ÖZGÜRLÜĞÜ ÖRGÜTLEMEK VE İKTİDARA YÜRÜMEK

Emrah AKGÜN

ÖZGÜRLÜĞÜ ÖRGÜTLEMEK VE İKTİDARA YÜRÜMEK

Haziran Direnişi’nin ilk gününden son gününe kadar tonlarca biber gazı yemiş, bacağından ve sırtından plastik mermi yemiş biri olarak gördüm ki; bu halkı tanımıyormuşuz!

Haziran Direnişi, tüm doğrularımızı tekrar gözden geçirmemizi ve eksiklerimizi görmemizi sağladı. Bir tür hızlandırılmış kurs oldu.

Tüm yazacaklarım direnişin bize öğrettikleri ile mevcut bilgilerimizin yeni oluşumudur.

HALKA İNMEK (Tenezzül makamı)

Kim kime tenezzül edecek diyebilirsiniz haklı olarak fakat bu başlığın sebebi bir hikayedir. Doğru olup olmadığını bilmiyorum ama özü itibarıyla değer veriyorum.

Denilir ki; Beyazıd-i Bistami, “Hz. Muhammet gümüş tuğla, ben altın tuğlayım” demiş. Şems bunu Mevlana’ya sorar, bu nasıl sözdür diye…

Mevlana, “Hz. Muhammet en değerli makama çıktı ama, halka doğruları anlatabilmek için oradan tekrar aşağıya inmesini bildi. Tenezzül edip, tenezzül makamına oturabildi. Bu yüzden onun gümüş tuğlası, altın tuğladan çok daha değerlidir.” Yani altından bir tahtta çıkabilirsiniz fakat esas mesele gerektiğinde o tahtı terk edebilmek, halkın arasına inebilmektir. Makamlar gelip geçicidir. O geçmeden biz, ondan geçmeyi bilmeliyiz.

Halka en doğru sözlerle ve en iyi anlatıcılarla gitmek mecburiyetimiz vardır. Büyülü ve etkileyici dilleri bulup öne sürmek mecburiyetimiz vardır.

Gezi Parkı’na gelen aydınlarımızın mahcup ama aynı zamanda mutlu ve umutlu olduklarını gözlerinden okumak zor değildi.

DUYGUDA BİRLİK, DÜŞÜNCEDE AYRILIK

Ceylan da, çakal da eli silahlı avcıdan kaçar. Korku en belirleyici duygudur. Avcı, çakalı kendine de saldırma ihtimali olduğu için öldürür, ceylanı ise yemek için.

Çakal avcıdan kaçar ama fırsatını bulduğunda ceylanı da yer. Ceylan ise her ikisinden de kaçar.

Biz bir biyolojik devrim yapacağız ve gerektiğinde ısırmasını da bilen bir ceylanı yaratacağız.

Bugün bizimle aynı duyguda olanlarla esasta aynı fikirlerde değiliz. Kurtuluş Savaşı’nda, Mustafa Kemal’in yanında olanların birçoğunun; mandacı ve hilafetçi olması gibi.

Halka gitmek; “halk her zaman haklıdır” demek değildir. Bu söylem “müşteri her zaman haklıdır” kapitalist diktesi ile aynı söylemdir.

Haklı olduğunu düşünen halk, “gelenin kesesi daha boş, bunun ki doldu” geleneksel söyleminin içine hapsolur. Halka inmenin amacı halkı tutup getirmektir.

Yalnızca aydınlanmış, bağımsızlık yolunda mücadele etmeye karar vermiş bir halk haklıdır.

Devrim, kendi ceylanlarını yaratıp en büyülü ve etkili yöntemle halka sunmalı, onları yanına çekmelidir.

İTTİFAKLAR

Bu bölümü, bir daha seçim görememe ihtimalimizi düşünerek okuyun!

Yerel seçimleri ayrı tutmak gerekir. Yerel seçimlerde AKP’nin elinden belediyeler alındığında, zaten yıkılacaktır. Bu yüzden CHP ve MHP, kimin adayı o ilde güçlüyse onun altında birleşmelidir. Böylece AKP’nin rant zinciri kırılacak ve dağılacaktır.

