SURİYE, GAZİANTEP VE GÖÇ / İbrahim KÜRŞAT


Bundan birkaç ay önce, Gaziantep'teki insanların temel ihtiyaçlarını araçsal yollardan karşılayamaması ile birlikte, Gaziantep'te kısa vadede ve uzun vadede oluşan emlak piyasalarındaki şişkinliğine bağlı olarak; insanlarda öfke birikintisinin doğacağını ve bu insanların barınma sorununa bağlı güven bunalımına sahip olacaklarını yazmıştım. Ne var ki, Türkiye'de her zaman olduğu gibi, her şeyi 'Türkiye'de ‘kutuplaşma' bağlamı ile açıklamaya çalışan aktörler ve çağdaş entelektüel ajanlar, bu konuyu da kutuplaşma bağlamında ele almam gerektiğini salık vereceklerdi. Ki, verdiler de! Ancak ne var ki, Suriye ve göç ilişkisi 'kutuplaşma' bağlamında çözümlenemez. Çünkü bu konu bu kadar sığ bir konu değil. Ayrıca 'kutuplaşma' bu konunun tez'i de anti-tez'i de olamaz. Suriye, Gaziantep ve göç başlıklarını ancak, geleneksel ve yeni emperyalistlerin bu bölgedeki çıkar ilişkilerini irdeleyerek anlamak mümkündür.

Savaşın başladığı ilk günlerden bu yana, Gaziantep'te, emperyalizm, kapitalizmin yüksek aşamalı halinin geçişine tanıklık ediyor. Öyleki, Suriye'den Gaziantep'e başlayan göçle birlikte, piyasaların genel karakteristiği olan yayılmacılığı ve bu yayılmacılığın göçle birleşip kentten taşralara uzanan etkilerini de görebiliyoruz...

Bu minvalde göç olgusunun gerçekleştiği her yerde bir gerçeklik vardır, ki, o gerçekliği anlamlandırmak gerekiyor. Bu gerçeklik zaman'a ve uzam'a bağlı olmamakla birlikte, göçün inşaa sürecinin tümünde ortaya çıkan tampon bölgelerdir. Öyleki, göçü karşılamak için konteyner kentler kurulmuşsa da, bu kentler verili tampon bölge görevini üstlenemediler. Çünkü tampon bölge göçün kendi süreci içinde daha ziyade ve dolaysızca yine kendiliğinden ortaya çıkar. Öyleyse, konteyner kentler tampon bölge işlevini göremediyse az yukarıda söylediğimiz ortaya çıkması gereken bölgeler oluşmadı mı? Göç eden büyük bir kitlenin kendi yaşam alanını oluşturmadığını mı söyleyeceğiz? Bu soruların cevabı tekil olmamakla birlikte, cevabının birçok etmeni bulunuyor. Gaziantep'in kapitalist hiyerarşisinin alt basamaklarında bulunan ve daha çok emekçi kitlelerin yaşadığı yerlerdeki emlak şişkinliği ve diğer bölgelerdeki arz ve talep ‘in birbirini karşılayamaması kent olarak (Göç eden ve göçü karşılayanlar için daha çok) barınma sorununa bağlı insanların kendini güvende hissedememesini sağlıyor.

Temel ihtiyaçlarını asgari oranda bile karşılayamayan, barınma sorununa bağlı kendini güvende hissedemeyen bireyin öfke nöbeti geçirmesi anormal bir durum olarak anlaşılmamalıdır.

İster özel sektör ister devlet olsun kısa sürede bu kadar konut ihtiyacına cevap veremeyeceği için; kendini güvende hissedememe göç edenler için korunma içgüdüsünden, göçü karşılayanlar içinse barınma sorununu çözememekten kaynaklı yönsüz bir öfke birikintisine sebep olacak! Öyleki, bu öfke durumu problem olarak tanımlandığı zaman çözüm arayışı deyim yerindeyse yaraya pamuk basmak ‘tan öteye gitmeyecektir. İleriki yıllarda savaşı arka plana alarak ilaç, teknolojik ürünler, içki ve sigara ve daha büyük kerteldeki 'ticaret'i anlatan belgeseller, filmler çekildiğinde, romanlar, araştırma, betimlemeler yazıldığında bahsettiğimiz karşılıklı öfke durumu ayrı bir başlıkla değerlendirilecektir.


# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Konuk Yazarlar - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.