BEDELİ ÇİLE OLAN BİR AŞK HİKÂYESİ

Kars'ın bir mahallesinde seksenli yaşlarda yoksul bir kadını ziyaret ettim.

Kırık dökük tahta bir barakadan içeri girilen tek gözlü bir odada tek başına yaşıyordu.

Odanın sıvası rutubetten öbek öbek dökülmüştü. Kömür sobasının göz göz çürümüş borularından etrafa gözleri yakan kesif bir duman yayılıyordu.

Daracık bir pencereden solgun bir ışıkla aydınlanan odanın döşemesi betondu; yarısı eski bir kilimle, diğer yarısı da kartonla kaplanmıştı.

Yaşlı kadın sobaya yakın bir minderde oturuyordu.

Bedeni eriyip küçülmüştü, yaşlılık lekeleri ile beneklenen esmer yüzü kırışıklarla çizik çizikti ve dudakları yitmiş dişsiz ağzı içeri göçmüştü.

Kısık kahverengi gözlerini yerden kaldırmadan ölü bir sesle konuşuyordu.

Kaldığı mezarsı evi mahalleden bir hayırsever vermişti. Göğsü her nefeste körük gibi kalkıp inerken, "Allah iyi insanlardan razı olsun, yoksa bu kış günü ne yapardım!" dedi.

Sağlığını sordum. Ülser, nefes darlığı, kalp ve tansiyon hastası olduğunu söyledi. Göğsünde ve sırtında sık sık şiddetli ağrılar oluyormuş. "Beni bazen komşular hastaneye götürüyor, bazen de ambulans çağırıyorlar," dedi.

Bazı geceler ağrıları depreştiğinde, onu hastaneye götürecek kimse olmadığı için sabaha kadar iki büklüm beklemek zorunda kalıyormuş.

"Kimsen yok mu, çocukların nerede?" diye sordum.

Sırtına bir hançer saplanmış gibi ürperdi, yüzü acıyla kasılırken ağzında bir hıçkırık titremesi kımıldadı.

Acıklı bir sessizliğe gömüldü, cevap vermedi.

Hikâyesini dışarı çıkınca bir komşusu anlattı.

Yaşlı kadın hiç evlenmemişti.

Gençliğinde bir çocuğa âşıkmış. Ama babası o çocukla evlenmesine şiddetle karşı çıkmış.

Kız aylarca gözyaşı dökmüş, fakat yine de babasının inadını kıramamış.

Sevdiği gençle kaçıp başka diyarlara gitmek istemişler; ama ne o, ne de sevdiği genç buna cesaret edebilmiş.

Genç kız pek çok taliplisi olmasına rağmen kimseyle evlenmemiş.

Sevdiği genç de başını alıp bilinmedik bir yere gitmiş, onu bir daha gören olmamış.

Hayat bir süre sonra pençelerini göstermeye başlamış, kızın anne ve babası bir kazada ölmüş.

Yoksulluk rüzgârları kapısını çalınca, o da geçinebilmek için evlere temizliğe gitmiş.

"Keşke o zaman taliplilerinden biriyle evlenseydi," dedi komşusu. "Şimdi hiç değilse ona bir bardak soğuk su verecek bir kimsesi olurdu."

Yaşlı kadın aşkı uğrunda şimdi bu çileli hayatla ağır bir bedel ödüyordu.

Peki, aşk mı hayatı yenmişti, yoksa hayat mı aşkı? Zafer tacı hangisinin hakkıydı?

Yaşlı kadın eski gençlik günlerine dönse acaba yine öyle mi davranırdı?

Yoksa aklın çağrısına mı uyardı?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Alınak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket Gaziantep’teki Belediyelerin Hangisinin Çalışmasından Memnunsunuz?

tiktok takipçi satın al