Akademisyenler araştırdı: Suriyeliler ve Gaziantep

Akademisyenler araştırdı: Suriyeliler ve Gaziantep

İŞTE SURİYELİLER İLE GAZİANTEPLİLERİN BENZERLİKLERİ

Gaziantep Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi'nden akademisyenler çoğunlukla orta ve alt orta sosyo-ekonomik mahallelerde yaşayan Gaziantep ve Suriyelilerle ilgili olarak iki yıl boyunca araştırma yaptı. Korona virüsünün etkileri, gündelik hayattaki karşılaşmalar, etkileşimler ve sınıfsal kesişmelerin ele alındığı araştırmayı Gaziantep Üniversitesi'nden Mehmet Nuri Gültekin, Mesut Yücebaş, Muhsin Soyudoğan, Mustafa Doğanoğlu, Sinan Tankut Gülhan, Şenay Leyla Kuzu, Nur İncetahtacı, Ayşen Utanır, Harun Cengiz Karayakupoğlu, Çağrı Aslan, Murat Kaya, Ümran Açıkgöz ve İbrahim Özhazar ve Hacettepe Üniversitesi'nden Reyhan Atasü Topçuoğlu kaleme aldı.

Araştırma SABEV Yayınları tarafından 3 dilde yayımlandı ve kitaplaştırıldı. Care International'in Turkey ve IOM'in katkılarıyla ele alınan 'Gaziantep Monitörü 2020' aldı kitapta birçok perspektife ayna tutuluyor. Araştırmada Gaziantep ve Suriyeliler arasındaki benzerlikler, farklılar, Suriyelilerin uyumu ve daha birçok konu ele alındı.

Bu araştırma aynı zamanda 2018 yılında yayınlanan 'Gaziantep'teki Suriyeliler: Uyum, Beklentiler ve Zorluklar' ve 'Gaziantep'teki Suriyeliler: Başarı Hikayeleri' başlıklı araştırma kitaplarının da devamı niteliğinde.

 

2011'DEN SONRA ALGI FARKLILAŞMAYA BAŞLADI
Kitapta araştırma ekibi adına Dr. Mehmet Nuri Gültekin, ülkemizde Suriyeliler konusuyla ilgili araştırma yapanlar için dikkat çeken ifadeler kullandı. Gültekin bu durum için şunları söyledi: “Türkiye’de göç, mülteciler veya Suriyelilerle ilgilenenler, 2011’den sonra çok daha farklı boyutta gerçekleşen ve işleyen bir olguyla karşı karşıya kaldıklarını zaman ilerledikçe daha iyi anlamaya başladılar. O tarihlerde Türkiye’ye geçebilen Suriyelilerin gün geçtikçe artan sayıları, öncelikli ihtiyaçlarını daha çok ön planda tuttu ki bu, insani krizlerin yönetilmesi ve seyri açısından anlaşılabilir bir durumdu.”

Gültekin'e göre zaman ilerledikçe bu durumun bazı dezavantajları da kendini göstermeye başladı: “Fakat Suriyeliler meselesinde süre geçtikçe, onların hukuksal açıdan tartışmalı konum ve tanımları kadar, başka mevzular da kendini iyiden iyiye hissettirmeye başladı. Barınma, sağlık, eğitim, iş ve çalışma, gündelik hayat etkileşimleri ve karşılaşmaları gibi en temel hususlara dair yüzlerce, belki de binlerce haber ve yorum (çoğu ciddi hatalar ve önyargılarla malul) ana akım medyada ve sosyal medya platformlarında dolaşmaya başladı. Bir kez daha ortaya çıktı ki göçmen ve mülteciler üzerine çalışan, araştırmalar yapan veya bilimsel verilere dayalı açıklamalar için çaba sarf edenlerin en büyük sıkıntısı (hâlâ) sahaya dayalı sağlıklı ve kapsamlı verilerin azlığıydı.”

GETTOLLAŞMA GEREKÇESİ: EKONOMİK
Araştırmanın bir diğer sonucu ise Suriyelilerin kümelendiği bölgeler oldu. İstanbul, Hatay ve İzmir gibi birçok ilde karşılaştığımız örnekler Gaziantep de aynı özelliklere sahip: “Suriyelilerin Gaziantep’te (de) sosyo-ekonomik açıdan yoksul ve düşük gelirli mahallelerde daha yoğun olarak yaşadıklarını göstermektedir. Dolayısıyla Gaziantepliler örnekleminin, daha çok Suriyelilerle aynı sosyal ve fiziki mekanları paylaşanları kapsadığı ve sınıfsal bir kesiti ya da karşılaşmayı içerdiği söylenebilir. Zira, politik, ideolojik, iktisadi ve kültürel etki açısından daha güçlü mahallelerde daha az kayıtlı Suriyeli hanenin olması da meselenin sınıfsal boyutunu daha net ortaya koymakta.”

 


Gaziantep Monitörü 2020, Kolektif, 113 syf, SABEV Yayınları, 2020.

GAZİANTEPLİ VE SURİYELİLER...
Araştırmada dikkat çeken bölümlerden biri de Gazianteplilerin ve Suriyelilerin kültürel etkileşimleri oldu. Özellikle evlilik konusu Gaziantepliler ve Suriyeliler arasında birbirine çok benzer özellikler taşıyor. Bunun oransal değerleri ise şöyle:

Suriyeli: Görücü yüzde 79,0. Akraba: 42,2, Akraba değil: 57,8.

Gaziantep: Görücü 79,8. Akraba: 41,9. Akraba değil: 58,1.

Bunun nedenleri ise şöyle açıklandı: “Akrabalık ilişkileri, bireylerin eğitim seviyesi, evlenme yaşı ve sosyo-ekonomik yapı gibi birçok faktör, evlilik kararını şekillendirmektedir. Öyle ki, eşle akrabalık oranlarına bakıldığında hem Suriyelilerin hem de Gazianteplilerin oranları arasında benzerlik vardır. Araştırmamızda, eşiyle akraba olanların oranı (%42), Türkiye ortalamasının (%23,2) üstünde olduğu halde Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin ortalamasıyla (%42,6) neredeyse aynıdır. Bu yüksek ve benzer oranlar, yoksulluk ve eğitime ulaşmadaki zorluklarla ilgili.”

Öte yandan iki toplum için evlilik süreleriyle ilgili şu tespitlere yer verildi: “Boşanan veya eşini kaybedenlerin oranı Gaziantepliler arasında daha fazla olmasına rağmen, ortalama evlilik süreleri Suriyeliler için 16,4 yıl, Gaziantepliler için 24,7 yıldır. Uzun süreli evliliklerin Gaziantepliler arasında daha yaygın olması savaş sonrası dönemde Suriyelilerin daha fazla oranda evlenmesiyle alakalı olduğu gibi yaşlı nüfusun Gaziantepli örnekleminde daha fazla temsil edilmesiyle alakalı olduğu anlaşılmakta.”

 

İKİ TOPLUMDA DA KADINLAR İŞ YAŞAMINA DAHİL DEĞİL
Bir başka benzerlik ise her iki toplumda da kadınların iş hayatına ne kadar dahil oldukları oldu: “Görüşülen Suriyelilerin %62’si halihazırda, Gaziantep’te çalışmamaktadır. Kadınların işgücü piyasasına katıl(a)mamaları, oranın bu denli yüksek olmasının en temel sebebidir. Zira bu araştırma kapsamında görüşme gerçekleştirilen Suriyeli katılımcıların %52’si kadındır ve bu kadın katılımcılar içerisinde %87 gibi yüksek bir oranın ücretli bir işte çalışmadığı görülmektedir. Nüfusun gençliği, hane büyüklüğü ve ortalama çocuk sayısı (4,5) düşünüldüğünde, kadınların bakım yükümlülüklerinin ağır olduğu açıktır. İlaveten, pek çok kadının Suriye’de de bir çalışma deneyimi olmamıştır. Öte yandan, Gaziantepliler, Suriyelilere göre, daha yüksek oranda (%76,5) çalışma yaşamına katılmaktadırlar. Ancak, Gaziantepliler açısından da iş ve çalışma ilişkileri bağlamında cinsiyet önemli bir etkendir. Zira bu çalışma kapsamında görüşülen Gaziantepli katılımcıların %61,7’si kadındır ve bu kadınların %93,3’ü çalışmamakta. Suriyeli ve Gaziantepli kadınların ücretli iş yaşamına dâhil ol(a)maması, bu alanın erkeklerle özdeşleştirildiği kültürel bağlamla doğrudan ilişkili.”

