TSK'YA YAPILANIN AYNISI CHP'YE YAPILIYOR

TSK'YA YAPILANIN AYNISI CHP'YE YAPILIYOR

Bizde bir adet vardı eskiden; herkes askeri eleştirir, her şeye tek suçlu onu gösterirdi.


Bu durum aslında kısmen şu anlama da gelir; “bir umudum sende, anlıyor musun?”


Bu hislerle bunu yapanlar vardıysa da, geçmişte TSK’nın işbirlikçi olmasından, halk adına ve halkı korumak için bir şeyler yapmamasından, halkı küçük görmelerinden, sosyete hayatlarından kaynaklanan eleştiriler de vardı.


Ben, son dönemde AKP ve ABD’ye karşı gerekli mücadeleyi yürütmedikleri için eleştiriyordum. Hatta esir alınan komutanlarımıza da “keşke gerçekten bir şeyler yapsaydınız da, bizler de bunun haklılığını savunsaydık” diye çokça yazmıştım.


Bu eleştirilerin çoğu haklıydı da. Lakin son dönemlerde bir delilik hali baş göstermeye başlamıştı. TSK’yı hem bizler eleştiriyorduk, hem de karşı devrimci tayfası.


Liboş, dinci, işbirlikçi ne varsa her gün TSK’ya saldırıyordu. Hem birbirimize düşman olup hem de TSK’ya nasıl düşman olabiliyorduk ki?


Sonra bizler burada frene bastık. Bugüne kadar hatalar yaptın, bak şimdi de seni yıkacaklar, diye feryat edip sesimizi duyurmaya çalıştık. AKP’de, TSK’yı ele geçirince, eleştirilerine son verdi. Hatta savunmaya başladı.


2007 Genel Seçimlerinden AKP %47 ile çıkınca, yine herkes TSK’ya yüklendi. Vay efendim sen neden muhtıra verdin? Bu hareket AKP’nin ekmeğine yağ sürdü vs. ama kimse çıkıp da delikanlı gibi “bizim hatamız, biz yenildik, adam gibi muhalefet yapamadık” demedi.


“Ordu siyasete karışmasın… Tankın önüne yatarım, egzozundan girer karbüratöründen çıkarım” lafları dökülmeye başladı herkesin ağzından. Oysa dönem tankın önüne yatmak değil, TOMA’nın önüne yatmak zamanıydı. Süreç bizi oraya sürüklüyordu.


Tüm bu zevzeklikleri yapanlar, Cumhuriyet mitinglerine giderken yaşadığımız endişeleri unutmuş gibiydiler. Polisin bize saldıracağı, otobüsleri durduracağı ve gözaltılar olacağı duyumlarını almıştık. Otobüslerde buna karşı konumlanmıştık. Tüm bu endişe içerisinde TSK’nın bizim yanımızda olduğunu bilmek, en azından bize saldırmayacağını bilmek bir güven veriyordu. O sayede, iktidar İstanbul’daki mitingi engelleyemedi ve üç milyona yakın insan İstanbul’da meydanlara aktı.


Fakat CİA destekli AKP seçimlerde sahtekârlık yapınca, tekrar iktidara oturdu. Bütün muhalefetin hileli seçime itiraz etmesi gerekirken, el birliğiyle TSK’ya saldırdılar.


Hem de ne saldırı; sağcısı solcusu, ülkücüsü türkücüsü kim var kim yok… Adamlar başlarını kaldıramaz oldular. İki tane hergele, TV’lerden koskoca TSK’yı şamar oğlanına çevirdi. O güne karşı nerede konumlanacağını bilemeyenler de oturup izledi.


Hiçbir şeye sesini çıkartamaz hale gelen TSK, kendini bile koruyamadı ve şimdi dağılmanın eşiğine geldi.


Aynı oyun CHP’ye de oynandı. Öncelikle söylemek lazım ki, CHP kendine yapılan eleştirilerin hepsini hak etti. Kimi yerde gerçekten eleştiriyi hak edecek davranış yaptığı için, kimi yerde de kendini savunamadığı için.


İlk dönemler eleştirileri, CHP’liler “şimdi zamanı değil, bu AKP’nin işine yarar” diye geçiştiriyorlardı. Keşke o zaman eleştiriye devam etseydik de, vaktimiz varken bazı şeyleri düzeltseydik.


Şimdi ise başka bir durum çıktı ortaya. Tıpkı TSK’ya olduğu gibi, sağcı solcu, CİA-MOSSAD, Ulusalcı Solcu ne varsa CHP’yi eleştiriyor. Haklı olanlar da var tabi ama bir Kemalist’le bir CİA işbirlikçisi nasıl aynı fikirde olur?


Kendine solcu, Kemalist diyenler CHP’yi, AKP’nin sözleriyle eleştiriyor. Bu benzerlik ürkütücüdür. Psikolojik savaşı kaybettiğimizi gösterir.


Elbette bizim eleştirilerimiz daha farklı olacaktır. Daha yapıcı ve akılcı olmalıdır. CHP, birşeyler yapmaya çalışıyor ve bu yüzden de sürekli hatalar da yapıyor. Mesela MHP hiç hata yapmıyor, çünkü hiçbir şey yapmıyor.


Bir üslup ve kimlik değişimi var CHP’de. Bunun sebebi de Gezi direnişlerini sırtlayan CHP tabanının yukarıya baskı yapması ve onu şekillendirmesidir.


CHP genel merkezini artık, CHP tabanı yönetmeye başladı. Abuk subuk konuşan ve tepki toplayanlar tabanın baskısı ile geri plana itildiler.


Bu çizgide devam edildiği sürece, sosyal medyayı çok etkin bir şekilde kullanan CHP tabanı, bir dahaki kongrede kendi istemediği hiç kimseyi parti yönetimine sokmayacaktır.


CHP tabanındaki bu gelişme, benim CHP’ye bakışımı değiştirdi. Yani artık, genel merkez istese de hata yapamayacak bir hale geliyor.


Her seçim öncesi başlayan “CHP’yi yıkalım” eleştirilerine bu seçimde de başlayacak olanlara izin vermeyelim.


Ortada bir gerçek var; eğer CHP, MHP ve İP’in tabanı, bu seçimlerde birlikte hareket ederse, AKP İstanbul’da 1, Güneydoğu’da birkaç ilin haricinde hiçbir yerde belediye kazanamıyor; bütün anketlerde çıkan sonuç bu.


Önce elbirliği yapıp belediyeleri alalım. Sonra tüm gücünü ve havasını kaybeden AKP, zaten dağılacaktır.


Daha da dağılmazsa; “her yer Taksim, her yer direniş” Bir daha bu halk sokağa dökülürse, ilk uçakla kaçacaklardır zaten.


Emrah Akgün

19.10.2013 (Emrah AKGÜN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR