Yığın ve Demokrasi

Bir ülkenin en hüzünlü travması, toplum olduğunu sanan yığınlarla şekilleniyor.

Kitleyle bağırıp, kitleyle saldıran; kitleyle coşup, kitleyle savrulan o garip ruh hali,

Gün gelir, futbol üzerinden,

Gün gelir yapay savaşlarla,

Gün gelir sahte gözyaşlarıyla,

Gün gelir anlaşılması güç komplo teorileriyle

Gün gelir ben olmazsam diye başlayan tehditkâr aile reisi edasıyla

Siyasi rant, hassasiyetin genleriyle oynamayı çok sever belki ondan…

Durum ortada…

Evlere acı bırakan tabutlar, siyasi nutuklarla gölgelenirken, bunu görmezden gelenler, rantın hayallerine kapılıp, kendinden olanı sıkıştırmakla meşgul…

Yani kendinden olan halkı,

Aynı kaderi paylaşan inşaat işçisini

Alın teriyle büyük şehirlere göç eden garibanları

Kendisi gibi simit, su satan insanları…

Oysa sesimiz, acılarımızı basamaklayan kasvetli siyasete karşı yükselmeli…

Acılarımız üzerinden yükselen çirkin siyasete karşı yükselmeli…

Bu yaşananlar basit bir senaryo olmasaydı eğer, alın teriyle çalışan bir işçinin, körü körüne tapacağı iktidarlar olur muydu?

Kıt kanaat geçinen memurun tüm sıkıntılara rağmen, takım tutar gibi parti tutması peki?

İşsiz üniversitelinin geleceği dışında sırtlanacağı bir iktidar olur muydu?

Ölüm ve kargaşa üzerinden oy devşirmeye çalışanlar olur muydu?

İktidarlar, heyecanlı kitleyi sever. Bu en gelişmiş demokrasi modellerinde de böyledir ne yazık ki…

Bir farkla;

Gelişmiş ülkelerde ki demokrasi, yaşama hakkının farkında olan bireylerin varlığıyla şekilleniyor. İktidar güdümünden uzak, ne istediğini bilen ve insanca yaşamayı ilke edinmiş bireylerle şekilleniyor…

Durum böyle olunca, acılar ve sevinçler ortaklaşıyor. Senin acın benim acım gibi korkunç ve anlaşılmaz hesaplaşmalar ortadan kalkıyor…

Lakin bir ülkenin kanayan en önemli yarası, bana dokunmayan yılanla ilişkili biraz da…

Kavramları karıştırıp, iç eden ekran heveslileriyle ilgili daha çok…

Ucu kırpılan aydıncıkların saman alevi kısırlığı sonra…

Gazete köşelerini tutan gündem kırıcılar

Savaş tacirleri…

Birinin yazdıkları başına bela olur, oyunlar yasaklanır, sosyal medya susturulur; çocuklar ölür, gencecik kızlar şiddete uğrar, çocuk gelinler kanayan yara olmaya, kalabalıklar aynı rüyayla avunmaya devam eder fakat kaygısal alevin titrekliği ile ekranları süsleyenler, kargaşayı ısıttıkça, körükler…

Kitleyle bağırıp, kitleyle saldıran; kitleyle coşup, kitleyle savrulan o garip ruh halini sıklıkla görmeye başlarız böylece…

Murad DEMİRKOL

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Murad Demirkol - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket İmamoğlu Cumhurbaşkanlığına Aday Olursa Oy Verir misin?