DİNCİLER DİNDAR DEĞİLDİR

Adamın gözler kin ve nefretten adeta yerinden çıkacakmış gibi...

Kan çanağı içerisinde...

Sanki bir kavgadan yeni çıkmış ya da bir kavgaya girecekmiş gibi, hırs ve nefret dolu...

Gözaltları torbalanmış yüzü çökmüş...

Adam neden bu denli kin ve nefret içerisinde, kime karşı bu hiddet ve şiddeti?...

Bilen biliyor...

***

Nazif Ay'ın yeni çıkan "Deccal Dindarmış" adlı kitabını okuyoruz...

Sahtekâr dincilerden söz ediyor...

Dini sömüren, din simsarlarının marifetlerini ortaya döküyor...

Dinci rüşvetçileri ve yolsuzluk yapanları lanetliyor...

Saray yaptıranlara, halkı dincilik maskesiyle aldatan dincileri yerden yere vuruyor...

Dincilik yaptığı halde, dindar geçinen siyasetin cambazlarını masaya yatırıyor...

***

Gerçek dindar olmak; temiz vicdanlı, dürüst, namuslu, Allah'a yürekten bağlı saf temiz insan olmak demektir...

Kul hakkı yememektir.

Rüşvet, yolsuzluk ve hırsızlıklar içinde yer almamaktır..

YALAN Söylememek, İNKÂRCI ve İFTİRACI olmamaktır...

Şovlu umreleri, reklamlı cuma namazlarını ve din istismarını, yaşam biçimi haline getirmemektir...

Dinciler ise; gerçek Müslümanlıkla alakası olmayan, dini çıkarı için sömüren din simsarlarıdır...

Utanmazdırlar, rezildirler, "alçaktırlar", "şerefsizdirler."

"Deccal Dindarmış" kitabı mutlaka okunmalı ve okutulmalı...

***

BURHAN ÖZFATURA'DAN ARINÇ'A MEKTUP



"Burhan Özfatura'dan Arınça zehir zemberek mektup

4 NİSAN 2015 - Gerçek gündem

Muhafazakar kesimin önde gelen isimlerinden, Arınç'ın eski 'dava arkadaşı' Burhan Özfatura Arınç'a mektup yazdı.

İZMİR Büyükşehir Belediyesi eski başkanı ve muhafazekar kesimin önde gelen isimlerinden Burhan Özfatura, Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a hitaben açık mektup yayınladı. Özfatura mekdubunda, "Hepimiz görüyoruz ki; mutlu değilsiniz. Yüzünüz gülmüyor. İnanıyorum ki; bu tabloyu tasvip etmiyorsunuz. Vicdanınız kanıyor. Hatta zaman zaman, vicdanınızın sesi baskın çıkıyor, güzel şeyler söylüyor, tenkit yapıyorsunuz. Ama hemen, geri adım atıyorsunuz. Siz, AKP şablonuna uygun bir tip değilsiniz" dedi.

Bir dönem ANAP, bir dönem de DYP'den İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı yapan Burhan Özfatura, basın kurumlarına 'Kardeşim Bülent Arınç' diye başlayan açık mektubu gönderdi. Kendi kişisel blogunda da mektubu yayınlayan Özfatura, son zamanlarda çıkışlarıyla Ak Parti içinde gündem yaratan Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'e seslendi. Geçmişte İzmir Defterdarlığı da yapan, muhafazakar kesimin önemli isimlerinden Özfatura, açık mektubunda şunları söyledi,

"Kardeşim, Bülent Arınç...

Sana, bu açık mektubu yazmak için, çok uzun süre düşündüm. Hep geciktirdim. Zira seni kırmaktan ve üzmekten çekindim. Seni çok sevdiğimi, sen de iyi bilirsin. Kırk yıla yakın, bir tanışıklığımız, dostluğumuz ve sevgimiz bulunmaktadır. Kaldı ki; sana minnet borcum da vardır. 1976'da, Defterdarlık görevinden aldıklarında; (güya burnumu sürtmek için) benden nefret eden bir tipe, hakkımda tahkikat yaptırmışlar. 31 adet suç icat etmişlerdi. Davalar, en yakın il olarak, Manisa'da görüldü. Ve sen, (bir kuruş bile talep etmeden) savunmamı üstlendin. Tümünde de beraat kararı çıkarttın. Bu iyiliğini, ölene kadar, unutmam mümkün değildir. Bu kırk yıl içinde; senin, ne kadar hassas, dürüst, mütevazi, ihlaslı, bilgili, haramdan korkan bir kişiliğe sahip olduğunu; yakından gördüm. Hiçbir görev, seni şımartmadı. Çıkarcı yapmadı. İşte bu yüzden; yıllardır AKP'nin ürettiği, rüşvet, yolsuzluk, yalan, iftira, baskı, zulüm, kıyım, torpil ve kayırma-yandaş olmayanı dışlama, israf, saltanat, hukuksuzluk, anti-demokratik düzen bataklığında olmana çok üzülüyorum."

