KAPİTALİST COĞRAFYAMIZDA ÇÜRÜME VE ÇÖZÜLME

İyi insanları unutmayın,

unutmayın; unutmak

en büyük kötülüktür.”[2]

Bir zamanlar Antonio Gramsci’nin, “Eskinin çürüyüp yok olduğu, yeninin ise bir türlü ortaya çıkamadığı bir değersizleşme, bir çürüme dönemi yaşıyoruz,” veya Eduardo Galeano’nun, “Günümüzde insanlar hiçbir şeye saygı göstermiyor. Eskiden erdem, onur, gerçek ve yasalardan oluşan bir dayanağımız vardı. Günümüz Amerikan yaşamında çürüme günden güne yayılıyor. Başka yasalara itaat edilmeyen yerde, çürüme tek yasa olur. Çürüme bu ülkenin altını oyuyor. Erdem, onur ve hukuk hayatımızdan buharlaşıp uçtu,” biçiminde tarif ettiklerinin daha da ağır bir hâliyle yüzleşiyoruz.

Agatha Christie’in, “Çürüme kendi içinden gelir,” vurgusunu bir an dahi unutmadan yaşatılanın bir bozulma, düzensizlik durumu olduğunun altını çizerek ekleyeYim: Toplumsal yapı ve ilişkilerin dağıldığı bir uyurgezerlik hâlidir çürüten çözülme!

Mevcut “Kültürel yozlaşma yoğunlaşıyor”ken;[3] Cahit Sıtkı Tarancı’nın, “Efkâr ettiğimiz şey, memleketin hâlidir/ Sanmam hemşerim, sanmam bundan acısı olsun,” dizelerini terennüm etmemek mümkün mü?

Elbette değil!

Kolay mı? ‘Dünya Sağlık Örgütü’ne (WHO) göre yerkürede 264 milyon kişi kaygı bozukluklarıyla, 322 milyon kişi ise depresif bozuklukla savaşıyorken; Prof. Dr. Şalcıoğlu da ekliyor: “Modern dünyada insanların uyku dışındaki zamanlarının yüzde 60’ın çalışarak geçiyor. Sanayileşmiş dünyanın iş yerlerinde ruh sağlığı sorunları oldukça yaygın görülüyor. Batı ülkelerinde yapılan araştırmalara göre 27 Avrupa ülkesinde, çalışanların yüzde 22’sinde iş stresinin ruh sağlığını olumsuz etkilediğini, İngiltere’de her altı çalışandan birinde anksiyete, depresyon, strese bağlı ruh sağlığı sorunu yaşıyor.”[4]

Kapitalist sistem insanı tüketirken; Ronald David Laing’ın ifadesiyle, “Hâli hazırda yaşama biçimi olan yabancılaşma insanın insana uyguladığı insafsız bir şiddetle gerçekleşmekte”yken; “Zamanın Ruhu” da yalnızlaşma ve yabancılaşmadır ki, bu da insan(lık)ın temel sorunudur.

Bir insan(lık) hâli olarak, “Travma ve paranoya üzerine yeniden düşünülmesi gereken bir zamandayız,”[5] notu düşülmesi gereken koordinatlarda ‘Amerikan Psikoloji Derneği’nin araştırmasına göre, “İnsanlar yanlış olduğunu bildikleri ifade ve iddiaların gelecekte doğru çıkabileceğine inanırlarsa, o ifadeler şu anda yalan ve yanlış olsa bile ona göz yummaya meyilliler”ken;[6] umutsuzluk hastalıklarının temel nedeni yoksulluk ve yoksullaşmada ifadesini buluyor…

Umutsuzluk ölümlerinin en sık görüldüğü ve giderek arttığı ülke ABD iken; ‘Ulusal Bilimler Akademisi’nin 2021 raporunda bu ölümler “kriz” olarak tanımlanıyor.[7] Gerçekten de, sürdürülemezlik sınırındaki kapitalizm/ yabancılaşma insan(lık)ı çıldırtıyor; Thomas Bernhard’ın, “Böylesine güzel bir ülke, dedi Reger ve böylesine düşük ahlâklı bir bataklık, dedi, böylesine güzel bir ülke ve böylesine tamamen şiddet dolu ve hain ve kendi kendini yok eden bir toplum. En korkuncu da insanın burada tepetaklak edilmiş bir seyirci olarak bu felakete bakması ve buna karşı elinden hiçbir şeyin gelmemesi,”[8] tasvirindeki üzere…

Jack London’un, “Öve öve bitirilemeyen modern toplumunuz kan üzerine kurulu, her tarafından kan fışkırıyor. Bu kıpkırmızı lekeden ne ben kaçabilirim ne de sizler,”[9] itirazına…

Henrik İbsen’in, “Gerçeğin ruhu ve özgürlüğün ruhu bunlar toplumun direkleridir”; Bertrand Russell’ın, “Mutluluğun sırrı, dünyanın korkunç bir yer olduğu gerçeğiyle yüzleşmektir,” uyarısına kulak vermek, önemsemek gerekiyor![10]

TOPLUMSAL DURUM(UMUZ)

 

Sokrates’in, “Paraya, şerefe, üne bu kadar önem verirken; bilgeliğe, akla ve ruhunun büyük gelişimine bu kadar az önem vermekten, utanmaz mısın?” sorusu ya da Honoré de Balzac’ın “Yoksulluğun hüküm sürdüğü yerde ne utanma kalır, ne suç, ne namus, ne de ruh,” saptamasıyla tarif edilmesi mümkün toplumsal durum(umuz)a ilişkin olarak şunun altı çizilmelidir:

“Modern hane halkı hegemonyası, sırf eğitim kitapçıklarıyla değil zorlama yoluyla da yaratıldı. Ucuz çalışmadaki gibi, ucuz bakım stratejisinin işlemesi için belirli niteliklerdeki insan zümrelerinin terbiye edilmesi gerekliydi. Kadınların bedenini uysal üreme makinelerine dönüştürmek zorlama, korku ve toplumsal denetim gerektirdi. Bu denetimi sağlayan kurumlar arasında hapishane, okul, hastane, akıl hastanesi yer alıyordu; cinsellik ve cinsiyetse hem kamusal hem de özel alanda şiddet kullanılarak ve utandırma yoluyla idare ediliyordu.”[11]

Kapitalist yapının ekonomik dengenin ne denli bozuk olduğu orta yerdeyken; bu hâlin bir yığın verisi karşımızda…

Çürüyen hasta(lıklı) kapitalist toplumsal yapı, psikolojisi alt üst olmuş insanlar yaratır, aklı/ mantığı zorlayan olup bit(mey)enler alarm zillerinin çaldığını gösterirken hâlâ “Nasıl” mı? İşte bir dize somut veri!

Mesela birisi boşanmak isteyen karısının elinden tutarak ona beş el ateş eder. Kadın kanlar içinde odanın içine yığılır ve vücudundan boşalan kanıyla duvara şunları yazar: “Annem, babam hakkınızı helal edin, üzülmeyin. Beni kocam vurdu”.

Sanık mahkemede şu ifadeyi verir: “Eşimi yaralamak bile istemedim. Ben mağdurum, bu bir aptallıktı. Bana vereceğiniz ceza eşimi de yaralayacaktır”.

Bu adam beş kurşunla öldüremediği eşine hapishaneden mektup yazar ve ona şunu söyler: “Aklımdan bir saniye çıkmıyorsun. Kantinde fıstıklı çikolata var, ben almıyorum. İkram ediyorlar yemiyorum. Sen seviyordun diye.”

Hayatını beş kurşunla elinden almaya çalıştığı bir insana “sensiz çikolata bile yemiyorum” gibi deli saçması sözler edilebiliyor.

Bir şey daha: Sipariş ettiği çayın soğuk geldiğini söyleyen şahıs kendisine çay getiren şahıs tarafından öldürülüyor. Katil ifadesinde “Parmağım tetikteydi ve bir an elim titredi. Tabanca da aniden ateş aldı” diyerek kendini savunuyor.

Bir öteki: Kastamonu’da Dadaylı ailesinin yaşadığı evde on altı gün içinde üst üste 17 kez yangın çıkıyor. Yapılan araştırma sonucunda, yangınların evde yaşayan Dadaylı ailesinin bir üyesi tarafından esrarengiz bir durum oluşturmak amacıyla çıkarıldığı tespit ediliyor.

Ve tramvaya kaka yaptığına yönelik görüntüler medyaya servis edilip, dahası bir koltuğun üzerinde dışkı görüntülerinin “İBB’nin kadrolu köpeği tramvaya pisledi” diye servis edildiği Boji adlı köpeğe kurulan kumpas! (Yapılan araştırma sonucu hayvan dışkısını tramvaya bir yolcunun bıraktığı görüntülerle kanıtlandı. Üstelik dışkı köpeğe değil, yolcunun kendisine aitti!)

Daha nicesi beşeri değerlerdeki çöküşün, çürümenin ürünüdür. Denilebilir ki “Hasta ekonomi hasta toplum yaratıyor”![12]

Şunları da aktarmadan geçmeyelim…

i) 11 yaşındaki A.K’nin velayeti 18 sayfalık Adli Tıp Kurumu (ATK) raporuna rağmen, 4 yıldır kendisine sistematik cinsel istismarda bulunan ve hâkim olan baba Ş.K’ye verildi![13]

ii) Yıl 2007… Eski AKP Milletvekili Turhan Çömez, İstanbul’da Bahçelievler yurdunda kız çocuklarının yurttan alındığı veya kaçırıldığı yönünde ihbar aldığını açıkladı, ardından yurdu ziyaret ederek 33 kız çocuğunun kayıp olduğunu ortaya çıkardı. Yurtta kalan kız çocuklarından biri, “13 yaşında bir kız çocuk yurdun bahçesinde tecavüze uğradı. S.M. isimli kız çocuğu da yine tecavüze uğradı. Kaçıp barlara, pavyonlara konsomatrisliğe giden kızlar var. Bir kız var mesela madde bağımlısıydı. Dışarı gidip gelirdi hamile kaldı, doğum yaptı, çocuğu yuvada,” dedi.

Yıl 2010… İstanbul’da toplam 426 çocuğun kaldığı beş merkezle ilgili araştırma yapan İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nün raporundan: “Yurtta kalan çocuklar, idarenin baskısından kaçarak Taksim’deki barlarda konsomatrislik yapıyor. Dışarıda hamile kalıp gelen kızlar, hamilelik süresi boyunca kadın sığınma evinde kalıyor. Doğumdan sonra da bebekleri evlatlık olarak veriliyor. Yurtta büyüyen M.A.’nın doğurduğu iki çocuktan 2 yaşındaki S.A., annesiyle hiç görüştürülmeden evlatlık verilmiş. Anneye, bebeğin öldüğü söylenmiş. Çocuklar üzerinde kurum yönetimi sürekli baskı ve şiddet uyguluyor. Yurttaki baskı ve şiddetten kaçan M.G. isimli kız çocuğu, Taksim’deki barlarda uğradığı cinsel istismarın ardından polise sığındı.”

Yıl 2016… Uşak Sevgi Evleri Çocuk Yuvası ve Kız Yetiştirme Yurdu’nda kalan bazı çocuklar yaşadıklarını ailelerine anlattı. Ailelerin başvurduğu Uşak Aile ve Sosyal Politikalar Müdürlüğü, çok sayıda çocuğun cinsel istismar, taciz, şiddet, eziyet, kötü muamele ve hakarete uğradığı şikâyetini incelemeye aldı.

Savcılığın da başlattığı soruşturma sonucu hazırlanan iddianamede, “koruma altındaki” çocuklara kurum çalışanları tarafından cinsel istismar, taciz, şiddet, eziyet, kötü muamele ve hakarette bulunulduğu öne sürüldü. Ayrıca, yurt yönetim memurunun da kız çocuklarına cinsel tacizde ve istismarda bulunduğu, bakıcı annelerin ve hizmetlilerin de bazı çocuklara şiddet ve eziyet çektirdikleri ifade edildi.

Yıl 2020… Yurtta büyümüş olan Aleyna Çakır öldürüldü. Cinayette adı geçen Uygun ailesinden Gülay Uygun’un “yurt anneliği” yaptığı kurumda 18 yaşını dolduran genç kadınları oğlunun da dahil olduğu bir çete üzerinden seks işçiliğine zorladığı iddiası üzerine soruşturma başlatıldı![14]

iii) K. Maraş’ta polisin bir masaj salonuna düzenlediği operasyonda 29 kişi gözaltına alındı. Şüphelilerin adreslerindeki aramalarda, fuhuş yapan kadınlarla birlikte olan erkeklerin isimleri ve borçlarının yazılı olduğu veresiye defteri ele geçirildi. Salona fuhuş için gidenlerin, başka kişilerin referansıyla gittiği, ayrıca G.A.’nın salona fuhuş için müşteri gönderenlere komisyon verdiği belirlendi![15]

iv) Kırıkkale’nin Yenimahalle semtinde oturan G.K. (40) iddiaya göre sokakta tanıştığı özellikle yaşlı ve emekli vatandaşlarla iddiaya göre götürdüğü evinde bir süre sonra cinsel ilişkiye girdi. Bu sırada planlı şekilde gizlice eve geldiği belirtilen G.K.’nın kocası U.K. (23)’nin ise eşinin yaşlı vatandaşlarla ilişki hâlindeki görüntü ve fotoğraflarını çekip, şantaj yaptığı tespit edildi. G.K. ile U.K. adlı karı-kocanın bugüne kadar 6 kişiden şantaj yolu ile bin lira ile 6 bin lira arasında para, emekli kartı ve kredi kartlarını aldıkları belirlendi![16]

v) İskenderun’da ödevini yapmadığı için babası Mehmet Ali Y tarafından elektrik süpürgesi borusuyla dövülen 6 yaşındaki Mertcan Y. kurtarılamadı![17]

vi) Mersin’de Gazi Anaokulu’nda müftülük görevlilerince düzenlenen seminer sonrasında, 6 yaşındaki bir çocuk annesine, “Ölüm çok güzelmiş” diyerek “ölmek” istediğini söyledi![18]

vii) Diyarbakır’ın Çınar İlçesi’nde karın ağrısı şikâyeti ile götürüldüğü hastanede hamile olduğu anlaşılan ve doğum yapan; resmi kayıtlara göre 11, kendi beyanına göre 15 yaşında olan G.D.’nin soruşturma dosyası, olay bölgesi olması nedeniyle yetkisizlik kararı ile Sivas’a gönderildi![19]

viii) Başbakanlık tarafından 2015’de yılın öğretmeni seçilerek ödüllendiren R.S.’nin, 19 yıl süreyle sahte diplomayla çeşitli illerde öğretmenlik yaptığı ortaya çıktı![20]

ix) İstanbul’da hastalara evde bakım hizmeti veren özel bir sağlık kuruluşunda sahte diploma ile doktorluk yapan Altuğ Aslan Adanur’un daha önce de sahte diplomayla bir ilaç firmasında hekimlik yaptığı ortaya çıktı![21]

x) Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde patronunun tecavüzüne uğrayan 17 yaşındaki Y.B isimli genç kız, ailesi tarafından fare zehri ile öldürülmek istendi![22]

xi) Türkler Gana’da sahte Amerikan Büyükelçiliği kurup 10 yıl vize dağıttı![23]

xii) Ankara, Kızılcahamam’daki AKP Gençlik Kolları İl Başkanları ve MKYK üyeleri İstişare ve Eğitim Kampı’nda “6 yaşındaki çocuk evlenebilir” ve “3 yaşında kız çocukları amcalarının yanına külotla çıkmamalı” sözleriyle tepki çeken Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nurettin Yıldız, eğitim verdi![24]

xiii) Rize’nin Pazar İlçesi’nde, lisede sınıf arkadaşını derste bıçaklayan B.K.’nın olay sabahı erken saatte ‘Kandan etkilenen korkan var mı?’ paylaşımı yaptığı, 07.16’da ise geldiği okulun fotoğrafını çekerek grupta paylaştığı belirlendi![25]

xiv) Antalya Hacı Hafize Saygan İlkokulu, şiddet ve taciz iddiaları ile sarsıldı. İddiaya göre 2’nci sınıf öğretmeni D.L., pis olmakla suçladığı F.N. adlı kız öğrenciyi sınıfta soyup “Bunun iç çamaşırı bile pis,” diyerek rencide edip, kafasını tahtaya vurdu.[26]

xv) Sosyal medyada 1 Nisan 2016’da yayılan ve İstanbul’da havaalanına yakın bir yerde çekildiği anlaşılan görüntülerde 4-5 yaşlarında Suriyeli bir çocuk parkta salıncak sırasını bekliyor. Bu sırada arkasından yaklaşan bir kişi Arapça “Tayyar, tayyar,”yani Türkçe “Uçak, uçak!” diyerek çocuğu dürtüyor. O anlarda yukardan bir yolcu uçağı geçiyor. Çocuk kaçmaya başlıyor. Arkasındaki adam da “Kaç geliyor, kaç!” diye çocuğu korkutmayı sürdürüyor. Diğer çocuklar oynamaya devam ederken uçağın gökten yağan “bomba” anlamına geldiğini düşünen küçük çocuk sığınacak bir yer bulabilmek için panikliyor. Çaresizce sağa sola koşturan çocuk sonunda bir duvara sırtını dayayıp gökyüzüne bakmaya başlıyorken; çocuğu korkutanlar hem gülüyor hem de kayıt yapıyor![27]

xvi) Koton’un İstanbul’daki mağazalarında hırsızlık yaptığı öne sürülen kişilerin, depoya götürülerek çekilen fotoğrafları mağaza çalışanlarının WhatsApp gruplarında, “Görmüş olduğunuz kişiler, tarafımızdan hırsızlık yaparken yakalandılar. Dikkatli olun arkadaşlar. Bu ara mağazamız çok yoğun” şeklinde paylaşıldı. Gruba atılan fotoğrafta ise hırsızlık yaptığı iddia edilen erkek, fotoğrafı çekilirken yanındaki küçük çocuğun yüzünü kapatıyordu![28]

xvii) Şişli’nin Nişantaşı semtindeki fast food restoranında, müşterileri rahatsız ettiği iddia edilen çocuğun üzerine kaynar su döküldü ve boynundan yanıklar oluştu![29]

xviii) İzmir’de bir yurttaş, ‘heyecan duymak’ için bombalı eylem yapacağını söyleyerek kendisini polise ihbar etti. ‘155 Polis İmdat’ hattına ihbarda 23 yaşındaki E.T., araç plakası vererek silahlı ya da bombalı kişilerin araçta olduğunu ve eyleme gittiklerini söyledi. E.T.’nin bunu daha önce 10 kez yaptığı ortaya çıktı![30]

xix) Antalya’da, 31 yaşındaki Ayşe Aydın’ın kullandığı otomobile, Ahmet Y. yönetimindeki otomobil çarptı. Kaza sonrasında Ahmet Y.’nin olay yerine gelen babası Aydın Y., tartıştığı öğretmen Ayşe Aydın’ı saçından tutup yerde sürükledi, tekmeleyip bıçakla saldırdı![31]

xx) Cumhuriyet Başsavcılıklarında ihbar edilen kişi sayısı iki kat arttı. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğü’ne göre 2019’da saatte 20 kişi hakkında savcılıklara ihbarda bulunuldu. 2018’de, savcılıklara yapılan ihbar sayısı 80 bin 866 iken, 2019’da rekor kırarak, yüzde 118 artışla 176 bin 380’e ulaştı![32]

xxi) İnternette parayla “cin çıkarma” ve “büyü bozma” dersleri veriliyor![33]

xxii) Bakanlık verilerine göre, 2020’de 99 bin 919 çocuk suça sürüklendi![34]

xxiii) Türkiye genelinde gençlerin yüzde 62.5’u, imkânları olsa yurtdışına yerleşip orada yaşamayı istediklerini ifade ediyorlar![35]

xxiv) Aile, üniversite, hastane ya da sokakta şiddet ve bireysel silahlanma tırmanırken poligonlara giden sayısı da yükseliyor. Hedefi vuranların yaşı 10’a kadar indi. Poligon işletmecilerine göre “Çocuklar oyun alanı olarak görüyor”![36]

xxv) ‘Umut Vakfı’ raporuna göre; üç yılda silahlı saldırılar yüzde 69 arttı. Cinayetlere silah kullanım oranı yüzde 80’e yükseldi. Toplam 25 milyon silah sahibi var ve yüzde 85’i ruhsatsız[37] Silahlı şiddet 4 yılda yüzde 69 arttı![38]

Örnekleri çoğaltmak mümkünse de, toplumsal psikolojik zemine/ çerçeveye göz atalım…

TOPLUM PSİKOLOJİSİ

 

‘Ipsos’un araştırmasına göre, Türkiye yüzde 60’lık oranla akıl ve ruh sağlığının en çok bozulduğu ülke konumundayken;[39] krizin derinleştiği, işsizlik ve yoksulluğun her geçen gün daha ağır bir şekilde hissedildiği coğrafyamız depresyon ve anksiyete vakalarının artışında Avrupa’da ilk sırada.

‘The Lancet’in 2021 Ekim araştırmasına göre, depresyon ve anksiyete vakalarının artışında Avrupa’da ilk sırada yer alan Türkiye’de 2019’da 49.8 milyon kutu antidepresan ilaç satılırken 2020’de bu miktar 54.6 milyona çıktı. 2017-2020 kesitinde 15 milyon 405 kişi psikiyatri kliniklerine başvurdu. 3 yılda sinir sistemi ilacı kullananların sayısı 61 milyonu, antidepresan ilaç kullananların sayısı ise 12.3 milyonu buldu.[40]

 ‘Sağlık İstatistikleri Yıllığı’na göre, ekonomik kriz ve işsizlik ile boğuşan yurttaşların psikiyatrik ilaç kullanımı 298.4 milyon kutuya çıkarken; Prof. Dr. Candansayar, “Hangi ülkede eşitsizlik artar ve yoksulluk yaygınlaşırsa anksiyete ve depresyon başta olmak üzere psikiyatrik hastalıkların görülme sıklığı artar,” diye ekliyor.

Koşullar insanları en çok sinir sistemi ilaçları kullanmaya mecbur bırakırken; 2011’de 234.5 milyon kutu psikiyatri ilacı kullanılırken 2017’de 63.9 milyon kutu artışla 298.4 milyona yükseldi. Psikiyatri ilaçlarının günlük tüketimi de yüzde 21.3 oranında arttı.

Depresif bozukluk yaşayanlar 2002’ye göre yüzde 21.67 artarak 517 bin 543’a yükseldi. Anksiyete bozukluklarından yakınanların sayısı da yüzde 25 artarak 298 bin 724 oldu. Depresif bozukluklar erkeklerde 2002’ye göre yüzde 20.37, anksiyete bozuklukları da yüzde 22.33 arttı. Kadınlarda ise depresif bozukluk aynı dönemde yüzde 22.43, anksiyete bozuklukları ise yüzde 27.3 arttı.

Psikiyatri ilaçlarına ek olarak madde bağımlılığı kullanımında da ciddi bir artış yaşandı. 2002’ye oranla madde kullanım bozuklulukları yüzde 41.40 arttı. Erkeklerde madde kullanım bozukluğu 2002’ye oranla 44.6 artış gösterdi.[41]

Kolay mı? 2009-2013 kesitinde yaşanan psikolojik sorunlar yüzde 330 artış gösterirken;[42] ağırlaşan ekonomik sıkıntılarla, yaşam koşullarının zorluğu, psişik rahatsızlığı artırmaktadır.

Özetle çaplı toplumsal travmaların yaşandığı kesitte, Devletin İdeolojik Aygıtları (DİA’lar) ile desteklenen egemen baskılar (ve türlü uygulamalar) ile psikolojik bozulmalar, depresyon, nevrotik hâl yaygınlaşmaktadır.

Çürüyen/ çözülen kapitalist sürdürülemezlik zemininde, bireyin dünyayı gerçekten kötü ve güvensiz bir yer olarak algılamasına ve sürekli bir duygusal boşluk içinde olmasına neden olan bir duygu durum olarak nevrotik hâl, benlik ile sınırlılık içindeki gerçek benlik arasında salınır; bu da “mış” gibi görünen aldanma hâlidir.[43]

Ayrıca Prof. Dr. Adnan Erkuş’un da belirttiği üzere, “Depresyon bir psikolojik bozukluktur ve öncelikle dışsal etkenler sonucunda ortaya çıkan bir çökkünlük, yaşamdan zevk almama, çaresizlik, yalnızlık, umutsuzluk durumudur ve iştahsızlık, cinsel bozukluklar, uykusuzluk gibi pek çok psikosomatik bozuklukla birlikte ortaya çıkar; tedavi edilmezse, intihara kadar gider.”[44]

Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre 1 Ocak 2010 ile 1 Ocak 2019 kesitinde 18 bin 772 kişi yaşamına son verdi. İntihar edenlerin bin 190’ı üniversite mezunu, 853’ü ise öğrenci.[45] Ve dört üniversiteliden biri depresyonda…[46]

HÂL(İMİZ) VE GİDİŞAT(IMIZ)

 

“Genç intiharları bir salgın”[47] özelliği kazanıp yaygınlaşırken; Türkiye İstatistik Kurumu’na (TÜİK) göre, 2019’da “Mutluyum” diyenlerin oranının da azaldı; işsizlik ve ekonomik krizin toplumda derin travmalara sebep olduğu 2002-2018 kesitinde geçim sıkıntısı ve ticari başarısızlık nedeniyle 5 bin 485 kişi intihar etti. 10 yılda TBMM’nin önünde intihar edenlerin sayısı 30’u aştı. 2018’de toplam 3 bin 161 intihar vakası yaşanırken geçim zorluğu nedeniyle intihar edenlerin sayısı 246 oldu.

‘Dünya Mutluluk Raporu’na göre Türkiye, 2019 mutluluk sıralamasında 156 ülke içerisinde 79. oldu.

