Kara Yorgi

Sırpların “karizmatik” liderlerinden Kara Yorgi (Kara Yorgi Petroviç) babası karşısına geldiğinde şöyle bir suratına baktıktan sonra nöbetçilere döndü: "Bu adam ne yaptı?" nöbetçiler şaşkınlıkla birbirlerine baktılar. Aralarından biri çekinerek, “Siz istediniz huzurunuza getirdik efendim, yaptığı bir şey yok,” diyebildi. Kara Yorgi, söz alan nöbetçinin yanındaki diğer askere dönerek, “Öldür şunu,” dedi. Asker şaşkın bir halde Kara Yorgi’nin suratına bakarken, Yorgi bu kez bir sonraki askere, “Öldür şunları,” dedi. Üçüncü asker kendisinin de verilen görevi yapmaması halinde canının tehlikede olduğunu anladığından, kılıcını çekerek iki nöbetçinin de kafalarına sert iki darbe vurarak oracıkta öldürdü. Kara Yorgi, sırmalı tahtında gerinerek, “Aferin,” dedi katil askere. “Şimdi babamı dışarı çıkar, bana Yüzbaşı Miloseviç’i çağır.” Asker denileni yaptı.

Miloseviç geldiğinde Kara Yorgi erkek kardeşiyle konuşuyordu. Kardeşi Kara Yorgi’ye babalarını bağışlaması için yalvarıyordu. Küçük Petroviç, babasının başına gelecekleri anlamış gibiydi. “Neden ağabey,” diyordu. “Neden babamı kurtlar sofrasının ortasına atı- yorsun? Neden onun senin hayata gelmendeki rolünü reddediyorsun? Neden anamızın hatırına onu baban olarak görmüyorsun? Osmanlı elçisiyle görüşmesinde ne gibi kötülük olabilir ki? Obrenoviçler sürekli Osmanlılarla irtibat halindeler. Kabakçı Mustafa isyanı nedeniyle Osmanlılar da zor durumda. Bize karşı eskisi kadar güç gösterisinde bulunamazlar. Babam biraz da bunun için Osmanlılarla irtibat haline geçti. Senin kara kafandan geçenleri biliyorum, ama benim cesedimi çiğnemeden babama dokunamazsın ağabey!”

Kara Yorgi koltuğunda biraz daha gerindikten sonra ellerini çırparak askerleri çağırdı. “Tamam,” dedi. “Senin cesedini çiğner babamın cezasını öyle veririm.” Kardeş Petroviç buz kesmişti. İçeri doluşan askerlere Kara Yorgi hiç tereddüt etmeden emrini verdi: “Götürün şunu asın. Babamı da idam mangasının önüne koyun ki, ibret olsun oğlunun asıldığını görmek benim ne kadar kararlı olduğumu da kanıtlayacaktır.” Kara Yorgi suskunluğa bürünürken, dışarıdan babasının yalvarma sesleri geliyordu. Ama Yorgi dinlemedi. Bir saat kadar sonra, oğlunun idamını görmüş olan babası yine karşısındaydı. Kara Yorgi’de en ufak bir yumuşama yoktu. Babasının çenesindeki sakallarından tutarak başını yukarı kaldırdı ve son kez suratına baktı. “Baba,” dedi. “Sana biraz daha merhametli davranacağım. Asılmak nedir bilir misin baba? Bir ipin ucunda dakikalarca can çekişmektir. Sen buna layık değilsin. O yüzden senin ölümünü çok daha çabuk gerçekleştirecekler. Seni kurşuna dizecekler baba, kurşuna dizecekler!”

