Gaziantep'in ' Önemli Şahsiyetleri" Y MİŞ !

Sosyalpaylaşım sitelerini seviyorum...

Enazından bir " BOK " olmayanlar, kendilerini burada ifade etme özgürlüğüne sahipler..

Gazetesicinden, mimarına,doktorundan turizmicisine kadar " "gaziantep'in önemli şahsiyetleri" diye fotoğraf paylaşmışlar..

Burada" önemli" nin yada " şahsiyetin" ne olduğuna dair tartışmaya girmeyeceğim...

Anlaşıldı...

Eziklikleri var...

"Önemli" görünmek gibi tutkulara açıklar...

Ülkenin ve dünyanın gelişimini, masaya yatırıp konuşmak isteseniz " lah lay lom" olurlar.

İstiyorlar ki herkes "benden " bahsetsin...

Geçen gün yazmıştım...

BİK. diye...

Çok ağır küfürler ve tahditler geldi...

Yazmayalım mı yani?

Gaziantep'i çepe çevre ele geçirmişler...

Bu Birleşik İbneler Kurumu'ndan aldığım tehditlerin haddi hesabI YOK...

İsterseniz Gaziantep Polisine sorunuz...

Uyuşturucu bunlarda, gasp ve hırsızlık bunlarda: Birleşmişler İbneler. Kurum haline gelmişler...

Ara sokağa düştünüz mü yandınız...

Örgütlenmişler

Gaziantep uyuşturucunun merkezi olmuş ki bu kurum haline gelmiş...

Polisin yakaladığı uyuşturucu miktarından bile belli oluyor bu.

Tüm bunlar olurken gülerek fotoğraf çektiren " önemli şahsiyetler", lütfetmiyorum. Emrediyorum. Şu yazıyı iyice okuyun. Cüneyt Ülsever hocamız yazmış

"İnsanın en büyük düşmanı kendisidir.

Zira her insan “ego kimliği” denen bir bela ile baş etmek zorundadır.

(Her türlü) Açlık ve cinsellik alt kimliği oluşturur ki sosyalleşme (örneğin ahlak, vicdan, akıl v.b. gelişmesi) ile denetlenemeyen “alt kimlik” bencil, kibirli, hatta ahlaksız bir “kişilik” yaratır.

Önemle az gelişmiş ülkelerin başarılı-başarısız az gelişmiş insanları çevrelerindeki her türlü olguya sadece “ben” gözü ile bakarlar.

“Beni görmeyeli beri nasılsın?”

Bakarsınız kişi çok zeki, çok yaratıcı, çok güzel, çok başarılıdır ama içinde zayıf, lime dökülen bir “kimlik” barındırır.

Bu tür yaratıklardan belki çekinilir, hatta korkulur, hatta hatta onlara özenilir ama insanlar bu tür yaratıkları sevmezler, kalben saymazlar.

Örneğin Levent Kırca ve Fatih Terim (zamanında) mesleklerinde çok başarılı olmuşlardır ama bana hep itici gelirler. Bu insanlarla aynı ortamda bulunmak istemem, bana verecekleri doğru nasihatler olsa bile onlardan yararlanmayı düşünmem. Zira medyada takip ederken bile “benliklerini” çekilmez buluyorum.

***

Bazen ego o kadar çok şişiyor ki, kişi kendisini her şeyin üstünde görüyor.

Hak da, hukuk da, sevgi de, aşk da onların “benlikleri” haline geliyor.

Üç örnek:

1)Aziz Yıldırım:

“Fenerbahçe’nin hakkı yenir, önü kesilirse ben her yeri basarım”, diyebiliyor.

Koyu bir Fenerli olarak kendisine soruyorum:

Aziz Başkan sen eşkıya mısın ki, haksızlık karşısında her yeri basma hakkını kendinde buluyorsun?

Hak, hukuk tanımayanlar seni önüne-arkasına bakmadan hapse tıktılar, en doğal insani hakkın olan özgürlüğünü elinden aldılar. Bu acı tecrübeden aldığın dersle ve ulaştığın yaş ile, mevki ile hakka/hukuka en fazla itibar etmesi gereken kişi sen olmak zorunda değil misin?

Keşke “Fenerbahçe’nin hakkı yenir, önü kesilirse ben hukuk önünde takıma sonuna dek sahip çıkarım”, diyebilecek olgunluğa sahip olsan!

***

2)Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan el salladığı kişiler kendisine el sallamayınca sigara içmelerine taktı ve:

“Terbiyesiz, Cumhurbaşkanı söylüyor hala içmeye devam ediyor”, dedi.

“Bak terbiyesize, babasının önünde bacak bacak üstüne atmış, sigara tüttürüyor”, sığlığında sarf edilmiş bu söz RTE’nin seçildiği görevi hazım edemediğinin göstergelerinden sadece birisi.

a)Yetişmiş insanların sigara içmesi ile “terbiyesizlik” kavramını bir araya getirmek ilkel bir mantık yürütmedir. Esasında RTE’nin egosu alkış/selam alamadığı insanlara bozuk atıyor.

b)Eğer, yasaklanmış bir yerde sigara içiliyorsa, bu durum Cumhurbaşkanı söylediği için değil, kanunlar söylediği için yanlıştır.

c)Eğer, yasak ihlal ediliyorsa bu durumu saptamak bir cumhurbaşkanının değil, olsa olsa İl Sağlık Müdürlüklerinin görevleri arasındadır. Gereğinde duruma zabıta el koyar.

Bir cumhurbaşkanı bu kadar basit bir işle uğraşacak seviyede egosuna mağlup olmamalı.

***

3)İş adamı Ali Ağaoğlu’nun “alt kimliği” de kendi inşaat şirketlerinin reklamına çıkmaya bir türlü doymuyor. Ağaoğlu cinsel ilişkiye girdiği kişileri teşhir etmeye de bayılıyor, adeta “bakın ne kadar çok ve değişik kadın beni seviyor!” sözlerini haykırmaktan kendisini alıkoyamıyor.

Son reklamında da:

“Beni seven faizsiz sevsin”, sözleri ile insanlara sesleniyor.

Ben de “Ali Bey; senden konut satın alacaklar seni neden sevsin?” diye sormaktan kendimi alamıyorum.

Hayatımda ilk defa “ticari ilişki” ile “sevgi ilişkisinin” bir araya geldiğini görüyorum.

Konut satın aldığınız şirketin, alışveriş yaptığınız mağazanın, film seyrettiğiniz sinemanın, televizyonunu kullandığınız fabrikanın sahibini sevip sevmediğiniz hiç aklınıza gelmiş mi idi?

Ali Bey’in reklamını görene kadar “patron” ile “sevgi” kavramlarını bir araya getirmeyi becerememiştim.

Şimdi kendimi sınayacağım: Acaba sürekli alış veriş yaptığım Migros’un, Carrefoursa’nın sahipleri ile duygusal bir ilişki kurabilecek miyim?

***

Dedemin “ev” ve “kedi” üzerine kurduğu bir dörtlemeyi hep tekrarlarım.

Tok evin tok kedisi, tok evin aç kedisi, aç evin tok kedisi, aç evin aç kedisi!

Demek ki aç kediyi tok evde bile doyurmak mümkün olmuyor!

Dr. Cüneyt Ülsever

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Karaduman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket İmamoğlu Cumhurbaşkanlığına Aday Olursa Oy Verir misin?