Sil Baştan Yazılmalı Edebiyatımız -2

Orhan BAHÇIVAN

Sil Baştan Yazılmalı Edebiyatımız -2

 

Bu sözlerin daha detaylı olanları var. Biraz gerilere gidelim. Okul kitaplarında Türkmen ozanı olarak okutulan Pir Sultan Abdal'ın sözlerini okuyalım.
 
»Muhammed Mehdi'nin hak sancağını
Çekelim bakalım nic'olsa olsun
Teber çekip münkirlerin kanını
Dökelim bakalım nic'olsa olsun
 
 Mahluk deccal oldu, insan haşarı
Asla bilen yoktur hayırı, şerri
Teber çekip şu mağradan dışarı
Çıkalım bakalım nic'olsa olsun
 
Müminleri bir katara düzelim
Güruh güruh şu alemi gezelim
Münkirlerin sarayını bozalım
Yıkalım bakalım nic'olsa olsun
 
Pir Sultan'a Hak yardım etmez mi?
 Erenler bağında bülbül ötmez mi?
Bunca yattığımız gayri yetmez mi?
Kalkalım bakalım nic'olsa olsun«
 
 Köroğlu koçaklaması olarak bilinen ve Koca Bey Mahlasıyla söylenilen ve en çok Ruhi Su'dan dinlediğim bu sözleri şimdi okuyalım. Bu yazıya aldığım sözler, Ruhi Su'yun okuduğu şekliyle alınmıştır.
 
 » Senin o tektirin bize abestir
Bu yiğitlik sana kimden mirastır
Eğer ki kulluğan verirsen destur
 İnan üçten beşten senden
Geride kalan değilem broy
 
 Kavga görmeyince açılmaz aynım
Benimle beraber Mustafa kaynım
 Eğer ki kavgada kızarsa beynim
nan üçten beşten senden
 Geride kalan değilem broy
 
Koca Bey'em çok diyarlar gezmişem
Nice nice alayları bozmuşam
Bin kelleyi bir cidaya dizmişem
 İnan üçten beşten senden
 Geride kalan değilem broy
 
Köroğlu adıyla da bir koçaklama okuyalım.
 
Karlı dağların ardından
Yel olup estiğin var mı?
 Tek başına bu çöllerde
Ordular bastığın var mı?
 
 Kargıyı ucundan salla
 Düşman deme eyvallah
 Her taraftan üç beş kelle
Terkiden astığın var mı?
 
 Köroğlu söyle şanından
 Kuş uçurmaz divanından
Avuçla düşman kanından
Doldurup içtiğin var mı?
 
Biz bu şiirlerle büyüdük. Bizden başka bir şey beklemek biraz saflık olmaz mı?
 
Peki, bu sözlere ne demeli? bence şöyle demeli şu an Kilis yollarında kelle getirenler var. O gün de vardı şimdi de var. Evet, güçlü edebiyatımızla ne kadar övünürsek o kadar doğrudur.
 
 Buyurun Karayılan türküsünün sözlerini okuyalım: Karayılan halk türküsü...
 
 Atına binmişte elinde dizgin
Vardığı cephede hiç olmaz bozgun
Çeteler içinde Yılan'ım azgın
Vurun Antepliler namus günüdür
 
Sürerim, sürerim, gitmez kadana
 Fransız kurşunu değmez adama
 Benden selam söylen nazlı anama
Analar da böyle yavru doğurmuş
 
Karayılan der ki, harbe oturak
 Kilis yollarından kelle getirek
Nerde düşman varsa orda bitirek
Vurun Antepliler namus günüdür
 
Ya da Kazak Abdal şiiri:
Eşeği saldım çayıra
Otlaya karnın doyura
Gördüğü düşü hayıra
Yoranın da anasını
 
Münkir münâfıkın soyu
 Yıktı harap etti köyü
Mezarına bir tas suyu
Dökenin de anasını
 
Müfsidin bir de gammazın
Malı vardır da yemezin
 İkisin meyyit namazım
Kılanın da anasını
 
 Derince kazın kuyusun
İnim inim inilesin
Kefen dikmeye iğnesin
 Verenin de anasını
 
 Dağdan tahta getirenin
Mezarına götürenin
Talkınını bitirenin
 İmâmın da anasını
 
Kazak Abdal söz söyledi
 Cümle halkı dahleyledi
 Sorarlarsa kim söyledi
Soranında anasını
 
Bu ezgiyi dinlerken devamı »anasını, avradını« deyip uzatmayı çok severdik. Dedim ya mayamız küfür çamuruyla yoğrulmuş biliriz.
 
Sevdiğimiz kadın, bizi terk ederse göndereceğim adamları saçını yola yola getirip altımıza yatırılacak. Sıkıysa hayır desin. Ya benimdir ya toprağın. Onun sevmeye başka bir insanı istemeye ne hakkı var ne de şansı. Gık demeyecek, susacak ve benim olacak. Yoksa »Roma'yı da yakarım onu da.
 
