Sahi Siz Ne Düşünüyorsunuz Bu Konuda?

Çocukluk ve ortaokul yıllarıma dönmek istiyorum…

Merhum babam Halil Karaduman, mahalledeki ilk buzdolabını alan kişi olarak tanınırdı.

Buzdolabımız, İngiliz malı Prescold’du. Öğle tatilinde okuldan koşarak eve nasıl geldiğimi anlatamam. Buzdolabını görecektim.

Evde, mutfağa girdim ve buzdolabımızı gördüm. Tel mahmil(dolap) gitmiş yerine devasa ve bembeyaz bir alet gelmişti. Buzdolabının onuruna akşam ziyafet verildi evde.

Bir gün sonra, budolabını açtığımda bir tas buz gibi sütle karşılaştım. Birazcık içtim içmesine de, şraakkk; annemin tokatı yüzümde patladı!. Zira o süt, komşunun bebeğinin sütüymüş.

Birşeylerimiz yoktu ama MUTLUYDUK.

Sonra televizyon dönemi başladı. Tabiiki siyah-beyaz. Yıllar boyu başında toplanıp, babamın” ajansı” ve ailenin “ arkası yarın”ı merakla dinlediği Lambalı AĞA marka radyomuzun papuçu dama atılmıştı.

Mahallemizde ilk televizyon sahibi olma onuruna yine bizim aile erişmişti.

Komşularımız televizyon izlemek için bizim eve gelirlerdi çoluk-çocukları ile birlikte.

Her ikisi de göçüp gitti… Fevziye abla ile kocası Mehmet Bilecenler. Yine bir gün bizdeler…Ekranda “ Co’nun midesi” diye bir belgesel var. Neyi, ne zaman yememiz gerektiği konusunu anlatıyor. Anlatıyor anlatmasına da dinleyen kim? Gerek annem Sevim Karaduman, gerekse Fevziye Teyze, ha bire yiyecekler taşıyor bizlere.

Pek bir şeylerimiz yoktu ama; MUTLUYDUK.

Sonra mı?

Sonrası da var elbette.

Yemekler gazocağında pişirilirdi.

Babam, yine öncülük edip markası ne olursa olsun adı İpragaz’dı.Ocak almıştı yani.

Artık bakkala ikide bir gidip, çabucak kırılan gazocağı iğnesi almak yoktu.

Bir gün ocakta süt pişerken kardeşim gürsel’in elini o kızgın süte sokarak yakmıştım. Amacım sanırım sıcaklığı ölçmek olsa gerekti!

Her istediğimiz olmuyordu ama MUTLUYDUK

Sıra araba almaya gelmişti.

İlk arabamız Rus malı yeşil bir arabaydı. Moskoviç’ti markası.( bize yine komünistliğinizi yapıp Rus malı almışsınız haaa” dediklerini dün gibi hatırlıyorum) Gerek ailece gerekse konu-komşuyu, şu anda Güneş Mahallesi olan bağımız ile yine şu ana Konukoğlu TIP Merkezi’nin ek binası ile bitişiğindeki benzin istasyonunun yerinde olan bağımıza taşırdık( Şu anda kaç trilyon eder. Sağ olsun CHP’li belediye başkanları. Bizden yerimizi alıp başkalarına verdiler)

Hafta da bir de olsa MUTLUYDUK sonuçta.

Düğün olurdu Pazar günleri mahallelerde. Tabii şarap ve rakı da içerdi büyükler. Biz küçükler ise boşalan özellikle yeşil ve kahverengi şarap şişelerini hemencecik toplar; Bakkalımız merhum Celal Amca’ya satardık. O parayla da bisküvü ve şeker alır, mahalle arkadaşlarımızla paylaşırdık.

Yani, Pazar günlerimiz şimdiki gibi değil MUTLULUK içerisinde geçerdi.

Peki, ya şimdi; Şimdi çok şeye sahipken insanlarımız neden MUTSUZ?

Neden acaba?

Neden?

Bu sorunun mutlaka yanıtı vardır.

Olmalıdır da..

Neden...Neden?

(eskilerden bir demet)

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Karaduman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket İmamoğlu Cumhurbaşkanlığına Aday Olursa Oy Verir misin?