Yeni ev arkadaşlarım ve afyon

On küsur yıldan beri birlikte yaşadığım ilk ev arkadaşım oldukça kıskanç. Eve kendisinden özge birilerini getirmem hoşuna gitmez. Ama gönül bu, başka konuklar da istiyor. Hem de öyle böyle konuklar değil. Sürekli kalıcı konuklar.




Bunlardan 50 kadarını daha aileye kattığımda günlerce somurttu ilk ev arkadaşım. Hani ne deriz biz Gaziantepliler? Suratından düşen beş batman. Ama umarsızdı. Evin egemeni bendim ve istediğim kadar yeni konuk getirebilirdim.




Öyle de yaptım, tam 50 kök çiçek taşıdım evime. Kendisiyle birlikte 51 oldular. Kendisi mi kim? Daha önce yazmıştım ya canım: Bilgisayarım…

İlk ev arkadaşım, ne kadar haris biri olduğumu bilse, o 50 kök çiçeğe şükrederdi. Etmedi. Ben de yenilerini getirmeyi sürdürdüm. Ayrıca bir 50 kök de gül kalemi diktim.




Evimin içinde çiçeklerden geçilmez oldu. Ben şikâyetçi değildim elbette. Dolduruyorsam evime sevdiklerimi dolduruyordum. Bilgisayarımdı tek şikâyetçi olan. Ona da kulak asan kim?




Derken eve 5 yeni arkadaş daha getirdim. Japon balıklarıydı bunlar. Balıklar yeni evlerini hemen sevdiler. Sıcacık bir ortamda yaşamaya başlamışlardı. Yedikleri önlerinde, yemedikleri yanlarındaydı.




Bu arada size bir bilgi çıtlatayım, bu balık kısmına fazla yem verirseniz çatlayıp ölüyorlarmış. Balık başına sabah bir akşam bir draje hazır yem onlara yetiyormuş.




Benim balık merakım eskiden beri var. Hemen hemen yaşadığım her evimde akvaryumum da, balıklarım da oldu.




Son akvaryumumla balıklarımı Ankara’ya giderken bir arkadaşıma emanet vermiştim. Anadolu Basın Birliğinin Anadolu Gazetesi kuruluşunda bulunmak için gittiğim aylarda…




Dönüşümde arkadaşım, çocuklarının balıkları çok sevdiğini söyledi. Eh, eşek değiliz ya artık, anladık. O akvaryumum orada kaldı. Ben balıksızlığa dayanamadığımdan bu kez kendime yenilerini edindim.

***

Biz insancıklar da iktidardakinin ev arkadaşlarıyız. Ne var ki iktidardaki, bizim evimizdeki ev arkadaşlarımızı sevdiğimiz kadar sevmez bizi. Etmediğini koymaz bize. Dinin örümcekli tavasını başımıza geçirir.




Kendi kesesini doldururken bizim kesemizi boşaltır. İtirazı olanın soluğunu keser, zindana atar.




Haklı mı haksız mı bilemem. Bek haksız derim ama doğrusu onunda kendince haklı yanları var galiba. O yüzden bildiğinden geri durmaz.

Eee, ben nasıl ki evimin egemeniysem, o da ülkenin egemeni. Bize istediğini dayatır, istemediğimizi elimize verir.




Bu nereye kadar sürer? İddia tahmincileri “Bir 10 yıl daha sürer en azından” diyorlardı. Ne var ki evdeki hesabın çarşıya uymaması onun için de geçerliydi. Son günlerde hiç akılda fikirde olmayan gelişmeler bizim egemeni fırttırttı.




Bakalım sonu nereye varacak? Bize çektirdiği çilelerin artık sonuna mı yaklaştık yoksa o, “Budur sizin layığınız” diyerek istemediklerimizi elimize vermeyi sürdürecek mi?




Onun sonu senin, benim, bizlerin elinde aslında ama şu yuttuğumuz afyonun etkisinden bir kurtulabilsek…


# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Fevzi Günenç - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.