ÜTOPYALAR(IMIZ)IN TARİHSEL ZEMİNİ

Temel Demirer

ÜTOPYALAR(IMIZ)IN TARİHSEL ZEMİNİ

“Ki insanlar rüya görmüyor

Ve sıfır nedir biliyorlar 

Düş kuranlarsa çoktandır

Meczup sayılıyor artık.”[2]

 

Kaldıraç Dersliği’nde bir oturumda, ‘Marksizm Öncesi Ortakçı Toplum Ütopyaları (Mezopotamya, Balkanlar ve Anadolu)’ konulu bir sunum yapabilmek kolay değil; hatta “imkânsız”!

“O da neden” mi? Meselenin genişliği, hacmi, derinliği…

Bu bir oturuma sığmaz; öncelikle bunun altını çizip, “Dünün ütopyası bugünün gerçeğine dönüşüyor,” diyerek başlayayım sunumuma…

Kendi hesabıma ben, ütopya kavramının içerdiği değerleri müthiş önemseyen birisiyim.

Çünkü M. Keith Booker’ın, “Ütopyacı düşünce… içinde bulunduğumuz dünyadan niteliksel olarak farklı bir dünya olasılığını canlı tutar ve mevcut olanın inatla yadsınması biçimini alır,”[3] diye tarif ettiği ütopya(lar) devrimci mücadelenin -kilit önemdeki- “olmazsa olmazı”dır(lar).[4]

Tam da bu noktada Robert N. Bellah’ın, “Bütün ütopyalar kişilerin yaşamın olağan baskılarının kaldırıldığı bir tür gevşek alanda bulunduğunu hayal edebildiği bir çeşit yapay oyun değil midir?”[5] biçimindeki naif sorusuna verilecek yanıt şudur: “Ütopya özgür hayal gücünün bir ürünü değildir, ütopya içten gelen bir zorunluluk meselesidir; tek çıkış yolu o olduğu için hayal etmek zorunda kalırsınız. Bugün ihtiyacımız olan ütopya işte budur.”[6] 

Kadim bir kökene sahip ütopya(lar), örneğin Guarani kabilesinde -Hıristiyanlık öncesi dönemde- “kötülüğün bulunmadığı yer” (Land without Evil) arayışında somutlanırken; Doğu uygarlıklarında olduğu gibi Batı uygarlıklarında da ütopik söylemler mutluluk vaadine bağlı olarak cennet ve ideal toplum tasvirlerini kapsar.

Cennet ve ütopik kavramlar, çoğu inanç ve düşünce sistemine göre insanın ölümden sonra yaşayacağına inanılan, yitik bir kökenin özlemini de içeren mutluluk vaadidir. Antik dönemden bugüne bu kavramlar, çok tanrılı ve tek tanrılı dinlerin söylence ve kutsal metinlerinde çoğu zaman simgesel anlatımlar biçimini almıştır.

Sümerlerin ‘Dilmun’ adını verdikleri dünyevi mutluluk diyarından başlayarak tarihsel süreç içinde bahçe, ada ve yabanıl doğa gibi tasvir ve anlatımlarla biçimlenen ütopyalar, Antik Yunan düşünürlerden Euhemerus’un ‘Kutsal Söylenceler’inde betimlenen Panchaea adasında, Platon’un ‘Timaios ve Kritias’ başlıklı diyaloglarındaki Atlantis efsanesinde ve ütopik düşüncelerin çıkış kaynağı olan Thomas More’un ‘Utopia’sında ete kemiğe bürünmüştür.

Aynı şekilde, Eski Ahit’ten başlayarak semavi dinlerin kutsal kitaplarında geçen cennet ve cehennem kavramlarında, insanlığın yitirmiş olduğu cennet özlem(ler)inde ifadesini bulur.

Yunan literatürüne “gerçekte olmayan” bir dünya ve toplum özlemini Hesiodos’un ‘Altın Çağ’ mitosunda görürüz. (Bu mitolojik aktarım daha sonra Thomas More’la kavramsallaştırılır.)

Hesiodos’un ‘Erga Kai Hemerai/ İşler ve Günler’ başlıklı yapıtının 106-201. dizeleri arasında anlatılan ‘Altın Çağ’ öyküsüne göre, insanlık yaratıldığından beri dört ya da beş çağ yaşamıştır. Bunlar sırasıyla Altın, Gümüş, Tunç, Kahramanlar ve Demir Çağıdır. Madenlerin en değerlisinden en az değerlisine doğru sıralanan bu çağlar, mitolojik kronoloji anlamında insanlığın ve toplumun değerinin düştüğünü gösterir. 

  1. Finley’in analizine göre, Hesiodos’un ilkel imaj olan ‘Altın Çağ’ mitosu, onun için günün belli sorunlarını düzeltme yolunda okuyucularına/ dinleyicilerine gösterdiği bir hedef, başvurduğu bir referans çerçevesidir.[7]

Yunan düşüncesinde, teorideki açıklık ve pratikteki detaylar bakımından Hesiodos’un ‘Altın Çağ’ mitosundan daha somut bir toplum ve devlet ideali sunan iki örnek bulunur. Bunlardan ilki Atinalı Solon’a, ikincisiyse Spartalı Lycurgus’a aittir.

Kent-devletlerin Solon, Lycurgus, Pythagoras gibi yasa-koyucuları “iyi toplum” anlayışını insan doğasına ilişkin felsefî görüşlerine dayandırmış olup ideallerini işleyen siyasi mekanizmalara dönüştüren ilk önderler olmuştu. (Hem Solon’un, hem de Lycurgus’un yasaları yarı-mitsel niteliğiyle Fransız Devrimi’nin ütopya geleneği için önemli birer örnek olarak görülmüştü.[8])

Özetle insan(lık)ın yaşadığı topluma bakıp, “bunu değiştirmek istiyorum” demesiyle birlikte, bunu nasıl yapabileceğini düşünmeye başlar. Bunun da besin kaynağını ‘Altın Çağ’ gibi geçmişte olduğu varsayılan -kökensel- bir deneyimden ya da tümüyle kurgusal bir idealler toplamından alır. Bunlardan hangisi onun kaynağı olursa olsun, neticede gerçekte olmayan bir ülkenin peşine düşmesi isyankâr bir tavırdır.

Bu yüzden Krishan Kumar’ın “Ütopya, Rönesans ve Reformla birlikte düşünceye yerleşen isyanın ürünüdür,”[9] tanımıyla; peşinde koşma sorumluluğunu devreye sokan ‘Utopia’nın, “Geleceğin değiştirilebileceği bilincine bağlı olarak insanlığın en temel yönelimi”[10] olduğu unutulmamalıdır.

Dolayısıyla ‘Ütopya’cılık, herhangi bir zaman dilimiyle sınırlı olmayan, koşullara göre içeriği belirlenen “kendinde” ve “doğal” bir isyan tipine denk düşer.

Tarih bunun -Ortakçılıkta somutlanan[11]- binlerce örneği vardır.

Mesela İlk Çağ materyalistleri, Yahudi Esséen’ler, Isparta komünalizmi, Zenon’un düşünceleri, Spartaküs’ün başkaldırısı, Rafizi hareketler, Carpocrate’cılar, Cathare’lar, Avrupa’da köylü ayaklanmaları, Jean Wiclef, John Ball, Jean Huss, Şeyh Bedreddin, Sebastien Franc, Thomas Münzer ve Taboriteler, Fransız Jacquerie’leri, Anabaptisme’leri ve diğerleri…[12]

 

BAŞLICA ÜTOPYA YAPITLARI[13]

Devlet, Platon, MÖ 360-380

Paykhaia, İmeros, MÖ 3. yüzyıl

Lykurgos’un Hayatı, Plutarkhos, 1. yüzyıl

De Civitate Dei, Hippolu Augustinus, 413-426

Tao Hua Yuan, Tao Yuanmig, 421

El Medinetü’l Fazıla, Fârâbi, X. yüzyıl

Hay Bin Yakzan, İbn Tufeyl, XII. Yüzyıl

Utopia, Thomas More, 1516

Gargantua, François Rabelais, 1532

Güneş Ülkesi, Tommaso Campanella, 1623

Yeni Atlantis, Francis Bacon, 1627

 

Bunların yanında ‘Ütopya’ deyince akla pek çok yapıt gelir: Platon’un ‘Devlet’i, 

Thomas More’un ‘Utopia’sı, Thomas Campanella’nın ‘Güneş Ülkesi’, Francis Bacon’un ‘Yeni Atlantis’i…

Ve ütopik sosyalistlerden Charles Fourier, Robert Owen, Claude Henri de Saint Simon’u…

Ütopya, değişimi dillendiren umuttur, isyan çağrısıdır.

Kolay mı? İnsanca yaşayabilmek adına tutunduğumuz en önemli değerlerden birisidir “umut”; hayat gücümüzün tükenmemesi için dört elle sarıldığımız![14]

 

  1. AYRIM: ÜTOPYA(LAR)IN “NE”LİĞİ, İŞLEVİ

 

Hayal gücünü kaybeden toplumLAR yarınsızken; hayal kurmaya başladığımız an bir yerden sonra mutlaka ütopyaların olduğu bir âleme adım atarız. Çünkü “olağan”ın dışında, olması gerekendir ütopya…

Oscar Wilde’ın, “İçinde ütopya olmayan bir dünya haritasına göz atmaya bile değmez, çünkü o harita insanlığın her daim uğrayacağı bir ülkeyi dışarıda bırakmıştır,” notunu düştüğü “Her ütopya, bir cennet veya bir cehennem senaryosu”yken;[15] orası düşlenen mekândır.

Hiçbir yer aynı zamanda her yer manasına gelen; Yunanca da ‘Ou (değil)’ ve ‘Topos (yer)’ sözcüklerinin bileşiminden oluşurken; ‘outopia’/ ütopya ‘Eutopia (güzel yer)’, ‘Outopia (hiçbir yer)’ bütünlüğündeki hayal ülkedir...

İlhan Mimaroğlu’nun, “Yokistan” diye adlandırdığı ve kimilerince gerçekleşmesi imkânsız gibi gözüken durum olarak sunulan ütopya, erken dillenmiş bir gerçeklikken; gerçekleş(tiril)mesi de olanaksız değildir.

Çünkü o baskı altında tutulan beyinlerin üretkenliklerine devam edebilmek için kurguladıkları, tasarladıkları, düşledikleridir...

Dünyayı değiştirme kavgası verenler insanlar için bir geleceğin öngörüsüdür…

“İmkânsız Mükemmeliyet” denilen ütopyanın önde gelen temsilcileri Platon, Tommaso Campanella, Thomas More, Francis Bacon ve Farabî’dir.

Ütopya, toplumsal soru(n)lardan hareketle, daha iyi, daha yetkin, daha doğru bir düzen arayışıdır; var olan düzenin eleştirisidir. Olana, olması gerekeni hatırlatandır…

Toplumsal bir taslak sunan ütopya(lar) ihtiyaçtan doğar…

En büyük ütopya ütopyayken; bundan daha büyüğüyse ütopyaları gerçekleştiren insan(lık)dır.

Ütopya(lar) dünyanın, toplumun soru(n)larına çözüm önerirler. Thomas More’un ‘Ütopia’sındaki, Tommaso Campanella’nın ‘Güneş Ülkesi’ndeki üzere…

Özetle milattan önce VII. yüzyılda Yunanlı şair Hesiödos’un ‘İşler ve Günler’ başlıklı yapıtında, “İnsanların kalplerinin bütün kederlerden uzak, zor iş ya da acı olmadan huzur içinde yaşadıkları, bereketli topraklarda her türlü bol ürününü bulabildikleri dönem” olarak tasvir edilen ‘Altın Çağ’ özlemini yaşayandır, yaşatandır ütopya...

