Ben Her Mayıs Ölürüm (M.Vurgun)

1 Mayıs'ın anlamını öğrendiğim ilk gençliğimden bu yana izinli izinsiz, her türlü kutlamaya katıldım. Katılamadığım bu üçüncü 1 Mayıs. Halk TV'den, Twitter'dan, Facebook'tan izliyorum bı yıl.

Ters kelepçelerle yerlerde sürüklenen, kafası tekmelenen, kan revan içinde gençler... Bileklerim kanlar içinde benim de...

Biber gazı bulutları... Genzim yanıyor, gözlerimden sular seller, boğuluyorum.

Devletin işçiye, emekçiye, gençliğe, halka duyduğu öfkenin, kinin bu denli fütürsuzca... Göğsünü gere gere, adeta pis pis sırıtarak, hiç çekinmeden, utanmadan, arsızca... Hayatın ve evrenin değişmez sahibi yalnızca kendisiymiş gibi müthiş bir özgüvenle püskürtüldüğü ilk 1 Mayıs 2015.

Daha önceki saldırılarda düzenleyenler, emri verenler, kendilerini gizlemeye çalışırlardı, tüm kenti terörize etmekten çekinirlerdi. Şimdi, en geri ideoloji tacirliğinin verdiği güvenden kaynaklanan gözü dönmüş, kitle desteğine güvenen bir sivil iradenin iğrenç saldırganlığı kol gezmekte

1 Mayıs 2015...

İstanbul'umun her yanı TOMA... Gaz bulutu...

Hedef seçerek genç kafalara atılan gaz bombaları... Ah çocuklarım, yine çocuklarım, fırtınalarla boğuşan kırılgan fidanlarım benim...

Mezarlığa sığınan üç beş genç için tüm mezarlığa atılan gaz bombaları...

İstanbul'umun en kadim semtleri, copa, silaha, kelepçeye, seyyar karakola kesmiş, güneş görünmez olmuş.

Yollar kesilmiş, geçit vermez panzerler, TOMAlar... Havada fır dönen helikopterler...

Diktatörlüğün bekası için ülkemin dört bir yanında, etnik, dinsel, mezhepsel, siyasal ayrımcılıklarla insanları ateşlerde yakmanın aralıklarla sahnelenen, bitip tükenmez provalarından biri daha... Çok çok büyük yangınların tekinsiz habercisi...

Ah... Göz göre göre gelindi bu günlere...

"Yetmez ama evetler" le tapış tutarak, gericilikten demokrasi umularak, küresel güçlerin oyunları görmezden gelinerek döşendi bu yolların taşları.

Cumhuriyetin en geri, en yoksul, en elverişsiz koşullarında, bin bir zorlukla elde edilebilmiş aydınlanmanın zayıf ışıkları, sağdan soldan ama aynı sonucu vereceği besbelli saldırılarla köreltirilerek döşendi bu tekinsiz, bu tehlikeli yollar.

Bin nedamet getirseler de tarih aklar mı onları bilemem.

Vakit geçmiş sayılmaz.

7 Haziran 2015 seçimleri bir barikat oluşturabilir belki.

Faşist diktatörlük karşıtı tüm güçler tavrını koymalı bence. Muhalif, muhalife düşmanlığı bırakmalı bir yana. Muhalif muhaliften oy çalmaya çabalamak yerine bu büyük tehlikeye çevirmeli oklarını. Kimin aklı, yüreği hangisine yakınsa mutlaka sandığı gidip muhalif cenahtan bir partiye verilmeli oylar. "İlle benim desteklediğim partiye oy ver" deme dayatmacılığının iticiliği, düşmanlaştırıcılığı yerine, herkes sakince kendi düşündüğünü anlatmalı, derim. Yeter ki tüm ülkeyi kan gölüne çevirmeye kararlı faşizmin önüne bir barikat çekelim.

Tüm işçi ve emekçilerin bayramını/ bayramımızı bu dileklerin yanı sıra sevgili Meral Vurgun'un şiiriyle kutlayalım bu yıl da.

BEN HER MAYIS ÖLÜRÜM

ey özlediğim
beklediğim
geleceksen eğer yaşamak vaktinde gel
yaralı bir serçe gibi okşa yüreğimin tellerini
çünkü anılar da ölüyor insan yüzleri gibi

oysa Mayıs gecelerinde başka parlar yıldızlar
küllenmeyen acılar taşınır tarih sayfalarından
Mayıs geceleri anadan doğma çıplaktır ay
ve ben en çok Mayıs'da ölürüm

bir Mayıs
çoğalır taşarım meydanlardan
çoğaldıkça vururlar beni
ceset ceset düşerim alanlara
ve binler, on binler kalkar ayağa

isyan olurum altı Mayıs'da
yavuklu gibi sarılıp mavzere

düşerim Şarkışla yoluna
asılırım düşlerimden bir sabah
ve gelen gün daha kızıl doğar
daha kızıl bakar insanlığa

onsekiz Mayıs'da başım Munzur kadar asidir
tırnaklarım sökülür
lime lime edilir bedenim
ser veririm, yüreğim altın çağdır
ve Mayıs büsbütün akşamı sabahı kanlı
ölümün erkenciliğidir yani

yani aşkın ateşe dönüşümü
kalkıp kalkıp devrilmesi dağların
yani bam telinde sazın
en güzel nakaratı sevda türkülerinin
duydukça ürperten ağıt sesleri
üretip de bölüşemediğimiz ekmek gibi
her ölümden yeni bir yaşam doğurmaktır yani

Mayıs işte
yani tek ve tekin olmayan oniki ayın baharı
dağ taş uyanırken, börtü böcek sevişirken
sürü sürü kuşlar gökyüzüne serpilirken
bahar bahar bütün aylarda ölürüm ben

yani özlediğim
umduğum ve beklediğim
vazgeçilmez utkum
üreten ellerin nasırlı özgürlüğü
yürek tutkum yani
bağımsızlık sancağında iki namlu
bir al yıldız
doğacak günün müjdecisi yani

kurşun eritiyor avuçlarımın nasırı
gel dağlardan, ovalardan
fabrikalardan, okullardan
çağlaya gürleye
gel dört bir yandan...

Meral Vurgun

01.05.2015

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Vildan Sevil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket Gaziantep’teki Belediyelerin Hangisinin Çalışmasından Memnunsunuz?

tiktok takipçi satın al