DÜNYA YANIYOR… PEKİ KİM NASIL SÖNDÜRECEK !?

Adil OKAY

DÜNYA YANIYOR… PEKİ KİM NASIL SÖNDÜRECEK !?

“ Sonsuz tüketimin hayal gücü sanat dünyasına da girdi. “Green washing”le (yeşille göz boyama) görmüş olduğumuz gibi, “cultural washing”(kültürle göz boyama) biçimlerine tanık oluyoruz. (…) Milyarlarıyla silahlanmış bu STK’lar, dünyaya saldırmışlardır. Onlar potansiyel devrimcileri ücretli aktivistlere, finanse edilen sanatçılara, entelektüellere ve film yapımcılarına dönüştürürler, onları radikal meydan okumadan caydırırlar.”   Arundhati Roy

Hindistan’da hava kirliliğinin artması üzerine halka 5 milyon gaz maskesi dağıtılmış. Bu ne demek? Neoliberal talanın sonunda, doğa pes etmiş. Kendini yenileyemez hale gelmiş. Oksijen deposu tükenmiş. Gaz maskesi dağıtmanın yetmeyeceğini, bu çılgın talana, üretime (ve tabi tüketime) dur demek gerektiğini Hindistanlı egemenler bilmiyor mu? Avustralya’da canlı yayın izlediğimiz, bizi hüzünlendiren, uykumuzu kaçıran yangınlara karşı ordunun göreve çağrılmasının çözüm olmayacağını o ülkenin yöneticileri bilmiyorlar mı? Elbette biliyorlar. Ama “büyüme- kalkınma” retoriği ile halkı aldatıp sömürmeye, dolayısıyla tabiatı geri dönülmez biçimde tahrip etmeye devam eden çokuluslu şirketler, sömürüden elde ettikleri kârın bir bölümünü -susturmak için- hükümet üyelerine, yandaş gazetecilere, adlarının başında Prof., “Bilim insanı” unvanı olan satılık uzmanlara ve bazı “sarı” çevreci STK’lara aktarıyorlar. Bu düzen tüm dünyada böyle işliyor.

 

Sarı sendika olur da “sarı çevreci STK” olmaz mı? Olur elbette. TÜSİAD, MÜSİAD ve onların küçük – büyük ortakları ile türevleri gibi. Örneğin İstanbul’da bu yıl ana teması “Çevrecilik” olan, “7. Kıta” sloganıyla açılan 16. İstanbul Bienali’nin sponsorları arasında çevreyi en fazla kirleten şirketler olduğu ortaya çıktı. Bunu öğrenen bazı sanatçılar da Bienali protesto ettiler. Pelin Cengiz de “‘Kirletme hakkı’ için lobilere Avrupa’da milyonlar harcayıp, ABD’de vergi kaçırdılar…” başlıklı makalesinde aynı soruna değinmiş:  BP, Shell, Chevron, ExxonMobil ve Total (ve yerli - milli ortakları b.n) ile bu şirketlerin sanayi grupları lobi faaliyetleri için 2010-2018 yılları arasında 123 milyon euro harcadığını söylemiş.

 

Arundhati Roy da Hindistan’da çevreyi kirleten sponsorlara, onlardan nemalanan STK’lara karşı bir yazısında acımasız davranmış: “Sonsuz tüketimin hayal gücü sanat dünyasına da girdi. “Green washing”le (yeşille göz boyamada) görmüş olduğumuz gibi, “cultural washing”(kültürle göz boyama) biçimlerine tanık oluyoruz. Dünyanın en büyük edebiyat festivali bugün Hindistan’da, Jaipur’da bulunuyor. Oraya herkes geliyor; yayıncılar, yazarlar… İfade özgürlüğünden, sanattan söz ediliyor orada; oysa bu festivali finanse eden kimseler ormanlardaki halkları yok ediyor, Hindu ve milliyetçi olmamayı bile suç telakki eden bir hükümeti destekliyorlar. Maden şirketleri, ifade özgürlüğünden medeni bir tarzda söz eden harikulade kimselerle sinema ya da edebiyat festivalleri finanse ediyorlar; oysa o sırada sponsorlar dünyayı yok ediyor. (…) Milyarlarıyla silahlanmış bu STK’lar, dünyaya saldırmışlardır. Onlar potansiyel devrimcileri ücretli aktivistlere, finanse edilen sanatçılara, entelektüellere ve film yapımcılarına dönüştürürler, onları radikal meydan okumadan caydırırlar. (…) Böylelikle de düşünme tarzları yumuşatılır. Farklı bir dünyayı tahayyül imkânlarımızın büyük kısmı ortadan kaldırılır.[i]

