Ç I R P I N I Ş

Elektronik posta adresimize çok ilginç bulduğum bir ileti geldi. Noktasına virgülüne dokunmadan aynen yayınlıyorum.

Selamlar Atilla Bey. G.Antep Serbet Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası komisyonu tarafından yayınlanması uygun görülmeyen yazımı sizinle paylaşmak istedim.
Ç I R P I N I Ş

Muhasebe işinde iyi para vardı, bizimkiler birinden duymuşlardı. Hem çalışıp hem de okuyacaktım.. Okul bittikten sonra takımlı- kravatlı güzel geliri olan masa başı işin oluyordu. Ticaretin ve Ticaret Meslek Lisesinin ne olduğunu bilmeden Ticaret Lisesine yazıldım. Staj yapmaya başladım, muhasebeci olacaksam bu işin tozunu yutmalıydım. Her şey yaptım, çay, kahve, temizlik, evrak getir-götür. Maliyede KDV tahakkuk arama, ustam maliyeye gitti yalanı da dâhil olmak üzere. O zaman muhasebe bürolarında stajyer bir öğrencinin ne yapması gerekiyorsa hepsini yaptım. Bu işi yapacaksam ustam gibi olmalıydım. Mükellef sayım çok maddi olarak kendi kendine yeten, kimseye muhtaç olmayan bir meslek mensubu olmalıydım. Yaz gelince tatile gidebilmeliydim. Evim, arabam, yazlık evim olmalıydı. Ustam gibi olma hayalleri……….

Bir yandan hayatı öğrenirken bir yandan da stajımı yaptım. Belgemi aldım. Tamam, artık kendi ayaklarımın üzerinde durabilirim dedim, çünkü ben artık ruhsatlı bir muhasebeciydim. Tıpkı bir mühendis gibi bir mimar gibi Serbest Meslek Erbabıydım. Önüm açılmıştı, peki bundan sonra ne yapmalıydım. Muhasebe bürosu evet, güzel fikirdi. Kendi işinin patronu olmak gurur vericiydi. Peki büroda ne yapacaktım, benim mükellefim yoktu. Dükkan kirasını bile çıkaramadan 2 tane işletme defteri ile sabahtan akşama kadar büroda mı oturacaktım yoksa kendime mükellef mi bulacaktım. Benimle beraber büro açan arkadaşlarım ne yapıyordu, onlara bakmalıydım, ben de onlar gibi yapmalıydım. Yapılacaklar şunlardı:

1-) Belgesi olmayan ama mükellefi olan bir arkadaşla ortak olup, ruhsatını kullandırmak,

2-) Başkasının 10 kuruşa tuttuğu defteri 5 kuruşa tutup, başkasının mükellefini çalmak,

3-) Ölmek üzere olan veya bürosunu kapatmak üzere olan bir meslek mensubunun defterlerini satın almak,

4-) Herhangi bir Cemaate girip sohbetlere katılmak… ve muhtelif abilerin defterini tutmak,

5-) Vergi parasını alıp, yatırmamak…

Bunların hiç birini yapmadım. Acaba Reklam mı yapamıyordum. Ama reklam yapmak da yasaktı…

Ben muhasebe temel esas ve ilkelerine göre hareket eden biriydim. “BAĞIMSIZLIK” diye bir şey vardı. Mükellefin faaliyet konusunu ilgilendirmeyen bir faturayı deftere işleyemezdim. İşlemedim. İşime son verildi. Her ne kadar BAĞIMSIZ yani kendi başına hareket eden, kendi kararlarını belli ilkeler çerçevesinde veren biri olsam da, ay sonunda ödemem gereken kiram, faturalarım, kredi kartlarım vardı. Kendime soruyordum, acaba “bağımsız” olmayı yanlış mı anlıyorum diye?

Sonuç olarak: Dürüst olmak, insan olmak, kendin olmak, kanunlara uymak, vicdan sahibi olmak veya herhangi bir gruba veya cemaate katılmadan kendi ayakların üzerinde durup bu mesleği icra edip, para kazanmak pek mümkün görünmüyor. Eski Üstatlarımız gibi olmak gerek ama onlarında nasıl olup da bu meslekten geçindiklerini yaşım itibari ile bilemiyorum….Demek ki bilmediğim hala bir şeyler var..

Fatih BAYSAL.

SMMM

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Karaduman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket İmamoğlu Cumhurbaşkanlığına Aday Olursa Oy Verir misin?