Her şeyi gördük

Aylar oldu bize bir dehşet yaşatıyorlar. Her şeyi gördük ve biliyoruz. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar, gençler, hayvanlar, ağaçlar, yani yaşam adına ne varsa yok ediyorlar. Yalnızca yok etmek değil, vahşetin en akıllara durgunluk vereceği türden bir saldırı bu. En başta insan onuruna, yaşama sevincine, inancına, kimliğine yönelerek. Nasıl bir akıl yürütür ki öldürdükleri bir bedeni araç arkasında sürüklemeyi? Nasıl bir vicdan kaldırır ki elli yedi yaşındaki bir kadının, Taybet Ana’nın can çekişerek ölmesini ve cenazesinin günlerce sokakta kalmasını? Anne karnında, anne kucağında bebeklere kurşun sıkmak nasıl bir vicdansızlık ürünüdür? Hangi politika bodrumda mahsur kalanları yakar, bedenleri parçalar?

Nefret nasıl ki tarihsel gerçekliğimiz ise bu fiillerde bizim tarihsel gerçeğimizdir. Anadolu topraklarında yüzlerce yıl boyunca mazlum halklara yaşatılan vahşetin izlerini bulmak mümkün. Aynı genetik miras, bellek ve bu belleğin taşıdığı nefret bugün karşımıza sokağa çıkma yasakları, katliamlar infazlar ve bodrumlarda toplu cinayetlerle çıkıyor. Cizre ve Sur’da duvarlarda ki nefret yazıları, bir buçuk milyon Ermeni halkının, birkaç yıl içinde yok edildiğinin devlet tarafından da bir itirafıdır aslında. Tarihsel bellek, yüz yıl sonra devletin, önceki vahşete aynı sadakatle tutunmasında ortaya çıkıyor. Tehcir yolları, ölüm yolları, ölümlerden ölüm beğenen halkların izlerini taşır. Aynı izler bugün Cizre’de, Sur’da, Nusaybin’de, Gever’de ve daha birçok yerde karşımızda duruyor. Ve bu vahşetin uygulanma emri verenlerin milliyetçi hamasi duyguları duvarlarda ki yazılarda kabarıyor. Türk, erkek, egemen ve müslüman bir yok etme zihniyeti, nasıl ki yüz yıl önce yaşama şansı tanımadıysa kendinden görmediği halklara, bugün de tanımıyor.

Savaşların en olmazsa olmazı, kadın ve çocuk bedeninin üzerinde düşmanlık zihniyetinin tepinmesidir. İnsanlık onurunu parçalamak için kadın bedenine yönelir savaş ve dehşetin aklı. Hafızamızı öyle uzun uzun zorlamaya gerek yok. Çünkü hiçbir mesafe bırakmadan bu politik vahşet sürekli tekrarlanıyor. Dünya üzerinde yaşanan her savaşın içinde aynı zamanda kadına karşı bir savaş baş gösterir. Hem de çocuk yaşında olanlarda dahil olmak üzere. Çünkü savaş ve tecavüz birbirinden bağımsız değildir. Halkın aile yapısını dağıtma, geleneksel hassasiyetlerini parçalama, morali bozma, psikolojik olarak yok etme, inancına saldırı ve bir toplumu en temel noktasında çökertmek politikası çerçevesinde savaş esnasında tecavüze izin verilir. Savaşlarda tecavüz ve kıyıma uğrayan kadınların sağ kalanları toplum içinde ölümden de daha zor bir döneme terk ediliyor ve bu kez kendi toplumunun gericiliğinin hedefi oluyor.

1971 yılında Pakistan- Bagladeş savaşında 400 bin kadına tecavüz edildi. Dini gerekçelerden dolayı, tecavüz edilmiş kadını, kirlenmiş olarak kabul eden toplumlarda kadına yaşama şansı verilmiyor. Toplumsal hayatın dışına itilen kadınlar intihar etti veya kendi aile çevresi tarafından öldürüldüler. Düşman tarafından tecavüze uğrayan kadını, kendi toplumu da aynı gerici-kadın düşmanı yaklaşımla yok etti.

1992’de başlayıp 1995 yılında sona eren Bosna-Hersek savaşında 25.000 tecavüz mağduru kadının ifadeleri toplanarak 2001 yılında Lahey Adalet divanına teslim edildi. Savaş esnasında tecavüze uğrayan kadınların doğurmak zorunda kaldıkları istenmeyen çocuklar savaş sonrasının da ayrıca köle ticaretinin nesnesi durumuna getirilerek bedenleri satıldı. Hiç bitmeyen bir dehşet devam etti.

Işid’in saldırıları sırasında kaçırılan binlerce Ezidi kadın hala bu örgütün elinde. Çocukların dahi Işid militanlarının cinsel açlığını gidermek için kullandığı Ezidi kadınlar birer ticaret nesnesine dönüşmüş durumda. Pazarlarda erkeklere köle ve eş olarak satılan kadın ve çocukların görüntüleri tüm dünyanın bilgisine sunuldu. Örgütün en önemli parasal kaynaklarından biri de bu insan ticareti. Ancak savaş politikalarının en görünmez olanı kadın ve çocuklar için adım atılmıyor.

Bizim topraklarımızda da, devletin kendi halkına karşı yürütülen savaşlarında, tecavüz bir politik savaş aracı olarak kullanılıyor. 1915 Ermeni katliamı esnasında tehcir yollarında tecavüzler, çocuklara yapılan zulümler, kız çocukların ve kadınların kaçırılması, köle olarak kullanılması tarihsel tanıklıklarla bilinen bir gerçektir. Nineleri kaçırılmış Ermeni kadın ve çocuk olan binlerce aile var. Susturulmuş, kimliği yok sayılmış kadınlar toplumun sağır ve dilsiz tanıklarıdır. Kendi dininden ve inancından olmayan kadınları ve çocukları egemen zihniyete helal kılan fetvalar ile tecavüz meşrulaştırılıyor. Bugün katledilen Kürt kadınlarının işkence edilmiş bedenlerinin sergilenmesi, fotoğraflarının çekilip servis edilmesi de aynı egemen ve eril zihniyetin tezahürüdür. Nefretin zeminine oturttukları bir toplumu kadın üzerinden parçalamak, moralini bozmak için bu insanlık dışı uygulamaları yapıyorlar. Bunları legal gören devletin, insan onuruna aykırı davranışları cezalandırmak yerine ödüllendirdiği de bir gerçektir.

Toplumun devamlılığını sağlayan ve üreten kadınların, savaşların ve bu savaşların organizatörü devletlerin kadın ve insanlık düşmanı politikalarına karşı durmaları gerekmektedir. Yaşamsal hakkının erkekler tarafından parçalanmasına, devletin ve yansıması olan eril zihniyetin, kadını toplumun en küçük ve en zayıf halkası haline getirmesine dur demek gerekmektedir. Ellerinde beyaz bayraklarla kendi yaşamlarının yansıması olan çocuklarına sahip çıkan kadınlara, sokaklarda bedeni sergilenen kadınlara, her gün tecavüz ve tacize uğrayıp failleri cezasız bırakılan kadınlara ve en başta kendimize karşı sorumluluğumuzdur. Savaşlar kadın ve yaşamın düşmanıdır. Yaşamın devam etmesi için barışa en çok kadınların sahip çıkması gereklidir ve dahi zorunludur.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nuray Çevirmen - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket İmamoğlu Cumhurbaşkanlığına Aday Olursa Oy Verir misin?