GEZİ PARKINDAN BİZLERİ NASIL ÇIKARTTILAR

Emrah AKGÜN

GEZİ PARKINDAN BİZLERİ NASIL ÇIKARTTILAR

"abi, gencecik çocuğun gözünü ne geriye getirecek?" dedi.
Az önce arkadaşı plastik mermi ile gözünden vurulmuş, ambulansa bindirmiş ve tekrar barikata koşmuş.
Bana bunu anlatırken gözleri biber gazından değil gerçekten yaşlanmıştı.
Bu ruhu anlamazsan böyle konuşursun işte...
Faiz lobisiymiş, dış mihrakmış...
Dış mihrak sensin esas.
Hangi para böyle bir olayı yaşamış adamı tekrar barikata koşturur? Bu gerçek Çanakkale ruhudur.


İnsanların panik yaparak bir kazaya sebep vermemesi için, koşmadan yavaşça yürümelerini ikaz ederek insanları Gezi’den tahliye ediyorduk.


Bu yüzden Gezi’den en son çıkanlardandım. Hatta öyle ki, polisin Gezi parkı içine girdiğinden, polisle gaz bulutunun içinde karşı karşıya gelince haberim oldu.


Dışarıya çıkarken, Tarlabaşı tarafında barikatın arkasında, gelen biber gazlarını geri atan insanlara yöneldim ve polisin Gezi Parkı’nın içinde olduğunu haber verdim.


Tam Divan Oteli’nin önüne gelmiştim ki Elmadağ yokuşunun başında duran polisler kalabalığı plastik mermi ile taramaya başladı.


Kitlenin en arkasında olduğum için mermilerden biri bacağıma isabet etti. Onun acısıyla bacağıma elimi götürdüğüm anda ayağımın yanında patlayan ses bombası bana acımı unutturdu.


O andan itibaren ortalığı bir bulut kapladı ve on binlerce insan Harbiye istikametine doğru kaçmaya başladı.


Polisin orada yapmaya çalıştığı şey, kalabalığın birbirini ezmesini sağlamaya çalışmaktı. Buna karşı biz sürekli olarak insanlara yavaş hareket etmelerini ve el ele tutuşmalarını salık veriyorduk.


Polisin bizi öldürmek istediğini zaten 31 Mayıs gecesi İstiklal’de anlamıştık. Buradaki tavrı bize yabancı gelmedi. Bir başka yazıda da 31 Mayıs-1 Haziran gününü yazarız.


Polis 11 Haziran gecesinde de, insanları Harbiye’ye, Divan Oteli’nin olduğu bölüme doğru sıkıştırmak ve ezilmelere sebebiyet vermek istiyordu ama Gezi Parkı’nın hemen altına yapılan barikatın ardındaki insanların yiğitçe direnişini kıramadı.


Eğer o yiğit insanlar olmasa, insanların ezilmeleri ve yeni yapılan alt geçit inşaatına düşmeleri kaçınılmaz olacaktı.


Nişantaşı yol ayrımına geldiğimizde artık kimsenin ayakta duracak hali kalmamıştı. Kimse nefes alamıyor, kimse önünü dahi göremiyordu. Kalabalığın içine atılan ses bombaları insanları yaralıyor, panik yapmalarını sağlıyordu.


Kitlenin bir bölümü Nişantaşı istikametine yönelince, daha rahat ilerleme fırsatı yakalanmış oldu.


Polis TOMA’lar, plastik mermiler, ses bombaları ve biber gazı ile Gezi Parkı’ndan Şişli’ye kadar peşimizden geldi. Bu mesafenin bir Kilometreden fazla olduğunu düşünüyorum.


Ara sokaklara dağılan direnişçiler, polisin Harbiye’ye çekilmesinin ardından, hiçbir şey olmamış gibi tekrar toplandı.


Sanki az önce ölümden dönmüş olan insanlar onlar değilmiş gibi, aynı heyecan ve dirilikle Taksim’e doğru tekrar yürüyüşe geçildi.


İnsanlar TOMA’nın ve Akrep tabir edilen zırhlı aracın hızını kesebilmek için barikatlar yaparak ilerliyordu.


Kitle eksiksiz olarak Divan Oteli’ne yaklaşmıştı ki, polis aynı şiddetle ikinci saldırısına başladı. Bu kez ben, Pangaltı’na yönelen kitleyle hareket ettim.


Pangaltı’nın girişine bir barikat yapıldı. Bu barikat TOMA’ların ve Akrep’in Pangaltı’na girmesini engelledi.


Polis barikatın ardından sabahın ilk ışıklarına kadar sürekli olarak üzerimize ses bombası, plastik mermi ve biber gazı attı.


Bu durum halkta bir nebze olsun geri çekilme, dağılma duygusu yaratmadı. Gazi Mahallesi’nden ellerinde Türk Bayraklarıyla gelen bin kişilik grup, diri kuvvet oldukları için, barikatın arkasına geçtiler.


Sabah ezanı okunurken, belki ezan okunurken saldırmazlar da biraz nefes alırız diye düşünürken, polis ezan eşliğinde bizleri tekrar biber gazına boğdu.


90’lılar diye işi hafife almaya çalışanlar da şunu bilmeliler ki, orada her yaş grubundan insan vardı. Kaldı ki, 90’lılar bugün Denizlerin, Mahirlerin yaşındadırlar. Onların tecrübesizliğini gideren sevk ve idare eden ise 70 ve 80 kuşağıydı.


Pangaltı’nda yolun kenarına park edilmiş bir arabanın camında Emniyet Müdürlüğü’ne ait olduğunu belirten bir kâğıt vardı. Kâğıtta kocaman da bir polis amblemi vardı.


İri yarı biri beni kolumdan tutup bu kâğıdı gösterdi. “İşine bak, söyleme millete” dememe rağmen tek tek millete bunu anlatmaya başladı.


İşte o an kitlenin bilinç düzeyine bir kez daha tanık olduk. İnsanlar, “arabaya yaklaşmayın, bu arabayı buraya özellikle bırakmışlar. Sakın kimse dokunmasın bile…” diyerek birbirini uyarıyordu.


Bununla da sınırlı değil, biber gazı fişeği park halindeki bir arabanın camını delip içine düşünce, arabanın içi duman doldu. Bir genç arabanın kapısını açıp gazın çıkmasını sağlamaya çalışırken insanlar,


“fotoğrafını çekin, delil olsun. Bunu da bizim üzerimize atmaya çalışırlar” diyerek fotoğraflar çekiyorlardı.


Öğlene doğru polis Gezi Parkı’nın önüne doğru çekilince, kitle sanki o gece cehennemi yaşamamış gibi, polislerin karşısına dikildi.


Yaklaşık onbeş saat aralıksız olarak biber gazı soluduktan sonra, polis iki yönden üzerimize saldırarak bizleri Harbiye Ordu Evi’nin karşısındaki dar sokağa kaçmak zorunda bıraktı.


Yüzlerce kişiyle birlikte oraya sıkışınca aklıma 1977, 1 Mayıs’ında Kazancı Yokuşu’nda ezilerek ölen insanlar geldi. Geri dönmek istedim ama mümkün değildi.


Biz de yokuş aşağıya doğru kaçıyorduk ve şans eseri o yokuşu paralel kesen caddelerden önümüze bir araba çıkmadı ya da birinin ayağı takılıp düşmedi.


Eğer bu olsaydı sonuçlarını düşünmek bile istemiyorum. Yol aşağıda T halini alıyordu ve buradan alt yola inebilmek için 7-8 metre olan duvardan atlamak gerekiyordu.


Bu mümkün olmadığı için kalabalık ikiye ayrıldı. Benim önümden iki kişi yan tarafdaki binanın inşaat iskelesine atlayıp aşağıya inmeye çalışınca ben de yolun sonundan iskeleye bir uçuş yaptım ve alt yola indim.


15 saatten fazla bir süre bibergazı soluduktan,birkaç defa ölüm tehlikesi atlattıktan, plastik mermi ile vurulduktan, 48 saate yakın uykusuz kaldıktan sonra, Eminönü'ne geçip vapura bindim.


Bir süre sonra görevli gelip beni uyandırdı. Gemiden indim hala Eminönü'ndeyim... Tekrar akbile basıp, gemiye bindim...
Görevliye "bu vapur Kadıköy'e gitmiyor mu?" dedim.
"gidiyor..."
"niye indirdin beni o zaman?"
"abi Kadiköy'e gittik orada seni uyandıramadık, tekrar geri döndük..."
Ben ki çıtırtıya uyanan insan... Uyumamışım resmen bayılmışım.
Bir yandan şaşkınlık, bir yandan gülerek tekrar oturdum cam kenarına.


Emrah Akgün

4.07.2013 (Emrah AKGÜN)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a Açık Mektup

HULUSİ AKAR İSTİFA ETMELİDİR.

SİYASET ÜSTÜ EGO! Politik travma

ASELSAN İNTİHARLARINDA YALAN MI VAR?

Şehir Savaşları...

SUUD UÇAKLARINDA NE YÜKLÜ?

KILIÇDAROĞLU KURNAZLIĞI

TSK, DÜNYANIN EN ZOR SAVAŞINI VERİYOR

ÇOCUK ÖLDÜRTME SANATI

AKLI OLANA YAZILAR: HENDEKLERİN ARKA YÜZÜ

TERÖR TEKNİĞİNİ BELİRLEYEN EL KİMİN? FRANSA SALDIRILARINA BURADAN BAKALIM

YENİ BİR DÜNYA İÇİN, YENİ BİR YIL

OSMANLICA TUZAĞINA KASITLI DÜŞMEK...

MY NAME İS DAVUT... DAVUTOGLU

DEVLETİN İMKÂNLARI

BEN DE KOMÜNİST EĞİTİM İSTİYORUM

PARAYI TÜRBANA YATIR

CHP BİZE NE DİYOR?