WHO’nun raporuna göre, nüfusunun yüzde 4.5’i depresyonda. Başka bir deyişle Türkiye’de ortalama her 20 kişiden biri ruhsal çöküntü içerisinde. Resmi verilere göre, üç yılda psikiyatri kliniklerine başvuranların sayısı 8 milyon olurken, antidepresan kullanımı da 5 yılda yaklaşık yüzde 27 oranında arttı.[48]

Söz konusu tabloda Sokrates’in, “İnsanın kendisi akılsız ve korkak olmadıktan sonra, ölümün kendisi korkunç değildir. Korkunç olan, haksızlıktır”; Victor Hugo’nun, “Kalabalıklar her zaman tehlikelidir. İçinde ruhlarını ucuza satan alçaklar barındırır,”[49] sözünü anımsatan hâl(imiz) ve gidişat(ımız)a gelince…

Psikiyatrist Dr. Ayhan Akcan Türkiye’de siyasetin en tepesinde agresyon ve öfke olduğuna dikkat çekerken;[50] ‘Suçlar Ülkesi Türkiye’ başlıklı rapora göre, 2018’de ateşli silahlar ve bıçaklarla işlenen suçlara karışan 6 bin 280 kişi cezaevine girdi ve bu sayı, 2017’ye oranla yüzde 15 arttı. Söz konusu artış 2009 ile kıyaslandığında yüzde 162’ye yükseldi.

Bakanlığın açıkladığı verilere göre cinayet işleyenlerin sayısında patlama yaşandı. 2018’de 9 bin 332 kişi cinayet işledi. Cinayet işleyen kişi sayısı 2009’a kıyasla yüzde 516 oranında arttı. Buna göre ortalama her bir saatte bir kişi cinayet nedenle hapse girdi. Yani bozulan toplumsal yapı sebebiyle cinayet işleyen kişi sayısı da sistematik olarak artıyor.[51]

Özetle “Sözün yerini şiddetin aldığı”[52] coğrafyamızda Kadir Has Üniversitesi’nin ‘Türkiye Sosyal ve Siyasal Eğilimler Araştırması’, “Dindar ve otoriter Türkiye” gerçeğini ortaya koyarken;[53] ‘İnanç Özgürlüğü Girişimi’nin raporunda Ocak-Aralık 2020 kesitindeki olayların yarıdan fazlası Alevîlere, Hıristiyanlara yönelik önyargı içerdiğinin altını çizdi.[54]

Merkezin taşralaşıp muhafazakâr şiddetin tırmandı(rıl)ğı güzergâhta ‘Ipsos’un “Mutluluk” araştırmasına göre, 28 ülke arasında mutluluk bakımından en alttan 8’inci sıradaki[55] Türkiye’de 2018’de, 2017’ye göre boşanmaların oranının yüzde 10.9 arttığı;[56] üniversite öğrencileri arasında şiddetli depresyon yaşayanların oranınının beşe katlandığı;[57] işsizlik ve artan yoksulluk karşısında insan(lar)ın umudunu yurtdışına gitmeye bağladığı Türkiye’de, iki yılda internet üzerinden yapılan aramalarda dikkat çeken sonuçlar ortaya çıktı.

Buna göre, Google’da iş ilanları ve intiharla ilgili ifadelerin aranması son iki yılda büyük artış (yüzde 5 binin üzeri) gösterdi. Tutdere, Google üzerinden en fazla arama yapılan ifadelerin bazılarını şöyle sıraladı: “Yurtdışı iş ilanları, yurtdışı iş ilanları vasıfsız, İŞKUR yurtdışı iş ilanları, nasıl intihar edebilirim?, ölmek istiyorum, intihar etmek için öneriler.”

Arama sıklığında yüksek oranda olan “Yurtdışında iş imkânı” ve “intihar” başlıklarına ilişkin diğer artışlar olarak şöyle: “Getir yurtdışı iş ilanları (yüzde 950); yurtdışı iş ilanları sahibinden (yüzde 800); yurtdışında çalışmak için nereye başvurmalıyım? (yüzde 500); Green Card başvuru (yüzde 400); Kanada göçmenlik (yüzde 30); Hollanda-İtalya iş ilanları/yurtdışında çalışmak istiyorum (yüzde 250); intihar etmek günah mı? (yüzde 850); en kolay intihar yöntemi (yüzde 600); en acısız ölüm (yüzde 40)”![58]

Tüm bunlar açlık, yoksulluk, ekonomik kriz üçgeninde realize olurken; Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Halis Dokgöz ekliyor:

“Dünya üzerinde her yıl milyonlarca insanın intihar olgusundan etkilendiğini rahatlıkla söyleyebiliriz. İntihar olgularında sosyal, kültürel, ekonomik, psikolojik ve diğer birçok risk faktörü bulunmakta ve bu da bireysel ve toplumsal anlamda konuya duyarlı bir yaklaşım zorunluluğu getiriyor. İntiharı bireylerin karşılanmamış gereksinimleri, stres yaratan dayanılmaz depresyon duyguları ile bireysel yaşamları arasındaki çatışmalar sonucu bir çıkış yolu bulunamaması ve gerçeklikten kaçış isteği olarak ortaya çıkan bir halk sağlığı sorunudur. Özellikle psikolojik, psikiyatrik risk faktörlerinden olan depresyon, çaresizlik ve umutsuzluk gibi olumsuz duygulanım varlığı intihar için ruhsal bir zemin hazırlayabilir…

İntiharlar dünyada çok önemli bir halk sağlığı sorunudur. Her yıl 800 bin kişi intihar eylemi sonucu hayatını kaybediyor. Yapılan çalışmalarda intihar olgularının yüzde 79’u orta ve düşük gelir düzeyine sahip ülkelerde meydana geldiği belirlenmiştir.”[59]

Örneğin 2021’in ilk 2 ayında işini kaybeden ve geçim sıkıntısı yaşayan 95 yurttaş yaşamına son verdi. Kocaeli de 10 gün içerisinde ekonomik sıkıntı nedeniyle 7 kişi yaşamına son verdi. İzmir’de 31 Ocak’ta iki çocuk babası müzisyen Erdem Topuz, 19 Şubat 2021’de bir yıldır işsiz olduğu belirten 29 yaşındaki müzisyen Mehmet Mert El, canına kıydı![60]

Çürüyen, çözülen coğrafyamızda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan başvuru sayısı yüzde 13 artarken; AİHM’in toplam 15 bin 520 dosyadan 9 bin 548’i ise 2021 yılına aitti.[61]

‘Mali Suçları Araştırma Kurulu’na (MASAK) 2021’de yapılan aklama suçu bildirimleri ve toplam bildirim sayılarında 2020’ye göre iki kat artış yaşandı. 1 yılda 511 bin kişi hakkında şüpheli bildirimde bulunuldu.[62]

Türkiye’de kaçırılan çocuk sayısı 9 yılda 3 kat arttı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre 9 yılda kaybolan çocuk sayısı 104 bin 531. Buna göre yılda ortalama 10 bin, günde ise 32 çocuk kayboluyor.[63]

VAHŞET VERİLERİ

 

Çürüme/ çözülmenin vahşet verilerinden kimileri mevcut durum(umuz)un ne boyutta olduğunu net biçimde sergiliyor…

i) Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde, oğlu A.O.A.’yı (16) Allah yolunda kurban ettiğini iddia ederek ensesini kesip ağır yaralayan sağlık memuru Yusuf A. (42), tutuklandı![64]

ii) Mardin’deki Çocuk Esirgeme Kurumu’na ait Musa Cihaner Çocuk Yuvası ve Kız Yetiştirme Yurdu’nda kalan 4 aylık Recep, 7 Ocak 2005 gecesi yatağından alınıp ikinci kattaki balkondan atıldı. Bahçedeki su birikintisinde bulunan bebek, beyin kanamasından ölmüştü. 4 ay yaşayabilen Recep ya da Ahmet Can’ı, yurtta kalan başka bir çocuğun öldürdüğü ortaya çıktı. 13 yaşındaki zihinsel engelli kız çocuğu H., savcılığa verdiği ifadede “O gece F. anne bana yemek vermedi, ben de çok kızdım. Çünkü o gece sadece süt içmiştim. Daha sonra Recep bebeği balkondan aşağıya attım,” dedi![65]

iii) 29 Mart 2022’de Pendik’te boş araziye bir çocuk bırakıldı. Bebeği sokağa atan annesi Ebru S’ye ulaşıldı. Anne ifadesinde, gerekçe olarak, dinsel nikâhla evlendiği babasının çocuğu kabul etmeyeceğini düşünerek sokaklara bırakmak zorunda kaldığını ileri sürdü![66]

iv) 2013 Temmuz’unda Ö.D.’yi kaçırarak tecavüz ettikten sonra iple boğarak öldüren Ömer A. olaydan 3 gün sonra gece saatlerinde tanınmamak için Noel Baba sakalı takarken, siyah bir poşet içerisine koyduğu cesedi dere kenarına atmaya çalışırken görüldü. Poşeti yere bıraktıktan sonra vatandaşlara bıçak çekerek olay yerinden kaçan Ömer A. yakalandı![67]

v) Kırşehir’de yaşayan Zeynep Sağlam (21), 1 Kasım 2012’de eşi Ercan Sağlam ile hamilelik döneminde sürekli gittiği Yozgat’taki özel bir hastaneye geldi. Burada 3 Kasım 2012’de sezaryenle Mehmet Baran adını verdikleri bebeği dünyaya getiren Sağlam’ın kanamasını durdurmak için önce rahmi alındı, ardından elektrikli ısıtıcıyla vücut ısısı dengede tutulmaya çalışıldı. Bu sırada bacaklarında 3. derece yanık oluştuğu iddia edilen Sağlam, ambulansla Kayseri’deki Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne sevk edildi. Yoğun bakım ünitesinde yanık, hipotansiyon, zatürree, akut böbrek yetmezliği ve solunum yetmezliği tedavisi gören Sağlam, 74 gün sürdürebildiği yaşam mücadelesini kaydetti![68]

vi) Diyarbakır’ın merkez Yenişehir İlçesi Ferit Köşk Mahallesi 387 Sokak üzerindeki 5 katlı bir apartmanda oturan bir kişi, Kurban Bayramı’nda kesmek üzere aldığı keçiyi binanın çatı katına bağlamadan bıraktı. 1 metre yüksekliğindeki korkulukları aşarak atlayan keçi, o sırada binanın önünde arkadaşlarıyla oyun oynayan 13 yaşındaki ortaokul öğrencisi Heval Yıldırım’ın üzerine düştü. Küçük Heval, kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirdi![69]

vii) Tuzla Aydınlı Mahallesi’nde 12 yaşındaki M.K. arkadaşlarıyla birlikte erik yiyerek çekirdeklerini yola atıyordu. O sırada yoldan aracıyla geçen şahıs, çekirdeğin aracına isabet etmesiyle koşarak çocukları kovalamaya başladı; yakaladığı M.K.’yi yumruk atarak yere devirdi, ardından tekmelemeye başladı. Olaya tanık olanların müdahale etmesiyle çocuğu bırakarak kaçtı![70]

viii) Antalya’da, kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişilerce mezarlıkta kedinin gözlerine ve ağzına yakılan naylon damlatıldı. Ağır yaralanan kedi tedaviye alındı![71]

ix) Çanakkale’nin Lapseki ilçesinde kimliği belirsiz kişi ya da kişiler sokak kedisinin ön ve arka ayaklarını kesip, kediyi yaktı![72]

x) 6 Ocak 2019’da Antalya’da cinsel saldırıda bulunup, arka bacaklarını kırdığı köpeği, başka bir köpeğe ısırttığı iddiasıyla gözaltına alınıp Olay sırasında 2.21 promil alkollü olduğu belirlenen A.Ö. (43), savcılık sorgusunun ardından serbest bırakıldı![73]

VAHŞETİN ÇOCUK(LAR) BOYUTU

 

“Kirli çevre insanın ruhunu kirletir, kirli ruhlar çevreyi kirletir,” diyen Aziz Nesin haklıdır![74]

Çürüyen/ çözülen coğrafyamızın kokuşmuşluğunda ayrımcılığa maruz kalan, istismar edilen, öldürülen, şiddete uğrayan, ticari olarak sömürülen, ihmal edilen çocukların sayısı her geçen gün artıyor.[75]

Bu durumda Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez, “Eğer bugün kıyamet kopacaksa yeryüzünde çocuklara karşı işlenen istismar suçlarından dolayı kıyamet kopar,”[76] dedi demesine de; inanalım mı?