Özfatura mektubuna defterdarlığından gelen alışkanlıkla maddeler halinde şöyle devam etti:

"1) Bunun, vefa gerekçesi ile izahı, mümkün olamaz. Zira, senin kimseye (başta Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Abdullah Gül olmak üzere) böyle bir borcun olamaz. Aksine; senin desteğinle bir yerlere gelenlerin, sana vefa borcu vardır.

2) Yine, "bu kötü gidişe, çöküşe engel olmak için, kaldım" da diyemezsin. Zira, AKP'de (kimseye önem vermeyen, istişare yapmaya tenezzül etmeyen, çevresinin dalkavuklarla çevrilmesinden (hatta şirke giren tavır ve sözler sergilemesinden) rahatsız olmayan, herkesi konu mankeni gibi gören, hukuk düzenini ve demokrasiyi hiçe sayan, ülkeyi kendi şirketi gibi yürütmeyi arzu eden) tek bir otorite mevcuttur. Bu otorite; bugüne kadar, sen dahil-kimseye söz hakkı ve inisiyatif tanımış mıdır? Bundan sonra da tanıması mümkün müdür? Kaldı ki, her fırsatta, senin karizmanı çizme gayreti yok mudur?

3) Eminim ki, mevcut tablo, seni de çok üzüyordur;

a) Hani, yokluklarla, yasaklarla, yolsuzluklarla, mücadele edilecekti? Şu anda, hepsi zirve yaptı.

b) Hani, bir 'dava' edebiyatı vardı. İnancımıza hizmet edilecekti?

Şu an; toplum tam anlamı ile dejenere oldu. Milli ve manevi değerlerimiz yozlaştırıldı. Fuhuş, kumar, alkol, kaçakçılık, sapıklık, uyuşturucu, rüşvet, torpil, yolsuzluklar, zulüm, kıyım, iftira, baskı, kul hakkına tecavüz, kamu malına el uzatma, haramzadelik, lüks, israf, saltanat, görgüsüzlük, gasp, hırsızlıklar, cinayetler, kadına şiddet vb. zirve yaptı.

Anketlere göre; AKP iktidara geldiğinde, beş vakit namaz kılanların oranı %40 idi. Şimdi %18'e indi. Bunda en büyük vebal, partinize aittir. (İmam hatip öğrencileri arasında, bu oran, maalesef %13'dür.)

Kula kul olmak yaygınlaştı. ABD'nin projesi, 'Ilımlı İslam' gerçekleştirildi. Ve Diyanet susturuldu. Suç ortağı haline getirildi.

c) Hani, 'Tek Vatan, Tek Bayrak, Tek Dil' deniliyordu? Hani; 'teröristle masaya oturan şerefsizdi'?

Peki, niçin ülkenin büyük bölümü, terör örgütüne teslim edildi? Niçin, her türlü taviz verildi? Niçin, KCK ve PKK operasyonları durduruldu? Niçin, İmralı'daki cani, bu kadar parlatıldı?

d) Nedir bu, gurur, kibir, enaniyet, dünya hırsı? Nerede, hukuk düzeni, demokrasi, fikir, ifade, inanç ve teşebbüs hürriyetleri, kul hakkına saygı, can, mal ve namus güvenlikleri?

Ülkede; bozulmadık, dejenere edilmedik, işgal edilmedik bir kurum kaldı mı? Halk, niçin sizlerden, bu kadar nefret etmektedir?

O; büyük, zor ve dehşetli 'hesap gününde', havuz medyası, mal, mülk ve dalkavukların bir işe yaraması mümkün müdür?

Sevgili kardeşim; dün geçti, yarın meçhul. Tek imkân, bugünü değerlendirmektir. Bu açıdan, '7 Haziran sonrası' filan demeyin. Kendinizi, bir an önce, bu günah çukurundan kurtarın. Daha fazla suç ortaklığı etmeyin. Suçluları ve suçları savunmayın. Bu zulüm düzenine destek olmayın. Aksine; halkın uyanması için, gayret edin. Gerçekleri anlatın.

Hepimiz görüyoruz ki; mutlu değilsiniz. Yüzünüz gülmüyor. İnanıyorum ki; bu tabloyu tasvip etmiyorsunuz. Vicdanınız kanıyor. Hatta zaman zaman, vicdanınızın sesi baskın çıkıyor, güzel şeyler söylüyor, tenkit yapıyorsunuz. Ama hemen, geri adım atıyorsunuz.

Siz, AKP şablonuna uygun bir tip değilsiniz. 'Haram-helal ver Allahım. Kulun doymaz yer Allahım' diyemezsiniz.

Kurtulun bu vebalden. Size yakışanı yapın. Aslınıza dönün. Ebedi hayatınızı daha fazla, riske atmayın. Kırın zincirlerinizi."

***

Başka söze gerek var mı?

Birileri hâlâ dinden, imandan, Allah'tan kitaptan, umreden söz edecek mi dersiniz?

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Özbey - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket Gaziantep’teki Belediyelerin Hangisinin Çalışmasından Memnunsunuz?

tiktok takipçi satın al