GÖZYAŞLARI VE MİLLİ ÖĞÜT

Gözyaşı dökmek, kimi zaman pek çok insana kadın olsun erkek olsun, acının yanında, dünya nimetlerine dayalı çok önemli getirilerde sağlayabiliyor…



Ölmüş olan nne-baba, evlat, gerçek dost, akraba ve yakınlar için dökülen gözyaşları gerçektir. Öyle bir tabloda duygu selinin gözlerden yaş olarak boşalması insani bir tezahürdür…



***

Bunun dışında ki “sembolik” ve “politik” ağlamaların, çoğu zaman çeşitli nitelikteki çıkar ve beklentilere bağlı olan sahte ağlamalar olduğunu; esefle söylüyoruz ki, zaman zaman görmek talihsizliğine uğrayabiliyoruz…



Miras beklentisiyle ölene üzülmekten ziyade, gelecek mirasın (dünya nimetinin) hesabıyla sahte gözyaşlarına boğulan adem oğullarının varlığı da bir vaka!



***

Siyasetçilerin oy hesabıyla başvurmayacağı yöntem, taktik ve ajitasyon biçimi yoktur…



“Din sömürüsü”nden sonra, toplum önünde ağlamak, sahte gözyaşları dökmek, en önemli ve vazgeçilmez seçim yatırımıdır…



***

Çeşitli zamanlarda, çeşitli kompozisyonlarda taktiksel ağlama moduna giren, ünlü ünsüz çeşitli siyaset adamlarıyla sık sık karşılaşıyoruz…



Gerçekten gözyaşı dökmek asil bir duygu ve iç titreten bir olgudur…



Sahte gözyaşlarına tanık olmaksa, “iğrençlik” ve “isyan” ettirici duygular yaratan rezilliklerdir!..



***

Tarihe dönelim.

Hıristiyanlar İspanya’yı fethettikten sonra, Endülüs’ün son hükümdar XI. Ebu Abdullah Muhammed, Gırnata’yı düşmana teslim edip ailesi ile birlikte sarayı terk eder.



Dağdaki patikayı tırmanırken, tepeden son bir defa şehre bakar ve ağlar. Annesi Ayşe,”Ağla oğlum ağla!” Vaktiyle bir erkek gibi savunamadığın şeyler için şimdi bir kadın gibi ağlamak yaraşır sana" der.



***

Kimse “bazı sahte ağlamaları” göz önüne getirerek, sahte gözyaşlarını savunmak adına ahkâm kesmeye ve bize saldırmak için sazan gibi atlamaya kalkmasın.



Bizim ülkemizde de, objesi ünlü siyasetçiler olan; “bol ve sahte ağlamalı” sahnelerin varlığını kimse yadsıyamaz… Herkes görüyor, toplum ve mikrofonlar önünde ağlayan ağlayana…



Ağlayanlar, Ahmet’tir, Mehmet’tir vs…



Önemli olan Eski Endülüs kralı Abdullah’ın pozisyonuna düşerek, çaresizlikten, acziyetten, zavallılıktan tükeniş ağlamasının ve hıçkırıklarının içerisinde boğulmamaktır…



Toplum önünde ağlamak şovu; ölen için mi yoksa ağlama moduna giren muhterem için mi? Mesele burada!



Zamanında devletini, Cumhuriyetini, Atatürk rejimini, demokrasiyi ve üniter yapıyı erkekler gibi savunamayanlara; bugün Kral Abdullah’ın oğluna dediği gibi “kadınlar gibi ağlamak” yaraşır!



Ama ağlamak çare değil!

Toplum önünde hüngür hüngür gözyaşı dökmek, çaresizlikten çöküş, tükeniş ve bitiştir!



Devletin omurgasına din temelli bir cemaatin çeteleşmiş üyelerinin yerleştiğini ve her türlü melaneti yaptıkları iddia edilirken ve bu yönde bir takım delil sayılacak çok önemli doneler kitaplaştırılıp yıllarca ortaya atılmışken;



Devletin ve hükümetin üst makamlar nezdinde ki sorumluk göstergesi açısından ortaya koyduğu “hassasiyet eksikliğini” ve boş vermişlik intibaı yaratan akıl almaz tutumunu, ne ile açıklayabilmek mümkün?



SONUÇ



Değerli halkım, sevgili okurlar!



Yazılarımızda sık sık Büyük Önder Atatürk’ün bir söylemine yer veriyoruz…



“Koşullar ne denli zor ve aşılmaz olsa da, yaşamımın hiçbir döneminde mücadele gücümü yitirmedim ve asla umutsuzluğa kapılmadım.”(.Kemal Atatürk)



Bu anlamlı ve son derece önemli söylem:



Damarında asil kan taşıyan; Türk milletinin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bir parçası olmaktan gurur duyan; vatan millet aşkıyla yüreği dolu ve TÜRK Bayrağı altında birlik ve beraberlik içerisinde yaşamayı azmetmiş; laik, demokrat Atatürk devrimlerine gönül vermiş herkes için; milli ve kutsal bir öğüt ve çağrı olmalıdır…



Sakın ola…

Tek bir yurttaşımız, vatandaşımız tepelerde oynanan oyunlara, ihanet ve iftiralara, tehdit ve acımasız saldırılara karşı kesinlikle umutsuzluğa düşmemeli; “Bu daha başlangıç” azim ve aşkıyla dolu olarak, “demokratik” yollardan özgürlük savaşımına devam etmelidir…



Zulmün, zalimin, baskının, tehditlerin, iftiraların, işkencenin kalıcı bir zafer kazandığı yeryüzü kabuğunda görülmemiştir!...



İkinci bir Çanakkale zaferini kimin kazandığını sözlerle erken tanımlayanlar; asıl kazananların hem de demokratik yollardan, bu milletin onurlu ve şerefli gençliği olduğunu mutlaka göreceklerdir!...



BURHAN ÖZBEY



# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Burhan Özbey - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket Gaziantep’teki Belediyelerin Hangisinin Çalışmasından Memnunsunuz?

tiktok takipçi satın al