Burada şunu da belirtmeliyim ki, bu ittifaklar parti yöneticileri tarafından gerçekleşmeyecektir. Eğer olacaksa bu partilerin tabanları sosyal medya üzerinden bu ittifakı yapabilecektir. Yöneticilerden bir şey beklemek bu partiler adına hayaldir.

Genel seçim ittifakı ise çok farklıdır. Bir sosyalist olarak, MHP’nin bile baraj altında kalmaması için mücadele verdim, ama bu dönem artık kapanmıştır.

Bu zihniyetteki ve yapıdaki CHP, %50 oy alıp iktidara gelse ne olur? MHP gelse ne olur? Değişen bir şey olmayacaktır. Geride kalan on koca sene bize hala doğruları gösteremedi mi? Oysa, Gezi Parkı bunu gösterdi.

Belediyeleri elinden alınmış bir AKP, yine iktidar olursa en öncül görev onu çalışamaz hale getirmektir. Bunu CHP ve MHP yapamaz, yapmaz! Bunun tecrübesine sahibiz artık. Daha kaç tecrübe gerekiyor?

Belediyeler alındıktan sonra esas görevimiz, dışarıda kalan partileri güçlendirmek ve onları daha etkin hale getirmektir.

Emperyalizm, CHP’li ittifaklardan korkmaz; İP, TKP, ÖDP’li ittifaklardan korkar. Bu ittifak halkta daha büyük sevgi ve saygı uyandırır. Gazdan Adam Festivali ile birleşen yüzbinler buna örnektir. Hatta MHP tabanının da bu kareye girebildiğini bize Gezi Parkı göstermiştir.

%50’lere gerek bile yok, bu partiler %5’lere çıktığında bu ülkede çok şey değişir.

İP’in aldığı oy bir pil kadardı ama etkisi sanayi cereyanı gibi oldu. İP’i trafo haline getirdiğimizde gücünü nükleer enerji olarak hissettireceğini bizlere kanıtladı.

Aynı şekilde “Solculuğun çocukluk hastalıklarından” kurtulmuş TKP ve ÖDP’de büyük etkiler yaratacaktır.

Ben değil, biz! Biz değil, hepimiz diyeceğiz.

Meclis dışında bile kalsalar iyice güçlenmiş bu partiler onlarca Gezi Parkı yaratacak kapasitedeler ve Meclisi dışarıdan yönetebilecek kabiliyetteler.

Kaosa sürüklenen ve boşluğa düşen solun, PKK-CİA vasıtasıyla HDK çukuruna düşmesini de yine bizler engellemeliyiz.

Bu çağda sosyalizmin, kimseyi kimsenin inisiyatifine bırakmamak demek olduğunu herkese anlatmalıyız.

Bugün örgütler için iki seçenek vardır; ya emperyalizme karşı dövüşecekler, ya da onun yanında yer alacaklar. Bu bağlamda; PKK, Nusra, El Kaide vs. hepsi aynı örgüttürler. Birbirleriyle dalaşmaları hiçbir şey ifade etmez.

Bizler bu tartışmaları onlarla yapmaktan geri durmamalıyız. Türkiye’deki tüm örgütlerin tabanında Gezi Parkı’ndan beri bu tartışmalar vardır.

Türk Bayraklı milyonları gördüklerinde düştükleri şaşkınlık hala gözlerimin önündedir. PKK ve BDP dışındaki tüm örgütler kendi bayraklarını indirip Türk Bayraklı kitleye uyum sağlamaya çalıştılar. Bu önemli bir gelişmedir.

Farklılıklarımızı slogan olarak değil, bilimsel olarak ortaya koyacağız. Bunu yapabilecek birikime sahip insanlar örgütlerimizde mevcuttur.

Yalnızca AKP’yi yıkmanın değil, emperyalizmi yıkmanın yegâne yolu öncelikle İP, TKP ve ÖDP’yi güçlendirmekten geçmektedir.

Tekrar söylemek gerekirse; İP’in alacağı %5 oy, CHP’nin alacağı %30 oydan çok daha etkili olacaktır.

ÖRGÜTLENME

Nasıl oluyor da meydanları dolduran milyonlar, örgütlere yığılmıyor?

Nasıl oluyor da, Haziran Direnişi ile bütün dünyayı kendine hayran bırakan bu halk, kendini bir örgüt adıyla tanımlamıyor?

Neden örgütlere dâhil olan insanlar, bir süre sonra dağılıyor.


Ben örgütsüz bir halkın hesabını halktan değil, örgütlerden sormak gerektiğine inananlardanım.

Meydanlara halkı biz toplamıyoruz. Diyalektiği, tarihsel materyalizmi bilen bunu da bilir.

Hayat kendi devrimini olgunlaştırıyor. Örgütlerin görevi, ham haldeki bu kabarmayı, hayatla birlikte olgunlaştırmaktır. Bunun için de örgütlerin önce kendini bu yeni duruma göre şekillendirmesi gerekmektedir.

Bir tanıdığım Gezi Parkı, Silivri duruşmaları, basın açıklamaları dâhil her şeye katıldı. Hem de gerilerde değil hep en önlerde. Fakat örgütsüzdür. Anarşist de değil, sosyalist bir Atatürkçüdür. Bu kişi, eylemin kendisini mi örgüt olarak görmektedir; tartışılmalıdır. Örgütlü bir özgürlükten mi söz ediyoruz? Bizler özgürlüğü mü örgütlemeliyiz? Formüle edilmelidir!

Dediğim gibi bizlerin ve tüm örgütlerin halkı tanımadığı Haziran’da ortaya çıktı. Ölümü göze almış bir insana nasıl davranmamız gerektiğini bilmiyormuşuz.

Tüm zincirlerini kırmış, ölümü göze almış, sakatlanmayı göze almış, tutuklanmayı göze almış, en değerlilerinden vatan uğruna vazgeçmiş birini tahakküm altına almak mümkün mü?

Disiplin başka bir şey, tahakküm altına almak başka bir şeydir. Kitleler kimsenin ego tatmin alanı değildir.

Yapılacak her hareketin nedeni büyülü söz ve anlatımla en mantıklı şekilde izah edilmelidir. Meydanlara birikenler hayata ‘neden’ sorusunu sorabilen insanlardır. Bu soruyu sormayanlar zaten evlerinde tutulmaktadırlar.

Kırk yıllık partili olmak halkın umurunda değildir. Vatan adına teşekkür edilir belki. İnsanların kalplerine, kan basıncına hitap edecek güvenilir insanlar öne çıkmalı ve halkla o muhatap olmalıdır. Eline her megafon alanın ortaya atladığı, talimatlar yağdırdığı bir ortamda bugünün insanının yeri yoktur.

Bu konuda yapılan yüzlerce şikâyetin örgütler tarafından dikkate alınması gerekir.

Gözünü budaktan esirgemeyen bu halk her türlü saygıyı hak etmektedir.

“Yat, kalk, sürün”, “biz en iyisini biliriz” yaklaşımı kitleyi dağıtmaktan başka işe yaramamaktadır. İnsanlara gül yaprağından bile hafif sözlerle ama etkili ve yayından fırlayacak bir ok haline getirebilecek yetenekte kadroları yetiştirmemiz gerekmektedir.

Bunlar yapılabildiğinde, kitleyi takip eden olmaktan çıkıp, kitleyi yönlendirebilen ve toplayan bir örgüt olunabileceği kanısındayım.

İKTİDAR AGÜMANLARI

İki söylem vardır. Bunların CİA’nın psikolojik savaş söylemleri olduğunu artık iyice anlıyoruz.

Bunlardan ilki, 30 senedir halkı bastıran “12 Eylül öncesine döneriz haaa!” söylemidir.

Diğeri ise; “Erdoğan’ın yerine koyacak adam yok!” söylemidir. Halk arasında siyasete bu iki söylem yön verdi ve veriyor.

