Seçim Tercihi

Murad DEMİRKOL

Seçim Tercihi

Bizim gibi ülkelerde devlet kavramı, genellikle siyasal iktidar olarak algılanır… Zaman zaman kutsal ve ulaşılması neredeyse imkânsız bir varlık olarak da değerlendirilir…

Durum böyle olunca, bununla beslenen hırs, devlet idaresinden çok, toplum idareciliğine dönüşen bir karmaşayla çıkar karşımıza… Kendi gücünü korumak için, ağza bir kaşık bal çalma durumu söz konusudur yani… Bu hırsa kapılanlar, kaşıkla verdiklerini her ortamda ifade ederken, kepçeyi olabildiğine gizler…

Bir taraftan lütfedip yaptıklarıyla övünmek, diğer taraftan çemberin daralması sonucunda, korkulu rüyalara kapılıp etrafa tehditler savurmak bununla ilgili birazda…

Sonrası her durumda takdir edilme beklentisine dönüşür… Yapay şişkinliklerin özgüveniyle, her türden eleştiriye kapanma durumu başlar ki en kötüsü de bu…

Millet iradesi, onlar, bunlar gibi öfkeli ruh hali de bundan kaynaklanır,
Paralel, üçgen, çokgen gibi sanal düşmanlarda…

Kefenlerimizi giyindik gibi söylemlerde bundan kaynaklanır,
Bilmem kaçıncı büyük ekonomi, değişim, gelişim, resmi ideolojiyle savaş ve nakarata dönüşen perdeleme öfkesi de…

Ve nihayetiyle elde edilen kamu gücünün, uçup gideceği korkusu, otoriterleşme ile karşılık bulur…

Yaşanan bu süreçte, doğadan insana, erkekten kadına, işçiden memura, emekliden işsize kadar hemen her katmana işleyen bir medya ağı, en katıksız yönlendirmeyle karşımıza çıkar…
Ve devlet yönetmekle, toplumu idare etmek arasındaki fark anlaşılamaz duruma gelir…

Sözü edilen büyüme rakamlarına rağmen, yoksulluğun bitmemesi bundan…

Bitmemesi bir yana, bireyin yoksulluğundan nemalanan hamasi söylenceler aldı başını gidiyor…
Anlaşılır bir ülkenin, anlaşılmaz gündemleriyle yorulduk anlayacağınız…

Yeşili, Avm-lere dönüştüren, Göstergelerle insani ölçümlerin yapıldığı ve demokrasinin bir amaç olmadığını ölesiye haykıran ekranların, ölesiye ahkâm kestiği bir süreç…
Şimdi seçim zamanı…

Zayıf ve kışkırtılan erkek cinselliğinin aksine, bastırılmaktan anlamını yitiren korunaksız bir limana dönüştürülen kadın…
Tüketim çılgınlığıyla bilinçli reklamlarla itilen, faturalara mahkûm edilen, kredi kartlarının çılgın çemberinde düdüklenen, ekstrelerin minik puntolarına tav edilen değersiz vatandaş…
Haberleşme ve basın özgürlüğünün kıskaçta olduğu, haber vermenin, haber almanın sesinin kısıldığı… Tüm sosyal, yazılı, görsel medyanın korkuyla terbiye edildiği, kaleminin tehdit olarak görüldüğü gazeteci…

Gölgesine kadar yaklaşan savaşın etkisiyle, geleceğinden endişe eden bir halk…

Atama diye hayatının en verimli çağını heba eden memur adayı…
Eğitim sistemi ve geleceği yapboz tahtasına döndürülen öğrenci…
Yaşam odalarından, iş güvenliğinden faydalanmayan maden işçisi…
Nükleer santrallerin, doğa katliamının, karşısında duran çevreci… Yani kısacası, ötekileştirmeye, ayrıştırılmaya, ırkçılığa karşı duran özgür birey, tercihini yapmak üzere seçim saatini bekliyor…
Bu seçimde taşeron işçilik oylanacak,
Bu seçimde iş cinayetleri oylanacak,
Bu seçimde işsizlik oylanacak,
Bu seçimde yoksulluk oylanacak…

Şimdi çağdaş kölelik olan taşeronlaşmaya karşı, emeğin yanında olanı tercih etme vakti…

Nükleer tesislerle övüneni değil, doğanın ve doğada yaşayan her canlının kutsallığına inanları tercih etmeli
Baskı ve şiddetin yanında olanları değil, insanca yaşamı savunanları tercih etmeli

Şeffaflığı, eşitliği, özgür ifadeyi, katılımcı demokrasiyi, uygarlık ve insanlığı özümsemiş zihinleri tercih etmeli
Çocukların annesini, ailesini hüzne boğanların değil, Berkin’in, Ali ismail’in, Abdo Can’ın, Ahmet’in, Ethem’in ve kanatılan tüm çocukların acısını içinde hissedenleri tercih etmeli…

4.06.2015 (Murad DEMİRKOL)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Gündemin Değişmeyen Sancısı

Savaşan Güç - Savaşan Yoksulluk

Bireyin Seçimi

Yığın ve Demokrasi

Güç ve Kaos

Yangın Yeri

Savaş Çılgınlığı

Beyaz Leblebi...

Algı ve Gerçeklik

İşgal Edilen Zihinler...

Büyük İnsanlık

Algı Yönetimi

Seçilemeyen Kurgu

Seçimin Seçilemeyen Gölgesi

İktidarsız Medya ve Savaş Tamtamları

Korku Toplumu ve Alternatifsiz Kaygı

Seçilmiş Yoksulluk

8 Mart, Umut Ve Tahta Bacak Frida