Pelikancıların hedefinde yine Gaziantepli Bakan Gül var

Pelikancıların hedefinde yine Gaziantepli Bakan Gül var

Pelikancıların hedefinde yine Gaziantepli Bakan Gül var

Gaziantepli Adalet Bakanı Abdülhamit Gül’ün açıklamalarına karşı çıkış kimden geldi? Damat Albayrak yönetimindeki Sabah’tan... Hani, “Pelikancılar” diye adlandırılan ve özellikle yargıda “söz sahibi” olduğu konuşulan ekipten...

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül dün CNN Türk'te katılığı programda çarpıcı açıklamalar yaptı.

Gül, Türkiye’nin gündeminde olan yargı içerisindeki örgütlenmelere ilişkin de konuştu. Gül konuyla ilgili olarak şunları söyledi:

“Ne olursa olsun, hiçbir grubun devletin içine örgütlü bir şekilde sızması, devletin kendi usulleri dışında devletin ele geçirilecek bir mevzi olduğuna inanan hiçbir yapıya izin verilemez. Devlet kendi ilkeleriyle güçlü bir şekilde ayakta ancak böyle durur. İllegal ya da ideolojik gruplarla mücadelede en yakın tehdit olarak FETÖ'yü gördük. Usuller, ilkeler, kanunlar bellidir. Türkiye bir hukuk devletidir, hukukun üstünlüğünün üstünde bir güç yoktur. Devlet içinde sızmaya izin verilemez. Kim neye inanır, neye inanmaz bu konuda hürdür. Bu konuda devlet kendi içindeki sızmalara izin vermez.”

SÖZCÜ KARARI ELEŞTİRİSİ

Bakan Gül, Sözcü yazarlarına ve yöneticilerine verilen “FETÖ’ye yardım” cezasını ise özetle şöyle yorumladı:

“FETÖ'ye eleştiri yapmış birilerini ‘FETÖ'cü’ diye mahkum ederseniz FETÖ ile mücadeleyi sulandırmış olursunuz. Elbette eksik, yanlış, kabul edilemeyecek kararların olduğu, özensiz bazı hususların yaşandığı hususlar var. Ama bunların çok genelleştirildiğini de düşünmüyorum. Ama hiç olmaması lazım. Biz hakim değiliz, savcı değiliz. Adil olmak kadar adil görünmek de çok önemli. FETÖ'cülerin en sevineceği iş nedir, biliyor musunuz? Herkes FETÖ'cü olsun, aradan biz sıyrılalım... FETÖ'ye ontolojik (var oluş sebebi) olarak karşı çıkmış insanları da bu süreçlere soktuğunuzda elbette sulandırma olarak yorumlanabiliyor.”

PELİKAN EKİBİNDEN KARŞI ÇIKIŞ

Peki...

Bakan Gül’ün bu açıklamalarına karşı çıkış kimden geldi?

Damat Albayrak yönetimindeki Sabah’tan...

Hani, “Pelikancılar” diye adlandırılan ve özellikle yargıda “söz sahibi” olduğu konuşulan ekipten...

FETÖ’nün yayın organı Taraf’ın uzun süre yazarlığını yapan, FETÖ’nün yaptığı kumpasları savunmasıyla bilinen, bugünün Sabah yazarı Melih Altınok’tan...

İşte o Altınok, bugünkü “Minik kuşun ontolojisi” başlıklı köşesinde hem Sözcü’yü ve yazarlarını FETÖ ilişkilendirmeye çalıştı... 

Hem de Sözcü’ye verilen cezayı eleştiren Adalet Bakanı Gül’ü hedef aldı.

İşte Melih Altınok’un ilgili yazısı:

“Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, dün CNN Türk'te Hakan Çelik 'in sorularını yanıtladı.

Bakan Gül, Çelik'in Sözcü gazetesi davası ile ilgili "Bazen öyle kararlar görüyoruz ki, acaba bu karar mücadeleyi sulandırmaz mı diyoruz" şeklindeki tespitine şöyle karşılık verdi:

"Milyonlarca yargı mensubunun önünde kararlar veriliyor. Sürecin bir üst merciinde de karar veriliyor. Özellikle FETÖ davaları gibi kritik davalarda bu konular sulandırılmamalı. FETÖ'ye ontolojik olarak karşı çıkmış insanları da bu süreçlere soktuğunuzda elbette sulandırma olarak yorumlanabiliyor. Bizim güvencemiz bir üst mercinin karar vermesidir. Hafızamız taze, deliller üretilerek mağduriyetler yaratıldı. 300 bin kişi değil 3 milyon FETÖ'cü olsa buna en çok FETÖ'cüler sevinir."

***

"Gerçeğin tespiti, mahkemenin amaçlarından sadece biridir" derler.

"Peki diğerleri nedir" diye sorarsanız, ülkeden ülkeye göre değişir...

Mesela "demokratik bir hukuk devletinde" yargının "kamuoyu algısı yönetme" gibi amacının olmasını asla düşünemezsiniz.

Delil neyse ona göre karar verirsiniz.

Kime ne ceza verirseniz kim ne düşür diye kaygılanmaya başlarsanız, hukuku tesis edemezsiniz, terazi illa ki şaşar.

Adaleti temsil eden Themis'in gözünde bağın işlevi de budur.

Elindeki kılıç havaya kalktığında, Arınç'ın damadı mı, bekar mı, dul mu, öğretmen mi, öğrenci mi, diye sormaz. "Ontolojinize" bakmaz.

***

Bakmamalıdır.

Çünkü bakarsa yanılır...

FETÖ'nün, devlete açık savaş ilan ettiği, seçilmiş meşru hükümeti devirmeye yeltendiği, yani hukuken suça konu olacak bir forma büründüğü günlerde sempati duymaya başlayanları "yapısal olarak" FETÖ karşıtı sanabilir.

Darbeye sayılı günler kala, 29 Ekim 2015'te, "Şimdi cemaati savunma zamanı" yazanların "Atatürkçü" olduğunu düşünebilir...

Darbe günü hedefteki Cumhurbaşkanının adresini ilan eden bir gazetenin "Cumhuriyetçi" olduğuna inanır.

Bugün karanlık oda'larda kitabını yazan, ancak birkaç yıl önce Karşı gazetesinde FETÖ'nün savcılarını cilalayan ekibin "Atatürk'le aldatmalarına" kanar.

Emin Çölaşan'ın, gazetesinin ve temsil ettikleri "kliğin" yapısal olarak FETÖ ile yan yana getirilemeyeceğini düşünenlere, "minik kuş" serisini tavsiye ederim.

Zira Çölaşan'ın köşesinde sık sık değindiği ve "kulağına fısıldananların" kaynağı olarak gösterdiği minik kuş'un ontolojisi de bir hayli ilginçtir.

Biraz "eğlenmek" isteyenlere, Emin Bey'in, FETÖ darbesinin arifesinde kaleme alma ihtiyacı duyduğu "Neredesin Fuat Avni, özledik seni" başlıklı yazısını şiddetle tavsiye ederim.”

5.01.2020 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz