Toplumu Ayrıştırmak…

Arzu KÖK

Toplumu Ayrıştırmak…

30 Ağustos Zafer Bayramı bu yıl Cuma gününe denk geldi ve Cuma günleri camilerde Cuma Namazı sonrası hutbe okunur. Bu hutbe hepimizin malumu olduğu üzere Diyanet İşleri Başkanlığında hazırlanır ve camilerde okunur. Ancak 30 Ağustos Zafer Bayramımızın olduğu gün Mustafa Kemal’in ismi bile telaffuz edilmedi. Bu ise cami cemaati içerisinde doğal olarak tepki uyandırdı. Bunun üzerine camiyi terk etmek isteyenlerle kalanlar arasında bir arbede yaşandı. 

 Milli değerleri tartışma konusu yapmak sanıyoruz ki toplumu ayrıştırmanın bir başka yolu. Ancak camilerin bölünmesinin, yaşanacak ayrışmanın bedeli çok büyük olur. Ya kimse bunun farkında değil ya da kasten yapılıyor. Nedeni ise meçhul…

Oysa herkes bilir ki; okul bilgiyi; cami manevi değerleri; kışla vatan duygusunu ortaklaştıran yerlerdir. Okul, kışla ve cami gibi değerler bir yandan manevi ve milli değerleri ortaklaştırırken diğer yandan insanları sosyalleştirir. Bu yüzden de sorumlu devlet yöneticileri haklı olarak kışlaya, okula, camiye ve adalet sarayına siyasetin sokulmaması gerektiğini söylerler. 

Bir arada yaşayan insanlar diğerleriyle olan ortak yanlarını fark ettikçe birbirleriyle daha sıcak ilişki içine girerler. Birbirlerinin ortak yanlarını fark eden insanlarda dayanışma, fedakârlık ve yardımlaşma duygusu da gelişir. Aynı coğrafyada yaşamak, aynı inancı paylaşmak ve nihayet aynı tarihe sahip olmak da insanlar arasındaki ortaklığı artırır. Türk milletine düşmanlık besleyenler bu nedenle birleştirmeyi değil ayırmayı; bütünleştirmeyi değil ayrıştırmayı tarihi strateji olarak kullanmışlardır.  “Böl ve yönet” ya da “ayır ve buyur”  stratejisi bu gerçeğin ürünüdür. 

Türk milleti, kendisine rehberlik etmiş olan bütün milli, manevi önder ve değerlerini ayrıştırarak değil birleştirerek millet olmuştur. Tarih boyunca ayrıştırmalar, farklılaştırmalar ve ötekileştirmeler hep parçalamış ve bölmüştür. Şimdi yeniden bir ayrıştırma söz konusudur ki bu ülkemiz için bir felaket demektir. Ancak son yıllarda uygulanan politikalarla; 

1- Empati yoksunu ve bencil
2- Şımarık ve kibirli
3- Genelleme, yaftalama manyağı
4- Mikro düzeyde duyarlı makro düzeyde umursamaz

kişilikte insanlar ile doldu toplum. Bu insanlar;

- Kendi fikrinde ve zikrinde olmayan herkesi horgörür, kötü davranır, adaletle yaklaşmaz. 
- Herhangi bir makam, statü, ünvan, para, şöhret, vb… dünyalık dopingleri alan bireyler kendilerini bir şey sanır hale geliyor. Alt kademede de böyle üste de…
- Doktor olur her şeyi o bilir, esnaf olur en iyi ekonomist odur, öğretmen olur kendi sorunlarını savunanı benimsemez. 
- Mal ve makam ile kendini yukarda ya da aşağıda hisseder bu nedenle daima eziktir. 
- Ülkedeki herkesi sınıflandırır ve notunu da, davranışını da bu sınıflandırmanın sonunda kararlaştırır. Kısaca insanı sevmez, Yaradandan ötürü sever görünür sadece ama sevmez özünde… 
- Ülkede ne yolsuzluk olmuş, ne adaletsizlik umurunda değildir ama maaşından 100 tl kesilse ana avrat söver, memleket mum gibi erir, o tepkisizdir. 

Oysa topluma yeniden anımsatılmalıdır ki bizim birlik beraberliğimiz zaten var. Bizim Allah'ımız bir, Bayrağımız bir, toprağımız bir, vatanımız bir, tarihimiz bir, kültür ve medeniyet kaynaklarımız bir, mukaddeslerimize sevgimiz-saygımız bir... Olumsuzluklarla yolsuzluklara tepkimiz bir, daha dürüst bir toplum, daha kararlı ve kaliteli bir Türkiye özlemimiz bir, savaşlara karşı çıkışımız birdir. Bu anlamda yüzlerce birlik noktasına sahibiz. Buna karşılık farklı noktalarımız o kadar fazla değil. Çok çok mezhebimiz farklı, cemaatimiz-tarikatımız farklı, kıyafetimiz farklı, siyasetimiz farklıdır. Belki biraz da öncelikli sorunlarımızla hizmet tarzımız ve anlatım metodumuz  farklılık gösteriyor. Ancak bu farklılıkların hiçbiri birlik beraberliğimizi sağlayan değerlerden önemli değildir. Olamaz da…

Çatışma konularına mesafeli davranmalı ve birlikte yaşamayı, özümüze dönmeyi başarmalıyız. Ayrıştırmanın önünde durmalıyız. Özellikle dış düşmanların kışkırtmalarıyla körüklenen bu ayrışmadan Kuvâyi Milliye döneminde oluşturulan büyük uzlaşmayı yeniden sağlamalıyız. Türk toplumunun yapısında olan imece kültürünü yaygınlaşmalı, birlikteliğin güzelliği anlatılmalıdır. Ülkemizin bir toplumsal barışa ihtiyacı vardır.

Son zamanlarda hep yeni parti çalışmalarından bahsediliyor, çalışıyor birileri bu anlamda. Ancak bu ülkenin yeni bir partiden çok toplumsal barışa ihtiyacı vardır. Bu toplumsal barış sağlandığında halkımız birlikteliğin önemini kavrayacak ve ülkemiz tüm sorunlarından da kurtulma yolu bulacaktır. Belki de bu yüzden istenmiyor bu ülkede toplumsal barış… Ne dersiniz?...

5.09.2019 (Arzu KÖK)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Gençlerden Mesaj!...

Şaşırmak...

23 Nisan ve Çocuklar

Ne Olacak Bizim Halimiz?

Laiklik Vazgeçilir Değildir

Bu Vatan Bizim

Ne Olacak?

Üniversiteye Kelepçe

Bitmeyen Yıl

The Truman Show

Akılla İnananlara...

Atatürk’ü Anlamak…

Bitmeyen Senfoni

100. Yıl…

Corona ve Doğa

Vicdan!...

Yarın Çok Geç Olabilir!...

Corona ve Dua

Ulusal Yas

Suriye Çıkmazı

Ölmek mi Kalmak mı?

Deprem!...

Çankaya’nın Işıkları

Vicdanınız Var Mı?

2020’nin Yıldız Falı

Anadolu ve Cumhuriyet

Kaz Dağları ve Knidos

Ölmek İstemiyorum!...

Satılan, Kirletilen Cennet

Eğitim Sınıfta Kaldı…

Tohumu Ekebilecek Var mı?

Ağaç Dikme Bayramı

Çankaya Köşkü

Ankara Numune Hastanesi

Gençler Neden Mutsuz Acaba?

Doğmamış İşçiler

Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak…

Visionary

Kadın...Kimdi Kadın?

Elden Ayaktan Kesilmek!…

Sorun Çözmek!...

Cahillik!...

Hazırcılık!...

2018’den Mektup

Çocuk ve Şeytan!...

Hatay Cumhuriyeti Meclisi

Atatürk’ü Özlemek…

Cumhuriyet Bayramı

Türkiye İş Bankası!...

AF!...

Geçmiş Olsun!..

İMZA GÜNÜ

Havalimanı…

Savaş ve Barış Üzerine

Cumartesi Anneleri

Eğitim Sistemimiz!...