Ütopya özellikle “güneşin olmadığı yerler”de ortaya çıkar. Onu gerçekleştiren ise ‘Altın Çağ’ özlemiyle başkaldıran kitleler ya da Etienne de la Boétie’nin ifadesiyle “Gönüllü Kul”luğa karşı gösterilen dirençli bilinçtir.

Ütopyanın köklerinde ‘Altın Çağ’ özlemi, düşü yatar…

Sınıf ve imtiyazların olmadığı eski eşitlikçi, ortaklaşmacı yapıların zor yoluyla tasfiyesi, yenenlerin/ egemenlerin saflarındaki özel mülkiyet hırsını da artırdı. Bu süreç sadece mağlupları değil, aynı zamanda galip toplumları da altüst ederek, içten içe yıkıma uğrattı.

Kısacası ortakçılığın maddi temeli üzerinde yükselen eşitlik, adalet ve vicdan da süreç içinde toplumsal hayattan uzaklaşarak, yerini eşitsizliğe, sömürüye, zorbalığa, şiddete ve keyfi zulme bıraktı. Ancak bu durum, toplumsal hiyerarşinin en diplerine itilenlerde ilkel, ama özgürlük ve adalet dönemine yönelik kuvvetli bir özlem de yaratmıştı.

Bu sayede toplumların belleklerinde kendine özgü bir ütopya da yeşerdi. “Uygar halkların” tarihlerinin ilk dönemlerinde ortaya çıkan toplumsal düşüncelerde ve bunları ifade eden metinlerde, bir ‘Altın Çağ’ özlemi ortaya çıktı ki, buna ütopya diyoruz.

Bu olağan bir durumdu, çünkü sınıfsız toplumun yıkıma uğraması, daha doğrusu ortaklıkçı toplumu biçimlendiren eşitlikçilik ve askeri demokrasinin tasfiyesi, yenilenlerin ve ezilenlerin belleklerinde eski kan bağına dayanan özgürlük ve ortakçılık özlemini de canlı kıldı. Bunun doğal sonucu olarak, eski eşitlikçi geleneğe ait ne varsa bunlar şarkı, mitoloji, mesel ve efsane şeklinde yeniden kültürel ortamda boy verdi.

Bu özlem, kendisini farklı coğrafya ve toplumlarda farklı imge ve yöntemlerle ortaya koydu. Ancak söz konusu küçük ve sade özlemler, büyük imparatorluklar döneminde daha da büyüdüler ve bir senteze ulaşarak emekçilerin, ezilenlerin ortak evrensel düşünceleri hâline geldiler.

Bazı toplumlar söz konusu özlemleri mitolojik kahramanlıklarla dile getirirken, bazıları da onu dayanılmaz acılar olarak duyumsadı ve bunları şarkı, masal, şiir, efsane ve söylencelerle ifade etti. Bunun en güzel örneklerini Türklerin efsane, masal ve öğretici hikâyelerinde, Çinlilerin “Eşitlik Dağıtan Yüz Bilge Kadın”ında, Sümerlerin ve Mısır’ın güneş ve ışığın kasvet ve karanlığa baskın çıktığı mitolojik söylencelerinde, Ortadoğu’nun cenneti vaat eden dinlerinde, İnka ve daha pek çok Amerikan yerlisi halkların doğa ve insan uyumunu kutsayan öykülerinde ve Orta Avrupa’nın zulmü ve zorbalığı hedef alan eski Cermen halk efsanelerinde görürüz. Ütopyalar, çoğu kez çeşitli mitolojik kahramanlıklarla, dinsel motiflerle bezenmiş söylencelerle ve efsanelerle dile getirilmiştir.[16] 

Özetle sınıf mücadelesi ve bu mücadelenin ideolojik-teorik ifadesi olan ütopyalar, toplumların sınıflara bölünmesinden bu yana görülmektedir, ancak bunlar, tarihin belirli dönemlerinde birbiri peşi sıra ortaya çıkarak yoğunluk da kazanırlar. Ütopyalar, devrimlerden kısa bir süre önce ardı ardına sökün ederler, ama sonra bir suskunluk dönemine girerler.[17]

Tam da bunun için Karl Mannheim’ın ‘İdeoloji ve Ütopya’ başlıklı yapıtında ütopya, statükoya karşı eleştirel tutumlar içinde işlenir. Ütopya ilkesel bir temele dayalı olarak temel insanlık değerlerini barındırır.[18]

Tam da bunu için Porto Alegre’deki bir panelde Eduardo Galeano ile José Saramago arasında bir diyalogda şöyle tarif edilir ütopya:

Eduardo Galeano: “Ütopya ufuk çizgisi gibidir. Ona doğru iki adım atarım, o da iki adım uzaklaşır benden. 10 adım atarım, bu sefer 10 adım uzaklaşır. Ufuk çizgisine erişilemez. O hâlde, ne işe yarar bu ütopya dedikleri şey?”

José Saramago: “Uzun uzun yürümeye, dostum...”

“Uzun uzun yürümeye” yarayan ütopya uzun soluklu göze alabilme eylemidir Henri Lefebvre’in de işaret ettiği gibi![19]

“Nasıl” mı? Malum ‘Radio France’ muhabiri, “Sizi kızdırmak istemiyorum ama sizin için ütopisttir deniyor,” diye sorusunu yönelttiği Henri Lefebvre’den şu yanıtı alır: “Bilakis... Beni onurlandırıyorsunuz... Evet ütopyayı hak görüyorum... Bakışlarını ufukla sınırlayıp, sadece gördükleriyle yetinenler, pragmatizmi üstlenip sadece eldekiyle yetinenlerin dünyayı değiştirmek konusunda hiçbir şansları yoktur... Yalnızca gözle görünmeye doğru bakanlar, ufkun ötesine bakanlar gerçekçidirler. Bunların dünyayı değiştirme şansları vardır... Ütopya ufkun ötesinde olandır... Analitik aklımız kesinlikle neyi istemediğimizi, neyin mutlaka değişmesi gerektiğini kesinlikle bilir... Ama gelecek olanı, bizim istediğimizi, tamamen başka dünyayı, yeniyi, sadece bizim iç bakışımız, sadece içimizdeki ütopya bize gösterir.”

