Fıkralar

Profesör...

Bir profesör konferans vermek üzere salona girmiş.
Ama bakmış ki salon, ön sırada oturan seyis dışında boşmuş. Konuşup konuşmama konusunda tereddüde düşen Profesör sonunda seyise sormuş:
—Buradaki tek kişi sensin. Sana göre konuşmalı mıyım, yoksa konuşmamalı mıyım? Seyis cevap vermiş:
—Hocam ben basit bir insanım, bu konulardan anlamam. Fakat ahıra gelseydim ve bütün atların kaçıp bir tanesinin kaldığını görseydim, yine de onu beslerdim. Bu sözlere hak veren Profesör konferansa başlamış. İki saatin üzerinde konuşmuş durmuş, konferanstan sonra da kendini mutlu hissetmiş, dinleyicisinin de konferansın çok iyi olduğunu onaylanmasını isteyerek sormuş:
— Konuşmamı nasıl buldun? Seyis cevap vermiş:
— Hocam sana daha önce basit bir adam olduğumu ve bu konulardan pek anlamadığımı söylemiştim. Gene de eğer ahıra gelir, biri dışında tüm atların kaçtığını görseydim, onu beslerdim, ama elimdeki tüm yemi ona verip de hayvanı çatlatmazdım.
"Ne kadar bilirsen bil, söylediklerin karşıdakinin anladığı kadardır."
Besmele
Nasreddin Hoca ve karisi konuşuyorlardı. Karısı:
—Benim yüzüme bakarken besmele çekiyorsun.
—Ne olmuş yani?
—İmam efendi, karisinin yüzüne bakarak yasin okuyormuş. Hoca güldü:
-Ben o kadını görsem, hatim bile indiririm!...

İNŞAAT USTASI
Bu olay gerçek hayatta olmuş ve basına yansımış bir olaydır.

*Büyükşehir Belediyesi Kuruluşlarından KİPTAŞ'ın Genel Müdür Yardımcısı Emin Batur'a, şantiyelerden birinde meydana gelen bir kaza sonunda kazaya maruz kalan duvarcı ustasının yazdığı tutanak:*

*İş kazası tutanağına planlama hatası diye yazmıştım. Bunu yeterli
görmeyerek, ayrıntılı anlatmamı istemişsiniz. Şu anda hastanede
yatmama neden olaylar aynen aşağıda anlattığım gibi olmuştur:
Bildiğiniz gibi ben bir duvarcı ustasıyım. İnşaatın 6. katındaki işimi
bitirdiğim zaman biraz tuğla artmıştı, yaklaşık 250 kg. kadar olduğunu
tahmin ettiğim bu tuğlaları aşağıya indirmek gerekiyordu. Aşağıya indim bir varil buldum, ona sağlam bir ip bağladım, 6. kata çıktım ipi bir çıkrıktan geçirip ucunu aşağıya salladım. Tekrar aşağıya indim ve ipi çekerek varili 6 kata çıkardım. İpin ucunu sağlam bir yere bağlayıp tekrar yukarı çıktım. Bütün tuğlaları varile doldurdum. Aşağı indim, bağladığım ipin ucunu çözdüm. İpi çözmemle birlikte birden kendimi havada buldum. Nasıl bulmayayım ben yaklaşık 70 kiloyum. 250kg’lik varil süratle aşağıya düşerken beni yukarı çekti. Heyecan ve şaşkınlıktan ipi bırakmayı akil edemedim. Yolun yarısında Dolu varille çarpıştık. Sağ iki kaburgamın burada kırıldığını sanıyorum. Tam yukarı çıkınca 2 parmağım iple beraber çıkrığa sıkıştı. Parmaklarımda bu sırada kırıldı. Bu esnada yere çarpan varilin dibi çıktı ve tuğlalar etrafa saçıldı. Varil hafifleyince bu sefer ben aşağıya inmeye varil yukarı çıkmaya başladı ve yolun yarısında yine varille çarpıştık. Sol bacağımın kaval kemiği de bu sırada kırıldı. Can havli ile ipi bırakmayı akil ettim. Başımı yukarı kaldırdığımda bos varilin süratle üzerime geldiğini gördüm. Kafatasımın da böyle çatladığını sanıyorum. Bayılmışım, gözümü hastanede açtım. Cenabı Hak'tan tüm kullarını böyle görünmez kazalardan korumasını diler, hürmetle ellerinizden öperim.