 

Roy’un altını çizdiği gibi ekolojik felaketin asıl sorumlularının STK’lar ve yandaş medya aracılığıyla gizlenme - aklanma çabası, sadece bizim ülkemizde değil, dünyanın dört bir yanında gerçekleşiyor. “Fon”larla yapılan “iş”lerle, çizginin dışına çıkmadan ‘muhalifmiş” gibi yapılıyor.

 

Diğer yandan sadece “dış güçler” metaforuyla oyalanırsak, kendi ülkemizdeki "yerli – milli – ve tabi ki işbirlikçi" tabiat düşmanlarını aklamış oluruz. Yani evrensel / küresel bir kötülük yuvası olan sermaye sınıfına karşı, evrensel mücadeleyi örmek gerekiyor. Şirketlerin ve tabi onları koruyup kollayan siyasi iktidarların suçlarını gizlemeden. İşte o zaman anti - emperyalist ya da “çevreci” söylemimizin samimiyeti ortaya çıkar. Mesela Kanadalı bir şirket Türk ortaklarıyla beraber büyük direnişlere sahne olan Kaz Dağlarında siyanürle altın arayıp coğrafyamızı katletme hazırlığı yaparken, MSN GOLD adlı bir Türk maden şirketi de Burkina Faso adlı Afrika ülkesinde siyanürle altın aramakta ve o coğrafyayı kanatmaktadır. Eğer ona da karşı çıkmaz ve "benim kapitalistim iyidir" dersek tüm çevreci söylemimiz havada kalır.  

 

Zira sermayenin dini, dili, milliyeti yoktur. Türk, Yunan, Kanadalı, ABD'li, Fransız, Alman, Hintli, Avusturalyalı kapitalist fark etmez. Hepsi siyasi iktidarların desteğiyle yağmada, çapulda birleşiyor. O halde bu yağmaya dur diyenlerin de (Türk, Kürt, Arap, Fransız, Alman, Hintli, Avusturalyalı, Burkina Faso veya Amazon yerlisi fark etmez) birleşmesi gerekmektedir. Yoksa sadece bizim ülkemiz (veya Avustralya) değil, tüm dünya yanmaya devam edecektir.

 

Fikret Başkaya’nın dediği gibi: “İşin özeti şu: Sermaye kendini genişletilmiş ölçekte yeniden üretmek zorunda, aksi halde varlığını sürdüremez, artık burada durayım, bu kadarı yeter demesi mümkün değil. Lâkin patinaj yapıyor, o zaman bu soruna bir çare bulmak gerekiyor. İşte “yeşil ekonomi”, daha doğrusu “yeşil büyüme” bu zorunluluğun sonucu olarak peydahlandı. “Esmer ekonominin” yerine, “yeşilini’ ikâme etme çabası söz konusu… Amaç, sermayeye yeni ve daha büyük değerlenme, daha büyük kâr alanları açmak. Diyorlar ki, ekonominin ekolojikleşkesi büyümeye bir fren değil, dolayısıyla “yeşil ekonomiyle” sorunlar aşılır, yoksulluk ortadan kalkar, eşitsizlikler azalır, vb. Hem bunlar sağlanır ve hem de ekolojik riskler, doğal kaynak yetersizliği sorun olmaktan çıkar. Böyle bir söylem ancak kapitalizm, onun temel ‘yasaları’, temel eğilimleri ve dinamiklerinden habersiz olan ahmakları aldatmaya yarar…(…)  Aslında yeşil ekonomi demek, yangına körükle gitmek gibi bir şey. Asıl amaç ekonomik büyümenin gerektirdiği “sınırsız pazar” arayışına bir çare bulmak… Başka türlü söylersek, doğanın finanslaşması, bu dünyada canlı olan ne varsa metalaştırılması, paralılaştırılması, özelleştirilmesi, özel mülk kategorisine indirgenmesi amaçlanıyor. (…) Lâkin bu dünyanın kaynakları sınırlı; ve kapitalist, üretim sürecinde doğaya verilen zararlar dikkate alınmıyor…”[ii] Bir kapitalist bir yere diyelim bir fabrika, bir üretim tesisi kurduğunda, yakından geçen nehri kirletir [zehirler], toprağı ve havayı kirletir… O nehrin suyunu içen, o su ile yetişen sebzeleri, meyveleri yiyen, o havayı soluyan insanlar hastalanır. Kapitalist bu sefer de onları ‘tedavi ederek’, ilaç satarak kâr eder… Velhasıl ‘iş bitirici’ kapitalist için kâr etmenin sınırı yoktur… Tüm bu zaman zarfında da ‘ekonomi büyür’… Mülk sahibi sınıfın sözcüleri, burjuva politikacıları, bilimi kendilerinden menkul burjuva iktisatçıları yüksek büyüme oranlarıyla öğünürler… Zaten ekonomik büyüme burjuva toplumunun, kapitalist toplumun afyonudur… Neyin, neden, nasıl ve ne pahasına büyüdüğü, büyümenin kimin için ne anlama geldiği hiç bir zaman sorun edilmez… “[iii]  