Bizi bu mazoşist edebiyatın içine kim taşıdı ve bizi bu tür edebiyat yazmaya kim yönlendirdi. Yani şu anlamı olamayan sözlerle dinlediğimiz ezginin ne denli mazoşist olduğunu biliriz bildiğimiz içinde zevkle dinleriz.
İçerden yar içerden
Kes bağrım yar içerden
 Gözüm kapında kaldı
Çıkmıyor yar içerden
 
 Ya da bir Van türküsü nasıl diyordu?
 
 Giderem Van'a doğru
 Yolum İran'a doğru
 Kes başım kanım aksın
Kadir bilene doğru
Şairleri yazarları tanımaya başladığım zaman, gördüğüm en önemli olay, bu insanların özel yaşamları genelde çok muntazam. Hal böyle olunca bu mazoşizm niye? Bu arabesk niye? Niye temiz edebiyattan uzaklaşıp böyle bir düşüncenin içine girelim. Niye insanları kanlı yaşama muhtaç edelim.
 
Kısaca diyorum ki sil baştan yazılmalı edebiyatımız. Temiz bir edebiyat bırakmalıyız gelecek kuşaklara. Buyurun şu uyduruk sözlerinden kurtaralım edebiyat dünyamızı.
 
Yıllar önce ben »Aşkolsun Liseli Kız« adlı uzun bir şiirimle böylesi bir konuyu işlemiştim. Bu şiirim »Acılılar Da Üşür« adlı kitabımda bulunuyor.
 
Ankara Türküsü:
»Su Akar Güldür Güldür / Gel De Yar Beni Güldür
 Bir Damlacık Kanım Akmaz / Öldürürsen Sen Öldür
 
« İlginç bir şiir:
 
Hançer
Al eline hançeri
Açılıp açılıp da vur
Bir damla kanım akmaz
 Öyle çok kederliyim
Niçin öldüğüm anlaşılmaz. »Orhon Murat Arıburnu«
 
 Orhan Halis Bahçıvan
Not:
Şiir sözleri tam olmayabilir ya da dağınık olabilir. Ben bu şiir sözlerini internet sitelerinden kopyala yapıştır sistemiyle yazının içine aldım. Bunlar ilk aklıma gelenler. Öyle detaylı araştırma yapmadım. Detaylı bir aştırma yapılırsa nelerin olduğu görülür. Kadını aşağılayan, sadece seks aleti olarak gören ve küfür içeren şiirlerden, türkü sözlerinden uzak durdum

Bu sözlerin daha detaylı olanları var. Biraz gerilere gidelim. Okul kitaplarında Türkmen ozanı olarak okutulan Pir Sultan Abdal'ın sözlerini okuyalım.

 

»Muhammed Mehdi'nin hak sancağını

Çekelim bakalım nic'olsa olsun

Teber çekip münkirlerin kanını

Dökelim bakalım nic'olsa olsun

 

 Mahluk deccal oldu, insan haşarı

Asla bilen yoktur hayırı, şerri

Teber çekip şu mağradan dışarı

Çıkalım bakalım nic'olsa olsun

 

Müminleri bir katara düzelim

Güruh güruh şu alemi gezelim

Münkirlerin sarayını bozalım

Yıkalım bakalım nic'olsa olsun

 

Pir Sultan'a Hak yardım etmez mi?

 Erenler bağında bülbül ötmez mi?

Bunca yattığımız gayri yetmez mi?

Kalkalım bakalım nic'olsa olsun«

 

 Köroğlu koçaklaması olarak bilinen ve Koca Bey Mahlasıyla söylenilen ve en çok Ruhi Su'dan dinlediğim bu sözleri şimdi okuyalım. Bu yazıya aldığım sözler, Ruhi Su'yun okuduğu şekliyle alınmıştır.

 

 » Senin o tektirin bize abestir

Bu yiğitlik sana kimden mirastır

Eğer ki kulluğan verirsen destur

 İnan üçten beşten senden

Geride kalan değilem broy

 

 Kavga görmeyince açılmaz aynım

Benimle beraber Mustafa kaynım

 Eğer ki kavgada kızarsa beynim

nan üçten beşten senden

 Geride kalan değilem broy

 

Koca Bey'em çok diyarlar gezmişem

Nice nice alayları bozmuşam

Bin kelleyi bir cidaya dizmişem

 İnan üçten beşten senden

 Geride kalan değilem broy

 

Köroğlu adıyla da bir koçaklama okuyalım.

 

Karlı dağların ardından

Yel olup estiğin var mı?

 Tek başına bu çöllerde

Ordular bastığın var mı?

 

 Kargıyı ucundan salla

 Düşman deme eyvallah

 Her taraftan üç beş kelle

Terkiden astığın var mı?

 

 Köroğlu söyle şanından

 Kuş uçurmaz divanından

Avuçla düşman kanından

Doldurup içtiğin var mı?

 

Biz bu şiirlerle büyüdük. Bizden başka bir şey beklemek biraz saflık olmaz mı?

 

Peki, bu sözlere ne demeli? bence şöyle demeli şu an Kilis yollarında kelle getirenler var. O gün de vardı şimdi de var. Evet, güçlü edebiyatımızla ne kadar övünürsek o kadar doğrudur.

