ÜNİVERSİTE Mİ ÇİFTLİK Mİ?

Gaziantep Üniversitesi’nde yanlış giden bir şeyler var.
Türkiye’nin hiçbir yerinde görülmemiş 30 şahitli mobbing davası bu yanlışın önemli göstergelerinden biri.
Seçim sonrası pozitif değişim-dönüşüm bekleyenlerin avucunu yaladığı kasavetli bir hava hakim şu ara. Gaziantep’in “parlayan yıldızı” yaldızları dökülmüş eski bir vazoya benziyor adeta.
Astına işyerinde psikolojik baskı ve yıldırma uyguladığı iddiasıyla hakkında dava açılan BESYO Müdürü Prof. Dr. Ali Gür, “değişim” mesajının sahibi Rektör Prof. Dr. Yavuz Coşkun tarafından ödüllendirilerek rektör yardımcılığı koltuğuna oturtuldu.
Oysa seçim öncesi düzenlediği basın toplantısında kendisini dikkatlice dinlemiş ve yapmayı öngördüğü “kabine değişikliğini” bitmez-tükenmez eleştirilere artık kulak tıkamayacağını şeklinde algılamıştık.
Gaziantep Üniversitesi’nde, sözleşmeli işçiden, memura, okutmandan, profesöre kadar herkesin iş barışı içinde çalışmasını sağlamak bir lider olarak rektörün görevidir. Ancak, seçimi kaybettikten sonra Ankara kulislerinde yaptığı lobicilikle yeniden atanılması sağlayan Yavuz Hoca, Gaziantep’in değil, başkent Ankara’nın rektörü gibi davranıyor.
Yavuz Hoca’nın üniversitesini ilgilendiren 25-30 şahitli bir mobbing davası görülüyor, tüm BESYO şahit olarak oraya taşınıyor, hoca tüm bunları bildiği halde iş barışını sağlamak yerine bir akademisyeni tu-kaka ediyor, davalı olanı rektör yardımcısı yapıyor. Oysaki eski BESYO müdürü bu ekiple yaptığı çalışmalar ulusal camianın dikkatini çekmiş ve Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi tarafından ödüllendirilmemişimiydi. Bir üniversite dedikodular ile yönetilmeyeceğini bizlere göstermenin zamanı geldi sanırım Yavuz Hoca.
Gaziantep Üniversitesi’nin ajandamıza bu şekilde girmesi gerçekten bizi çok üzüyor.
Ancak şu ara sık sık hem de önüne gelene “üniversiteyi ben yöneteceğim” diyerek (acaba geçen dönem kim yönetti?) tek adam imajı yaratırken, elindeki sihirli değnekle şapkadan çıkardığı tavşanlar arasındaki çelişkiyi ve onun yeni kabine anlayışını da iyi anlamak gerektiğini düşünüyorum.
Gazeteci arkadaşımız Murat Güreş, ilk ceza davasını eski rektörlerden Prof. Dr. İmam Hüseyin Filiz ile yaşamıştı.
2003 yılında sonuçlanan mahkemede Murat Güreş 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.
Güreş, özetle ceza aldığı haberde, “Gaziantep Üniversitesi İmam’ın Çiftliği mi?” diye yazmıştı.
Köprünün altından çok sular aktı!
Ama Gaziantep Üniversitesi’nin bir çiftlik olduğu gerçeği değişmedi demek istemiyoruz.
Kayırmacılığın, iltimasın, görevlendirmelerdeki seçimlerin, pasifleştirmenin, ötekileştirmenin önünün açıldığı bir sürecin uzakta olmadığını Gaziantep Üniversitesi dostu bir gazeteci olarak net olarak açığa koymak isterim.
Gaziantep’in bilim tarlasının, sivil bir kışlaya dönüştürülmesi, akademisyenlerden sivil despotlar yaratılması mantığını şahsen ben anlamakta güçlük çekiyorum.
O nedenle soruyorum:
Üniversite kentin parlayan yıldızı bir bilim yuvası mı, yoksa her dönemde yeni kâhyaların yaratıldığı eskimeyen bir çiftlik mi?



# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Atilla Karaduman - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.