Bu söylemleri karşılamalıyız. İlk söylemi tersine çevirmek artık çok kolaydır. Kullanılmalıdır. Ülkenin geldiği bu stresli durum ve kavga ortamı, Erdoğan’ın iktidarının devam etmesi durumunda ülkeyi 12 Eylül öncesine döndürme ihtimali işlenmelidir. İnsanlarda zaten böyle bir kaygı artık oluşmuştur. Hem iç savaş ihtimali hem de, komşularımızla ve özellikle Rusya ile olan gerginlik işlenmeli ve bu söylem artık emperyalizme karşı kullanılmalıdır.

Diğer söylemi ise çürütmek çok daha kolaydır:

Erdoğan’ın yerine birini koymak; ülkeyi iç savaşa götüren, komşularıyla savaşın eşiğine getiren, ülkeyi bölen, ülkeyi borç batağına saplayan, her yeri tarikatlarla kaplayan, hukukun olmadığı bir ülke yaratan, ülkeyi ortaçağa geri götüren, ülkenin bütün zenginliklerini hortumlayan birini mi bulmak demektir?

Memnun muyuz ki, onun gibi birini arayalım?

Eğer boy posla olacaksa bu iş, Hamza Yerlikaya daha güçlü kuvvetlidir. Yanına bir de Türkiye Güzeli yardımcı koyarsak bu meseleyi çözer miyiz?

Elbette ki böyle bir çözüm gerçekçi değildir. Lakin mahallenin bakkalını bile Başbakan yapsak en azından ülkeyi kavga ortamına götürmezdi. Bol bol gülerdik.

İşbirlikçi olmayan en sıradan siyasetçi dahi, Erdoğan’dan çok daha iyidir.

Kaldı ki bu ülkenin, ülkeyi yönetme görevini yapabilecek çok değerli bilim adamları ve siyasetçileri vardır. Artık macera aramamak ve liderlerin bilimsel değerlerine, dürüstlüklerine, vatanseverliklerine bakmak gerekir.

Emrah Akgün

31.08.2013 (Emrah AKGÜN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Açık Mektup

HULUSİ AKAR İSTİFA ETMELİDİR.

SİYASET ÜSTÜ EGO! Politik travma

ASELSAN İNTİHARLARINDA YALAN MI VAR?

Şehir Savaşları...

SUUD UÇAKLARINDA NE YÜKLÜ?

KILIÇDAROĞLU KURNAZLIĞI

TSK, DÜNYANIN EN ZOR SAVAŞINI VERİYOR

ÇOCUK ÖLDÜRTME SANATI

AKLI OLANA YAZILAR: HENDEKLERİN ARKA YÜZÜ

TERÖR TEKNİĞİNİ BELİRLEYEN EL KİMİN? FRANSA SALDIRILARINA BURADAN BAKALIM

YENİ BİR DÜNYA İÇİN, YENİ BİR YIL

OSMANLICA TUZAĞINA KASITLI DÜŞMEK...

MY NAME İS DAVUT... DAVUTOGLU

DEVLETİN İMKÂNLARI

BEN DE KOMÜNİST EĞİTİM İSTİYORUM

PARAYI TÜRBANA YATIR

CHP BİZE NE DİYOR?

CHP TABANINA AÇIK MEKTUP

HANGİ DİN?

DAVUTOĞLU'NU TANIYALIM

TÜRKLER, KÜRTLER KADAR OLAMADI.

CHP'NİN EBCED HESABI

EKMELEDDİN BİR TESTTİR

BU CHP'NİN SON ŞANSIDIR

FETHULLAH HOCA İKİNCİ VERSİYONU DA ÇEK

DÜNYANIN EN BÜYÜK YOLSUZLUĞU

CEMAATİN KADROLARINI ÇALDILAR (2004 MGK belgesinin alt yapısı)

CEMAAT VE BELGELER

AHMET KAYA OPORTÜNİSTTİ

' TARİHİ GÜN'

KEDİLER, KÖPEKLER VE İKTİDAR ÜZERİNE...