 

 Buyurun Karayılan türküsünün sözlerini okuyalım: Karayılan halk türküsü...

 

 Atına binmişte elinde dizgin

Vardığı cephede hiç olmaz bozgun

Çeteler içinde Yılan'ım azgın

Vurun Antepliler namus günüdür

 

Sürerim, sürerim, gitmez kadana

 Fransız kurşunu değmez adama

 Benden selam söylen nazlı anama

Analar da böyle yavru doğurmuş

 

Karayılan der ki, harbe oturak

 Kilis yollarından kelle getirek

Nerde düşman varsa orda bitirek

Vurun Antepliler namus günüdür

 

Ya da Kazak Abdal şiiri:

Eşeği saldım çayıra

Otlaya karnın doyura

Gördüğü düşü hayıra

Yoranın da anasını

 

Münkir münâfıkın soyu

 Yıktı harap etti köyü

Mezarına bir tas suyu

Dökenin de anasını

 

Müfsidin bir de gammazın

Malı vardır da yemezin

 İkisin meyyit namazım

Kılanın da anasını

 

 Derince kazın kuyusun

İnim inim inilesin

Kefen dikmeye iğnesin

 Verenin de anasını

 

 Dağdan tahta getirenin

Mezarına götürenin

Talkınını bitirenin

 İmâmın da anasını

 

Kazak Abdal söz söyledi

 Cümle halkı dahleyledi

 Sorarlarsa kim söyledi

Soranında anasını

 

Bu ezgiyi dinlerken devamı »anasını, avradını« deyip uzatmayı çok severdik. Dedim ya mayamız küfür çamuruyla yoğrulmuş biliriz.

 

Sevdiğimiz kadın, bizi terk ederse göndereceğim adamları saçını yola yola getirip altımıza yatırılacak. Sıkıysa hayır desin. Ya benimdir ya toprağın. Onun sevmeye başka bir insanı istemeye ne hakkı var ne de şansı. Gık demeyecek, susacak ve benim olacak. Yoksa »Roma'yı da yakarım onu da.

 

Bizi bu mazoşist edebiyatın içine kim taşıdı ve bizi bu tür edebiyat yazmaya kim yönlendirdi. Yani şu anlamı olamayan sözlerle dinlediğimiz ezginin ne denli mazoşist olduğunu biliriz bildiğimiz içinde zevkle dinleriz.

İçerden yar içerden

Kes bağrım yar içerden

 Gözüm kapında kaldı

Çıkmıyor yar içerden

 

 Ya da bir Van türküsü nasıl diyordu?

 

 Giderem Van'a doğru

 Yolum İran'a doğru

 Kes başım kanım aksın

Kadir bilene doğru

Şairleri yazarları tanımaya başladığım zaman, gördüğüm en önemli olay, bu insanların özel yaşamları genelde çok muntazam. Hal böyle olunca bu mazoşizm niye? Bu arabesk niye? Niye temiz edebiyattan uzaklaşıp böyle bir düşüncenin içine girelim. Niye insanları kanlı yaşama muhtaç edelim.

 

Kısaca diyorum ki sil baştan yazılmalı edebiyatımız. Temiz bir edebiyat bırakmalıyız gelecek kuşaklara. Buyurun şu uyduruk sözlerinden kurtaralım edebiyat dünyamızı.

 

Yıllar önce ben »Aşkolsun Liseli Kız« adlı uzun bir şiirimle böylesi bir konuyu işlemiştim. Bu şiirim »Acılılar Da Üşür« adlı kitabımda bulunuyor.

 

Ankara Türküsü:

»Su Akar Güldür Güldür / Gel De Yar Beni Güldür

 Bir Damlacık Kanım Akmaz / Öldürürsen Sen Öldür

 

« İlginç bir şiir:

 

Hançer

Al eline hançeri

Açılıp açılıp da vur

Bir damla kanım akmaz

 Öyle çok kederliyim

Niçin öldüğüm anlaşılmaz. »Orhon Murat Arıburnu«

 

 Orhan Halis Bahçıvan

Not:

Şiir sözleri tam olmayabilir ya da dağınık olabilir. Ben bu şiir sözlerini internet sitelerinden kopyala yapıştır sistemiyle yazının içine aldım. Bunlar ilk aklıma gelenler. Öyle detaylı araştırma yapmadım. Detaylı bir aştırma yapılırsa nelerin olduğu görülür. Kadını aşağılayan, sadece seks aleti olarak gören ve küfür içeren şiirlerden, türkü sözlerinden uzak durdum.

 

.

 

5.02.2016 (Orhan BAHÇIVAN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

ATOM ÇAĞI / İşçi Babama Saygıyla...

Türk Dili Edebiyatı Üzerine Bir Yazı

Eğitim ve Öğrenci

Kağızmanlı Recep Hıfzı » Şeyda Bülbül «

Havada Bulut Yok Bu Ne Dumandır. »Mehrali Bey Ağıdı«

Sil Baştan Yazılmalı Edebiyatımız! -1

Ozan Medine Çınar

Kafkas'ın Kara Kızı

Ey Mamak