Tüyler ürperten bir kahkahadan sonra nöbetçilere babasını huzurundan almaları için başıyla işaret etti. Askerler ne yapacaklarını biliyorlardı. Baba Yorgi’yi sarayın avlusuna götürüp kurşuna dizdiler. Sırbistan’da iki aile arasındaki kavga yüz yıllardır sürüyor. Bunlardan biri babasını ve kardeşini gözünü kırpmadan ölüme gönderen Kara Yorgi’nin bağlı bulunduğu Karayorgeviç ailesi, diğeri de Obrenoviç ailesi... 1817 yılında Miloş Obrenoviç’in “KaraYorgi” diye bilinen Karayorgi Petroviç’i öldürtmesiyle Obrenoviç hanedanına geçen Sırp hükümdarlığı, hâlâ Kara Yorgi’nin torunlarını bekliyor. Peki ama, nedir bu iki aile ve Sırp tarihinde ne derece önemliler?

Kara Yorgi; cahil, pasaklı ve acımasız bir adam olmasına rağmen müthiş bir “karizmaya” sahipti. Sırbistan’da 1800’lü yılların başına kadar bu kadar büyük siyasi cinayetler, darbe girişimleri olmamıştı. Sırbistan ve daha sonra da onu da içine alan Yugoslavya’da yüz yıldan fazla süre içinde yirmi darbe girişimi gerçekleştirilmişti. Karayorgiyeviç ailesinin iktidarda olduğu dönemler Sırplar için pek mutlu yıllar olmadı. Özellikle Kara Yorgi ile başlayan zulüm ve istibdat dönemi daha sonraki yıllar için de bir referans kaynağını oluşturdu. Ortadoğu bölgesinin kangreni olan “darbeler” silsilesi, eski Yugoslavya bölgesinde de yıllarca sürüp gitti. Mareşal Tito’nun yönetimi ele geçirmesi ve tüm Yugoslavya bölgesini birleştirmesiyle bu “silsile” duruldu gibi görünse de, Tito’nun ölümüyle eski günlerine döndü. Sırbistan, Osmanlı döneminin tüm etkilerini taşıyordu o sıralar. Kara Yorgi ve ekibi işbaşına geldiğinde, dört yüz yıldır Osmanlı eyaleti olan bu küçük ülke; ince minareler, kırmızı kiremitli evler, şalvar giyen köylüler ile doluydu. İşte tam bu sıralarda da Obrenoviç hanedanı da pusuda bekliyor Karayorgeviç ailesinin hata yapmasını bekliyordu.

Ruslardan aldığı destekle Kara Yorgi 1806 yılında Belgrad’a girdi. O sıralarda devam eden Osmanlı-Rus savaşı sırasında Belgrad Kara Yorgi’nin önderliğindeki isyancıların elinde kaldı. II. Mahmut’un uzun süren saltanatı sırasında Osmanlı İmparatorluğu ile Ruslar arasında Bükreş anlaşması imzalandı ve Rus-Osmanlı savaşı sona erdi. Osmanlılar Belgrad’ı yeniden ele geçirince, Kara Yorgi canını kurtarmak için Avusturya’ya kaçtı. Osmanlılara karşı isyan eden Yunanların kurduğu bir derneğin üyeleriyle ortak çalışmalara girdi. Onların da yardımıyla 1817 yılında tekrar Sırbistan’a dönüş yaptı. Bu sırada Miloş Obrenoviç ise Osmanlılarla bir anlaşma yapmış ve kendini Sırp prensi olarak kabul ettirmişti. Eşyanın tabiatına uygun olarak da Sırbistan’a giriş yapan Kara Yorgi’yi daha hareket etmeye bile fırsat bulamadan, 1817 yılında öldürttü. Miloş Obrenoviç, 1817 tarihi itibariyle Sırbistan’da iktidarı eline geçirdi, ama Karayorgeviç ailesinin etkinliğini sonlandıramadı. 1945 yılına, yani Sırbistan’da monarşinin sona ermesine kadar krallık birkaç kez Karayorgeviç ile Obrenoviç hanedanı arasında el değiştirdi. Bu karmaşıklık günümüzde de sürmekte...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar A. Mümtaz İdil - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket İmamoğlu Cumhurbaşkanlığına Aday Olursa Oy Verir misin?