 

16 Fotoğrafçı bir araya gelip hazırladığımız ve başta Aysin ve Ali Ulvi Büyüknohutçu çifti olmak üzere, son on yılda dünyanın birçok yerinde ekolojik talana karşı mücadele ederken öldürülen binden fazla çevreciye ithaf ettiğimiz, “Tabiatın Çığlığı”[iv] adlı Karma Fotoğraf Sergimizin tanıtım yazısında belirttiğimiz gibi: “Sadece kâr amaçlı enerji ile meta üretimi, plansız üretim- tüketim,  betonlaşma, bilinçsiz yol yapımı, santrallerin inşası, silah üretimi, savaşlar ve tabi bunların doğal sonucu olan karbon salımı devam ederse çocuklarımıza miras olarak çöl bırakacağız.”

 

Sonuç olarak talanı frenlemek önemli olmakla beraber yeterli değildir. Daha radikal sistem değişikliğini, üretim, tüketim, bölüşüm biçimini yeniden düşünmek, sorgulamak gerekmektedir. Daha açık ifadeyle kapitalizm denilen bu yıkıcı sistemden –tüm dünyada- bir an önce kurtulmamız ve adına eko - komün veya eko- sosyalist diyebileceğimiz (komünizme evirilebilecek) yeni bir sistemin inşası için mücadele etmemiz gerekmektedir.

 

Adil Okay

 

*Güney Dergisi’nin 91. Sayısında yayınlanan “TABİATIN ÇIĞLIĞI” VE EKOLOJİK TALANA KARŞI NE YAPMALI” adlı yazımın güncellenmiş halidir.

 

[i] Arundhati Roy – Kapitalizm: Bir hayalet hikâyesi. http://www.soldefter.com/2012/04/16/arundhati-roy-kapitalizm-bir-hayalet-hikayesi/

[ii] Emet Değirmenci, Fikret Başkaya ile “Yeşil Kapitalizm” ve Çıkış Üzerine Söyleşi. http://ozguruniversite.org/2016/03/10/fikret-baskaya-ile-yesil-kapitalizm-ve-cikis-uzerine-soylesied/

[iii] Fikret Başkaya, İklim zirveleri veya seyirciyi oyalamak!, ozguruniversite.org

[iv] Tabiatın Çığlığı, https://www.evrensel.net/haber/385872/mersinde-caretta-caretta-sanat-galerisinde-tabiatin-cigligi-sergisi-basladi

8.01.2020 (Adil OKAY)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR

İLTİCA TEMEL BİR HAKTIR... EVRENSEL BİR HAKTIR...

Mersin gümüşkum tabiat parkında ölüm makinesi

30-yildir-cocuklarini-arayan-mektup-arkadasim-mehmet-gok-tarsus-hapishanesinde-hayatini-kaybetti

SİYASİ İKTİDARLA SERMAYE SINIFI SANATA DÜŞMANLIKTA YARIŞIYOR

Sanat cesaret ister...

