Savaşan Güç - Savaşan Yoksulluk


Kurgu yoğunluklu bir dünya savaşıyla karşı karşıyayız.

Yoksulların varını yoğunu sunup, silah satın alarak öldüğü bir dünya savaşı…

Kentler tedirgin, insanlar şaşkın… Naralar ardı ardına…

Yoksulluk ise, kontrol edilemeyen bir kaosla, savaş sever koroya teslim edilmiş durumda…

Macera öyle bir hal aldı ki, savaşların nasıl başladığı ve kimler tarafından başlatıldığı sorusu yitip gidiyor…

Bu şiddet, elimizde avucumuzda ne varsa yokluyor adeta…

Sevdiklerimizle, alışkanlıklarımızla, öfkemizle, kurgumuzla yokluyor…

Çocuklarımızla yokluyor, sokaklarımızla, ülkemizle…

En kötüsü de yığınlaşmış bilincimizle yokluyor…

Özgürlükler ya da ortak yaşam kimin umurunda?

Çünkü medyanın ve iktidarların en sevdiği heyecan, yoksulların yarattığı heyecandır… Telefonların ve ekranların kapsama alanı içerisinde tutulan; bir tutam hayalle süslenip, gündelik çilesine hapsedilen o kitle…

Bu kurgunun kaybedeni açık…

Kaybeden işçidir, kaybeden emektir, emekçidir…

Kadınlar, çocuklardır…

Kaybeden yoksulluktur…

Doğadır, tarihtir…

Zira güç, kendi iktidarını kutsarken, insanlığın iktidarını öteleyip, ölümüne ufaltır. Ufalttıkça, kendisinden uzakta yaşanacak çatışmaları olabildiğine körükler.

İnanç ya da etnik ayrışmalar…

Hemen her bölgede, bu değirmene katkı sunacak şartlar mevcuttur ancak yakın coğrafyamız yaşadığı ruh haliyle, bir besi kaynağına evirilmiş durumda… Coşkulu ifadelerle bireyi meydana çeken şiddet, acımasız bir hal aldıkça, dallanıp; taraflarına şuursuz bir mirasla ataçlanıyor adeta…

Bu mirasın en kaygılı ve en korunaksız tarafı, her türden canlısıyla doğa, insanlık ve kültürel tarihtir. Ama en acılı sonuçlarından biride yoksulluktur… Çoluk çocuk, yaşamaktan başka gayesi olmayan ailelerin yerinden yurdundan edilmesi…

Alışmışlıkları terk etmek, kültürünüzü, evinizi, bahçenizi, damak tadınızı, komşunuzu, dostunuzu, sevgilinizi…

Deniz aynı deniz değil artık, göl aynı göl değil, adımlarınız aynı adımlar değil…

Yoksulluk…

Fasıllar için iktidarların elini güçlendiren, Avrupa’nın sınırlarına yaklaştırılmayan yoksulluk…

Köleleştirerek en kötü koşullarda çalıştırılan, çocuk gelin sayısına yeni adaylar katan yoksulluk…

Adı konmamış bir travmayı besleyen, çocuk işçiliğine yeni adaylar katan yoksulluk…

Mesele algının kendisinde aslında… Sıradan herkesin görmeye ve konuşmaya muktedir olmadığını işleyen o algı… Medya tufanıyla, avunmuşların büyüyen gözlerine hükmetmek…

Sırf bu sebeple belki özgür birey, ısrarla barış, inadına barış diye haykıracak…

Yenidünya arayışı bitmeyecek… Umut tükenmeyecek…

Sait Faik Abasıyanık ‘ın özlemi gibi:

“Nasıl bir dünya mı? Haksızlıkların olmadığı bir dünya… İnsanların hepsinin mesut olduğu, hiç olmazsa iş bulduğu, doyduğu bir dünya…”

Murad DEMİRKOL

.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murad Demirkol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket İmamoğlu Cumhurbaşkanlığına Aday Olursa Oy Verir misin?