Siz bakmayın Thomas Bernhard’ın, “Özgür insan diye anılan insan nasıl bir ütopya ise, özgür sanatçı denilen şey de hep bir ütopya, bir çılgınlık olmuştur”;[20] Arthur C. Clarke’ın, “Hiçbir ütopya, toplumun bütün bireylerine sonsuza dek tatmin sağlayamaz,”[21] demesine ya da benzerlerine![22]

Yeri geldi aktarayım: “Her ilerleyişin ruhu ütopya. Geçmişin ütopyaları olmasa, insanlar çıplak ve sefil, mağaralarda yaşarlardı hâlâ; ilk sitenin taslağını da ütopyalar çizer. İnsanca rüyalardan nur topu gerçekler doğar,”[23] der Cemil Meriç[24] ve ekler Jean-Christophe Grangé de:

“İnsan hayal kurmak için yaratılmıştı, yani itaat etmekten çok mücadele etmek için. Bu evrimin kuralıydı. Ve özellikle de insan şiir için yaratılmıştı. Ütopya da şiirseldi. Ve şiir daima gerçekçiliğin karşısında olacaktı.”[25]

Kimseyi diğerinden üstün saymayan, kanunların herkese eşit davrandığı, yöneticilerin kendi çıkarları yerine halkın çıkarlarını ön planda tuttuğu, sıradan insanların kurduğu bir özlemdir ütopya…

Mümkün müdür bu? Elbette; ütopya(lar) da mümkündür.

Ancak “Ütopya sadece imkânsızı istemek değil; var olan dünyanın, mevcut sistemin ya da sistemlerin değişebilir hatta değiştirilebilir olduğunu ortaya koyan bir metod, bitmek bilmez bir çalışmadır da…”[26]

“Ancak imkânsızın büyüsüyle harekete geçeriz: Bir ütopya doğurup kendini buna hasredemeyen bir toplum, köhneleşme ve yıkım tehdidiyle karşı karşıyadır adeta. Hiçbir şeyden büyülenmeyen bilgelik, verili, mevcut mutluluğu tavsiye eder; insan bunu reddeder ve bir tek bu reddediş bile onu tarihsel bir hayvana, yani bir hayal edilmiş mutluluk meraklısına çevirir.”[27]

Dikkat edilirse, insanlıkta iz bırakmış bütün ütopyalar, aslında belli bir sınıfın pratiğiyle, verili koşullardaki sınıf özlemleriyle bağlantılıdır. Bütün ütopyaların toplumun maddî hayatıyla ilişkisi vardır. Belli bir toplumsal zeminde üretilen her ütopya, belli bir sınıfın eylemini ateşlemiştir. Eyleme ışık tutması, ütopyanın gerçekle bağlantısını verir.

Böylelikle de Bilinçle bağlanılıp, uğrunda çaba sarf edilen ütopya, “ütopya olmaktan çıkar” ve onu gerçekleştirme mücadelesine dönüşür.

Tekrar pahasına: Jack London, “Ütopya sözü bir fikri peşinen yargılamaya yetmektedir,” derken uyarır Pyotr Kropotkin, “Toplumsal varsayım ve ütopyalar, bu ütopyaları şu ya da bu şekilde gerçekleştirmek için çabalamaya hazır insanlar yoksa, varsayım ve ütopya olarak kalır”[28] ve ekler Michael J. Sandel, “Duvardaki gölgelere dokunmayan filozof sadece kısır bir ütopya inşa edebilir.”[29]

 DEVAM EDECEK

26.06.2018 (Temel Demirer)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

NEFRETİN, AYRIMIN BOY HEDEFİ: ÖTEKİLEŞTİRİLEN ALEVÎ(LER)

İKTİSADÎ ÇÖKÜŞ, BEŞERÎ ÇÖZÜLME

1 MAYIS’A GİDERKEN

ANIN YAZARI: ADALET AĞAOĞLU

KARDEŞİM(İZ)İN “DAVA”SI (MI?)![*]

SAHNE (DURUŞU) PERFORMANSININ POLİTİKASI

YEDİ NOKTA YA DA YETER ARTIK

YAZMAK SERÜVENİNE BİR BAKIŞ

ÇİN DEYİNCE...

KLASİK MÜZİĞİN ÖNEMİ[*]

ÖZGÜRLÜK YERKÜREYİ KURTARIP, GÜZELLEŞTİRME UMUDU VE İRADESİDİR

KAHVERENGİ TONLU COVİD-19 GÜNLERİNDE (C)EZAEVLERİ

“İŞÇİ SINIFI” DEYİNCE

ANILAR, SESLER, ŞARKILAR

ÖZGÜR İFADE “HAZIR OL”DA DUR(A)MAZ

MİZAH/GÜLMECE ŞAH(LAR)I MAT EDER

DEDE EFENDİ’Lİ, İTRÎ’Lİ, LİMONCİYAN’LI KLASİK MÛSİKÎ

EKONOMİK VAZİYET(İMİZ) İLE BEŞERİ TABLO(MUZ)[1]

“ADINI SİZ KOYUN” 3

“ADINI SİZ KOYUN” 2

“ADINI SİZ KOYUN”

“AZ YAZIP ÇOK SÖYLEYEN” CEMAL SÜREYA

İSYAN SANCAĞINI YÜKSELTENLERİN KUŞAĞINDANDIR GENÇLİK

ÖRNEKLERİYLE -OLMASI GEREKEN- AYKIRI[*]

YAPITLARIYLA HAFIZALARDAN SİLİN(E)MEYEN AGNÈS VARDA

“ŞİMDİLERDE KARAMSARLIĞI DAHA İYİ ZAMANLARA BIRAKALIM”

GOMİDAS’LI HALK MÜZİĞİ(MİZ)

ŞAİRLER GALERİSİ

RUMLARA DAİR TARİH (B)İLGİSİ

GEÇMİŞTEN (BUGÜNDEKİ) GELECEĞE

IRKÇILIK/ FAŞİZM SUÇU

COVID-19 GÜNLERİNDE SORU(N)LAR, SORUMLUKLAR

V. İ. LENİN VE EKİM DEVRİMİ

HÂLÂ ONLARLAYIZ; ONLARDANIZ

“MED CEZİR”Lİ ‘ÇETİN’ KALEM

AYDIN DURUŞU VE SORUMLULUĞU

VATAN’IN F3’ÜNDE DÖRT GÜN

SORU(N)LAR, YANIT(SIZLIK)LAR

TRUMP KÂBUSU VE EMPERYALİST ABD

DOĞAN HIZLAN VESİLESİYLE ELEŞTİRİ VE YAZMAK ÜSTÜNE

BİR “İZMİRKOLİK”İN SERÜVENİ

TÜRKÜLER(İMİZ) VE BİZ

HAYALLERİMİZİ EMZİREN YAZMAK EYLEMİ

LAİKLİK ZARURETTİR

15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININDIR; ÖĞRETEN TARİHİMİZDİR ( 2 )

15-16 HAZİRAN İŞÇİ SINIFININDIR; ÖĞRETEN TARİHİMİZDİR

DOĞAN GÜNÜN OZANLARI

SURUÇ’UN 33’LERİ VE ONLARIN ÇAĞDAŞ AYDIN’I

ARKADAŞ(IMIZ) Z. ÖZGER

“DİNEN BİR FIRTINA”YI ANLA(T)MAK

“MODAYI BİLİP DE ONA KAPILMAYAN”DI AHMET OKTAY

ÖZLEMLERİN İSYAN ÇIĞLIĞIDIR ŞİİR

PINAR YOLDAŞA KALKAN ELLER KIRILIR

BİR SEVDADIR TİYATRO

ÖMER ŞERİF’İN OYUNCULUĞU

2020’NİN 18 MAYIS’INDA ONA DAİR

YER İLE GÖK ARASINDAKİ UYUM: KLASİK MÜZİK

6 MAYIS HAKİKÂTİ ÖLÜMSÜZDÜR

ÖLÜM ORUCUNUN 320. GÜNÜNDE İBRAHİM GÖKÇEK İÇİN

COVID-19 YERKÜRESİ İLE COĞRAFYAMIZDA 1 MAYIS 2020 ( 2 )

COVID-19 YERKÜRESİ İLE COĞRAFYAMIZDA 1 MAYIS 2020

ÖĞRENCİSİ OLDUĞUM ‘İNSANCIL’A DAİR

BUGÜNÜ VE SONRASI İLE COVID-19

“DUVAR”(LAR)I AŞAN O; HÂLÂ “UMUT”LA “YOL”DA, BİZİMLEDİR ( 2 )

“DUVAR”(LAR)I AŞAN O; HÂLÂ “UMUT”LA “YOL”DA, BİZİMLEDİR

UNUTAMADIĞIM FİLM(LER), YÖNETMEN(LER), OYUNCU(LAR

HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ ( 2 )

HAPİSHANE(LERİN) HÂL(LER)İ

TARIM(IN) HÂL(LER)İ

KLASİK MÜZİĞİN FARKLI İKİLİSİ: MOZART İLE STRAUSS

AŞIKTI, “GARİP”Tİ, HALK DERVİŞİ NEŞET ERTAŞ

TARİH(İMİZ)E HAYRANLIKLA, MİNNETLE, SAYGIYLA

ÇOKSESLİ MÜZİĞİN DEVRİMCİ DEHASI BEETHOVEN

SİNEMAMIZIN DERVİŞİ: AYTAÇ ARMAN[*]

EYGİ VESİLESİYLE -BALIK HAFIZALILAR İÇİN- 50 YIL SONRA “KANLI PAZAR

19 ARALIK’IN (C)EZAEVLERİ GERÇEĞİ! ( 2 )

19 ARALIK’IN (C)EZAEVLERİ GERÇEĞİ!

KRİZ İLE GELEN(LER)

USTANIN KADİM DOSTU, YADİGÂRI BALABAN

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR? ( 3 )

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR? (2)

DÜNDEN BUGÜNE ŞİLİ’DE NE(LER) OLUYOR?

IŞIĞIN RESMİNİ ÇİZEREK, TARİHİ ZAPT ETMEK

KRİZ KISKACINDA: YERKÜRE, COĞRAFYAMIZ VE İŞÇİLER ( 2 )

KRİZ KISKACINDA: YERKÜRE, COĞRAFYAMIZ VE İŞÇİLER

EMPERYALİZM ÇAĞINDA BARIŞ SAVAŞ DEMEKTİR, SAVAŞ DA BARIŞ! ( 2 )

EMPERYALİZM ÇAĞINDA BARIŞ SAVAŞ DEMEKTİR, SAVAŞ DA BARIŞ!

BLUES, CAZ, ROCK VE ÖTESİ ( 2 )

BLUES, CAZ, ROCK VE ÖTESİ…

“YDD” EŞİTSİZLİĞİ VE GÖÇ(MENLİK) ( 2 )

“YDD” EŞİTSİZLİĞİ VE GÖÇ(MENLİK)

EKONOMİK HÂL(İMİZ) Mİ ( 2)

EKONOMİK HÂL(İMİZ) Mİ?!

HAS BİR TİYATROCU: CÜNEYT TÜREL

AHMET KAYA VARDI, VARDIR, VAR OLACAKTIR

KAVGADAN BESLENİP; ONU ÇOĞALTAN ŞİİRİN ŞAİRİ: ADNAN YÜCEL

33’LER İLE ÇAĞDAŞ’INDAN ÖĞRENDİKLERİM(İZ)[*]

ULUSLARARASI KAOSUN GELECEĞİ

İMPARATORLUĞUN TRUMP’LI ENCAMI ( 2)

İMPARATORLUĞUN TRUMP’LI ENCAMI

POLİTİK (DEVRİMCİ) MÜZİK ( 2 )

POLİTİK (DEVRİMCİ) MÜZİK

KÖLELİĞE KARŞI MÜCADELENİN BİRLİĞİ İÇİN (YA DA “NE OLUYOR; NASIL; NE YAPMALI” MI?)

ELEŞTİREL ARABESK HİKÂYESİ

SÖZÜN MİLİTAN EYLEMİ; HAKİKÂTİN BEDELİ ÖDENMİŞ SÖZCÜSÜ

KIPIR KIPIR, NEŞE DOLU “DELİ KADIN”: AYŞEN GRUDA

CUMHURİYET İLE MÜZİK(İMİZ)

BAŞKALAŞANLARDAN DEĞİL, GELİŞENLERDENDİ GÜLRİZ SURURİ

KİTLE ÖRGÜTLERİ VE DEMOKRATİK İŞLERLİK

“SANAT UZUN, YAŞAM KISA”YDI MELİH CEVDET İÇİN

ZOR(UNLU) BİR MESELE: ALTERNATİF DEVRİMCİ-HALKÇI YEREL YÖNETİM

YAZDIĞINIZ YAŞAM YA DA SAFSATADIR!

HALKIN -BAŞKALDIRAN- ARZUHÂLCİSİ: YAŞAR KEMAL

ERMENİ SOYKIRIMI’NIN BELGESİ VAR (MI?)[2]

ERMENİ SOYKIRIMI’NIN BELGESİ VAR (MI?)

MAYIS KIZILLIĞINDA ‘71 KOPUŞU VE KAYPAKKAYA

BUGÜN(ÜMÜZ)DE FAŞİZM(LER)

SİNEMANIN MÜSTESNA İSİM: METİN ERKSAN

İNSAN OLMAK ZORKEN, ‘İNSAN’DI ZEKİ ALASYA

ÖLÜMSÜZLÜK BAĞLAMLI KIZILDERE(MİZ)

SAİT FAİK’İN DÜŞ(ÜNCE)LERİ

İSYANA DÖNÜŞ(EME)YEN İTİRAZ VEYA MÜSLÜM GÜRSES HİKÂYESİ (Mİ?

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM ( 3 )

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM ( 2 )

“ÖN SAVUNMA(M)”: USÛL İLE ESASA MÜNDEMİÇ İTİRAZ VE KANAATLERİM

EGEMEN MEDYAYA İTİRAZ VE ALTERNATİF ( 2 )

EGEMEN MEDYAYA İTİRAZ VE ALTERNATİF

YAŞAM(A) HAKKI MÜCADELESİ (MAHMUT KONUK ÖRNEĞİ) 2

YAŞAM(A) HAKKI MÜCADELESİ (MAHMUT KONUK ÖRNEĞİ)

DİZELERİYLE REFİK DURBAŞ ÖYKÜSÜ

AFORİZMALARDAN BUGÜN(ÜMÜZ)E UYARILAR

‘KEL MAHMUT HOCA’ + ‘YAŞAR USTA’ + ‘TURŞUCU KAZIM’ + ‘AYYAŞ EMİN’Dİ O…

hatırlamiyorum-nakaratlarina-hatirlatalim

“NETAMELİ BİR KONU”: ULUSAL SORU(N)

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI ( 3)

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI ( 2 )

VAR OLANDAN KOPMAK İÇİN YEREL SEÇİM VE SORU(N)LARI

ABD EMPERYALİZMİ VE VENEZÜELLA 2019

AYKIRI DİZELER, ŞAİRLER

ÇEŞİTLİ VECHELERİYLE BEŞERİ (EKONOMİ-POLİTİK) KRİZ

“BÜYÜK FOTOĞRAFÇI”NIN GERÇEĞİ VE DRAMI

KRİZ “İMKÂN, TEHDİT VE KARAR” BİLEŞKESİDİR

İNSANI İNSANLAŞTIRAN DEĞERLER: AŞK, SANAT, BAŞKALDIRI, MÜCADELE

HİÇLEŞTİRİLME KAYGISINDAN ÖFKEYE SARI YELEKLİLER

68 HAREKETİ, MAYIS(IMIZ), KAYPAKKAYA VE 1971

KAPİTALİZM, EKOLOJİK YIKIM VE MARKSİZM ( 2)

KAPİTALİZM, EKOLOJİK YIKIM VE MARKSİZM

NBC SİNEMASI (MI?)