“ZAMANA ADANMIŞ YÜZLERİMİZ”*

"TUTSAKLARIN DÜŞLERINI GÖRÜNÜR KILMAK... "

İçeriden Dışarıya Fotoğraf TUTSAKLARIN DÜŞLERİNİ GÖRÜNÜR KILMAK

Hapishanede yasaklanan romanım hakkında

Hapishaneden gelen kitap tanıtımı

Bir bebeğin tutsak babasını anlattığı yazı: BABAMA KAVUŞMANIN DİĞER ADI PERŞEMBE

Evrim Konak yazdı : Gebze Kadın hapishanesinde İşkenceye uğruyoruz!

Yazar Adil Okay'ın yasal kitabı Gaziantep Hapishanesinde yasaklandı

AÇLIK GREVLERİ VE NE YAPMALI

Politikada "Kiç", Ekranlarda "Kiç", Aşk'ta "Kiç"*

DEVLET AKLI KÖTÜLÜK ÜRETİYOR*

hapishaneden gelen bu feryada kulak veriniz

YENİ AÇILACAK CEZAEVLERİ VE MAHPUSLARA DAYATILAN MODERN KÖLELİK*

"SINIRLAR, TOPRAĞIN YARA İZLERİDİR".

John Berger'i uğurlarken

YAZIK ÇOK YAZIK

"NE ALLAH NE HUKUK KORKUSU VAR. BİZE KALAN DİRENMEK ELBETTE. "

Eylül’e Çirkinleme…

VEDAT TÜRKALİ'NİN EVİNDE GEÇİRDİĞİM 3 GÜN ve "SEVDALINIZ KOMÜNİSTTİ"

ASLI ERDOĞAN, İNAN KIZILKAYA VE ZANA KAYA İLK DEĞİLLERDİ...

NE MİNARE GÖLGESİ NE POSTAL SESİ... AL BİRİNİ VUR ÖTEKİNE...

WERNİCKE KORSAKOFFLULAR'LA GEÇİRDİĞİM BİR HAFTA...

SOYKIRIMIN TANINMASI VE ÖZÜR MESELESİNDE DOĞRU TAVIR NEDİR

İNKÂR YA DA KÖTÜLÜĞÜN ABADI

MİNE KIRIKKANAT BU KADAR GERİCİ VE BU KADAR CAHİL MİYDİ?

LAİKLİK... AKP'NİN AMACI NE Kİ... NE YAPMALI..

'KELAM' ve 'SUSKUNLUK' HAKKINDA DEĞİNİLER*

Müebbetlik Tutsak Zeynep Avcı'dan mektup var

Ganime Gülmez'in yeni kitabım ' hapishanelere esinti yollayalım' için yazdığı makale

HAPİSHANELERE ESİNTİ YOLLAMAK

T.C. KİMLİĞİ İŞKENCE TECAVÜZ VE ONUR!..

KUŞLAR BİLE TEDİRGİNKEN

HAPİSHANELERDE BASKILAR NEDEN ARTIYOR

ANKARA KANA BOYANDI DEVLET KAYBOLDU

DEFNE NEDEN İNTİHAR ETTİ? ( 8 MART İÇİN)

DUVARIN İKİ YANINDA FOTOĞRAFLA EDEBİYATIN BULUŞMASI

CUMHURBAŞKANI BENİ - BİZİ HEDEF GÖSTERMİŞ

Hapishanelere Esinti Yollayalım

SİBEL ÖZBUDUN'A SELAM

MİCHEL TOURNİER VE TAHSİN YÜCEL'İ KAYBETTİK

BU GÜN KARNE GÜNÜYMÜŞ

DİHA'nın benimle yaptığı söyleşi

AÇLIK GREVİNE KATILIYORUM...

BEN DE HASTA TUTSAKTIM BİR ZAMANLAR

batıdan neden ses çıkmıyor diye sormayın artık

2015'İN SON YAZISI GANİME GÜLMEZ'DEN.

