TÜRKİYE'DE ÇAĞDAŞLAŞAMAMA

Sevgili okurlar...

Ülkemiz son derece kritik bir sürecin içerisinde...

Durumu hepimiz biliyor ve hiç şüphe yok ki endişe, tedirginlik ve yeis içerisinde ( ne yazık ki uzaktan) izliyoruz...

Toplumumuzda tansiyonun ciddi ölçüde arttığı, insanlarımızın karşıtlık ve zıtlık duyguları içinde olarak, tehlikeli biçimde ayrıştığı bir atmosferi yaşamaktayız...

Devletin üst makamlarında, milleti temsil eden erklerin, kürsülerde akıl almaz konuşmalar yaptığı, birbirlerini aşağılayıcı tonda söylemlerde bulunarak, toplumda ki gerilimi giderek artıkları bir vaka!...

***

Geçmişin çağını ve önemini yitirmiş devletleri parlatmaya çalışarak, neyi amaç edindikleri bilinemeyen erkler; çağımızın tüm nimetlerinden aile boyu nasiplendikleri halde, "çağın düşmanı" görünmenin çelişkisini başarıyla(!) temsil etmektedirler...

Örneğin, çocuklarını eğitim için dış ülkeler bağlamında sadece batı ülkelerine gönderdikleri halde, öykündükleri Ortadoğu'nun sözde İslam geçinen hayran oldukları Arabistan ve benzeri ülkelere tahsil, terbiye ve eğitim almaları yönünden çocuklarını göndermeyi hiç düşünmemektedirler...

***

"Günümüzde din patiğinin öznesi piyasadır; Bu nedenle din insanı dönüştürmüyor, vicdanını rahatlatıp daha AHLAKSIZ kılıyor." ( Prof. Dr. İhsan Fazlıoğlu – Sözün eşiğinde – Paparesene Yay.)

"En dürüst kitleler, Kur'an'ın deyimiyle en Müslüman halklar, dinle fazla irtibatlı olmayan kitlelerden oluşmaktadır. Hatta ateistlerden oluşmaktadır...

Bir de yirmi dört saat din din diye bağıran, üç yüz metreye bir cami diken kötülük toplumu Müslüman ülkelere, özellikle Türkiye'ye ... Kitle siyasetçisinden sokaktaki satıcıya kadar üçkağıdın, yalan ve talanın ustası durumunda...

Din öncelikle riyakarlığın egemen olduğu bir kurumdur.Ne ateistin ne de de deistin riyakarlığa ihtiyacı vardır. Riyakarlığın prim yaptığı kurum dindir... Denebilir ki riyakârlık insanlığa din temsilcilerinin musallat ettiği bir beladır. (Yaşar Nuri Öztürk – Aydınlık – 9 Mayıs 2016 – "Kur'an dininin omurgası: Dürüstlük)

"1914'de yalnız İstanbul'da 178 medrese vardı.

Bunlarda 7.000 öğrenci yaşıyordu

Buna karşılık üniversitenin ilahiyat ve Edebiyat fakültesinde 348, Fen fakültesinde200, Hukuk fakültesinde 2.119 öğrenci vardı.

Üniversitenin bu en önemli üç fakültesindeki öğrenci sayısı, medrese öğrencilerinin yarısı kadar bile değil.

Medrese öğrencilerinin çoğunluğunun ortalama yaşı 35'ti.

Birçok da 40-45 yaşları arasında olanlar vardı.

Medreseler büyük bir işsiz ve asker kaçağı yuvası olmuşlardı.

(Türkiye'de Çağdaşlaşma – Niyazi BERKES – YKY YAY.

***

Uzun uzun anlatmaya gerek yok.

Yukarıda 3 Bilim adamından sunduğumuz pasajlar neyin ne olduğunu, felaketin ve çöküntünün kaynaklarının neler olduğunu ibret alınacak şekilde açıkça ortaya koymakta...

Ülke zangır zangır sallanırken, keyiflerini bozmayan, olan biteni tribünlerden maç izler gibi izleyen, sadece yaptıkları amigoluklarla misyonlarını yerine getirdiklerini sanan entel dantel, sözde Atatürkçü, laik ve demokrat kitlelere saygılarımızı sunarak yazımızı noktalıyoruz...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Özbey - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket Gaziantep’teki Belediyelerin Hangisinin Çalışmasından Memnunsunuz?
Tüm anketler