Çocukluğum ve Şimdi

Beter Olsunlar!...

Kayıp Çocuklar ve İdam!...

Cargill

Kambur Felek!...

Kıraathane!..

Karar Sizin!...

Düşman!...

Ankara Demiryolları Müzesi

Gençlerden Mesaj!...

Hakkını Aramak!...

Bekçi Murtazalar

Eğitim ve Köy Enstitüleri

Akkuyu!...

Simgeler Üzerinden Siyaset…

Korkuyorum!...

Bir heykel… Aylardır gözaltında…

Nasıl Oldu?...

Yaşamı Sevmek!…

Yerli ve Millî

Ölüyoruz!…

Çocuklar Size Ne Yaptı?

Ötekileştirmek!...

9 Yaşında!...

Tehlikeli Kitaplar!...

Bitmeyen Yıl

Müzik!...

Korku!...

Spastik Yaşamlar

Öğretmen!…

Çıkmaz Sokak

Kültür - Sanat ve AKM

Anadolu ve Cumhuriyet

Ulus’u Yıkmayın!...

Müftü Nikâhı

YOKSULLUK

Dil Giderse…

Eğitim ve Yeni Müfredat

Yıkın ODTÜ’yü!...

Çocuk İstismarına Susma!...

Kooşş Vatandaş Kooşş!...

Suç Kimde?

Sevgisiz Vicdanlar...

Matematik ve Cihat

Yozlaşan Demokrasi ve Çirkinleşen Politika

Ubuntu

Destan!...

Bizdik!...

Kimdir Yazar?

Kadınlara Özel!...

Karar Sizin!…

Satın Bu Cenneti!...

Zeytin!...

İnsan Hakları…

Bugün 19 Mayıs

Ses Verin!...

Daha Bitmedi

1 Mayıs!…

23 Nisan

Sevgili Ulusum!...

Milletin Parası…

Ulus Atatürk Anıtı

Doğa İçin Hayır...

Gençler!...

Ankara’da Adalet Var mı?

KADINLARIMIZ

Kültür-Sanat!...

Anlayacak mısınız?...

Kadınlar!...

Çok Şükür!...

MIHLI DEĞİLMİŞ!...

2016’ten Mektup

Düşünüyorum da…

Yangın Ülkesinin Yanan Çocukları…

Atatürk’ü Anlamak…

Basın Özgürlüğü…

CUMHURİYET

Şehitlik Siyaseti

Anne- Babaya Açık Mektup

Demokrasi Gelecekmiş!...

Bir Bebekten Katil Yaratan Karanlık

Çaresizliğin Resmi Yapılabilir mi?

Eğitim Onurumuz Köy Enstitüleri

Ders alacak mıyız

Dikkat!...

Çağdaş Kölelik

Nereye?

ELEKTRİK ÜZERİNE

MADEN, GREV, AÇLIK…

A.Ü. Ziraat Fakültesi Müzesi

Şaşırmak...

Tecavüzü Kanıksamak

AN-KARA

Cadı Avına Son!..

ANAYASA

Oku...

Bülbülü Öldürmek!..

GÜLMEK YAŞAMAKSA!..

2015'ten Mektup

Bir Çocuk ve Atatürk

Timsah Gözyaşları

KORKMA

Sözcükler

BATAN GEMİ VE BİREYLER

Çaresizliğin Resmi Yapılabilir mi?

Barış

Yabancıların Mülk Edinmesi

AYDIN OLMAK

MADIMAK YANIYOR...

YAŞAM VE MÜCADELE

Babam

Cehaletin Sesi Aklı Susturuyor

Gençler Neden Mutsuz Acaba?

GENÇLERİ ELEŞTİRMEK

GENÇLERDEN MESAJ VAR

ANNEM'E

Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak...

Özgürlüğümüzü istiyoruz!..

YA SEV YA TERK ET Mİ?

ÇANAKKALE ZAFERİ

Özgürlüğümüzü İstiyoruz!..

Müsait Cinayetler