Kol Böreği, Logo ve saygın kel adamın ölümü...

Demokritos, Abdera adı verilen, Ege kıyısında bir bölgede yaşamış, bu yüzden de Abderalı Demokritos olarak anılıyor. Birçok akıl yürütmesi olduğu kadar, ünlü hekim Hippokrates’in de yakın dostu. Onunla birlikte birçok hayvan üzerinde deneyler yaparak önemli gelişmelere imza atıyorlar.

Heredot kadar çok gezdiği, dolaştığı söylenen Demokritos bir seyahatten sonra Abdera’ya dönmüş. Abdera’da zengin, saygın kafası pırıl pırıl parlayacak kadar kel bir adam yaşarmış. Birgün tuhaf bir olay olmuş, bu kel adam kafasına gökten bir kaplumbağanın düşmesi sonucu ölmüş. Zavallı adamcağızın kafası parçalanmış ve oracıkta ruhunu teslim etmiş.

Bu ölüm şeklini Abdera halkı hiç anlayamamış. Bir kaplumbağın gökte ne işi olduğunu çözememişler. Haydi gökte bir şekilde bulunuyordu, gelip kel, saygın, zengin adamın kafasına nasıl oldu da düştünü hiç hayra yoramamışlar. O sırada büyük değer kaybı içinde olan Olympos Tanrılarının da bu işte parmağı olmadığını konuşuyorlarmış. O halde nasıl olmuş da kaplumbağa göğe çıkıp, zavallı saygın kel adamın tam da başına düşmüş?

Ama hikayenin en önemli olan ayrıntısı dedikodular içinde unutulmuş gitmiş; Abderalı bir ayakkabı ustası, kaplumbağanın saygın kel adamın kafasına düşmesinden birkaç dakika önce gökte dev bir kartal gördüğünü anlatmış. Kimse önemsememiş.

Olay Abdera’da çok çeşitli söylentilere yol açmış. Sonunda kaplumbağanın saygın kel vatandaşın kafasına düşmesinin tamamen talihsizlik olduğuna karar vermişler. Ama kentin aklı başında üç beş kişisi de şunu sormaktan da kendilerini alamıyorlarmış: Koskoca Abdera kentinin en talihsiz kişisi, üstelik de saygın bir yeri olan, kel ve saygın adam mıydı?

Sonunda zavallı saygın kel adamın atalarından birinin büyük bir suç işlediğine karar verilmiş ve yine de olay Olympos Tanrılarına mal edilmese de, bir şekilde “cezalandırma” olarak kayıtlara geçmiş.

Ta ki Demoritos’a soruluncaya kadar.

Abderalılar arasında hikaye abartılarak söylene dursun, Demokritos’un, pek de önemsememden dinlediği, saygın kel adamın ölümüyle ilgili açıklaması son derece basit olmuş. Şöyle bir akıl yürütme yapmış Demokritos: “Kartallar kaplumbağa etine bayılırlar. En sevdikleri yiyecektir. Ama kartal ne kadar uğraşırsa uğraşsın, ne yaparsa yapsın, kaplumbağanın kalın kabuğunu delip de hayvanın etini yiyemez. Bu nedenle de yerden kapıp havalandığı kaplumbağayı çok yüksekten, parlak ve sivri bir kayayı gözüne kestirip onun üzerine bırakır. Böylelikle kaplumbağanın kabuğu kırılır, kartal da rahatlıkla kaplumbağanın etini yer.

Eee, demişler kentin akilleri, bunun saygın kel adamın ölümüyle ne ilgisi var?

Demokritos, pençesinde ganimeti kaplumbağayı taşıyan kartal, kentin saygın kel adamının güneşte parlayan kafasını görünce, adamın kel kafasını tam aradığı türden sivri bir kaya parçası olarak düşünüp, kaplumbağayı tam saygın kel adamın kafasının üzerine bıraktığını, bunun da normal bir şey olduğunu söylemiş. Kaplumbağa da adamın kafasına çarpınca onu öldürmüştür. Mesele bu kadar basit. Bunun Tanrıların gazabıyla da, talihsizlikle de, kadersizlikle de ilgisi yok, diye açıklamış ve şunu eklemiş: “Kader diye bir şey yoktur. İnsanlar kendi güçsüzlüklerini ve kararsızlıklarını haklı çıkarmak için kaderi kendileri uydurdular. Hiçbir şey öylesine laf olsun diye, anlamsız olmaz; her şey mantıklı ve zorunlu bir nedensellikle olur. Bizim kadere yüklediğimiz her şeyin belirli bir sebebi vardır.”

“Kentin saygın bir kişisinin kırlara gezintiye çıkmasında, bir kartalın da yukarlarda uçmasında şaşılacak bir şey yoktur. Abdera dolaylarında bir yığın kartal uçar. Bir kaplumbağanın öyle şiddetle kel adamın kafasına çarpmasında da şaşılacak bir şey yoktur. Ne kadar yüksekten atılırsa, düşüşü de o kadar hızlı olacaktır. Şaşırtan tek şey, bütün bunların aynı zamanda olmasıdır. Ama binlerce olay içinde, kırlarda gezintiye çıkmayla kaplumbağanın düşüşü farklı zamanlarda olurken, bu olayda ikisinin denk düşmesi de normal karşılanmalıdır.”

Demokritos’un akıl yürütmeleri ne kadar mantıklı olursa olsun, Abdera’lıların hep aklını karıştırmış. Ortada bir talihsizlik yoksa bu kadar da rastlantı olamaz ya?

Demokritos son sözünü başka bir akıl yürütmeyle şöyle bitirmiş: “Definenin bulunmasının nedeni, toprağı bostan yapmak için işlemek ya da zeytin ağacı dikmektir...

Yukarıdaki hikayeyi gaziantephaberler.com sitemiz yazarlarından olan A. Mümtaz İdil’in “ Saygın kel adamın ölümü” adlı kitabından aldım… Bu kitap üzerine yazı da yazmıştım. Şimdi gelelim asıl hikayeye Zira okuyup sorgulamayan, yalnızca " parayı" düşünenlerin söz sahibi olduğu bir kentte " ortak akıl" denilen bir kavramla yapılan herşeyin doğru olduğu kanısı yaygınlaşmış. Yukarıdaki hikayede de " ortak aklın" bir işe yaramadığı kanıtlanmıştır.

Xxx

Yine sitemiz yazarlarından Gazeteci-Mimar Doğan Özdinç, aylar önce Gaziantep’in yeni logosu üzerine yazılar yazıp karikatürize logolar hazırlayarak bunları sosyal medyada paylaşmıştı…

Özdinç, bir “ Ucube” ye dikkat çekmek istiyordu anlaşılan. Ama “ Ortak Akıl”dan geçilmeyen Gaziantep bunun farkına bile varmadı.

Yine sitemiz eski yazarlarından Gazeteci Murat Güreş, logo üzerine Facebook sayfasında “ Üçte biri yenmiş kol böreği” tanımlaması yaptıktan sonra CHP’li Meclis Üyesi Uğur Kalkan’a “ Bilgi Edinme Kanunu” çerçevesinde bilginin geldiğini duyurdu.

Bu gelişme üzerine Uğur Kalkan’ı arayarak kendisine verilen bilgilerin dokümanlarını istedim. Sonrası çorap söküğü gibi geldi. Haberi “ Üçte biri yenmiş kol böreği” tanımlaması ile bitirdikten sonra servise koydum ve kıyamet işte o zaman koptu.

Gazeteler, televizyonlar, internet siteleri, gaziantephaberler.com sitemizi kaynak göstererek haberi paylaştılar. Özellikle Odatv.com, Hürriyet,Posta,Cumhuriyet’e teşekkür ediyorum. Sözcü Gazetesi’ne ise sitemlerimi iletiyorum. Sözcü, haberinde “ Gaziantep Haberler”i kaynak göstermiş ama “ HABER” kısmını “ BOND”layarak, bizim sitemize değil, kendi gazetesine yönlendirme yapmış.

Tüm bunlar yaşanırken sabahları saat 04-05 lerde ( bu yazıyı da aynı saatte yazıyorum) “ haberin sürekliliği”ni esas alarak konuyla ilgili yeni haberleri oluşturdum.

Logo haberi Türkiye gündemine girmişti girmesine de bir türlü “ Gaziantep medyasında” herhalde “haber değeri olmadığı” düşünülerek pek yer bulamamıştı. Ama her ne hikmetse haberi yapmayanlar logoyu yapan şirketin övücü haberlerini vermeye başladılar birden bire. Herhalde “ kol böreğinin” bir bölümü onlara girmiş olmalı.

Üç gün telefon trafiğim durmadı desem yeridir…

Sonuçta; Güzel bir habercilik yapmanın “ Derinlemesine Perspektif”inin keyfini çıkartmaya başladım, yalansız dolansız.

Kasabın et sardığı kağıtların Bach’ın” Passıonlarının” olduğunu görerek şaşkınlığını gizleyemeyen Felix Mandelssohn’un attığı çığlık kadar keyifli hem de.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Karaduman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.