TSK'YA YAPILANIN AYNISI CHP'YE YAPILIYOR

GEZİ PARKI'NIN YAMYAMLARI

HASAN FERİT'E NE OLDU?

YARADILANI YARADANDAN ÖTÜRÜ SEVMENİN, SEFALETİ

AÇILIM PAKETİ

ERDOĞAN YANLIŞ ANLADI

MİLİMETRİK TÜNEL

6 BİN KİŞİLİK SİBER ORDU

NEDEN TAŞ ATIYORLAR?

YENİ ORTAÇAĞ

2 MİLYAR TL NE OLDU?

TERÖRİSTLER AYNI UÇAKTA

MERDİVENİN NE RENK?

BU YAĞMURU ŞEMSİYE TUTMAZ

ÇOCUKLARI KİM ZEHİRLEDİ?

EYLÜL'DE STATLARDA NE OLACAK?

TOMOKRASİ

KUPA MAÇININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

BÜYÜK OYUN!

ZARAR HEP KÜRTLERE

BAŞBAKANIM FACEBOOK HEP SEKS

İSTİKRARINI DA AL GİT!

BİR ŞAFAKTAN BİR ŞAFAK'A

APTALCA SURİYE ANALİZLERİ

ESAD ŞAH ÇEKTİ III

ŞİMDİ SEN YIKILIYORSUN YA...

ORGANİZE DEVLET TERÖRÜ NEDİR?

BİBER GAZI VE FİŞEĞİNDEN KORUNMA YÖNTEMLERİ

KARANLIĞI YIRTARAK

GEZİ PARKINDAN BİZLERİ NASIL ÇIKARTTILAR

NUMARASIZ POLİSLER ERDOĞAN'IN ' SS' LERİ Mİ?

KİM İLLEGAL?

TAKSİM DE TERÖRİST VAR MI?

TÜRK BAYRAĞINI GERİ ALDIK

SENSİN PROVOKATÖR

GEZİ PARKI NEDEN BÖYLE?

AKP'NİN MAKARNA KONVOYLARI BAŞLADI

' Bİ KİTAP '

POLİS VE ASKER PKK İLE BARIŞTI MI?

AT SİNEĞİNDEN SOLCU OLUR MU?

YENİDEN ORDU KURABİLİRİZ

PKK, MAFYA VE KABADAYILIK

PKKNIN BATIYA GELİŞİ VE MAFYA

PROFİLLERİMİZE NEDEN TC EKLEDİK

KİMSİNİZ OĞLUM SİZ?

MAHKEMENİN SİLİVRİ'DE OLMASININ SEBEBİ

atlet elli don elli

YA SEN BİZİ ALACAKSIN, YA DA BİZ SENİ SİLİVRİ

ÜNLÜ YALAKALIĞI

SEMPATİZAN SUAVİ

AKİL (ÇİM) ADAMLAR

MİZAHIN ÖLÜMÜ

SİLİVRİ ZİNDANLARI

NEDEN ÖZÜR DİLENDİ?

Ey Türk Polisi ve Jandarması;

SONRA...

SELAMİ ve MURTAZA

Kadınlar Günü...

BDP GEZİSİ VE KARADENİZ GERÇEĞİ

NASIL İLLEGAL OLUNUR?

ANLAŞIRSINIZ! RUH İKİZİSİNİZ!

İNFAZ ÖRGÜT İÇİYSE NE OLUR?

SEKTÖREL PEZEVENKLER

TERÖRİST Mİ? DÜŞMAN MI?

SİZİNLE AYNI FİKİRDE DEĞİLİM-4

BİR YOL HİKAYESİ

PATRON MEDYASI

SİZİNLE AYNI FİKİRDE DEĞİLİM-3

SİZİNLE AYNI FİKİRDE DEĞİLİM-2

SİZLERLE AYNI FİKİRDE DEĞİLİM-1

MHPNİN VARLIĞI EMPERYALİZMİN VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN!

TGB ve 29 EKİM