Zero’nun işgale karşı giriştiği ölüm kalım mücadelesi

İşgale alışmak bir yönüyle onun bir parçası olmak ve köleleşmektir.
Ama işgale alışmayan ve şanlı direnişler sergileyenler de var.
Zero işte onlardan biridir.
Geçen Mayıs’ta ev hapsi şartıyla Kars Cezaevi’nden çıkınca, köyüm Mewreg’e geldim.
Böylece koca bir yılı burada geçirdim.
Sarıya çalan beyaz tüyleri siyah çizgilerle beneklenen bir horozum..
Ve bir de Reşé, Zeré ve Qemer adında üç tavuğum var.
Horozumun adı Zero’dur.
Zero, ailesine karşı olabildiğince müşfik, dünyalar tatlısı bir horozdur. Aramızda uyumlu, hoş bir ilişki var.


TİLKİ GİDİP KASAPTAN ET Mİ SATIN ALACAK


Ne var ki, tilkiler bize rahat yüzü vermiyor. Etrafta sinsi sinsi dolanıp duruyorlar. Daha geçenlerde şen şakrak halleri nedeniyle Déllé adını verdiğim bir tavuğumu çaldılar. Üzüntümü paylaştığım kuzenim Mehmet, “Tilki ne yapsın; gidip kasaptan et alacak hali yok ya!” dedi gülerek.
Zero ve ailesini tilkilerden sakınmak için tüm gün içeride tutmaya gönlüm razı olmuyor. Onları bir sabah, bir de ikindi vakti bir süreliğine dışarı çıkarıp başlarında bekliyorum. Zero başka horozlarda görmediğim bir uysallıkla ne zaman istesem arkasında ailesiyle kümesin yolunu tutuyor.
Zero’nun sakin hayatı iki gün önce büyük bir sarsıntı geçirdi.
Köyden bir arkadaşım bana bir horoz hediye etti. Kızıl renkteki o horoz Zero’dan daha da yapılıydı. Uzun sarı bacakları, parıl parıl parlayan azametli göğsü ve gururla öne uzattığı görkemli boynuyla dünyaya meydan okuyan bir havası vardı.
Akşamüzeriydi. Onu kümese daha yeni koymuştum ki, içeride kıyamet koptu. Ben telaşla kümesin kapısını açınca, tavuklar itişip kakışarak kendilerini dışarı attılar. Zero ve diğer horoz toz duman içinde kıyasıya bir savaşa tutuşmuşlardı.


BAHÇE BİR SAVAŞ ALANINA DÖNDÜ


Kümese girip onları zar zor ayırabildim. Gelin görün ki, kavgayı alt alta üst üste bir boğuşmayla bahçede de sürdürdüler. Tüyleri havada uçuşuyordu.
Böyle hırçın ve yıkıcı bir horoz kavgasına ilk defa şahit oluyordum.
Onları tekrar ayırdım ama bu da pek bir işe yaramadı; kavgaya soluksuzca devam ettiler.
Ben tekrar müdahale ettim, ama saniyesinde yine kapıştılar.
Zero çıldırmış gibiydi, yurdunu başkasıyla paylaşmak istemiyordu.
İkisi de kanlar içinde kalmıştı. İtiraf etmeliyim ki, Zero’ nun beyaz kıyafetini öyle kanlar içinde görmek içimi acıtıyordu.
Bu böyle sürüp gidemezdi. Ya biri ötekinin üstünlüğünü kabul edip teslim olacaktı, ya da ikisi de yorulup kavgayı bırakacaklardı. Yoksa birlikte yaşayamayacaklardı.
Ben bu düşünceyle kenara çekilip, kavganın sonu ne olacak diye merakla bekledim.


ZERO GÖZLERİMİ KAMAŞTIRIYORDU


Zero rakibinin tahripkâr gücü karşısında sık sık yere düşüyor ama yine de kavgayı bırakmıyordu.
Bir ara nasıl olduysa sırtüstü yere devrildi. Öteki horoz üstüne çullanıp hançer sivriliğindeki gagasını boğazına sapladı. Zero altta bir iki çırpındı, sonra da ayakları havada ölü gibi hareketsiz kaldı.
Ben kaygıyla atılıp Zero’nun boğazını parçalamaya çalışan horozu geri çektim. Zero yattığı yerde bir iki debelendi, sonra kanlar içinde ayağa kalkıp tekrar hücuma geçti. Gelgelelim kendini yine yerde buldu.
Anlaşıldı ki, bu kavga bitmeyecekti; iş bana düşmüştü.
Onları tekrar ayırıp birbirinden uzaklaştırdım.
Belli ki, geceyi aynı yerde geçiremeyeceklerdi.
Zero’yu ailesiyle birlikte kümese, öteki horozu da kalorifer dairesine koydum.
Akşam sık sık o çılgın kavga geldi gözümün önüne. Zero’ya hayran kalmıştım ama ne yazık ki rakibi ondan kuvvetliydi. Yenilgi onun için kaçınılmaz görünüyordu.
Ertesi gün Zero bir gözü kapanmış olarak kümesten dışarı çıktı. İmbiği paramparça olmuştu. Yüzü yara bere içindeydi. Üstündeki kanlar kuruyup kahverengiye dönmüştü.
Öteki horoz dışarı çıkınca, Zero yıldırım gibi gürleyerek üstüne atıldı. Kaşla göz arasında tekrar kavga başlamıştı.
Zero ağır darbeler alsa da yenilgiyi kabul etmiyordu. Yerden kalkıp tekrar tekrar saldırıyordu.
Öteki horoz burada huzur bulamayacağını anlamış olacak ki, kavgayı ayırdığım bir andan istifade ederek bahçe duvarının üstünden atlayıp hızla uzaklaştı.
Zero ailesini çembere alıp etrafında dört dönerken..
İlkokul yıllarımda kuzu otlattığım karşıdaki yamaca yüzünü dönüp, muzaffer bir edayla gürül gürül öttü.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Mahmut Alınak - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket Gaziantep’teki Belediyelerin Hangisinin Çalışmasından Memnunsunuz?