TKPML, MLKP ve DHKP-C davalarından toplam 10 kadın tutsak- mektup

15. YILINDA BAŞKA BİR 19 ARALIK'TA!

RAHMET DİLEKLERİM TÜKENDİ HASAN PULUR'A KALMADI

BU ÜLKEDE YÜZLERCE GAZETECİ ZİNDANLARA TIKILDI

EDEBİYATIN DİRENİŞİ Mİ... DİRENİŞ EDEBİYATI MI...

CİZRE'DEN SONRA ŞİMDİ DE SİLVAN'DA KATLİAM

SANATÇI TARİHE NASIL NOT DÜŞER VE 'SOL' SOSUNA BANMIŞ ELEŞTİRİLER

KİME NEDEN OY VERECEĞİM

SURUÇ'TAN AĞRIMIŞKEN ŞİMDİ DE ANKARA

SENNUR ABLA'YI (SEZER) KAYBETTİK

SAVAŞ BARIŞ ve SANAT *

BABAMIN DAKTİLOSU*

İSRAİL TÜRKİYE - GAZZE - CİZRE VE ÖLÜ BEDENLERİ BUZDOLABINDA SAKLANAN ÇOCUKLAR

EKİN VAN İÇİN YAZDIKLARIMA TEPKİLER VE TEHDİTLER HAKKINDA...

HAPİSHANELERE ESİNTİ YOLLAYALIM!

ÖLÜ BEDENİMİZİ ÇIRILÇIPLAK SOKAĞA ATANLAR

YAZ SICAKLARI VE OKUMAK

EREN KESKİN'E ÖDÜL

siz siz olun MHP'liler değişti demeyin.

ÇEVREMİZDEKİ YARATIKLAR!

BEN BİR AĞAÇ'TIM'... *

HASTA TUTSAKLAR REHİN OBJESİ DEĞİLDİR!

HASTA TUTSAK AYNUR'UN YEŞİL YAPRAĞI *

DÜNYA MÜLTECİLER GÜNÜ için 18 YILLIK MÜLTECİDEN BİRKAÇ SÖZ

DAĞ KOKUSU' VEYA 'KALBİNİ ARAYAN KAVMİN ÖYKÜLERİ'

BİR YAZARDAN CUMHURBAŞBAKANA AÇIK MEKTUP

MAHPUS HAKLARI EL KİTABI'NA DİPNOT

ÜMRAN DÜŞÜNSEL'İN ' KIRIK PATİKA'LARI *

HDP'YE SALDIRILAR HAKKINDA

FATMA TOKMAK ÖLÜYOR... DUYUYOR MUSUNUZ...

UTANGAÇ KAPİTALİZM SAVUNUCULARI !

BU GÜN 700 MÜLTECİ BOĞULDU... DONDU.. ÖLDÜ...

1915: SOYKIRIM MI, BÜYÜK FELAKET Mİ, KATLİAM MI?

İMZA GÜNLERİ, YAYINEVLERİ VE SANATÇIYA SAYGI HAKKINDA

ÖMER LEVENTOĞLU VE 'DAĞ MEDENİYETİ' YA DA 'ANTİ- TAHAKKÜM'

SEKS İŞÇİLİĞİ Mİ SEKS KÖLELİĞİ Mİ YOKSA HEPSİ Mİ?

ADI ÖZGECAN'DI...

YENİ YIL MESAJIM...2015 Dileklerim

ALTTA KALANIN CANI ÇIKSIN = NEOLİBERALİZM

FİKRET BAŞKAYA 'KADAVRA AKADEMİSYENLER'E KARŞI

FETHULLAH GÜLEN'E SALDIRI MI... ÇETELER SAVAŞI MI?

' ELLER VE YÜZLER '

BİRGÜN, CUMHURİYET, EVRENSEL VE ÖZGÜR GÜNDEM YASAKLANDI MI?

Müebbet hapse mahkum kadın :Resmiye Vatansever

VALİZİNİ KARISINA HAZIRLATAN ERKEK ' FAŞİST ' SAYILIR MI ?!

' ÖLÜM VARDİYASI' VE 'KARAELMAS PUSUDA'

40 ŞAİRE SORDUM 40 KAPININ TILSIMINI

ADİL OKAY'IN "KAPILAR" FOTOĞRAF SERGİSİ "40 ŞAİR 40 FOTOĞRAF