Sil Baştan Yazılmalı Edebiyatımız! -1

Orhan BAHÇIVAN

Sil Baştan Yazılmalı Edebiyatımız! -1

 

 

Kanla yoğrulmuş bir edebiyatın Yetiştirdiği gençlik barışı bilmez.

Artık yazmalıyım. Artık ister istemez bu konuyu gündeme taşımalıyım.

 Beni kaç kişi okuyor, kaç kişi tanıyor hiç önemi yok. Önemli olan tek şey ben, benim beynimi kemiren bu düşünceyi yazmalıyım.

 

Ülkenin genelinde terör olayı var. Bu terörün bir boyutunun adı »Kadın cinayetleri« seni istemiyorum deyip gidenlerin öldürülmesi olayı. Yani, »Ya benimsin ya da toprağın« ya da, »Git ara bul getir / saçlarını yol getir« olayı. Mazoşizm olayı...

Bizim üstümüzde esen mazoşist düşüncenin getirisi olan arabesk olaydır. Araba camlarına yazılan sözler ne kadar hoşumuza giderdi. »Hızlı yaşa genç öl cesedin yakışıklı olsun« Bu sözler özünde arabesk olayıdır diyorum ve bu olayın getirisi »İçerden yar içerden / Al hançeri kes bağrımı içerden« ne güzel sözler demeden kendimi alamıyorum.

 

 Arabesk konusunu işleyen bir yazı yazmıştım yıllar önce. Hatasıyla sevabıyla internet sitelerinde dolanıyor.

 Şimdi gelin bu arabesk ve buna bağlı mazoşizm hastalığını az irdeleyelim.

Yani şöyle:

 

Evlerinin Önü Mersin,

Ah Sular İçmem Gadınım Tersin Tersin,

Mevla'm Seni Bana Versin.

Al Hançeri Kadınım Vur Ben Öleyim,

Ah Kapınızda Bi Danem, Kul Ben Olayım.


Evlerinin Önü Susam,

Ah Su Bulsam Da Gadınım Çevremi Yusam.

Açsam Yüzünü Baksam Dursam...

Al Hançeri Kadınım Vur Ben Öleyim,

Ah Kapınızda Bi Danem, Kul Ben Olayım.

 

Eh arada bir bu işi, kan akıtma,

 öldürme olayın da gönlü hoş davranıp, lütfedip, karşı tarafa yani, kadınlara da şans tanıyoruz. Buyurun sizde öldürün, yeter ki ölüm olsun ruhumuz şenlensin. Ne duruyorsun, »Kes Başım Kanım Aksın Kadir Bilene Doğru« oh be... Kes kes kesmece bunlar.

 

 Edebiyatımız bir yanıyla kan kokuyor, bir yanıyla küfür. Bir yanıyla feodal, bir yanı ilkel eşkıya romanlarıyla dolu... Bir yanıyla kaçakçı, vurguncu, soyguncu, tefecilerin kahraman olarak fink attığı kız kaçıran zorbaların mekânıdır.

 

Bu olayı eleştiren bir şiirimde söyle seslenmişim: »

 

Atom çağı yaşanırken

Yazmışlar süslü püslü kitaplara

Gözü kanlı eşkıyaları

Vurguncuyu soyguncuyu

Kaçakçıyı haini


Hiç bir yerde bulamadım

Yazmamışlar babamın yaşamını

Babamın umudunu

Babamın sevincini

 Babamın özlemini

İşçi diye es geçmişler

Ne desem ki«

 

Ne desem ki sözünü, birkaç kez peş peşe burada söylemeliyim. Edebiyatımız mazoşizmin batağında. Doruk noktada eşkıya romanları ile dolu.

 

Yazılmamış emeğin romanı...

 

Bin yılların getirisi olan halk edebiyatı ne hikmetse kanla yoğrulmuş. Şarkılar, türküler, şiirler ne varsa kan küpüne batırılmış. Her dizede kan akıyor. İsterseniz okuduğunuz her şiiri, dinlediğiniz her ezgiyi birde bu yanıyla değerlendirin.

 

 Ülke edebiyatı bu yanıyla çağdaş bir görünüm içinde olduğunu sanmıyorum. Halen feodalizmin kanlı batağında tarikat ozanları ve tarikat ehli şairlerin etkisinde şeyh, şıh, pir, dede, derviş, ağa, paşa, bey, köle, kul çağrışımlarıyla dolu.

 

Tekke edebiyatının en basit, en ilkel, en uyduruk yanını ulusal edebiyat sanıp kabul etmişiz. Ne yazık ki böyle...