DÖRT GÜNLÜK “Bİ ŞEY”

ISINMANIN ÖTESİNDE -YANIYOR!- YERKÜRE

YEŞİLÇAM’LI TÜRK(İYE) SİNEMASI

YAZMAK EYLEMİNE MÜNDEMİÇ NOTLAR

SANAT (VE TİYATRO) İLE HAYAT

EYYAMCI DEĞİL, HER DEVİRDE İNSANDI TARIK AKAN

YIKA YIKA YARATARAK YAZMAK

SIRILSIKLAM BİR ÂŞIK: BEDRİ RAHMİ

İŞÇİ SINIFININ “BUGÜN”ÜNDE SENDİKA(LAR) ( devam)

İŞÇİ SINIFININ “BUGÜN”ÜNDE SENDİKA(LAR)

ÖNCESİYLE 15-16 HAZİRAN’DAN BUGÜN(ÜMÜZ)E

HAKKÂRİ’DEKİ PARİS’Lİ: FERİT EDGÜ

TİYATRONUN UNUTULMAZ İNSAN(LAR)I

KARL MARX İLE MARKSİZMİ

LATİN AMERİKA VE EDEBİYAT ve GRUP YORUM'la dayanışma videosunu

TÜKETİLE(MEYE)N İNSAN(LIK

KAPİTALİST KENT(LEŞMEMİZ)İN HÂL-İ PÜR MELALİ

KRİZİN, SAVAŞIN, VAHŞETİN “YDD”Sİ

POLİTİK SİNEMA İHTİYACI BÜYÜRKEN

O SES PEŞİNDEN SÜRÜKLENEN YILDIZ KENTER

MART’IN 10 KIZIL KARANFİLİ (VE ANIMSATTIKLARI

“DERİN AŞKLARIN, BAĞLILIKLARIN, HASRETLERİN, ŞEFKATİN ŞARKILARINI SÖYLEDİ” YILMAZ GÜNEY

DEVRİMCİ BİR DERVİŞ: OKTAY ETİMAN

İTİRAZ EDEN MÜLKSÜZLER İÇİNDİR LE GUIN

İRAN SOKAKLARININ BAŞKALDIRISI

SAF IŞIĞIN, ŞEFFAF SİMGELERİN ŞAİRİ: TOMAS TRANSTRÖMER

KAPİTALİZM KİRLİDİR, KİRLETİR

HRANT’IN KOLEKTİF KATLİNİN ANATOMİSİ

OHAL’(LERİN)İN EKONOMİ-POLİTİK DÖKÜMÜ

ŞİMDİLERDE ŞİİRE DAHA ÇOK MUHTACIZ GİRİZGÂHI

İSYANCI ŞEYH BEDREDDİN GERÇEĞİ

ORTADOĞU SARMALI VE T.“C”

DÜŞÜN(ECEĞİZ), YAZ(ACAĞIZ), KONUŞ(ACAĞIZ), SUSMA(YACAĞIZ)![

FAŞİZM(LER)İN GÜNCELLİĞİ VE IRKÇILIK

AŞK -İNSAN(LIK)A DAİR- HER ŞEYDİR![

EKİM DEVRİMİ İLE TARTIŞMALI “TARTIŞMALAR”I

GÜNCELDEN TARİHSELE İŞÇİ SINIFI

KAPİTALİST İKTİDARIN EĞİTİM(SİZLİĞ)İ VE COĞRAFYAMIZ

YENİ(DEN) ‘68’İ ANIMSA(YALIM)

AN-KARA’DA BİR KIPKIRMIZI CUMARTESİ

GÜLTEN AKIN: KENDİ GİTTİ, ŞİİR(LER)İ KALDI

BOYACI HALİL’İN MÜŞFİK KENTER’İ

EMPERYALİST YERKÜREDE BARIŞ (YALANI) VE SAVAŞ (GERÇEĞİ )

SİNEMA VE YÖNETMEN(LER)

PARİS KOMÜNÜ(MÜZ) HÂLÂ GÜNCEL

KAPİTALİZM VE TARIM(IMIZ)

“DUYARLILIĞIN İNCELİĞİN ESENLİĞİN YAZARI”: OKTAY AKBAL

KAPİTALİZMİN YARATTIĞI TABLO MU DEDİNİZ?

ÖĞRENCİ HAREKETİNİN TOPLUMSAL MÜCADELEDEKİ YERİ VE ROLÜ

HAYAT(LAR)IMIZA DOKUNMUŞ BİR MÜZİSYEN: ATTİLLA ÖZDEMİROĞLU

ADALETSİZLİK KARŞISINDA DEVRİMCİ SANATIN KONUMU VE İŞLEVİ

KATLEDİLDİĞİMİZ SURUÇ’LA ÇOĞALDIK

ŞİİRE KOÇAKLAMA

ÖZGÜRLÜĞE MUHTAÇ VE MAHKÛMUZ!

AYDIN/ ENTELEKTÜEL MESELESİNE DAİR

ŞİİR GİBİYDİ JOHN BERGER

SEVDİKLERİMDENDİR ÜÇÜ BİRDEN

YAZMAYI YAZMAK YAPAN

BAHAR(LAR)IN HALKI: ROMANLAR

ESKİ(MEYEN) SESLER, TINILAR

ORHAN KEMAL: USTADIR, YERİ AYRIDIR, MÜHİMDİR

“CULPA VACARE MAXIMUM EST SOLATIUM”

UNUTUL(A)MAZLAR YA DA HATIRLAYIN ONLARI

FİRARİ YAŞAM(IN)IN YAZMAK EYLEMİ

15’LER DAİR: GEÇM(EM)İŞ BUGÜNÜ(MÜZÜ)N ÖNSÖZÜDÜR !

SATIRLARDA AKAN YAŞAMIN BİLGELİĞİ

İNKÂRA ORTAK OLMA(K)!

“EVET”(İN EKONOMİSİN)E HAYIR!

ALAYINA İSYAN: “EVET”İN REFERANDUMU’NDA “HAYIR”![

“ÖZGÜRLEŞME DİLDE BAŞLAR”[

İNSAN(LIK), ONA İNANAN ŞAİR(LER)İN ŞİİR(LERİN)E MUHTAÇ

ALAYINA İSYAN, HEPSİNE “HAYIR”![

EKİM’İN 100. YILINDA KAVRAMLAR, GERÇEKLER

ZULA(NIZ)DAKİ ŞİİR, MAVZER(İNİZ)DEKİ MERMİ GİBİDİR

İKTİDAR, EĞİTİM, ÜNİVERSİTELER VE GENÇLİK

AKP’NİN -KAPİTALİZM PATENTLİ- ÇEVRE PRATİĞİ

“TEKÇİLİK” GÜZERGÂHINDA NEYİ, NASIL YAPMALI?