Mesela “İstismar ve tecavüz vakalarında Türkiye, dünyada 3’üncü sırada. Bu vakaların AKP’nin iktidar olduğu 10 yılda 3 kat çoğalmış”ken…[77]

TÜİK her yıl düzenli olarak açıkladığı suça sürüklenen çocuklarla ilgili istatistikleri 2019’da açıklamazken, kurumun 2020 istatistik takviminden de çıkarıldı.[78] Kurumun açıklamadığı istatistiklerde Türkiye’de çocuklar arasındaki uyuşturucu kullanımı ve çocuklara yönelik cinsel istismar gibi kamuoyunda yankı uyandıran veriler bulunuyordu…[79]

Gerçekten mi? “Çocukları çok seversin değil mi Türkiye? Ama preste ezileni değil, tomruk altında kalanı değil, hapiste çürüyeni değil. Temiz, güzel, muhitine uygun olanı seversin…

Çocukları çok seversin değil mi Türkiye? Kıyamazsın onlara. Ne büyük yalan!”[80]

“Nasıl” mı?[81]

‘Risk Altındaki Çocuklar Raporu’na göre, çocuk işçi sayısı 2 milyona yaklaştı. Çalışan her 10 çocuktan 8’i kayıt dışı. Cinsel şiddete maruz kalan çocukların yaklaşık yüzde 87’si kız.[82]

‘2018 Küresel Toplumsal Cinsiyet Uçurumu Raporu’na göre, Türkiye cinsiyet eşitsizliğinde 149 ülke arasında 130’uncu sırada.[83]

Örneğin Türkiye’de 2018’de dünyaya gelen yaklaşık 12 bin bebeğin annesi 17 yaşın altındaki çocuklar. 2018’de doğan 167 bebeğin annesinin ise 15 yaşın altındaki kız çocukları olduğu belirlenirken 2017’de doğan 60 bin 164 bebeğin annesi 19 yaşından küçükler. 2003-2018 kesitinde 15 yaşın altındaki çocukların yaptığı doğumların toplam sayısı 15 bin 89 oldu.[84]

TBMM Araştırma Komisyonu, ergenlerin yüzde 9.6’sının evli olduğunu ortaya koydu.[85]

‘Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun hazırladığı 2019 ve 2020’e ait çocuk istismarı raporuna göre, 2019’da medyaya 268, 2020’nin ilk 7 ayında 179 çocuk cinsel istismara uğradı.[86] Kayıtlara göre sadece Antalya’da iki yılda 274 çocuk doğum yaptı.[87]

Ayrıca Euronews Türkçe’nin haberine göre, TÜİK’in açıkladığı nüfus verilerinde en dikkat çeken unsur çocuk anneler oldu. Buna göre 2018 yılında Türkiye’de 1 milyon 248 bin 847 doğum gerçekleşti. Annelerin yaş gruplarına bakıldığında ise 15 yaşından küçük tam 167 çocuk var. 15-17 yaş grubunda sayı 11 bin 636 oldu![88]

Beş öğrenciden biri, okulda “ayda birkaç kez” veya “haftada bir veya daha fazla” fiziksel ve/ veya sözlü zorbalık kurbanı oluyor. Çocuklara yönelik cinsel istismar olaylarının yüzde 40’ı okullarda, okulların yakınında ve servislerde meydana geliyor. Öğrencilerin bu tür durumlarda öncelikle başvurması gereken psikolojik danışmanlık ve rehberlik uzmanı oranı ise 538 çocuğa bir kişi.[89]

Ve birkaç şey daha!

i) İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, “Her gün 32 çocuk kayboluyor, 3 çocuk hayatını kaybediyor,” dedi![90]

ii) 2019’da yaklaşık 4 bin çocuk cezaevlerinde girdi; 12-18 yaş arası 3 binin üzerinde çocuk tutuklu bulunuyor![91]

iii) 2018’de ‘Kamu Denetçiliği Kurumu’na “çocuk hakları” için başvuru yağdı. Başvurularda 2017’ye oranla yüzde 220 artış yaşandı![92]

iv) İnsan Hakları Derneği (İHD) Adana Şubesi yedi aylık sürede gerçekleşen çocuk hak ihlâlleri raporuna göre 497 çocuk istismara uğradı![93]

v) Yurtta tecavüze uğrayan 14 yaşındaki A.nın babası B., “Aile Bakanlığı çocuğu korumaya alıp, davaya müdahil olacağız dedi ama hâlâ kimse el uzatmadı,” dedi![94]

vi) Baro’nun hazırladığı rapora göre, 2019’un ilk altı ayında Ş. Urfa’da 378 çocuk istismara maruz kaldı; yaş aralığı 12-16 olan çocuklardan 21’inin hamile kaldığı belirtildi; 378 çocuğun 287’si kız, 91’i erkek; cinsel istismara uğrayan çocukların yaş aralığı 12-16![95]

vii) İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nin raporuna göre, 2018-2019 kesitindeki soruşturma aşamasında 12 yaş altı 2 bin 647 mağdur kız çocuğundan 1053’üne yapılan avukat atamaları çocuğun cinsel istismarı nedeniyle oldu![96]

viii) Diyarbakır Barosu’nun cinsel suçlardan mağdur çocuk için yapılan avukat görevlendirmesine dair paylaşılan 5 yıllık verilere göre, 10 Mart ile 29 Nisan tarihlerine bakıldığında 2016’da 34, 2017’de 71, 2018’de 130, 2019’da 142, 2020’de ise 50 mağdur çocuğa avukat ataması yapıldı. Ayrıca 2020’nin ilk 4 ayında ise 179 çocuk cinsel istismara uğradı![97]

ix) Urfa Barosu Çocuk Hakları Komisyonu, 2019 içerisinde kentte 782 tecavüz ve cinsel istismar vakası nedeniyle avukat ataması yapıldığını açıklayıp, bunların 733’ünün 4 ile 18 yaş aralığında çocuk olduğunu kaydetti![98]

x) Malatya’da ikisi akraba ikisi ise komşu dört kişi, N.’ye 9 ay cinsel istismarda bulundu. Dosyaya gizlilik kararı verildi. Yaşananları araştıranların, olayı kapatmak isteyen zanlıların yakınları tarafından tehdit edildiği öğrenildi![99]

xi) Muratpaşa İlçesi’ndeki İstiklal İlkokulu 2’nci sınıf öğrencisi S.A., 2016 Nisan’ında birkaç kez eve geç gelince anne E.A.U. şüphelendi. Son durakta inen kızının, servis şoförü E.U.’nun kendisine cinsel tacizde bulunduğunu söylemesi üzerine E.A.U. şikâyetçi oldu![100]

xii) Ş. Urfa’nın Siverek ilçesinde ailesiyle yaşayan ve ilköğretim 8. sınıfta okuyan Ş.Ç. (13) 4 Nisan’da aniden ortadan kayboldu. Cumhuriyet savcılığına başvuran Heyna Ç., eşi Ahmet Ç.’nin kumar borcu yüzünden kızını Mehmet Karamus’a (20) sattığı söyledi![101]

xiii) Büyükçekmece Mimaroba’da yaşayan Ç.K.’nın ailesi, 2014’ün Aralık’ında jandarmaya yaptıkları başvuruda 14 yaşındaki kızlarının kaybolduğunu bildirmiş, polisler 26 Aralık 2014 tarihinde hakkında kayıp ihbarı yapılan Ç.K.’yı Bakırköy’de bir sokakta bulmuştu. Ç.K.’nın ifadesi, annesi, babası, abisi, teyzesi, teyzesinin eşinin de aralarında bulunduğu 8 kişi hakkında soruşturma başlatılmasına neden oldu. Ç.K. ifadesinde, teyzesi A.K.’nın kendisini (51) imam nikâhlı eşi H.D.(52) ile olmaya zorladığını anlattı. İfadesinde eniştesi H.D.’nin 4-5 kez kendisi ile cinsel ilişkiye girdiğini belirten Ç.K., “Eniştem bana tecavüz etti. Karşı koymaya çalıştım, gücüm yetmedi. Ç.K. ayrıca babası M.K.’nın (55) bu olaydan bir süre önce evlerine gelen annesinin kuzeni olan kardeşler E.Ç. (28) ve R.Ç.’ye (25) kendisini pazarladığını öne sürdü. Bu iki kardeşin, sırayla kaldığı odaya gelerek kendisi ile birlikte olduğunu öne sürdü. Ç.K., babasının kendisini evlerinin yanında bulunan bir şantiyede bekçi olarak çalışan A.Ş.’ye de para karşılığı sattığını söyledi. C.K.’nın ablası D.K. da (27) ifadesinde, 10 yaşındayken babası M.K. tarafından para karşılığı pazarlandığını söyledi. Anne F.K. ifadesinde, eşi M.K.’nın küçük kızları Ç.K.’yı kuzenleri E.Ç. ve R.Ç.’ye pazarladığını doğruladı. Anne F.K., korktuğu için bu duruma ses çıkarmadığını belirtti![102]

xiv) İstanbul Göztepe Köprüsü’ne yakın alanda dilencilik yapan grupta, yaşı büyük olanların, küçük çocukları cinsel ilişkiye zorladıkları ve ihbarlara polisin duyarsız kaldığı açıklandı. Avukat Emel Aydoğan, ihbarı bildirdikleri polisten, “Bunun için ekibimiz yok. Siz gördükçe çekin. Ayrıca bu iş belediye ve zabıtanın işi” yanıtını aldıklarını söyledi![103]

xv) Çorum Kargı’daki müftülükte meydana gelen cinsel istismarın mağduru K.T.’nin iddiasına göre, müftülükte şoför olarak çalışan 42 yaşındaki H.B.A., eve geldiğinde K.T.’yi istismara başladı. İstismar dağda, ormanda, köy yollarında, boş evlerde ve kulaklarınıza inanamayacaksınız, kaymakamlık binası içerisindeki müftülüğün arşiv odasında bile devam etti. Ayrıca K.T., Kargı müftü vekili olarak görev yapan F.K.’nin, H.B.A. ile aralarındaki ilişkiyi öğrenmesi üzerine kendisiyle yakınlaştığını ileri sürdü. K.T., bu kişiyle de 2014-2015’te müftülükte cinsel ilişki yaşadığını söyledi![104]

xvi) İstanbul Maltepe’deki Süleymancılar’a ait olduğu iddia edilen Zümrütevler Kur’an Kursu’nda üç çocuğun cinsel istismara maruz bırakıldı; kurstaki hocaların olayı gizlemeye çalıştığı aktarıldı![105]

xvii) Ümraniye’de Fıkıh-Der’e[106] bağlı kaçak Kur’an kursunda yatılı kalan çocukları istismar ettikleri gerekçesiyle kurs sorumlusu Ömer Işıktekin’in ve eğitmenler Hacı Serkan Bektaş ile Tarık Bektaş’ın “çocuğun cinsel istismarı” ve “eziyet” suçlarından yargılandıkları davada karar çıktı. Mahkeme heyeti, iyi hâl indirimi uyguladı![107]

xviii) Antep Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Sanat ve Mesleki Eğitim Kursları (GASMEK) bünyesindeki Halil Karaduman Sanat Merkezi’nde görevli mozaik öğretmeni Yusuf Gökhan Emir’in kurs verdiği 14 öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu ortaya çıktı. Yargılandığı davada Emir’e, mahkeme “iyi hâl” indirimi uyguladı![108]

xix) Karaman’da 10 çocuğun cinsel istismara uğraması skandalı ile gündemden düşmeyen Ensar Vakfı ile ilgili her gün bir destek açıklaması yaparken,[109] sessizliğini koruyan Cumhurbaşkanlığı da “manevi” bir adım için hazırlık yapıyor. Sarayda açılan Millet Camisi’nin imam hatibi Hafız Mehmet Bilir, Ensar Vakfının Marmaris Şubesi’nde Kur’an Ziyafeti verecek![110]

xx) Girişinde “Dünyada en çok mülteciye ev sahipliği yapan ülkeye hoş geldiniz” yazan Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı’na (AFAD) bağlı Nizip Mülteci Kampı’nda 30 erkek çocuğuna tecavüz edildi. Sığınmacı kampında temizlik işçisi olarak çalışan E.E., isimli şahıs 8 ile 12 yaş arasındaki çocukları 1.5-2-3-5 TL karşılığında kandırarak cinsel istismarda bulundu. E.E., yaşananları kendi ifadesinde kabul etti![111]

xxi) İzmir’in Bornova İlçesi’nde, evinde fenalaştıktan sonra kaldırıldığı hastanede hayatını kaybeden ilkokul öğrencisi 9 yaşındaki Y.K.’nin ölümünün ardından yaşadığı dram ortaya çıktı. 4 ay önce arkadaşının dedesinin tacizine uğrayan, o günden sonra okula gitmeyen, psikolojik tedavi gören Y.K.’nin, duruşmada tacizcisiyle karşılaşacağı için yaşadığı stres ve korkuya minik kalbinin dayanmaması sonucu, kalp krizinden hayatını kaybettiği anlaşıldı. Cinsel istismarla suçlanan sanık 56 yaşındaki T.Ç. ise tutuksuz yargılanıyor! “Tacizcisiyle Karşılaşmaya Minik Kalbi Dayanamadı”, Cumhuriyet, 26 Kasım 2016, s.3.