 

 Biz normal yaşam tarzıyla kendi kendimize işkence ettiğimiz yetmezmiş gibi, birde sevdiğimiz şahsa işkence ediyoruz. Benim bu sözlerime inanmayan açsın türküleri, şarkıları dinlesin. Filmleri izlesin. Filmler derken birde günümüzde TV2 kanallarında oynatılan ünlü dizilerdeki  Ensest ilişkilerin bol bol sunulması, üvey babayla üvey kızının ilginç ilişkisi üstüne kurulmuş cılız bir anlatı. Geleceğe nasıl bir kültür sunuyor bilemiyorum.

 

Gelin şimdi biraz dillerde dolaşan sözlerle başlayalım. Aslında bu sözler arabaların, yani kamyonların arkasına arka camlarına yazılan yazılardır. Ben birkaç tanesini yazayım varın siz ötekilerini düşünün. »

 

Kanını içeceğim Mürüvvet«

 »Ya benimsin ya toprağın«

»Ölürüm de seni vermem ellere«

»Yakarım ulan seni, sonra da kendimi« »İçerden yar içerden / Al hançeri kes bağrımı içerden«

 

Bu deyimleri yazdıktan sonra, gelin sözü fazla uzatmadan biraz türkü şarkı ve şiirlere göz atalım. Edebiyat bu mu diye soralım. Bu mu şiir bu mu anlatım, halkın şehit olarak bildiği ölülere, üleş diyen bir düşünce ne kadar çağdaş olabilir.

 

Oltu'dan girdik de Sarıkamış'a

Akıl ermez orda yatan üleşe

Askeri kırdıran Enver-i Paşa

Kitlendi kapılar, mekân ağladı

 

Şimdi Aşık Fakiri'nin yazdığı ve en çok kadınların dinlediği bir türkünün sözlerini okuyalım.

 

 Tabib sen elleme benim yaramı

Beni bu dertlere salanı getir

Kabul etmem bir gün eksik olursa

                    Benden bu ömrümü çalanı getir

                    Git ara bul getir saçlarını yol getir


 Bir kor oldu görülüyor özümden

Name name inliyor sazımdan

 Dünyayı verseler yoktur gözümden

                    Dili bülbül kaşı kemanı getir

                    Git ara bul getir saçlarını yol getir

Merhamet et karşısından bıkmadan 

 Hatırını gönlünü yıkmadan

 Çabuk getir can bedenden çıkmadan

                        Fakirin derdine dermanı getir

                        Git ara bul getir saçlarını yol getir

 

Getirsin de o gelen bu aşık'ı istemiyorsa sonuç ortada, saçları yolunacak ve aşığın önüne sunulacak. Dahası zorla gündeme gelen bir ilişki tecavüz olmuyor diyelim. Çünkü aşık böyle istiyor. Karşı düşüncenin hiç bir önemi yok. Karşı cinsin seçme beğenme şansı hiç yok. Başka birini sevmeye hakkı yok. Böyle bir seçeneği yok. Eğer olursa sonuç ölüm. »ya benimsin ya toprağın« kesin karar. Ee kadınlarda bunu aşk sanıp kabulleniyorlar.

 

Daha sonra bir pop şarkısının sözlerine kulak verelim. Sözler Kenan Doğulu denilen birine aittir. Öyle yazıyor tüm siteler. Karşı tarafa seçme hakkını hiç tanımıyor. Egoizmin en kralı...

 

Yaparım Bilirsin

Engel mi mesafeler aşk yoluna meşk yoluna

Değer mi sebepsizken ayrılığa

Baş koydum ben seninle mutlu aşk yoluna meşk yoluna

Bulurum Kaf dağına kaçsan da


Aşıklar anlar beni her halimi sevdiğimi

Dünyada bensiz bırakmam seni

Yalnızlar anlar beni her halimi sevdiğimi

Hayatta terk etmem seni

Yaparım bilirsin


Deliyim gözü kara deliyim yakarım Roma'yı da yakarım ben

Bulurum seni yine bulurum olurum yine senin olurum

 

 

Devam edecek...

.

1.02.2016 (Orhan BAHÇIVAN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

ATOM ÇAĞI / İşçi Babama Saygıyla...

Türk Dili Edebiyatı Üzerine Bir Yazı

Eğitim ve Öğrenci

Kağızmanlı Recep Hıfzı » Şeyda Bülbül «

Havada Bulut Yok Bu Ne Dumandır. »Mehrali Bey Ağıdı«

Sil Baştan Yazılmalı Edebiyatımız -2

Ozan Medine Çınar

Kafkas'ın Kara Kızı

Ey Mamak