En çok satan gazetenin yazarları da bunu diyorsa bırakalım gidelim ülkeyi

Neredeyse tüm yazarların ortak noktası: “Evet, bu ülkede çocuklar istismar ediliyor, olabilir, ama bir muhalefet partisi lideri kadın bir bakana bunu söylememeliydi...”

Meryl Streep’in rahibe Aloysius adıyla başrolü üstlendiği, Philip Seymour Hoffman, Amy Adams gibi isimlerin rol aldığı “Kuşku (Doubt)” adlı filmde okula ilk kez kabul edilen afro-amerikan öğrenci etrafında dönen olaylar anlatılır. Rahibe Aloysius, Peder Flynn’ın (Hoffman) afro-amerikan öğrenciye karşı aşı ilgisi üzerine kuşkuya düşer ve film bu ilişkinin “cinsel” bir ilişki olup olmadığı üzerine kurulur.

Filmde geleneksel Kilise kurallarını korumak isteyen Rahibe ile bu kuralları yıkmak için çaba gösteren Peder arasındaki mücadele anlatılır. Film öyle tuhaf biçimde biter ki, ne Peder ile kara derili çocuk arasındaki ilişki cinsellikle bağlıdır ne de bu net biçimde aktarılır.

Dikkatinizi çekeceğim en önemli nokta, olayın katı kurallarla yönetilen Katolik bir kilisede geçmesi ve çocuğun kara derili olması üzerine kuruludur. Film anlatımı öyle bir noktaya getirir ki izleyiciyi, Peder ile çocuk arasında gerçekten bir ilişki olduğu izlenimi de ortaya çıkar.

Filmi izleyenler anımsayacaktır, zaman zaman Meryl Streep’e öfke duyacak kadar katı kuralların varlığı izleyicileri bile rahatsız eder, ama öyle sahneler vardır ki, rahibenin haklı olabileceği konusunda insan gerçekten “kuşkuya” düşer.

Rahibe Aloysius ve rahibe Amy için kilisenin kuralları katıdır ve aralarında büyük yaş farkı bulunan iki erkek arasındaki bu ilişki hoş görülmemektedir. Bu, bir özen ve dikkat meselesi olarak yansıtılır ve bu yakınlaşma hoş karşılanmaz. Aslında tam olarak Peder’in afro-amerikan çocukla neden o kadar ilgilendiği konusu da net değildir filmde.

Batı dünyası bu filme benzer yüzlerce film çekmiştir ve belki de kıta Avrupa’sının en önemli konularından biridir “pedofili”... Büyük bir suçtur ve şiddetle yasaklanmıştır. En büyük cezalar da bu suçları işleyenler için çalışır.

NEREDEYSE PEDOFİLİYİ NORMAL KARŞILAYACAK HALE GELDİK

Oysa bu ülkede pedofili neredeyse yasalarımıza girerek normal karşılanacak, o hale geldik.

Karaman’da bir veya birden fazla çocuk cinsel istismara uğruyor ve “kocaman”gazetelerimizden tutun da “kocaman” köşe yazarlarımıza kadar herkes neredeyse olayı alkışlıyor, AKP Milletvekilleri, “bir kereden bir şey olmaz” diye Ensar Vakfı’nı aklamaya kalkan Aileden Sorumlu Bakan Ramazanoğlu’nu kutlamak için kuyruğa giriyor.

Bu utanç tablosu da birçok “yazar müsveddesi” tarafından ayakta alkışlanıyor. Akılları sıra da“kadını koruma” kisvesi altına girilerek yapılıyor. Her gün en az iki kadının öldürüldüğü, bilemediğimiz onlarca çocuğun istismar edildiği ülkemizde bir kadın, üstelik de artık kadınlığını bir kenara koyması gereken bir makamda oturduğu halde, çocuklara yapılan istismarı “bir kereden bir şey olmaz” diye savunurken “kadın” olduğu akla getiriliyor.

Muammer Güler’in Zarrab için “önüne yatarım” sözünü Sema Ramazanoğlu’na kullandığı için hedef tahtası haline getirilen Kılıçdaroğlu bir anda kadın düşmanı ilan edildi.

Korku dağları aşmış durumda. Her şey bir kenara bırakıldı... Pozantı olayını ortaya çıkaran gazeteci hapis ile cezalandırıldı, üç yaşındaki çocuklara tecavüz edildi... Toplum suskun... Ama Sema Ramazanoğlu için “önüne yatarım” sözünü kullanan Kılıçdaroğlu “kadın düşmanı”,homongolos ilan edildi ya...

