Hakkını Aramak!...

Arzu KÖK

Hakkını Aramak!...

Çocuk yapboz yapmaktan sıkılıp legolarını döküyor yere, kocaman bir kule inşa etmeye koyuluyor. Sonra yaptığı kulenin en tepesine oturup bulutlara dokunmayı hayal ediyor. Ardından kuş sesleri; cik cik cikkk... Hayalinde çok mutlu, gülümsüyor…Tam o esnada ayağına lego takılan ablası; “ne biçim çocuksun!” diye bağırıyor. Kule yıkılıyor, kuş uçuyor, bulutlar uzaklaşıyor, çocuk ağlamaklı…

Çocuk elindeki bardağı düşürüp kırdığında tiz bir ses yükseliyor; “sakar” diye. Boynunu büküp gizleniyor çocuk masanın altına, susuzluğuyla birlikte…



Çok neşeliydi o gün, kendince güzel bir şarkı söylemeye başladı bağıra bağıra. “Kes sesini, başımı şişirdin” dedi annesi. Sesini kesiyor ve şarkı söylemek istemiyor artık…

Kardeşi oyuncağını sakladı bir gün. Geri almaya çalışırken didişti biraz kardeşiyle. Tam o esnada babası geldi:“Sen büyüksün, utanmalısın!” dedi. Oysa sadece bir yaş büyüktü. 

Utandı çocuk, hakkını aramaktan vazgeçti. O gün bugündür o ve onun gibi bir sürü çocuk hakkını aramaktan vazgeçip koca bir toplum haline geldi. 

Hakkını aramayan insanların her gün onlarcasıyla karşılaşıyoruz. Yanımızdan geçiyorlar, arkamızda bekliyorlar. Bu sebeple zamanlarını, paralarını, sağlıklarını, itibarlarını kaybedebiliyorlar. Özellikle Türkiye'de, özellikle resmi işlemlerde, özellikle hizmet sektöründe. Sanki birileri çıkıp onlara “Hakkını aramak senin hakkın değil” demiş de sinmişler köşelerine…

Oysa haksızlıklara karşı direnme hakkı ve ödevi insan olmakla, iyi bir vatandaş olmakla eşdeğerdir. Bunun için şu veya bu koltuğa ihtiyaç yok. Bir dolmuş şoförünün küstahlığından, hükümetlerin yaptığı haksızlıklara kadar her kademede kanunların sınırları içerisinde direnmeyen vatandaş sayılmaz aslında. Ancak susan bir robot denilebilir ona… Susan robotlardan oluşan bir toplum ise ileri ve haysiyetli bir toplum sayılmaz. Böyle bir toplum ise asla uygarlık seviyesine ulaşamaz. 

Bir ülkede şoför hakkından fazlasını istemek ve de zorla almak cesaretini kendinde bulursa, esnaf müşterisini rahatlıkla kazıklarsa, müteahhit en fahiş kârla hükümeti ve vatandaşı kazıklarsa, birileri sırf kıyafetini beğenmedi diye sokak ortasında kadınları dövmeye kalkıyorsa böylesi bir ülkede vatandaş da hükümet de yok demektir. Çünkü batılı anlamda vatandaş demek, hükümet güçlerinin, polisin ve jandarmanın bulunmadığı yerde, kanuna ve kanun egemenliğine sahip çıkan kişi demektir. Yani bir anlamda, kendi haklarına ve onuruna sahip çıkması, bunun için de gerekiyorsa direnmesiyle, kanunları harekete geçirmesi gereken kişidir vatandaş... 

Bir düşünsenize aslında insanlık ve erdem adına kazanılmış bütün zaferler, aslında haksızlıklara karşı direnişlerin tarihinden başkası mıdır? Sokrates, baldıran zehrini içerken, inançları uğruna direnişini en soylu biçimde hayatıyla değerlendirmiyor muydu?

Galile’den Simavna Kadısı Şeyh Bedrettin’e; Jean d’Ark’tan 1968 işgalini Vaslavsky Meydanı’nda kendisini yakalayarak protesto eden Çekoslavakyalı felsefe öğrencisi Jan Palach’a kadar, insanlığın altın sayfalarında ölümsüzleşen nice kahraman, Zulme ve haksızlığa karşı direnen insanlar olarak, yalnız kendi çağlarına değil, gelecek zamanlara da anlam katmış ve katmaya da devam edeceklerdir.

Tabii bir de ülkemizin problemlerine sahip çıkmak zorunluluğunda olan aydınların, bu sorunları su üzerine çıkarmaya, bunlara çözüm yolu bulmaya, kendi olanakları ölçüsünde eyleme geçmeye mecbur değil midir? Oysa ki bizim aydınlarımız çoğunlukla toplumu ezen haksız güçlerin yanında yer almaktadırlar. Türlü hesaplarla, korkup susarak ya da “eyyamcı” olmayı en akıllı, en gerçekçi hayat felsefesi zannedecek kadar silik ve bencil olduklarından… Bu aslında aydınların kendi varoluşlarını inkâr etmelerinden başka bir şey değildir. 

En basit vatandaşlık ödevimizi yapabilmek, sadece kanunlara ve toplumumuza değil, ilkin kendimize saygı duymamızla olasıdır. Her şey, tüm çözüm yolları aslında bu çok kolay gibi görünen vatandaşlık görevimize gelip dayanmaktadır aslında. Bilinmelidir ki; bütün bunalımlar, ülkemiz adına bizi üzen her şey, aslında vatandaşla başlayıp vatandaşla biten bir sorumluluk mekanizmasının iyi işlemesinden başka bir şey değildir. Vatandaş, siyasal tercihlerinden tutun da eylemlerine kadar, sorumluluk bilinci isteyen her davranışında kendi yanında değil, kendi karşısında yer almaktadır ne yazık ki. Oysa yolsuzluklara, kanunsuzluklara karşı direnmek her vatandaşın en önemli görevidir. Gerçi bu ülkede hakkını arayanlar da türlü işkencelerden geçirildi, asıldı, cop darbelerine, biber gazına, tazyikli sulara maruz kaldı ama bunlar hep yıldırma, hakkını aramaktan vazgeçirme taktikleri değil midir?

Haksızlıklara karşı susan insanlar kendileri gibi birini yarı ilah haline getirir. Çevre dalkavuklaşır, kölelik başlar… Ve toplumun dramı nice kanlı kavgalara sahne olur, bir çember içine sıkışır. Ki sonuçlarını bugün son raddesine kadar görmekte değil miyiz?

Güzel yurdumuzu bu çemberden kurtarmak adına haksızlıklara karşı direnmek ve gerçekleri apaçık haykırmak zorundayız. Bu vatanı her türlü siyasal çıkarların üzerinde tutarak ve aklın yolunda kavgayı sürdürmek bir zorunluluktur. Haklarınızı korumak adına daha ne duruyorsunuz?...

11.05.2018 (Arzu KÖK)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Gençlerden Mesaj!...

Şaşırmak...

23 Nisan ve Çocuklar

Ne Olacak Bizim Halimiz?

Laiklik Vazgeçilir Değildir

Bu Vatan Bizim

Ne Olacak?

Üniversiteye Kelepçe

Bitmeyen Yıl

The Truman Show

Akılla İnananlara...

Atatürk’ü Anlamak…

Bitmeyen Senfoni

100. Yıl…

Corona ve Doğa

Vicdan!...

Yarın Çok Geç Olabilir!...

Corona ve Dua

Ulusal Yas

Suriye Çıkmazı

Ölmek mi Kalmak mı?

Deprem!...

Çankaya’nın Işıkları

Vicdanınız Var Mı?

2020’nin Yıldız Falı

Anadolu ve Cumhuriyet

Kaz Dağları ve Knidos

Toplumu Ayrıştırmak…

Ölmek İstemiyorum!...

Satılan, Kirletilen Cennet

Eğitim Sınıfta Kaldı…

Tohumu Ekebilecek Var mı?

Ağaç Dikme Bayramı

Çankaya Köşkü

Ankara Numune Hastanesi

Gençler Neden Mutsuz Acaba?

Doğmamış İşçiler

Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak…

Visionary

Kadın...Kimdi Kadın?

Elden Ayaktan Kesilmek!…

Sorun Çözmek!...

Cahillik!...

Hazırcılık!...

2018’den Mektup

Çocuk ve Şeytan!...

Hatay Cumhuriyeti Meclisi

Atatürk’ü Özlemek…

Cumhuriyet Bayramı

Türkiye İş Bankası!...

AF!...

Geçmiş Olsun!..

İMZA GÜNÜ

Havalimanı…

Savaş ve Barış Üzerine

Cumartesi Anneleri

Eğitim Sistemimiz!...

Çocukluğum ve Şimdi

Beter Olsunlar!...

Kayıp Çocuklar ve İdam!...

Cargill

Kambur Felek!...

Kıraathane!..

Karar Sizin!...

Düşman!...

Ankara Demiryolları Müzesi

Gençlerden Mesaj!...

Bekçi Murtazalar

Eğitim ve Köy Enstitüleri

Akkuyu!...

Simgeler Üzerinden Siyaset…

Korkuyorum!...

Bir heykel… Aylardır gözaltında…

Nasıl Oldu?...

Yaşamı Sevmek!…

Yerli ve Millî

Ölüyoruz!…

Çocuklar Size Ne Yaptı?

Ötekileştirmek!...

9 Yaşında!...

Tehlikeli Kitaplar!...

Bitmeyen Yıl

Müzik!...

Korku!...

Spastik Yaşamlar

Öğretmen!…

Çıkmaz Sokak

Kültür - Sanat ve AKM

Anadolu ve Cumhuriyet

Ulus’u Yıkmayın!...

Müftü Nikâhı

YOKSULLUK

Dil Giderse…

Eğitim ve Yeni Müfredat

Yıkın ODTÜ’yü!...

Çocuk İstismarına Susma!...

Kooşş Vatandaş Kooşş!...

Suç Kimde?

Sevgisiz Vicdanlar...

Matematik ve Cihat

Yozlaşan Demokrasi ve Çirkinleşen Politika

Ubuntu

Destan!...

Bizdik!...

Kimdir Yazar?

Kadınlara Özel!...

Karar Sizin!…

Satın Bu Cenneti!...

Zeytin!...

İnsan Hakları…

Bugün 19 Mayıs

Ses Verin!...

Daha Bitmedi

1 Mayıs!…

23 Nisan

Sevgili Ulusum!...

Milletin Parası…

Ulus Atatürk Anıtı

Doğa İçin Hayır...

Gençler!...

Ankara’da Adalet Var mı?

KADINLARIMIZ

Kültür-Sanat!...

Anlayacak mısınız?...

Kadınlar!...

Çok Şükür!...

MIHLI DEĞİLMİŞ!...

2016’ten Mektup

Düşünüyorum da…

Yangın Ülkesinin Yanan Çocukları…

Atatürk’ü Anlamak…

Basın Özgürlüğü…

CUMHURİYET

Şehitlik Siyaseti

Anne- Babaya Açık Mektup

Demokrasi Gelecekmiş!...

Bir Bebekten Katil Yaratan Karanlık

Çaresizliğin Resmi Yapılabilir mi?

Eğitim Onurumuz Köy Enstitüleri

Ders alacak mıyız

Dikkat!...

Çağdaş Kölelik

Nereye?

ELEKTRİK ÜZERİNE

MADEN, GREV, AÇLIK…

A.Ü. Ziraat Fakültesi Müzesi

Şaşırmak...

Tecavüzü Kanıksamak

AN-KARA

Cadı Avına Son!..

ANAYASA

Oku...

Bülbülü Öldürmek!..

GÜLMEK YAŞAMAKSA!..

2015'ten Mektup

Bir Çocuk ve Atatürk

Timsah Gözyaşları

KORKMA

Sözcükler

BATAN GEMİ VE BİREYLER

Çaresizliğin Resmi Yapılabilir mi?

Barış

Yabancıların Mülk Edinmesi

AYDIN OLMAK

MADIMAK YANIYOR...

YAŞAM VE MÜCADELE

Babam

Cehaletin Sesi Aklı Susturuyor

Gençler Neden Mutsuz Acaba?

GENÇLERİ ELEŞTİRMEK

GENÇLERDEN MESAJ VAR

ANNEM'E

Gelecek Önünde Ayağa Kalkmak...

Özgürlüğümüzü istiyoruz!..

YA SEV YA TERK ET Mİ?

ÇANAKKALE ZAFERİ

Özgürlüğümüzü İstiyoruz!..

Müsait Cinayetler