*Duvarcı Ustanız LAZ OSMAN


TEMEL VE ASLAN

Bir kasabaya sirk gelmiş. Sirkin geldiği gün aslan terbiyecisi istifa etmiş gitmiş. Patron panik halinde "hemen yerel gazeteye ilan verin acele bir aslan terbiyecisi bulalım" demiş. İlan vermişler, iki kişi gelmiş. Biri uzun boylu, sarışın bir fıstık, diğeri bildiğimiz bizim Temel, kel kafalı, kısa boylu ve şişman olanı. Patron,
—İkiniz de aslan terbiyecisi misiniz?" diye sormuş,
—Evet demişler. Kıza,
—Önce sen gir bakalım kafese demiş. Kız girmiş, arkasından kafesi kilitlemişler. Baba aslan kıza bakmış, ağır ağır yaklaşmaya başlamış, kız birden üzerindeki giysisinin önünü açmış, çırılçıplak. Baba aslan önce afallamış, sonra kıza yaklaşmış ve ayak ucundan başlayarak yukarıya kadar yalamış. Sonra, gevşemiş ve sakin, mutlu bir şekilde kızın ayaklarının dibine uzanmış yatmış. Patron dönmüş Temel'e,
—Sen de aynı şekilde yapabilir misin?" demiş. Temel,
—Elbette yaparım ama önce aslanı kenara çekin".


Hasta Koca

İktidarsızlığını kabullenemeyen adam bir türlü doktora gitmez. Kadın bir doktora gider sonunda ve derdini anlatır.. Doktor, kadına bir paket toz verir ve:
—Bunu yemeklerine koyarsan sorun çözülür, der.
Adam akşam gelir gelmez;
—Hadi hanım, bu akşam yemeği dışarıda yiyoruz. Giderler balıkçıya. Izgara lüfer ısmarlarlar. Kadın "Tuvalete" diyerek masadan kalkıp ızgaranın yanına gider ve ustaya;
—Kusura bakmayın, kocam hasta, onun balığına bu tozdan eker misin?
—Peki, der usta. Salata gelir, ama balıklar bir türlü gelmez. Onlardan sonra gelenleri de yer bitirirler. Adam öfkelenir, doğru ızgaraya giderek ustaya;
—Nerde yahu bizim balıklar? Bizden sonra gelenlerinki geldi, bizimkiler hala yok! Diye bağırır. Usta da aynı öfkeyle karşılık verir…
—Başlarım balığına! Bir saatten beri senin balığı yatırıyorum ızgaraya... Balık anında dikiliyor… Ben yatırıyorum o dikiliyor…

Eksik Testis

Eğitimini ABD'de tamamlamış, İngiltere'de mastır yapmış biri Türkiye'ye dönüşünde Koç Holding'e iş başvurusu yapıyor.
Görüşmeye çağrılıyor. Görüşme çok olumlu geçiyor. Adama işe kabul edildiğini söylüyorlar. Yalnız adam bir Kusuru olduğunu söylüyor.
—Nedir? Diye soruyorlar.
—Benim testislerimden biri eksiktir.
—Kusura bakmayın biz tam sağlıklı olmayanı işe alamayız diyorlar. Bir hafta sonra Sabancı Holding'e başvuruyor.
Aynen Koç Holding’deki gibi son derece olumlu görüşmenin ardından adam eksikliğini bildirince oradan da olumsuz yanıt alıyor. Bir hafta sonra kamu kurumuna başvuruyor. Başvuruyu görünce şaşırıyorlar. Ulan böyle nitelikleri olan adam ne Sabancı ne de Koç'a değil de kamuya gelmek istiyor' diye sevinip hemen görüşmeye çağırıyorlar. Adam görüşmeye gidiyor. Görüşmede çok beğeniliyor. Ve ertesi gün saat 09.00'da işe başlamasını söylüyorlar. Adam yine dürüst davranıp Testislerinden birinin olmadığını belirtiyor. Bunun üzerine insan kaynakları müdürü bir süre düşündükten sonra;
—Pekala, o zaman sen saat 10.00'da işbaşı yaparsın.
Adam şaşkınlıkla neden 09.00 değil de 10.00 'da işbaşı yapması gerektiğini soruyor.
—Valla biz sabah 09. 00'dan 10.00'a kadar ta...ak muhabbeti yaparız da...

