Devlet sanatçısı bal gibi olur

Rus devlet sanatçısı, piyanist Dimitri Teterin yakın dostum…

Rus devlet sanatçısı kemancı Anastasya Çebaterova yakın dostum…

Dünyanın en iyi keman sanatçılarından sayılan devlet sanatçısı Çek Vaclav Hudaçek keza…

Varşova Paktı’na bağlı tüm ülkelerde devlet sanatçısı vardı, hala da var.

Hudaçek’in yanından bir dakika bile ayırmadığı Stradivaryus kemanı 1 milyon dolar değerinde. Devlete ait. Çaldığı sürece Hudaçek’in, bıraktığında bir başka keman virtiözü alacak onu.

Putin’in “benim piyanistim, kemancım” dediği tipler değil Teterin ve Anastasya… Ya da benim başbakanım dediği tip değil Medvedev…

Benim diyebileceğim elimdeki tek varlığım bu vatan için yine benim olması gereken Başbakan “benim savcım, benim vekilim, benim valim, benim bakanım, benim polisim” diyebiliyor.

Devleti yok ediyor. Devletin valisini, savcısını, vekilini, bakanını, polisini kendinin sanıyor.

Hükümeti “devlet” kavramının önüne koyuyor ve devleti yok ediyor.

Neo liberal-sosyalistlerimiz, neo liberaller ve sağ görüşlüler yeri geldiğinde “devletin sanatçısı mı olurmuş,” diye itirazda bulunuyorlar. İşte bu nokta uzun süre belleğimizde yer etti. Hak verdik. Devletin sanatçısı olmazdı, olamazdı.

Oysa en büyük yanılgının bu olduğunu anlayamadık.

Devletin sanatçısı elbette olurdu. Türkiye sınırları içinde yaşayan her kişi devletin bir elemanı olduğu gibi, sanatçısı da bu devletin sanatçısıdır.

Hükümetlerin sanatçısı olmaz. Ama ortada devlet bırakmadıkları için, bir yığın yetmez ama evetçi ile neo liberal “sanatçı” hükümetin sanatçısı oluverdiler. Bu tipler ödüllerini almakta da gecikmedi.

Devlet kavramının içi boşaltıldı. Oysa devlet Hakkari’nin herhangi bir köündeki Avcılar Derneği’nden Edirne’nin göbeğindeki, satranç kulübüne kadar her şeyi kapsayan bir yapının açıklanması.

Misak-ı Milli sınırları içerisinde bulunan her şey devlete ait veya devletin kendisi. Bu yüzden de devletin her şeyi olabileceği gibi, sanatçısı da olur. Bizzatihi hükümetin kendisi de devletin bir parçası olduğu için yürütme adı altında faaliyet gösterir. Savcılar, yargıçlar hükümete bağlı olmadıkları için, kimsenin değildir. Meclis yasama erki olarak devletin bir mekanizmasıdır, hükümetler üstüdür vb. Ülke adı verilen topraklar üzerinde yaşayan insan topluluklarının egemenlik anlayışı ve hkuku içinde bir siyasal iktidar altında örgütlenesi olarak da tanınan devletin, sözü edilen siyasal iktidarın tüm yetki ve kurumlarını ele geçirmesiyle monarşiye dönüşür. Burada artık devlet yerine hükümet söz konusu olduğundan, devlet sanatçısından söz edilemez, ancak hükümet sanatçısı denebilir. Zira devlet üniter devlet değildir. Bizde kabul edilen ismi böyle olmakla birlikte, gerçekte Monarşik bir devlete sahibiz ve daha da korkuncu Teokratik devlete doğru hızla yol almaktayız. Egemenliğin kaynağının dine dayalı olduğu bir sisteme…

Bunun tersi söylenmediği sürece de inandırıcılığı daha da atmakta.

Platon tarafından ilk ortaya atıldığından (İ.Ö. 428-348) bu yana devletin yüzlerce tanımı yapıldı. Tanımlarda çok çeşitlilik söz konusuydu belki, ama sınırları belli topraklar üzerinde yaşayan ve yaşamayan her şeyin devlet olduğu gerçeği hiç değişmedi.

Platon’a göre devletin temelini oluşturan unsurlar:

- İyilik ve gerçeklik başlangıçsız ve sonsuz olduğundan, en iyi devlet, göklerdeki modeli yakından kopya eden, en az değişme ve en büyük statik yetkinliğe sahip, yöneticileri başlangıçsız ve sonsuz iyiyi en iyi anlamış devlettir.

- Bir kişi iyi devlet adamı olacaksa iyi'yi bilmelidir. Bu entellektüel ve ahlaksal disiplinlerin birleşmesiyle başarılır.

- İyi bir yönetici yetiştirmek için esaslı bir eğitim şarttır. Gerçek bilgeliğe matematik öğrenmeden varılamaz.

- Bilgelik için boş zaman gerekir. Boş zaman, yaşantılarını kazanmak için çalışmak zorunda olanlar arasında değil, ayrı geçim araçlarına sahip ya da geçimlerini devletten sağlamış olanlar arasında bulunur.

Elbette Platon’un devlet anlayışı günümüzde tamamen olmasa da büyük ölçüde terk edilmiştir. Ama kırıntıları bile şu anda Türkiye’nin içinde bulunduğu devletsiz ortamda pırlanta değerindedir.

Yalnızca devlet kavramı değil, daha onlarca kavramın içini boşalttı AKP. Hukuk devletinin, laikliğin, cumhuriyetin, sosyal adaletin, Türklüğün, vatandaşlığın, yurtseverliğin tamamen içini boşalttı.

Kimse de çıkıp demedi ki, “Türk dediklerimiz etnik bir grup değil Başbakan. Türk dediklerimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün de belirttiği gibi, 777 bin kilometrekare toprak üzerinde yaşayan vatandaşları tanımlayan bir isimdir."

Türkiye Cumhuriyeti bir isimdir, kafatasçıların yaşadığı bir anlatım değil. Boşuna rahatsız oluyorsunuz.

Laiklik, dini özgür bırakan bir yaşam biçimidir zorlayan değil, bunu anlayamadınız.

Hukuk devleti savcılara, yargıçlara ve hatta avukatlara sahip olmak demek değildir, anlamadınız.

Devletin valilerine, kaymakamlarına, polislerine, askerlerine “benim” sahiplenmesini kullanmak monarşizmdir, anlamadınız. Bir adım sonrası teokrasi olduğunda, biz anlayacağız.

Ne dediler: Devlet, özgür düşüncenin vazgeçilmez alanlarından biri olan sanat alanında bile varlığını korumak için unvanlar dağıttı (devlet sanatçılığı).

Devlet, Türkiye’de felsefenin ve düşüncenin gelişmesine engel oldu (müfredat).

Devlet, kendisine muhalif olabileceği kaygısıyla sivil güç merkezlerinin oluşmasına izin vermedi (devlet bir siyasi partiymiş gibi algılandı).

Sonra utanmadan da dediler ki, hukuk devleti, demokrasinin amacı ve tek garantisidir.

Devletin önüne “hukuk” kelimesini koyunca, tüm fonksiyonları değişmiş gibi.

Bütün itiraz edilen noktalar “devlet” denilen kapsamlı birliğin üzerine yamandı, oysa icaatı yürüten hükümetlerdi.

Şimdi Güney Amerika “devletçilik” politikasına döndü. Hükümetler, devletin tüm bireylerine ve birimlerine özelliklerini ve özerkliklerini verdi.

Devleti hükümetten ayırdı. Hükümetleri devletin hizmetine verdi.

Devlet deyince aklımıza hükümeti getiren anlayış 1950’li yıllardan beri konacak “neo liberal” bir ortam bekliyordu. AKP bunu hazırladı ve devleti hükümete bağlayıverdi.

Biz de şaşırmış gibi yaptık.

Mümtaz İdil

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Mümtaz İdil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.