Seçilemeyen Kurgu

Murad DEMİRKOL

Seçilemeyen Kurgu

 

 

Kurguyla beslenen bir cinnet halini, bir koltuk sevdasını izliyoruz…

Elinde seçim enstrümanı, nefesi kirli çalgılar zorluyor kulaklarımızı…

"Dilini bilmediğim yabancı halklar arasında,

kulakları tıkalı yaşadım: duymayayım diye,

iktidar uğruna yapılan pazarlık ve çekişmeyi."  diyor Nietzsche…

Nietzsche, özgürleşen her birey gibi, kendi özünden olmayanı kusuyor aslında… Riyakârlığı, yalanı, dolanı, kıvıranları, sancılananları kusuyor…

At izini ayırmaya çalışan bir gayret onun karamsarlığı…

Savan alevi parlayan insanların yaşadığı garip bir cinnetin içinde olduğumuzu hatırlatan…  Her an her yöne kayabilecek insanların… Yaygaranın sürüklediği kitlelerle yoğrulduğumuzu hatırlatan…

İnsanı pozitif ayrımcılıkla ödüllendiren; taraflardan, klişelerden, savaşlardan muaf kılan ve sadece iyiler ve kötüler diye ayıran bir uğraş…

Önemli olan Birey… Önemli olan özgür birey diye haykıran…

Direnç çemberinin zayıf halkası olan birey, özgürleşmedikçe, taraf olduğunu sanıp sadece avunur çünkü. Ahlaksal, toplumsal ve siyasal bazı değerlerin sarmalı içerisinde geri dönüşümlü ilk travmalarını atlatmaya çalışırken, düşündükleriyle hareket ettiğini sanıp, sadece avunur… Politikayla uğraştığını, vekiller seçtiğini, ülkeyi dönüştürdüğünü sanıp, avunur…

Liste, makam, koltuk, hırs, iktidar, koca koca seçim naralarıyla coşan toplumda bulur kendini…

Aklı tutulması…

Amma Doğru

Amma yanlış

Bayraklar elimizde, çığlıklar dilimizde, biz gideriz her yere loy her yere…

Kirpikleri birleşmeyen bir ruh haline evirilirdik işte…

Ağzımız sürekli açık…

Bugün neye şaşıracağız diye liste tutar olduk…

Bugün kimin ağzıyla kokacağız diye

Bugün kimin şiddetiyle kirleneceğiz diye

Bugün hangi ananın gözyaşlarıyla ıslanacağız diye köşelere sığınır olduk…

Bizi nefessiz bırakmaya yeminli medya, hemen her yerde kol geziyor.

Okuduklarımızdan kirleniyoruz iyi mi? Doğruluğuna inandığımız nice bilgiler buna dâhil…

Toplum hiçbir zaman göremediği koltuktan ve koltuk sevicilerinden yana…

Simitçi, memur, emekli, öğrenci buna dâhil…  

İnsanlık hiç bir vakit erişemediği makamdan yana…

Soma’da ölenler seçim listesinin neresinde? Ermenek de ölenler…

Hastane köşelerinde sabahlayanlar… Kanser ilacıyla dolandırılanlar…

Kadınlar…

Bireyin üstünde işleyen bir politika... Hemen her taraftan hem de…

Benim yalanım senin yalanını yener histerisi, piramidin en üstü…  Ölüm üzerinden bir kurgu, annelerin gözyaşı üzerinden…

Aşkımızı bile provoke eden bir cinnet hali…

Gözlerimizin içini yararcasına oynanan bir oyun

Kulaklarımızı tırmalarcasına…

Oysa özgürleşen bir bireyin, sürüklediği yol dışında, hiçbir seçeneği yok…  İnsanlığın acısını paylaşmak dışında hiçbir seçeneği…

Murad DEMİRKOL

16.04.2015 (Murad DEMİRKOL)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Gündemin Değişmeyen Sancısı

Savaşan Güç - Savaşan Yoksulluk

Bireyin Seçimi

Yığın ve Demokrasi

Güç ve Kaos

Yangın Yeri

Savaş Çılgınlığı

Seçim Tercihi

Beyaz Leblebi...

Algı ve Gerçeklik

İşgal Edilen Zihinler...

Büyük İnsanlık

Algı Yönetimi

Seçimin Seçilemeyen Gölgesi

İktidarsız Medya ve Savaş Tamtamları

Korku Toplumu ve Alternatifsiz Kaygı

Seçilmiş Yoksulluk

8 Mart, Umut Ve Tahta Bacak Frida