BAY BAY
Adam bir taksiye el kaldırır, taksi durur. Adam gideceği yeri söyleyince, taksici kızarak
—Ohoo orası çok yakın alamam seni' der ve gazlar gider. Adam çok bozulur ama sonra bir şekilde evine gitmeyi başarır. Ertesi gün şans eseri bir bakar ki, dun geceki taksici, evinin önündeki taksi durağındadır ve üçüncü sıradadır. Adamın ise siniri hala yerindedir. Hemen plan yapar ve ilk taksi şoförüne yanaşır:
—Taksim’e kaça götürürsün?
—5 milyon.
—Sana 20 milyon veririm ama bir kere beraber olalım
—Hadi be sapık mısın, nesin? Defol! Adam bu yanıtı alınca ikinci sıradaki taksiye yanaşır.
—Taksim’e kaça götürürsün?
—5 milyon. Sana 20 milyon veririm ama bana evet de... Bir kere beraber olalım.
—Vay sapık vay, defol! Sıra üçüncü taksiciye, yani bizim taksiciye gelmiştir. Adam yanaşır:
—Taksim’e kaça götürürsün?
—5 milyon.
—Peki. Sana 20 milyon veririm ama bir şartım var!
—Nedir?
—Giderken diğer taksicilere el sallayacaksın! !
—Ayıp ettin abi tabii...

MUTLU ETME SANATI…
Bir gün Erdoğan ile Gül uçak yolculuğu yapıyorlarmış. Erdoğan, Gül’e
—Uçaktan aşağı 100 lira atıp, bir vatandaşı
sevindirebilirim demiş. Bunun üzerine, Gül,
—Ben ise 10 tane 10 lira atıp, 10 vatandaşı
sevindirebilirim diye atlamış ortaya. Konuşmaları dinleyen pilot iç geçirmiş ve yanındaki yardımcı pilot'a dönmüş:
—Şu ukalaları duyuyor musun? Ben bu 2 aptalı aşağı atıp
milyonlarca vatandaşı mutlu edebilirim, hala farkında bile
değiller"! Demiş.

Temel'in içine kurt düşmüş...


Dini bütün ve bununla her dem övünen Temel, tesettürlü ve güzel bir hanımla evlenir ve aradan iki ay geçtikten sonra bir gece karısına sorar:
—Ula Fadime, benden önce birkaç sevgilun olduğu doğru midur? Karisi:
—Dinle benum aslan yürekli uşağum; Evinde sıcak iyi yemeğin var midur? Temel:
—Evet, var Karısı:
—Temiz ve ütülü elbiselerin var mı? Temel:
—Evet var. Karisi:
—Evin düzgün ve temiz mi? Temel:
—Hem de nasul, çoook memnunum da! Karisi:
—Ha peku... Gece yatakta benimle sevişmekten memnun musun?
Temel:
—Hemde çokkk, sen ne deyisun, haçen aklimu başımdan alayisun... Karisi:
—Öyleyse söyle ha uşağum... Bütün bunları ben "Cami de, Kuran kursindamu öğrendum sanayisun... ?"

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Muzaffer'in Seçtikleri - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.