CHP TABANINA AÇIK MEKTUP

HANGİ DİN?

DAVUTOĞLU'NU TANIYALIM

TÜRKLER, KÜRTLER KADAR OLAMADI.

CHP'NİN EBCED HESABI

EKMELEDDİN BİR TESTTİR

BU CHP'NİN SON ŞANSIDIR

FETHULLAH HOCA İKİNCİ VERSİYONU DA ÇEK

DÜNYANIN EN BÜYÜK YOLSUZLUĞU

CEMAATİN KADROLARINI ÇALDILAR (2004 MGK belgesinin alt yapısı)

CEMAAT VE BELGELER

AHMET KAYA OPORTÜNİSTTİ

' TARİHİ GÜN'

KEDİLER, KÖPEKLER VE İKTİDAR ÜZERİNE...

TSK'YA YAPILANIN AYNISI CHP'YE YAPILIYOR

GEZİ PARKI'NIN YAMYAMLARI

HASAN FERİT'E NE OLDU?

YARADILANI YARADANDAN ÖTÜRÜ SEVMENİN, SEFALETİ

AÇILIM PAKETİ

ERDOĞAN YANLIŞ ANLADI

MİLİMETRİK TÜNEL

6 BİN KİŞİLİK SİBER ORDU

NEDEN TAŞ ATIYORLAR?

YENİ ORTAÇAĞ

2 MİLYAR TL NE OLDU?

TERÖRİSTLER AYNI UÇAKTA

MERDİVENİN NE RENK?

BU YAĞMURU ŞEMSİYE TUTMAZ

ÖZGÜRLÜĞÜ ÖRGÜTLEMEK VE İKTİDARA YÜRÜMEK

ÇOCUKLARI KİM ZEHİRLEDİ?

EYLÜL'DE STATLARDA NE OLACAK?

TOMOKRASİ

KUPA MAÇININ DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ

BÜYÜK OYUN!

ZARAR HEP KÜRTLERE

BAŞBAKANIM FACEBOOK HEP SEKS

İSTİKRARINI DA AL GİT!

BİR ŞAFAKTAN BİR ŞAFAK'A

APTALCA SURİYE ANALİZLERİ

ESAD ŞAH ÇEKTİ III

ŞİMDİ SEN YIKILIYORSUN YA...

ORGANİZE DEVLET TERÖRÜ NEDİR?

BİBER GAZI VE FİŞEĞİNDEN KORUNMA YÖNTEMLERİ

KARANLIĞI YIRTARAK

NUMARASIZ POLİSLER ERDOĞAN'IN ' SS' LERİ Mİ?

KİM İLLEGAL?

TAKSİM DE TERÖRİST VAR MI?

TÜRK BAYRAĞINI GERİ ALDIK

SENSİN PROVOKATÖR

GEZİ PARKI NEDEN BÖYLE?

AKP'NİN MAKARNA KONVOYLARI BAŞLADI

' Bİ KİTAP '

POLİS VE ASKER PKK İLE BARIŞTI MI?

AT SİNEĞİNDEN SOLCU OLUR MU?

YENİDEN ORDU KURABİLİRİZ

PKK, MAFYA VE KABADAYILIK

PKKNIN BATIYA GELİŞİ VE MAFYA

PROFİLLERİMİZE NEDEN TC EKLEDİK

KİMSİNİZ OĞLUM SİZ?

MAHKEMENİN SİLİVRİ'DE OLMASININ SEBEBİ

atlet elli don elli

YA SEN BİZİ ALACAKSIN, YA DA BİZ SENİ SİLİVRİ

ÜNLÜ YALAKALIĞI

SEMPATİZAN SUAVİ

AKİL (ÇİM) ADAMLAR

MİZAHIN ÖLÜMÜ

SİLİVRİ ZİNDANLARI

NEDEN ÖZÜR DİLENDİ?

Ey Türk Polisi ve Jandarması;

SONRA...

SELAMİ ve MURTAZA

Kadınlar Günü...

BDP GEZİSİ VE KARADENİZ GERÇEĞİ

NASIL İLLEGAL OLUNUR?

ANLAŞIRSINIZ! RUH İKİZİSİNİZ!

İNFAZ ÖRGÜT İÇİYSE NE OLUR?

SEKTÖREL PEZEVENKLER

TERÖRİST Mİ? DÜŞMAN MI?

SİZİNLE AYNI FİKİRDE DEĞİLİM-4

BİR YOL HİKAYESİ

PATRON MEDYASI

SİZİNLE AYNI FİKİRDE DEĞİLİM-3

SİZİNLE AYNI FİKİRDE DEĞİLİM-2

SİZLERLE AYNI FİKİRDE DEĞİLİM-1

MHPNİN VARLIĞI EMPERYALİZMİN VARLIĞINA ARMAĞAN OLSUN!

TGB ve 29 EKİM