KÖTÜLÜK(LER) TABLOSU MU? “PANTE REI”![

ŞEYH BEDREDDİN: “SÖZÜ, BAKIŞI, SOLUĞU ARAMIZDAN ÇIKIP GELECEKTİR

UMUDU -TÜKETMEDEN- ÇOĞALTANDI SENNUR SEZER

“KIRIK MOZAİK”(İMİZ)İN PARÇASI SÜRYANÎLER

ORTADOĞU: BÜYÜK FOTOĞRAF İLE “KÜÇÜK” AYRINTI(LAR)

“İNSANLIK HÂLİ”NİN TERCÜMANI: FRANZ KAFKA

RESİM “SÜS” YA DA “AKSESUAR” DEĞİLDİR, OLAMAZ!

FUTBOL: GERÇEK VE BAĞINTILARIYLA TARTIŞALIM MI, TARTIŞMAYALIM MI?

EKİM’İN LENİN, LENİN’İN EKİM DESTANI

EGEMEN KLİKLER ARASI HESAPLAŞMA VEYA 15 TEMMUZ’UN ŞECERESİ[*]

SİYONİZM KARŞISINDA FİLİSTİN İLE ARAFAT’I[*]

ZEKÂ, YARATICILIK KADAR YÜREKLİLİKTİR KARİKATÜR(İST)[*]

BARIŞ (=HAYAT) İLE SAVAŞ (=ÖLÜM) HÂLİ[*]

TARTIŞILAN ASLÎ SORU(N) ÖZGÜRLÜKTÜR[*]

EGE MAVİSİNİN -HALİKARNAS- BALIKÇISI[*]

101. YAŞINDA AZİZ NESİN USTA[*]

68 BAŞKALDIRISI VE ÖĞRENCİ HAREKETİ[1]

“ÇORUMLU ‘BAUDELAİRE’PEREST”: SAİT MADEN[*]

KARAR VERİN: “SİZİN MUHAMMED ALİ’NİZ HANGİSİ?”[*]

HAYAT VE SANAT = GENÇLİK VE MÜCADELE[1]

GİDEN(LERİN) İKİ(SİN)DEN KALAN(LAR)[*]

BAŞYAPITI ‘GABO’NUN KENDİSİYDİ, HAYATIYDI[*]

YAZMAK EYLEMİNİN KADINLARI[*]

MİLLİYETÇİLİK VİRÜSÜ VE FUTBOL[*]

ANAYASA, BAŞKANLIK SİSTEMİ VE LAİKLİK[*]

33’LER SURUÇ’TUR; BİZ 33’LERİZ![*]

SYRIZA: NEYDİ? N’OLDU?![*]

“GEZİ”(/HAZİRAN) SANATI[*]

YENİDEN -VE BİR KEZ DAHA- FAŞİZM[*]

TÜRK(İYE) PATENTLİ PANOPTİKON HÂLİ[1]

ÇÖZÜLME, PARÇALANMA VE KUTUPLAŞMA GÜZERGÂHINDA[*]

DİK DURAN NİKBİNLİK: SABAHATTİN ALİ[*]

AŞKLARIN, KAVGALARIN, BARUT KOKAN DİZELERİN ŞAİRİ: HASAN HÜSEYİN[*]

SOYKIRIMDAN SÜRGÜNE ÇERKESLER[*]

44 YIL SONRA ONLAR YANİ SONSUZLAR[*]

AŞK, TRAVMA, TOPLUMSAL İNŞA VEYA DEVRİM, KAPİTALİZM, SOSYALİZM[1]

PEKİYİ YA İSYANCI KAZIM’DAN SONRA BİZ?![*]

TARİHSELDEN GÜNCELE İBRAHİM KAYPAKKAYA[1]

HAYATI ÖRGÜTLEYEN AŞKINLIKTIR SANAT (İLE TİYATRO)[*]

KAPİTALİZMİN “ÇEVRE”Sİ YA DA EKOLOJİK KÂBUS![1]

BUGÜN(ÜMÜZ)DE ENTELEKTÜEL, EĞİTİM, AKADEMİ[*]

MÜLKİYET, İKTİDAR, DEVLET (=DEMOKRASİ) VE…[1]

RADİKAL SOSYALİZM HÂLÂ GÜNCEL!

2015 1 MAYIS’INDAN 2016’YA YİNE, YENİDEN, ISRARLA TAKSİM!

KIZILDERE TARİHİ(MİZ) HEPİMİZİNDİR[1]

KÜLTÜREL YOZLAŞMA KARŞISINDA DEVRİMCİ SANAT[1]

KOMÜN’DEN EKİM’E ESKİ(MEYEN) SOSYALİZM

YALNIZLIĞIN ÇOĞUL SENFONİSİ: SAİT FAİK ABASIYANIK[*]

SAVAŞIN BATI CEPHESİNİN SORU(N)LARI İLE “DOĞU”[*]

ORTADOĞUDA T.CNİN HÂLİ VE ROJAVA

SANATIN SINIFI VEYA SANAT SİYASAL VE SINIFSALDIR

ORTADOĞUNUN KANAYAN YARASI FİLİSTİN

VERİLERİYLE DEMOKRASİ (MÜCADELESİ) VE DÜZEN(SİZLİK) ÜZERİNE

FAİLİ MEÇHUL -OLMAYAN- KAYIP(LAR)

80'Lİ YILLAR = İNSAN(SIZLIK) + UMUT(SUZLUK) + EYLEM(SİZLİK)

ERMENİLERİN BUGÜNÜ=HRANT+KAMP ARMEN

KÜRTLER VE ORTADOĞU

chavez venezüella'sında ne(ler)oluyor? bolívarcı halkçılık mı, sosyalizm mı