Tecavüze uğrayan evlatların psikolojisinden çok Ensar Vakfı’nın itibarını düşünen Aileden Sorumlu Bakanı’na çocuklar için sesini çıkarmayan ama Bakan için sokağa dökülen toplum... Bakan’ın ruh durumu çocuklarınkinden çok daha önemli...

Pes doğrusu...

EN ÇOK SATAN GAZETENİN YAZARLARI DA BUNU DİYORSA...

Okuyacak gazetenin kalmadığı bu zavallı ülkede, en çok satan gazetenin köşe yazarları çocuklara cinsel istismarı bir kenara bırakıp da, yaşını başını almış ve devlete bakan olmuş bir kadın için amacı ne olursa olsun kullanılmış bir cümle için muhalefet partisi liderini ipe çekiyorsa, bırakalım gidelim bu ülkeyi...

Neredeyse tüm yazarların ortak noktası: “Evet, bu ülkede çocuklar istismar ediliyor, olabilir, ama bir muhalefet partisi lideri kadın bir bakana bunu söylememeliydi...”

Bu mudur Türkiye’nin ahlak anlayışı. Çocuk istismarı ile ilgili araştırma komisyonu kurulmasını Meclis’te kim engelledi... Kim “taş üzerinde taş, baş üzerinde baş bırakılmasın,” diye “devleti cinayete” çağırdı? Bunlar Guetamala’da falan mı oluyor da toplum bu kadar duyarsız?

Ayşe Arman’ı ayakta alkışlıyorum. Tek doğru yazan o oldu. Her şeyden önce bir “kadın” olarak bunu yazmış olması gerçekten çok önemli. Meclis’te “küfürler gırla giderken” sesini bile çıkarmayan, Kadın Meclis Başkan Vekili’nin odasına kapısını bile vurmadan giren vekillerin olduğu bir mecliste kadınlar aşağılanırken, “önüne yatmak” deyimini beyinlerinin en ince kıvrımlarında bambaşka şekilde algılamaya hazır “erkek” vekillere karşı en iyi cevaplardan biriydi Ayşe Arman’ın yazısı.

Kadınlara uyduruk koruma verip, kravat taktığı için tutuksuz yargılanan kadın katillerinin aramızda dolaştığı bu toplumda, tutup da çocuk istismarını “bir kereden bir şey olmaz” diye savunan birine söylenecek çok söz varken, Kılıçdaroğlu yine en “kibar” biçimde anlatmıştır sitayişini...

Ayıptır ya hu! Çocuklar bizim çocuklarımız. Son iki ay içinde bu kaçıncı çocuk istismarı, tecavüzü? Bütün bunlar normal karşılanıyor da, bunları engellemekle görevli bir bakana tek laf edildi diye bütün TBMM’nin AKP-MHP vekilleri nasıl “kadın dostu” oluveriyorlar? Kadınlar hakkında sayfalar dolusu küfürler, aşağılamalar yapan bu “erkek” vekiller, kendi bakanlarına tek laf edildi diye (üstelik lafta bir hakaret de yokken) bir anda “kadın hakları savunucusu” kesilebiliyorlar?

Siyaset bu kadar ucuzladı, bu kadar mı pespaye hale geldi?

Çocuklara tecavüz edilen Karman’daki Ensar Vakfı’na bağlı KAİMDER’deki olay Atatürk zamanında olsaydı neler olurdu, bir düşünsenize?

Duygusal bir yazı oldu, ama olay zaten duygusal. Olay çocuklarımız. Bildiğimiz ve ortaya çıkabilenler bunlar, bu duyarsızlık karşısında duymadıklarımız ve bilmediklerimizi bir hesap edin artık.

Bu taciz ve tecavüzlere uğrayan çocuklarımızın topluma sağlıklı birer birey olarak katılmalarını nasıl bekler ve umarız? Potansiyel insan düşmanları yetiştiriyoruz, ama kimin umurunda?

Tek sorun tatminde ve uçkurda...

Yazıklar olsun!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Mümtaz İdil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.

01

Bahattin Gülyuva - Öncelikle Mümtaz hocamı bu yazısından dolayı kutluyorum. Bir tek eleştirim var, sayın hocam siz bu ülkeye bakınca koca yazarlar, koskoca gazeteler, koskoca fikir adamları mı görüyorsunuz? Hiç sanmıyorum bu ülkenin bunlara sahip olduğunu...

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 07 Nisan 00:00