Dengesiz

Çok sevdiğim, uğruna bir çok şeyi göze aldığım yakın bir dostum bana “dengesiz” dedi.

Bunu ilk kez söylemiyordu, daha önce de yüzüme defalarca söylemişti. Ama nedense son söylediği çok dokundu. Çünkü, yazılı olarak belirtmişti bu düşüncesini. Belki de beni bana hatırlattı da o yüzden bütün değer yargılarımı sarstı.

Sonra düşündüm, arkadaşım haklıydı... Dengesiz biriydim.

O zaman “denge” nedir konusu aklıma geldi. Sahi neydi denge?

Kim, kime göre daha dengeliydi ve tam dengeyi bulabilmiş insan var mıydı? Elbette bu soyut bir yaklaşımdı ve asla da çözümü olmayan bir problemdi.

Dengesizliğin en net biçimde ortaya çıktığı nokta, ne yazık ki “aşk” denilen karmaşık alan. Aslında “aşk” denilen kavramın zaten kendisi büyük bir dengesizliği veya potansiyel denge bozukluğunu içinde taşıyor. Duygulara doğrudan hitap eden ve onları bırakın yüceltmeyi yok etmeyi hedef alan bir “sevgi” sağanağı karşısında, diğer taraf buna aynı şiddette cevap vermiyorsa, işte o andan itibaren dengeden söz etme olanağı da kalmıyor.

Sevgiyi tanımlamak çok zor. Bir tek “ana” sevgisini tanımlayabilirsiniz, bunun dışındakilerin hemen hepsi küçük veya büyük çıkarlar etrafında kümelenir ve değişik alışverişe girer. Kiti ile Levin’in aşkını Tolstoy ne kadar süslese de, Vronski ile Anna Karenina karşısında daha da yüceltmeye çalışsa da, sonuçta iki kişiden birinin “açlığı” ağır basacağından, ortaya öyle “mükemmel” filan aşk çıkmaz.,

Barbara Cartland tipi romanlar dışında, yaşanan büyük aşkları anlatan öykülerin yalanlarını da bir kenara bırakırsak eğer, Aragon haklıdır: “Mutlu aşk yoktur.”

Bir adım daha öteye götürmek çok mümkün: Mutlu sevgi yoktur... Dengesizlikler yaşamı öylesine allak bullak hale getiriyor ki, sabah kalktığında kişi kendisiyle aynada bile kavga edecek durumda oluyor, değil başka biri...

Ama şu oldu, ne yalan söyleyeyim: Bana “dengesiz” diyen arkadaşım bunu söyleyerek beni uyardı, ama tuhaf biçimde içimden de bir şeyleri koparıp götürdü. Sıcaklığım azaldı, hatta soğuma kıyılarına hafiften yelken açtı. Geri döndürmeye çalıştım bu yüreğimden kıyılara vurmak üzere yola çıkan duyguları, ama engelleyemedim. “Yok,” dedim içimden. “Kendiliğinden söylenen, uyarı niteliği olmayan bir sözcüktü. Kötü anlamda da söylenmemişti...”

Ama olmuyor, Kuzey Kutbu’ndan kopan aysberg parçaları gibi... Mümkün değil yeniden yerine yapıştıramıyorsunuz. Kopmalar, kopmaları da beraberinde getiriyor. Daha önce sesi berrak bir su gibi gelirken, yavaştan önce insana, daha da korkuncu kargaya dönüşüyor. Telefon çalsın diye başında beklediğiniz anlar bitiyor, “olmasa da olur”a gelip dayanıyorsunuz. Kopuşlar böyle başlıyor işte.

Bu ilk kez başıma gelmiyor. Kimi zaman yanına gittiğim bazı dostlarım klavyeden başını kaldırmadan benimle konuşmaya çalıştı, yanından ayrıldığımda başka biriydim. Bir başkası sizin yanınızda, hem de alabildiğine yüksek sesle, dakikalarca, hatta saatlerce telefonla konuşuyor ve sizi yok sayıyor.

Telefon bittiğinde aynı kişi olamıyorsunuz. Her şeyi bırakıp o anda oradan gitmek de geçiyor içinizden, ama “kibarlık” elinizi kolunuzu bağlıyor.

Evet, kimi zaman insanları tek sözcük allak bullak edebiliyor. İyi anlamda da oluyor bu, kötü anlamda da, ama her iki durumda da ikili ilişkide bir dengesizlik oluşuyor. Bu karşılıklı bir dengesizlik. Size bu sözleri söyleyen kişi kendi dengesi dışına çıkmıyor belki, ama sizin dengenizi bozuyor. Diğer yandan, bozulan dengenizi karşı tarafa da yansıtmak zorunda kaldığınızda karşı tarafın dengesi bozuluyor.

Sonuç: Ortada zaten olmayan dostluk, bir daha onarılmamak üzere yıkılıp gidiyor.

Ama en azından insana yazı yazdırıyor...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Mümtaz İdil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket İmamoğlu Cumhurbaşkanlığına Aday Olursa Oy Verir misin?