Ah Şu Benim Tuhaf Akyollularım  MÖÖÖTTÜN

Fevzi Günenç

Ah Şu Benim Tuhaf Akyollularım MÖÖÖTTÜN

Muhititin  amcagilin evi, bizim sokağa Atatürk Bulvarı yönünden girildiğinde sağdan dördüncü evdi. Sağdan başlayan evlerin numaraları iki, dört, altı diye gider. Bu hesaba göre sözünü ettiğim evin numarası 8 olmalı.

Neyse, kapının numarası önemli değil zaten. Önemli olan Muhittin amcayla karısının ilişkileri.

Son derece uyumlu bir çiftti Muhittin amca ile karısı Firdevs teyze.

Karısı Muhittin amcayı “Möööttün” diye çağırırdı.

Möööttün amca da Firdevs teyzeyi “Firdööös” diye anardı.

Sokağımızın uykucuları her sabah Mööttün amcanın sesiyle uyanırdı.

Konuşacaklarını içerde konuşmazdı da kapıya çıkınca bağırarak seslenirdi Mööttün amca karısına.

“Firööös!”

”Buyur herif!”

“Bööön ne alıym saaa?”

“Ne alırsan al herifim. Sen teneke de alsan bana altınmış gibi gelir.”

“Şindi meyva zamanı. All al almalar doldurmuş bazarı. Alma alıym mı?”

“Al herifim.”

“Kaç kilo alım?”

“Bi kilo alsan yeter.”

“Bi kilo senin dişiyn kovuğuna yetmez gülüm. İyisi mi ben beş kilo alayım.”

“Sen bilirsin ama taşıması zor olmaz mı?

“Olmaz olmaz… Ben senin için dağı taşı bile sırtlarım Firdös’üm!”

Mööttün amcanın kapıdan bağırarak konuşmasının nedeni. Alacaklarını “konu komşu da duysun,” diyedir. Duysunlar da:

“Bak hele şu Möööttün’e,” desinler. Karısına ne de güzel bakıyor. Kadın bir istese kendisi beş alıyor. Halları vakitleri de iyi zaaar. Her gün her gün üç kilo et almaya para mı dayanır.”

Mööttün Amca aklına gelen yiyecek içecekleri, yemeklik malzemeleri bir bir sayar döker. Hepsinden de bol bol almayı vaat eder.

Firdööös teyze itiraz etmesin, yalancıktan öfkelenir.

“Bulabilen var bulamayan var avrat. Pişirirken komşulara kokar. Birer ikişer tabak da komşulara dağıtırsın. Sevaptır…”

Böyle söyler ama komşulardan hiç birine, Mööttün ağanın evinden  bir günden bir güne, bir tabak yemek gittiği görülmemiştir.

Ağamız her sabah işe gitmek için erken çıkar, Eve karanlık basmadan dönmez. Her dönüşünde de elindeki kocaman yağlığı (mendil) yiyecek içecekle dolu olur.

Derler ki, “Mööttün eve karanlık basmadan gelmez. Neden? Sabahleyin sayıp döktüklerinin onda birini bile almadığını kimse ayrımsamasın, diye.

Bununla kalmaz, dedikodu da yaparlar:

“Mööttün akşam olunca pazar pazar dolaşır, pazarcıların “artık bunlar satılmaz” diye çöpe attıklarının iyilerini toparlayıp eve getirir.”

Ben konu komşunun yalancısıyım. Günahı söyleyenlerin boynuna.

1.03.2019 (Fevzi Günenç)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz

DİĞER YAZILAR