BORÇ DURUMLARI VE YARDIM...
Her iki toplumda borç durumları ise şöyle: “Suriyelilerde kredi kartı sahipliği yok denecek kadar azdır. Gazianteplilerde bu oran üçte bire yaklaşsa da Türkiye ortalamasının çok altındadır. Yine de en çok borçlu olunan kurumların başında bankaların gelmesinin en önemli nedenlerinden birisinin, kullanılan kredi kartları olduğu, COVİD-19 sürecinde temassız alışveriş ve internet alışverişinin tercih edilmesinin bunu daha da pekiştirdiği muhakkak. Parasal olmayan yardım kategorisinde, Suriyelilerin, en çok yararlandığı kalemlerin, sağlık ve eğitim olduğu görülmektedir. Bu kalemlerde, Gazianteplilerin oranı çok düşük görünmektedir. Bunun temel nedeni, bu tür yardımların Gazianteplilerce yardımdan sayılmaması olabilir. Zira, Yeşil Kart uygulamasının, sağlık ve ilaç ihtiyaçlarını kendisi karşılayamayan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının çoğunu kapsadığını biliyoruz. Haneler için esas önemli yardım kalemleri olan gıda ve kömür yardımlarında, Suriyelilerin Gazianteplilerden çok daha az yardım alabildikleri ortaya çıkmakta.”

SURİYELİLER SOSYAL MEDYAYI DAHA ÇOK TAKİP EDİYOR
Bir diğer konu ise Suriyeliler ve Gazianteplilerin sosyal medyayı takip etme nedenleri. Araştırmaya göre Suriyeliler en çok sosyal medyayı takip ederken Gaziantepliler ise bilgileri televizyonlardan takip ediyor. Korona virüsü sürecinde Suriyeliler, Gazianteplilere göre daha az bilgi alabildi. Bu süreçte işten çıkartmalarla ilgili de şu bilgiler yer aldı: “Göçmenler, genelde, enformel işlerde çalıştığı için, COVID-19 sürecinde %27’sinin işini değiştirmesi şaşırtıcı değildir. COVID-19 sürecinde, işten çıkarılma ya da ücretsiz izin verilmesi, Suriyeli göçmenlerde Gazianteplilere göre daha fazla olmuştur.”

GELECEK KAYGILARI...
Araştırmada öne çıkan bölümler arasında Gaziantepliler ve Suriyelilerin yaşadığı gelecek kaygısı yer alıyor: “Gaziantepliler, son on yıla kıyasla, gelecekle ilgili kaygılarının arttığını söylemektedirler. Buna karşın Suriyelilerin, ilk geldikleri zamana kıyasla, gelecekle ilgili kaygıları çok daha düşüktür. Burada, iki faktörün altını çizmek gerekir: Son yıllardaki ekonomik durgunluk ve Suriyelilerin varlığı, Gazianteplileri karamsar yaparken, çok kötü koşulları atlatabilmiş Suriyeliler için durum, daha pozitif hissedilmektedir. Göçün travmatik etkilerinin zamanla azalması, yeni sosyal ortama adaptasyon sağlamaları ve belirli bir çalışma ortamına kavuşmalarıyla daha stabil bir yaşam sürdürmeleri geleceğe dair hissettikleri kaygıyı azaltmıştır. Son olarak gelecekle ilgili umutlarını derecelendirmeleri istendiğinde Gazianteplilerin kararsız, Suriyelilerinse umutlu olduğu söylenebilir.”

İngilizce, Türkçe ve Arapça yayımlanan kitaba katkı veren yüksek lisans öğrencileri ve diğer isimler şöyle: Nil Özdurdu, Esra Aydın, Osman Tarık Onaran, Menekşe Hazan Arancak, Gülsena Kırmaz, Moges Mekonnen Shalla, Ahd Alnajjar, Büşra Yentürk, Kübra Tamer, Eda Özçelik, Halil Ecer, Muhammed Yeşilgül, Ziad Alahmad ve Mehmet Çiçekli. Arif Şerif, Muhammed Nur Hüseyin, Sıma Dabbit ve Sevsen Elabdullah , Kenan Bayrak, Gülay Kınacıgil, Mete Yıldırım ve Elif Polat.

Hacı Bişgin ÖZEL HABER

https://www.gazeteduvar.com.tr/akademisyenler-arastirdi-suriyeliler-ve-gaziantep-haber-1524397

5.06.2021 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz