymiş...

Muhterem! Bir ülkede yapılan referandumun, dinle imanla ne ilişkisi olabilir?

Şu zırvaya bakın. "Evet" vermek, dinin imanın gereğiymiş...

Hadi oradan din bezirganı!

Sen kimsin, enin boyun özgül ağırlığın ne ki böyle saçma sapan açıklamalarda kendini yetkili görüyorsun...

Söyle bakalım, Kur'an'da hangi surenin ayetinde "Evet" vermenin dinin ve imanın gereği sayılıyormuş...

Yüreğin yetiyorsa çık ortaya bu saçmalığının dayandığı yeri bize Kur'an'da neredeymiş göster, açıkla!...

Mütedeyyin vatandaşlarımızı Allah'la aldatarak, Kutsal Kitabımızı şahsi emellerinize, haksız ve mesnetsiz yere alet ederek, çirkin emel ve hedeflerinize ulaşamazsınız!....

SON SÖZ...

Hangisi çıkarsa çıksın. Evet ya da hayır. Milletin kararına saygı duymamız gerekir. Ancak, umarız sağduyu halkımız, vatandaşlarımız ülke adına en hayırlı kararı vereceklerdir...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Özbey - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.