xxii) Dersim’in Pertek ilçesinde Harun Yıldırım’ın en az 15 erkek çocuğa cinsel istismara maruz bıraktığı ortaya çıktı![112]

xxiii) İstanbul Pendik’te 13 yaşındaki çocuğun, 5 yaşından itibaren ağabeyi Ş.E. tarafından cinsel istismara maruz bırakıldığı ortaya çıktı. Olayın savcılığa intikal etmesi üzerine Ş.E.’ye “iyi hâl” indirimi uygulandı![113]

xxiv) Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Klinik Psikolog Doç. Dr. Gülin Evinç, Türkiye’de çocuk cinayetleriyle ilgili “kan donduran” olayları Meclis’te anlattı: Babaannenin insülin iğnelerini çocuklarına vurdu, çaldığı hastalıklı kanları çocuğuna bulaştırdı, evde büyü var deyip, 3 çocuğunu öldürdü![114]

xxv) İzmir’in Torbalı ilçesindeki İnönü Mahallesi’nde yaşayan Atatürk İlkokulu anasınıfı öğrencisi Osman Çınar K. (6), evinde aniden fenalaşınca Torbalı’daki bir özel hastaneye kaldırıldı. Bitkin hâldeki çocuğun vücudunun çeşitli yerlerinde, darp ve yanık izleri tespit edildi. Uzun süre aç kaldığı belirlenen Osman Çınar K., tedaviye alınmasına rağmen kurtarılamadı![115]

xxvi) Tokat’ın Turhal ilçesinde bulunan Çocuk Sevgi Evleri’ndeki çocuklara “şiddet, işkence ve psikolojik baskı” yapan 1 müdür, 1 müdür yardımcısı ve 3 bakıcı anne tutuklandı. Çocukların koruyucu aileleri ve yakınları tarafından çocukların vücutlarında darp izleri, sıcak su yanıkları ve davranış bozuklukları fark edildi. Sevgi evlerinde yapılan güvenlik kamerası incelemelerinde de çocuklara yönelik şiddet, darp, dayak, işkence görüntüleri ortaya çıktı![116]

xxvii) Kütahya’da 14 yaşındaki çocuklara polisin biber gazıyla müdahale etmesi kamuoyunda tepki çekerken; İçişleri Bakanlığı, çocukların biber gazıyla hastanelik olmasını yerinde müdahale olarak nitelendirdi. Cumhuriyet Başsavcılığı polisler hakkındaki şikâyet üzerine kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi![117]

xxviii) İstanbul Bayrampaşa’daki Oğuzhan İlkokulunda okuyan küçük yaştaki öğrencilerin maket Kabe etrafında tavaf ettirildi![118]

VAHŞETİN KADIN, ÇOCUK HÂLİ

 

Toplumun yüzde 60’ı Türkiye’de kadınların yaşadığı en büyük sorunun şiddet olduğunu düşünüyorken;[119] TÜİK verilerine göre, Türkiye’de cinsel istismara maruz kalan çocuk sayısı her geçen gün artıyor.

Örneğin 2014’de 74 bin 64 olan istismar mağduru çocuk sayısı 2016’da 83 bin 552’ye yükseldi. Adli Sicil ve İstatistik Genel Müdürlüğünden alınan verilere göre ise 2006’da yüzde 42.5 olan çocuk cinsel istismar hükümlülerinin oranı 2016’da yüzde 58.8’e çıkarak ciddi bir artış gösterdi. Cinsel istismar mağduru olan çocukların yüzdesi de 2014’ten 2016’ya yüzde 33 arttı.[120]

2018’de cinsel saldırılarda 2017’ye göre yüzde 37’lik artış yaşandı. Haftada ortalama 32 cinsel saldırı gerçekleşirken, 6 yılda bin 779 çocuk muayeneden geçirildi.[121]

Bilmem duydunuz mu? Türkiye’de 100 kişiden 1’i cinsel suç şüphelisi: 13 yılda cinsel şiddet suçu şüphelisi olarak 879 bin 451 kişi hakkında işlem yapılırken, hakkında mahkûmiyet kararı kesinleşen 223 bin 442 kişiden yalnızca 84 bin 900’unun hapis cezası aldığı belirlendi.[122]

20 yılda ensest istismarına uğrayan çocuk sayısının 400 bine yaklaştığı, sokaklarda yaşayan çocukların çoğunun cinsel istismar ve tecavüze uğradığı Türkiye’deki internet sitelerinin yüzde 12’si porno içerikli ve bu içeriğe maruz kalma yaşı 11’e düştü. Görüntüleri yayımlanan çocuk sayısı 36 bini geçti ve bu çocukların yüzde 77’si 9 yaş altında. İnternette görüntüleri yayımlanan çocukların sadece yüzde 1’i belirlenebiliyor.[123]

Vb., vd’leri…

Özetin özeti: “Bu nasıl bir iğrençlik! Artık yettiniz!

Türkiye’nin her yerinden fışkıran bu cinsi sapıklar kahrolsun... Ama önce hukuk cezalarını versin!

İnsanın öz babası, 7 yaşındaki torununa nasıl kıyar, cinsel istismarda bulunur ya! Baban ya...

Güvendiğin, sığındığın adam... Çocuğunu teslim ediyorsun, sen annen için hastaneye refakate gidiyorsun, o torununa musallat oluyor...

O küçücük çocuğun külodunu çıkarıyor, türlü türlü rezillikler yapıyor.”[124]

“İnsanın aklı almıyor! Midesi bulanıyor! Nasıl rezil bir şeydir bu...

Ama Allah kahretsin ki bitmiyor... Her gün yenileri çıkıyor...

Alın size 5 yaşındaki çocuğa cinsel istismar vakası daha... Bu seferki Mersin’den...

Şenay S.’nin 5 yaşındaki kızı, babası ‘Hadi dedenlere gideceğiz!’ dediğinde, birdenbire acayip tepki gösteriyor.

‘Ben gitmem!’ diye ağlamaya başlıyor.

‘Niye?’ diye sorduklarında küçük kız başlıyor, ‘Dedem her seferinde donumu çıkarıyor. Hoşuma gitmeyen şeyler yapıyor. Çok pis öpüyor!’ gibi mide bulandırıcı şeyler...”[125] dedirten tabloya ilişkin verileri ardı ardına verileri aktarıyorum!

i) Van’da özel bir hastaneye kaldırılan ve bir gün sonra ölen 38 günlük erkek bebeğin, cinsel istismara uğradığı şüphesi üzerine anne ve 2 erkek tutuklandı.[126]

ii) 23 Şubat 2021 akşamı Adana’da fuhuş yapmak istemeyen kadının saçı kesilip, bıçakladı.[127]

iii) 12 yaşındaki kuzeni Y.Y’yi taciz eden 31 yaşındaki T.A. serbest kaldı. Aynı kişinin tacizine uğradığını söyleyen Y.Y’nin ablası B.Y, ancak kimsenin aldırış etmediğini söyledi.[128]

iv) Çocuğa istismar nedeniyle 2013’de tutuklanan ve denetimli serbestlikle serbest kalan Hayri A., bu kez 10 yaşındaki K.C’ye istismarda bulundu.[129]

v) Kız çocuklarının kaçırılarak zorla evlendirildiği İzmir’in Kiraz ilçesinden bir çocuk gelin haberi daha geldi. Evli ve iki çocuk babası adamın “Seni alacağım” diyerek tecavüz ettiği 13 yaşındaki kız, hamile.[130]

vi) Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianameye göre olay Beylikdüzü’nde 6 Ocak 2018’da meydana geldi. Beylikdüzü’nde 2.5 ay önce görev başındayken ekip otosunda P.T. isimli kadına tecavüz ettiği iddia edilen polis memuru S.E. (27) hakkında “Nitelikli cinsel saldırı” suçundan dava açıldı. Olay günü ekip otosunda bulunan diğer polis memuru R.Y. (28) hakkında ise “Nitelikli cinsel saldırı suçuna yardım etme” ve “Kamu görevlisinin suçu bildirmemesi” suçlarından hapsi istendi.[131]

vii) Ümraniye’de Fıkıh-Der isimli derneğin bünyesinde faaliyet gösteren ruhsatsız yatılı Kur’an kursunda çok sayıda çocuğun istismara uğradığının ortaya çıkmasının ardından ailelerin anlatımları ve çocukların beyanları yaşanan dehşeti gözler önüne serdi. 14 yaşındayken Kur’an kursuna giden Y. İ. isimli çocuk, “İstismara uğrayan en az 30-35 çocuk var. Bazı arkadaşlarımız eğer konuşurlarsa hocanın cinlerinin kendilerine musallat olacağını söyleyip susuyorlar,” dedi.[132]

viii) İstanbul’da yaşayan 16 yaşındaki kız çocuğu 8 yaşından 15 yaşına kadar öğrenim gördüğü okul müdürü, öğretmenleri, babası, amcası, kuzeninin de aralarında bulunduğu 20 kişinin cinsel istismarına uğradığını belirtti.[133]

ix) Mardin’de 2002’de 12 yaşındayken fuhuşa zorlanan N.Ç.’nin şikâyetinin ardından 27 kişi tutuklandı.[134]

x) İzmir’de babaları Serkan Erdoğan tarafından iki kardeş, E.D. (19) ve S. D (14) isimli kız çocukları yıllarca cinsel tacize uğradı.[135]

xi) 14 yaşındaki çocuğa dayısı ve ağabeyi tecavüz etti. Ş. Urfa’da A.B. karın ağrısı şikâyetiyle annesi ve ablası ile gittiği Siverek Devlet Hastanesi’nde doğum yaptı. A.B. ifadesinde dayısı M.İ. ve abisi M.B.’nin birçok kez tecavüzüne uğradığını söyledi. Doğum yapan A.B’ye kimse sahip çıkmadı.[136]

xii) Diyarbakır’ın Çınar ilçesinde cinsel istismara uğrayan 11 yaşındaki bir kız çocuğunun, karın ağrısı şikâyetiyle gittiği hastanede hamile olduğu ortaya çıktı.[137]

xiii) Eskişehir’de ortaokul öğrencisi 14 yaşındaki bir kız çocuğunun rehberlik öğretmenine üvey babası, üvey kardeşi ve öz dayısının oğlu tarafından tecavüze uğradığını anlattı.[138]

xiv) Erzurum’da ilkokulda görev yapan sınıf öğretmeni 52 yaşındaki A.K.’nın 10 kız ve 1 erkek ilkokul öğrencisine cinsel istismarda bulunduğu davada kız öğrencilerden biri “Sürekli dudaklarımızdan öpüyordu. O kadar çok iğrenmeye başlamıştık ki bizi öpünce sürekli dudaklarımızı yıkıyorduk,” dedi.[139]

xv) İzmir’in Menderes İlçesi’nde, yaşları 6 ile 11 arasında değişen 6 kız öğrencisine “porno film izlettiği ve istismarda bulunduğu” iddiasıyla emekli okul müdürü Adil Ş. yargılandı.[140]

xvi) Konya Karatay’da Nakşibendi tarikatına yakınlığı ile bilinen yatılı bir Kur’an kursunda, kendilerinden 6-7 yaş büyük çocuklara emanet edilen 5 çocuk istismar edildi.[141]

xvii) Ensar Vakfı ve KAİMDER’e yakın kişilerin tuttukları evde kalan 45 öğrenciye tecavüz ettiği iddia edilen Eğitim Bir Sen üyesi sınıf öğretmeni Muammer B., olayın ortaya çıkmasının ardından tutuklanırken,[142] 8 öğrenciye tecavüz ettiğinin raporla saptandığı, bu sayının artabileceği ileri sürüldü.[143]

xviii) Karaman’daki erkek çocuklara tecavüz edilmesi ülke gündemine bomba gibi düşerken;[144] cinsel istismar iddialarının ardı arkası kesilmiyor.[145]

Sivas Yıldızeli’de evli ve 2 çocuk babası imam İ.A. (32), açtığı Kur’an kursu öğrencilerinden E.Y’ye (14) cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla tutuklandı. E.Y. ise olaydan sonra ailesi tarafından okuldan alındı.

Antalya’da akrabası Mahmut E. (58) tarafından “sürekli cinsel istismara uğradığı” öne sürülen Ü.E’nin (14) yaşı, mahkeme kararıyla iki yaş büyütüldü. Bu değişiklikle sanığa verilebilecek en yüksek ceza 21 yıldan 15 yıla inmiş oldu. Cezanın hafifletilmek istendiğini söyleyen baba N.E, karara isyan etti.

Karaman’da lise öğrencisi Ş.B’ye tacizde bulunduğu iddiasıyla hakkında soruşturma başlatılan İrfan Atasever Anadolu Lisesi Müdür Yardımcısı M.Ç. (48), açığa alındı. M.Ç’nin kız öğrenciye “Ergenlik dönemindesin, cinsel ihtiyaçlarını karşılayabilirim” dediği öğrenildi. M.Ç, serbest bırakıldı.

Milli Eğitim Bakanlığı, Karaman’da 10 erkek çocuğa cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle soruşturma açılan öğretmen M.B’nin (54) meslekten ihraç edildiğini açıkladı.[146]

xix) Karaman’da bir öğretmenin 10 çocuğa tecavüz ettiğinin ortaya çıkmasıyla başlayan şok sürerken Artvin’in Yusufeli ilçesinde de 46 yaşındaki bir imam hatip öğretmeni erkek öğrencilerine “cinsel istismar”da bulunduğu suçlamasıyla tutuklandı.[147] Zanlının avukatlığını ise, AKP eski Artvin İl Başkanı Tuncer Başar üstlendi.[148]

xx) Ağrı’da İmam Buhari Yatılı Erkek Kur’an Kursu’nda kalan 9 yaşındaki U.P. adlı erkek öğrenci, Kur’an hocası olan 17 yaşındaki Y.K.’nin tecavüzüne uğradı. Mağdur U.P.’nin yetim kaldığı için bu yurda verildiği ortaya çıktı.[149]

xxi) Beypazarı’nda Kızılay Temsilciliğinin yanı sıra Fatih Cami imamı olarak görev yapıp, Beypazarı Belediye Gençlikspor’un da başkanı olan Ahmet Kavas 2 gence cinsel saldırıdan tutuklandı![150]

xxii) K. Maraş’taki erkek öğrenci yurdunda 19 yaşındaki M.A.’nın, 10 yaşındaki 2 erkek çocuğa cinsel istismarda bulunduğu iddia edildi.[151]

xxiii) Giresun’un Aluçra ilçesindeki hafızlık kursunda 13 çocuğa cinsel istismar ve tecavüz iddiasıyla Halil İbrahim U. hakkında iddianame hazırlandı.[152]

xxiv) Muğla’nın Milas İlçesi’nde, 13 yaşındaki kız kardeşine 8 yıldır cinsel tacizde bulunup, isteklerini yerine getirmediğinde işkence ve kötü muamelede bulunduğu iddiasıyla gözaltına alınan 22 yaşındaki R.A. tutuklandı.[153]

xxv) Samsun’da 62 yaşındaki Sabri S. akrabası olan 16 yaşındaki Y.S. adlı kıza 11 yıldır cinsel tacizde bulunduğu iddiasıyla gözaltına alındı.[154]

xxvi) Akyurt SGK’de çalışan bir memur staj için kuruma giden bir lise öğrencisi kıza (18) tacizde bulundu.[155]

xxvii) Sultangazi’de bir ilköğretim okulunda okuyan 13 yaşındaki kız öğrencinin ailesi, çocuklarının hizmetlinin tacizine uğradığı iddiasıyla suç duyurusunda bulundu.[156]

xxviii) Bandırma’da Ç.K, E.İ, Ç.K, R.T, M.E ve İ.Ç 16 yaşındaki G.B.’ye tecavüz ettikleri iddiasıyla gözaltına alındı. Bandırma Devlet Hastanesi’nde kontrol altına alınan G.B’nin hamile olduğu belirlendi.[157]

xxiv) Ş. Urfa’nın Suruç İlçesinde karın ağrısı şikâyetiyle hastaneye götürülen 8’inci sınıf öğrencisi 14 yaşındaki M.G.’nin, 6 buçuk aylık hamile olduğu ortaya çıktı.[158]

xxv) Bafra’da 17 yaşındaki K.Ö. adlı kıza uyuşturucu madde içirip, cinsel istismarda bulunduktan sonra cami avlusuna bırakan 4 kişi gözaltına alındı.[159]

xxvi) Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Asri Mezarlığı’nda cenaze yıkama elamanı Cengiz M.B., velisi olduğunu söyleyip okuldan alarak ormanlık alana götürdüğü erkek öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklandı.[160]

xxvii) Diyarbakır’da bir ortaokulda eğitim gören ve şu anda 12 yaşında olan F.B. adlı kız çocuğu, rehberlik servisinin isteği üzerine yazdığı otobiyografisinde 8 yaşından beri cinsel istismara uğradığını anlattı.[161]

xxviii) Diyarbakır’da 8- 9 yaşlarındaki 4 kız öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla tutuklanan 25 yaşındaki öğretmen A.D. savcılık sorgusunda iddiaları reddederek, “Bazı öğrencileri çok severdim. Bir defasında bir öğrencime sevgim o kadar ileri gitmişti ki, canım kaynadı. Beyaz tenli olduğundan, boynundan öpünce boynu morardı,” dedi.[162]

xxix) Nazilli’nin Derebaşı Mahallesi’ndeki Çaylı Ortaokulu’nda hizmetli M.Ş.’nin 6 kız öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu öne sürüldü.[163]

xxx) Karaman’da bir ilkokuldaki sınıf öğretmeni olan 60 yaşındaki M.P., dördüncü sınıfta okuyan 9 ve 10 yaşlarındaki 5 kız öğrenciye tacizde bulunduğu iddiasıyla tutuklandı[164]

xxxi) Adıgüzel Güzel Sanatlar Anadolu Lisesi Tiyatro Bölümü öğrencilerinin iddiaya göre müzik öğretmeni E. A. tarafından fiziksel ve sözlü tacize uğradı.[165]

xxxii) Niğde’nin Çiftlik İlçesi’ndeki bir ortaokulda Türkçe öğretmeni olarak görev yapan 43 yaşındaki İ.G., 12 kız öğrenciyi taciz ettiği suçlamasıyla tutuklandı.[166]

xxxiii) Antalya’da bir ortaokulda müdür vekili Ö.T. 18 yaşındaki erkek lise öğrencisine cinsel istismarda bulunurken yakaladı.[167]

xxxiv) Mardin’in Derik İlçesi’ne bağlı Göktaş Köyü İlköğretim Okulu’nda eğitim gören yaşları 8 ile 12 arasında değişen 50 kız öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu iddia edilen temizlik görevlisi 43 yaşındaki M.Ş.Y. tutuklandı.[168]

xxxv) Ankara Haymana Nuri Bektaş Anadolu Lisesi Müdürü lisesi müdürü S.K.’nin erkek öğrencilere cinsel istismarda bulunduğu ileri sürüldü. İstismara ilişkin 100’e yakın öğrenci BİMER’e başvurdu.[169]

xxxvi) Adana’da çocukları olmayan ilkokul öğretmeni M.Ö. (60) ile eşi P.Ö., 14 yıl önce yetiştirme yurdunda kalan 4.5 yaşındaki N.G.’yi koruyucu aile olarak yanlarına aldı. M.Ö., küçük kızı taciz etti.[170]

xxxvii) İstanbul’da tekerlekli sandalyeye bağlı yaşayan 39 yaşındaki kas hastası D., bir AVM’nin engelli tuvaletinde tecavüze uğradı.[171]

xxxviii) Zihinsel engelli kadına tecavüz ederek hamile bıraktığı iddia edilen Elazığ Karakoçan’a bağlı Durmuş köyünün AKP’li köy temsilcisi A.M’ye cinsel saldırıdan dava açıldı.[172]

xxxix) İzmir Bornova’da engelli okulunda yaşları 20 ile 24 arasında değişen 3 zihinsel engelli kıza cinsel istismardan tutuklanan öğretmen Ş.G. (62) için istismara uğrayan bir öğrencinin ifadeleri şoke etti. Ş.G’nin iki flash bellek taşıdığını, birinden erkeklere çiçek ve ağaç resimleri gösterdiğini kızlara ise çıplak kadın fotoğrafları ve filmler izlettirdiğini söyleyen mağdur kız, “Bize ‘Yaptıklarımı ailelerinize söylerseniz, bodrum kata götürüp farelere yediririm’ diyor” ifadesini kullandı.[173]

xl) Ş. Urfa’nın Hilvan İlçesi’nde, 15 yaşındaki zihinsel engelli M.H. adlı kıza tecavüz ettiği iddiasıyla gözaltına alınan 3 kişi tutuklandı.[174]

xli) Bolu’da zihinsel engelli 30 yaşındaki Erhan G.’yi tecavüz edip işkence yaptıktan sonra boğazını keserek öldüren sanıklar 34 yaşındaki Gökhan Ç. 48 yaşındaki Ömür B. ve 32 yaşındaki Ömer Ş. ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Sanıklardan birinin, Erhan G.’nin cesedine öldürüldükten 17 gün sonra tekrar tecavüz ettiğinin ortaya çıkması duruşmayı izleyenlerin kanını dondurdu.[175]

xlii) Kütahya’da 17 yaşındaki A.K.’yi, cezaevinde tutuklu olan babası 43 yaşındaki Y.K.’nin hamile bıraktığı belirlendi.[176]

xliii) G. Antep’in Nizip İlçesi’nde, 27 Ocak 2017 günü yanında bir arkadaşı ile polise giden 13 yaşındaki E.B., 22 Ocak günü bir dürümcüde 2 kişinin tecavüzüne uğradığını söyleyerek şikâyetçi oldu. E.B., ilçe merkezindeki bir lokantada 22 Ocak günü döner yediğini, ardından içeride bulunan 58 yaşındaki Mustafa Ç. ile 29 yaşındaki Mahmut B.’nin kapıyı üzerine kapatıp çeşitli renklerde hap içirdiğini anlattı. Kendisine lokantanın üst katında porno film izlettirildiğini ve bunun üzerine inmek isterken başının döndüğünü anlatan E.B., uyandığında çıplak olduğunu belirtti.[177]

xliv) Konya’da “şeyh” olduğunu ileri süren ve 17 ile 22 yaş arasındaki 5 kişiye “cinsel istismarda” bulunduğu iddiasıyla yargılanan S.I.’nın (65), “Şeriatta haram olan, tarikatta helâldir” diyerek “müritlerine” istismarda bulunduğu bildirildi.[178]

xlv) Kızını 6 yıl boyunca istismar eden Emekli Yarbay Mehmet Mustafa Güraksın’a cinsel istismardan dava açıldı.[179]

xlvi) Antep-Kilis Tabip Odası, 30 çocuğun cinsel istismara uğradığı Nizip Mülteci Kampı’na ilişkin hazırladığı raporda kan donduran tespitlere yer verdi: Yürüme çağına gelmemiş 1-2 yaşındaki çocuklara cinsel istismarda bulunuluyor.[180] Nizip İlçesi’ndeki Suriyeli mültecilerin kaldığı AFAD’a bağlı Mülteci Kampı’nda 30 erkek çocuğun cinsel istismara uğradığı davada karar çıktı. 8-12 yaş arasındaki 30 çocuğa 5 lira karşılığında cinsel istismarda bulunan Erdal E., 108 yıl hapse mahkûm edildi. Dava duruşmasında Erdal E., kamp yöneticileriyle çalışanlarının da tecavüz olayının içinde olduğunu söyledi.[181]

xlvii) İstanbul Küçükçekmece’deki Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne 5 aylık süreçte gelen, yaşları 18’in altında 39’u Suriyeli 115 çocuğun hamile olduğu saptandı.[182]

xlviii) Konya’nın Selçuklu ilçesinde bulunan Mareşal Mustafa Kemal Ortaokulu’nda matematik öğretmenliği yaparken; kız öğrencileri sık sık öptüğü, omuzlarına ve göğüslerine dokunduğu belirtilen O.A., öğrencilerini taciz ettiği iddiasıyla bir senedir tutuklu bulunduğu cezaevinden tahliye edildi.[183]

xlix) Haymana’daki bir lisede yüze yakın öğrenciye cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla gözaltına alınan okul müdürü S.K. serbest bırakılırken, savcılık dosyaya gizlilik kararı getirildi.[184]

li) Diyarbakır’da, 14 yaşındaki kıza cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla 9 yıl hapis cezasına çarptırılan 18 yaşındaki D.Ö.’nün cezası, “Saygın tutum” gerekçesiyle indirildi.[185]

lii) Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Sema Ramazanoğlu, çocuk öğrencilere tecavüz skandalıyla ilgili “Karaman’da olan konuyla ilgili olarak ilk vaka ortaya çıkar çıkmaz hemen hukuki açıdan bakanlığımız müdahil oldu. Bu olay bizim hizmetleriyle her zaman gurur duyduğumuz vakıfla ilişkilendirilmek istendi ki bu vakfımızda bir süre görev yapmış onun da ne kadar olduğunu vakıf çalışanları açıkladı. Bu, bir kere rastlanmış olması, hizmetleriyle ön plana çıkmış bir kurumumuzu karalamak için gerekçe olamaz,” dedi.[186]

liii) Karaman’da onlarca çocuğa tecavüz olayı ile gündeme gelen Ensar Vakfı’na hükümetin ilgisi bitmek bilmiyor. Tecavüzler nedeniyle kamuoyunun tepkisini çeken Ensar Vakfı’nın Ümraniye Şubesi Milli Eğitim Bakanlığına ortaokul ve liselerde iftar programı hazırlıyor.[187]

liv) Emniyet Genel Müdürlüğü tepkilerin hedefindeki Ensar Vakfı’nı korumak için yurt genelindeki polis birimlerine yazı yazdı. Yazıda Ensar Vakfı şubelerinin korunması istendi.[188]

lv) Karaman’daki Ensar Vakfı evlerinde çocuklara cinsel istismar skandalının ortaya çıkmasının ardından, İçişleri Bakanlığı’nın alarma geçip Gezi benzeri eylemler yapılabileceği uyarısında bulunduğu ortaya çıktı.[189]

lvi) Şile İMKB 50. Yıl Çok Programlı Lisesi öğretmenlerinden Ahmet K. hakkında 26 Mayıs 2014’te dört öğrencisine cinsel tacizde bulunduğu gerekçesiyle İl Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından idari soruşturma başlatıldı. 50 TL maaş kesme cezası verildi. Bu sırada öğretmen hakkında dava açıldı. 7.5 yıl hapis cezasına çarptırılan Ahmet K’nin tutuklanmasına karar verildi. Ancak Ahmet K. tutuklanmadığı gibi başka bir okula atandı.[190]

lvii) Müdürlük yaptığı okuldaki bir kız öğrenciyi kaçırdığı için görevinden uzaklaştırılan M.K. iki okula müdür atandı. M.K., görevli olduğu okuldaki öğrencilerin, “Taciz ediliyoruz” şikâyeti üzerine gözaltına alındı. İstismarcılar görevlerine devam ediyorken; bazı çarpıcı örnekler şöyle:

Hatay’ın Reyhanlı ilçesinde bir okulda okul müdür yardımcılığı yapan A.Ö., 7’nci sınıf öğrencisi 13 yaşındaki A.A.’ya cinsel istismarda bulundu. Görevden uzaklaştırılan öğretmen hakkında “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “çocuğun cinsel istismarı suçlamasıyla dava açıldı. A.Ö, göreve iade edildi.

Şırnak merkezde bulunan Nuh İmam Hatip Lisesi müdürü B.K.’nin bir öğrenciyi cinsel istismara ve bir okul çalışanını da tacize maruz bıraktığı ortaya çıktı. B.K., Şırnak Valiliği’ne dilekçe yazarak tayinini Cizre’de bulunan Ebulhayr Yusuf Cezeri Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne istedi. Valilik ise B.K.’nin Şırnak Anadolu Lisesi’ne müdür yardımcısı olarak tayin edilmesini “uygun” gördü.

Erzurum’da, bir lisede müdür yardımcılığı yapan M.Y. cinsel istismar suçlamasıyla görevden uzaklaştırıldı. M.Y. hakkında dava açıldı. Fail tutuksuz yargılanırken başka bir lisede beden eğitimi öğretmeni olarak göreve başladı.

İstanbul Küçükçemece’de bulunan Kadriye Moroğlu Anadolu Lisesi’nde Coğrafya öğretmeni S.D., öğrencisi E.’yi istismar etti. Hakkında dava açılan S.D süreç devam ederken aynı göreve geri döndü.

Diyarbakır’da 15 öğrenci öğretmenleri D.B.’nin cinsel istismarına maruz kaldıklarını ailelerine anlattı. Ailelerin suç duyurusunun ardından D.B.’nin görev yeri değiştirildi, hakkında adli ve idari soruşturma başlatıldı.[191]

BİR KAÇ SATIR

 

Durum açık: Coğrafyamız çürüyor. Ya da bir başka deyişle, içten içe patlıyor. Hiç kuşku yok ki yaşanan, “sosyal patlama”dır; ancak dışa değil içe dönük bir patlama(lar dizisi). Bu toplum içe dönük patlamalarla kendini imha ediyor. Émile Durkheim’ın “anomi” kavramına örnek göstereceği bir durum bu… Ekonomisini, siyasetini yönetemez hâle düşen ve kaçınılmaz tepkileri zorbalıkla kontrol altında tutmaya kalkışan iktidarların yol verdiği çürüme ve çözülme… Sürdürülemezlik evresindeki kapitalizmin bir getirisidir yaşatılan…

Gerek dünyada, gerekse coğrafyamızda insan(lık) hâlinin giderek ağırlaştı(rıldı)ğı tartışma götürmezken; çürüme/ çözülme kareleri de çok açıkken; Adnan Gerger’in, “İnsanı kendi suskunluğunda korkak bir yaratığa dönüştüren, boyun eğişidir,”[192] uyarısını kulaklara küpe etmek “olmazsa olmaz”dır.

Bunun için de “Korku seni ele geçirdiğinde, onunla mücadele etmek için daha güçlü ve yok edilemez tek şeyi, ruhunu ve kalbini kullan,”[193] uyarısındaki üzere korkmamak gerekiyor.

Ayrıca da korkutanlarla, korkanlar arasında sessiz bir suç ortaklığı olduğunu[194] da “es” geçmeden; Naomi Klein’in, “Korku ve düzensizlik, ileriye doğru atılan her yeni adımın katalizörüdür,” saptaması da not edilerek; “Hayal kurmak insanın en bilinçli eylemlerinden biridir. Hayal kurmak, eylemsiz insandan eylemli insana geçmek demektir,”[195] vurgusuyla Oktay Rıfat’ın dizeleri yüksek sesle telaffuz edilmelidir:

“Ağzımın tadı yoksa, hasta gibiysem,

Boğazımda düğümleniyorsa lokma,

Buluttan nem kapıyorsam, vara yoğa,

Alınıyorsam, geçimsiz ve işkilli,

Yüzüm öfkeden karaya çalıyorsa,

Denize bile iştahsız bakıyorsam,

Hep bu boyu devrilesi bozuk düzen,

Bu darağacı suratlı toplum!”

28 Nisan 2022, 16:14:53, İstanbul.

N O T L A R

[1] Newroz, Mayıs 2022…

[2] Mehmed Uzun, Dicle’nin Sürgünleri, Gendaş Yay., 2003.

[3] Yakup Kepenek, “Kültürel Yozlaşma Yoğunlaşıyor”, Cumhuriyet, 22 Temmuz 2019, s.2.

[4] “Ruh Sağlığı Pandemisi Yaşıyoruz”, Birgün, 25 Kasım 2020, s.2.

[5] Bülent Usta, “Travma ve Paranoya”, Birgün, 30 Mart 2022, s.15.

[6] Çağrı Mert Bakırcı, “Yalanların Hangisi Kişilerce Daha Kabul Edilebilir?”, Birgün, 17 Nisan 2022, s.13.

[7] Umutsuzluk ölümlerinin en hızlı arttığı grup, düşük eğitimli, kırsal bölgede yaşayan “beyaz” Amerikalılar. ABD’de geleneksel olarak en hızlı ve en çok ölen siyahilerin oranına “beyaz Amerikalılar” da yaklaşmak üzereler. ABD’de eğitim görme olanağı beyazlar için de hızla düşüyor ve eğitimsizlerin iş bulma şansları neredeyse yok gibi. Bulunabilen işler de sağlık sigortasını kapsamıyor. Yoksul mahallelerin temel eğitim okulları da aynı yoksulluktan paylarını alıyorlar; niteliksiz eğitim. Eğitim ve sağlık hizmeti tümüyle özel sektörde. Hem eğitim hem de sağlık için Amerikalıların kendi ceplerinden harcamak zorunda oldukları para çok yüksek. Düşük eğitimli ve sağlık sigortasını kapsamayan işler de çalışanlar için çocuklarının eğitimine, kendi ve çocuklarının sağlıklarına harcamak zorunda kalacakları para ödeyemeyecekleri kadar yüksek.

ABD’de yaşam beklentisi 2014 yılından bu yana düzenli olarak düşüyor. 1990’lı yıllarda üniversite eğitimi olmayan 40-50 yaş arasında beyaz Amerikalı bir kadının kalp hastalığından ölme riski, umutsuzluk hastalıklarından birinden ölme riskinden üç kat fazlaymış. Bu gün aynı yaşlardaki kadınların umutsuzluk hastalıklarından ölme riskleri kalp hastalığından ölme riskinden yüzde 30 daha fazla. Ortalama yaşam beklentisinde ABD, dünyada 40. sıraya düşmüş durumda. (Selçuk Candansayar, “Umutsuzluk Ölümleri”, Birgün, 18 Nisan 2022, s.13.)

[8] Thomas Bernhard, Eski Ustalar, çev: , Yapı Kredi Yay., 2015, s.129.

[9] Jack London, Demir Ökçe, çev: Şemsa İlkin, Oda Yay., 1976.

[10] “Her şeyden önce, gerçeği araştırmak ve incelemek insana özgüdür. Bu yüzden zorunlu işlerden ve ilgi alanlarımızdan ne zaman uzaklaşsak, gizli ya da olağanüstü şeyleri araştırmanın kutlu bir yaşam için kaçınılmaz olduğunu düşünerek görmeye, işitmeye ve öğrenmeye istek duyarız. Bu sayede insan doğasına en uygun olan şeyin doğruluk, sadelik ve saflık olduğunu anlarız. Gerçeği görme arzusuna ek olarak egemen olmaya da iştahlıdır insan; bu iştahından ötürü doğanın iyi yetiştirdiği ruhu, kendi yararı için fikri, öğretisi ve buyrukları adil ve meşru olmayan birine boyun eğmeye razı gelmez. Ruh yüceliği ve insani arzuları küçümseme yeteneği buradan doğar.” (Cicero, Yükümlülükler Üzerine,çev: C. Cengiz Çevik: Türkiye İş Bankası Kültür Yay., 2014.)

[11] Raj Patel-Jason W. Moore, Yedi Ucuz Şey Üzerinden Dünya Tarihi- Kapitalizm, Doğa ve Gezegenin Geleceği Hakkında Bir Rehber, çev: Serkan Gündüz, Kolektif Kitap, 2019.

[12] Özcan Yeniçeri, “Hasta Ekonomi Hasta Toplum Yaratıyor”, Yeni Çağ, 23 Kasım 2021, s.8.

[13] Gülcan Dereli, “Baba İstismara ‘Hâkim’miş!”, Yeni Yaşam, 10 Aralık 2020, s.3.

[14] Ayça Söylemez, “Herkesin Bildiği Sır”, Birgün, 31 Ağustos 2021, s.5.

[15] “Veresiye Fuhuş Dönemi”, Sözcü, 14 Eylül 2021, s.3.

[16] Erhan Göğem, “Emekli ve Yaşlılara Seks Tuzağı!”, Hürriyet, 24 Mart 2017… http://www.hurriyet.com.tr/emekli-ve-yaslilara-seks-tuzagi-40405507

[17] “Babası Tarafından Dövülen Çocuk Hayatını Kaybetti”… https://www.gazeteduvar.com.tr/turkiye/2019/01/05/babasinin-dovdugu-mertcan-hayatini-kaybetti/

[18] “Cennet Çok Güzelmiş Ölmek İstiyorum Anne”, Milliyet, 29 Nisan 2016, s.4.

[19] “11 Yaşında Doğum Yapan Çocuğun Soruşturmasında Yetkisizlik Kararı”, Cumhuriyet, 3 Ocak 2017, s.3.

[20] “Başbakanlığın Seçtiği, ‘Yılın Öğretmeni’nin Diploması Sahte Çıktı”, Cumhuriyet, 3 Nisan 2017, s.3.

[21] “Sahte Doktorlukla Kariyer Yapmış”, Hürriyet, 27 Ocak 2017, s.3.

[22] “Tecavüze Uğrayan Genç Kız, Ailesi Tarafından Öldürülmek İstendi”, Cumhuriyet, 30 Ocak 2016, s.3.

[23] “Türkler Gana’da Sahte Amerikan Büyükelçiliği Kurup 10 Yıl Vize Dağıttı”, Sözcü, 4 Aralık 2016, s.13.

[24] “Skandal ‘3 Yaşında Kız Çocukları’ Açıklamasını Yapan Vakıf Başkanından AKP’lilere Eğitim”, Cumhuriyet, 24 Mart 2016, s.3.

[25] “Şoke Eden 05.35 Mesajı!”, Vatan, 22 Mart 2017, s.3.

[26] Salim Uzun, “İlkokulda Korkunç İddia! Kız Öğrenciyi İç Çamaşırı ile Sınıfta Dolaştırdı!”, Hürriyet, 29 Aralık 2016… http://www.hurriyet.com.tr/ilkokulda-korkunc-iddia-kiz-ogrenciyi-ic-camasiri-ile-sinifta-dolastirdi-40320560

[27] “Suriyeli Çocuğa İnsafsız Şaka!”, Milliyet, 2 Nisan 2016, s.15.

[28] Seyhan Avşar, “Mağazada Polisçilik Oyunu”, Cumhuriyet, 16 Ağustos 2018, s.3.

[29] “Nişantaşı’nda Ünlü Restoranda Çocuğa Sıcak Sulu Saldırı”, Hürriyet, 10 Mayıs 2017… http://www.hurriyet.com.tr/nisantasinda-unlu-restoranda-cocuga-sicak-sulu-saldiri-iddiasi-40452876

[30] “Toplumsal Cinnet’te Son Nokta: ‘Heyecan Duymak’ İçin Kendisini Bombalı Eylemci Diye İhbar Edip Yakalattı”, 8 Ocak 2017… http://www.diken.com.tr/toplumsal-cinnette-son-nokta-heyecan-duymak-icin-kendisini-bombali-eylemci-diye-ihbar-edip-yakalatti/

[31] “Dehşet Anı Kamerada”, Cumhuriyet, 12 Haziran 2016, s.3.

[32] “İhbarcılık, Muhbircilik Patladı”, 22 Haziran 2020… https://abcgazetesi.com/ihbarcilik-muhbircilik-patladi-2019da-saatte-20-kisi-savciliklara-ihbar-edildi-120564

[33] “Bilimsizlik Hurafe Doğurdu”, Cumhuriyet, 18 Şubat 2022, s.5.

[34] Mustafa Bildircin, “On Binlerce Çocuk Suça Sürüklendi”, Birgün, 22 Temmuz 2021, s.9.

[35] “Gençlik Raporu: AKP ve MHP’liler Türkiye’den Gitmek İstiyor”, 19 Mayıs 2020… https://artigercek.com/haberler/genclik-raporu-akp-ve-mhp-liler-turkiye-den-gitmek-istiyor-hdp-liler-sosyal-medyadan-dertli

[36] “Poligon Yaşı 10’a Düştü”, Birgün, 11 Ocak 2019, s.5.

[37] “Silahlı Şiddet Haritası: Saldırılar Üç Yılda Yüzde 69 Arttı, 25 Milyon Silahın Yüzde 85’i Ruhsatsız”, 15 Ocak 2019… http://sendika63.org/2019/01/silahli-siddet-haritasi-saldirilar-uc-yilda-yuzde-69-artti-25-milyon-silahin-yuzde-85i-ruhsatsiz-526375

[38] “Silahlı Şiddette 4 Yılda Yüzde 69 Artış”, Birgün, 15 Ocak 2019, s.2.

[39] Cem Küçük, “Pandemide Bozulan Akıl ve Ruh Sağlığımız”, Türkiye, 21 Nisan 2021, s.9.

[40] Berkay Sağol, “Kaygı Bozukluğu Halk Sağlığı Sorunu”, Birgün, 30 Kasım 2021, s.2.

[41] Burcu Cansu, “Toplumun Ruh Sağlığını Bozdular”, Birgün, 27 Aralık 2018, s.3.

[42] Umut Tuna Doğaner, “Kapitalizmin Vaadi: Ruhsal Rahatsızlık”, 22 Şubat 2017… https://www.asistanhekim.org/2015/02/turkiyede-insanlarin-kaci-psikolojik-sorun-yasiyor-inanilmaz-rakamlar/

[43] “Bilginin amacı; insanı bilgisizlik ve boş inançlardan, tanrı ve ölüm korkusundan kurtarmaktır ve bu olmadan mutlu olmaya imkân yoktur.” (Epikuros.)

[44] Yusuf Gürsucu, “Adnan Erkuş: Toplum Olarak Depresyondayız”, Yeni Yaşam, 27 Şubat 2019, s.4.

[45] “10 Yılda 18 Bin İntihar Vakası”, Birgün, 10 Ağustos 2021, s.10.

[46] “Dört Üniversiteliden Biri Depresyonda”, Karar, 5 Ekim 2021, s.10.

[47] Işıl Özgentürk, “Bir Başka Salgın: Genç İntiharları!”, Cumhuriyet, 21 Şubat 2021, s.12.

[48] Mahmut Lıcalı, “Sosyal Felaket Büyüyor!”, Cumhuriyet, 5 Mart 2020, s.11.

[49] Victor Hugo, Sefiller, çev: Yücel Aydın, Engin Yay., 1991

[50] Seyhan Avşar, “Siyasi Öfke Artık Tabanda”, Cumhuriyet, 6 Ocak 2019, s.10.

[51] Mahmut Lıcalı, “Saatte 1 Kişi Cinayetten Hapse Girdi”, Cumhuriyet, 16 Mart 2020, s.6

[52] Zemo Ağgöz, “Nejla Kurul: Sözün Yerini Şiddet Aldı”, Yeni Yaşam, 17 Ocak 2019, s.10.

[53] Yazgülü Aydoğan, “Kürtlerle Alevîler Nereye Kayboldu?”, Cumhuriyet, 2 Şubat 2018, s.5.

[54] Emre Kongar, “Nefret Suçları”, Cumhuriyet, 3 Ekim 2021, s.2.

[55] Ertuğrul Özkök, “Son 8 Yılda Dünyada En Hızlı Mutsuzlaşan Ülke Oldu”, Hürriyet, 20 Kasım 2019, s.17.

[56] “Evlenmeler Azaldı, Boşanmalar Arttı”, Birgün, 2 Mart 2019, s.2.

[57] “Depresyon Beş Kat Arttı”, Cumhuriyet, 5 Ekim 2021, s.12.

[58] Mustafa Çakır, “Çaresizlik, İnternetteki Aramalara da Yansıdı”, Cumhuriyet, 11 Nisan 2022, s.4.

[59] Ergün Demir, “Halis Dokgöz: İntiharı Özendiren Dilden Kaçınılmalı”, Birgün, 25 Şubat 2021, s.10.

[60] Zehra Özdilek, “İntiharlar Korkutuyor”, Cumhuriyet, 22 Şubat 2021, s.8.

[61] “Çürüme Her Yerde”, Birgün, 3 Mart 2022, s.6.

[62] Nurcan Gökdemir, “Kara Ekonomi Ülkeyi Sardı”, Birgün, 22 Mart 2022, s.11.

[63] “Kaçırılan Çocuk Sayısı Son 9 Yılda 3 Kat Arttı”, Sözcü, 4 Nisan 2022, s.12.

[64] “Oğlunu Allah Yolunda Kurban Ettiğini Söyledi”, Sözcü, 2 Mart 2021, s.3.

[65] Ayça Söylemez, “Fakirlikten Yaptık”, Birgün, 17 Ağustos 2021, s.7.

[66] Adnan Yazar, “Anne Kedi, Bebek Nisa…”, Cumhuriyet, 15 Nisan 2022, s.15.

[67] “7 Yaşındaki Çocuğu Tecavüz Edip Öldüren Sanığa Ağırlaştırılmış Müebbet”, Hürriyet, 1 Şubat 2016… http://www.hurriyet.com.tr/7-yasindaki-cocugu-tecavuz-edip-olduren-saniga-agirlastirilmis-muebbet-40047935)

[68] “Isıtalım Derken Yaktılar”, Cumhuriyet, 1 Şubat 2013, s.3.

[69] Ferit Aslan-Bayram Bulut, “Çatıdan Düşen Keçi Heval’i Öldürdü”, Milliyet, 5 Ekim 2014, s.4.

[70] “Tuzla’da Çocuğu Öldüresiye Döven Kişi”, Cumhuriyet, 1 Mayıs 2019, s.3.

[71] “Hayvanlara İşkence Bitmiyor! Naylon Yakıp Kedinin Gözlerine Damlattılar”, 15 Ocak 2019… http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1201898/Hayvanlara_iskence_bitmiyor__Naylon_yakip_kedinin_gozlerine_damlattilar.html

[72] “Hayvana İşkence: Ayaklarını Kestikleri Sokak Kedisini Yaktılar”, 5 Ocak 2019… http://www.diken.com.tr/hayvana-iskence-ayaklarini-kestikleri-sokak-kedisini-yaktilar/

[73] “Köpeğin Bacaklarını Kırıp Tecavüz Ettiği İddiasıyla Gözaltına Alındı, Serbest Kaldı”, 7 Ocak 2019… http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/turkiye/1193473/Kopegin_bacaklarini_kirip_tecavuz_ettigi_iddiasiyla_gozaltina_alindi__serbest_kaldi.html

[74] Elazığ’da 17 yaşındaki bir çocuğun cinsel istismara uğramasının öyküsünü yazmıştım. 2018’in kasım ayında gündeme getirdiğim dosya nedeniyle, geçen günlerde “gizliliği ihlâl” suçlamasıyla 6 bin 80 lira ceza almıştım.

Sahi ben ceza aldım da, olaya karışanlara ne oldu?...

Hatırladınız mı? Alperen Ocakları’na giden 17 yaşındaki F.Y’nin cinsel yönelimi farklıydı. Aynı ocaktaki A.K. ile aralarında cinsel ilişki yaşanmıştı. Olayın duyulmasının ardından F.Y. ocağa çağrılmış, öldüresiye dövülmüştü. Dayağın ardından yaşadıklarını şöyle anlatıyordu:

“Gökhan ve Ekrem bana aptes alıp tövbe namazı kılacaksın, dediler ve bana aptes aldırdılar. Beni namaz kıldırmak için tekrar odaya aldıklarında Gökhan üzerinde bulunan gömleği çıkardı ve bana ‘ya benimle ilişkiye girersin ya da seni bıçaklarım’ dedi.”

Tecavüze direnip hastanelik olana kadar dayak yiyen F.Y’nin başına gelenler bu kadar değildi. Aynı ekip tarafından şehrin zenginlerinden M.T. ile cinsel ilişkiye girmesi sağlanmış, tam bu sırada olay yeri basılarak M.T’ye şantaj için kullanılmıştı.

M.T., 3 Kasım 2018 günü Elazığ’da çocuk şube müdürlüğünde yaşadıklarını anlatmıştı.

Dedik ya: Peki, sonra ne oldu?

Hem Elazığ Adliyesi’ndeki kaynaklarla hem de F.Y’nin ailesine yakın isimlerle konuştum.

Neler olduğunu anlatayım.

F.Y’nin ifadesinin ardından Alperen Ocakları’na çöreklenmiş çetenin elemanları önce gözaltına alınıp serbest bırakıldı. Ardından savcılık şantaja uğrayan M.T. isimli zengine ulaştı. Çetenin M.T’den şantajla 5 bin lira aldığı, 400 bin lira daha istedikleri M.T’nin ifadesiyle doğrulandı. Bu süreçte F.Y. ile M.T’nin mahrem görüntülerinin de kameraya kaydedildiği ortaya çıktı. F.Y’yi yem olarak kullanan Alperen Ocakları’na çöreklenmiş çete, bir kez daha gözaltına alındı ve bu kez tutuklandı.

Ya F.Y.? Sürecin mağdurlarından biriydi. “Yeter” diyerek her şeyi o açığa çıkarmıştı. İşin tuhaf yanı o da M.T’ye yapılan şantajın parçası olduğu için hapsedildi.

Yağmadan yargılama var, istismara dava yok

Aslında ortada görülmesi gereken iki ayrı mesele vardı. Biri çocuk yaştaki F.T’ye atılan dayak, yapılan tehdit ve istismar eylemi. Öteki M.T’ye yapılan şantaj ve yağma.

Tek ceza alan ben oldum. Sonuçta...

Çocuğa karşı işlenen suçların iddianamesini yazıp mahkemeye gönderemeyen Türk yargısı, istismarı Türkiye’ye duyuran benden şikâyetçi oldu. Yazdıklarımı engelledi. İddianamemi yazdı. “Gizliliği ihlâl ediyor” diye cezamı verdi. Üstelik kadın hâkimler eliyle...

Elazığ’da Alperen Ocakları’nda başlayan çocuk istismarı, dayak, tehdit, şantaj, yağma, tecavüz girişimi skandalından tek ceza alan kişi ben olmuş oldum. Bu rezaletin “gizli” kalıp sessizce kapatılmasına izin vermediğim için. (Barış Terkoğlu, “Ben Ceza Aldım, Peki Çocuk İstismarcıları Ne Oldu?”, Cumhuriyet, 27 Şubat 2020, s.4.)

[75] Seyhan Avşar, “Çocuklara Cinsel Saldırı Korkunç Boyutlara Ulaştı”, Cumhuriyet, 9 Şubat 2020, s.4.

[76] “Görmez: Kıyamet Çocuk İstismarından Kopar”, Cumhuriyet, 15 Mayıs 2016, s.6.

[77] “HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran: İstismar AKP İktidarında 3 Kat Arttı”, 21 Mayıs 2020… https://www.haberercis.com.tr/siyaset/basaran-istismar-akp-iktidarinda-3-kat-artti-h315736.html

[78] Ayrıca 2002 ve 2017 yılları arasındaki ayrıntılı verileri de erişime kapattı! Adalet Bakanlığı’nın daha önce açıkladığı raporlarda yer alan ‘çocuğun cinsel istismarı suçu için açılmış davalar’ istatistiklerine göre, 2010 ile 2018 kesitinde toplam 153 bin 250 yargılama yapıldı. Çocuğun cinsel istismarı suçlamasıyla 2010’da 16 bin 135, 2011’da 16 bin 828, 2012’de ise 17 bin 589 kişi hâkim karşısına çıktı. Bu suç grubu için yıllara göre açılan dava sayıları şu şekilde: 2013’de 17 bin 948, 2014’de 17 bin 104, 2015’de 16 bin 957, 2016’da 15 bin 51, 2017’de 16 bin 348, 2018’de 18 bin 290… (Hüseyin Şimsek, “İstismarcıları Gizlediler”, Birgün, 21 Ekim 2019, s.7.)

[79] Mahmut Lıcalı, “Gizlenen Gerçek”, Cumhuriyet, 17 Ocak 2020, s.3.

[80] Ali Topuz, “Çok Yalancısın Türkiye!”, Radikal, 16 Nisan 2014, s.19.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Temel Demirer - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket Gaziantep’teki Belediyelerin Hangisinin Çalışmasından Memnunsunuz?

tiktok takipçi satın al