Bilin bakalım Erdoğan'ın akıl hocası kim çıktı?

işte o rapor

Türk lirasındaki rekor değer kaybının ardından hayat pahalılığı her alanda kendini daha fazla hissettirirken, Cumhurbaşkanı Erdoğan “ekibiyle” ekonomi yol haritasını anlatacaklarını açıkladı.

Odatv'in haberine göre; Yıldızlar SSS Holding Mali ve İdari İşler Grup Başkanı Şefik Çalışkan imzalı “TCMB 18.11.2021 Toplantısı Sonrası Ekonomik Görünüm” başlıklı bir rapor yayımlandı. Raporda; Erdoğan'ın “faiz sebep, enflasyon netice” tezi şiddetle savunulurken, sık sık bu doğrultuda ifadeler yer alıyor. Raporun, Erdoğan'ın savunduğu tezler ile paralelliği dikkat çekiyor.

Çalışkan raporunda; ısrarla ve altını çize çize faiz indirimini savunurken, bu konuda uyarılar yapan iktisatçılara da karşı çıkıyor. "Faiz düşürmeye devam edilmelidir" diyen Çalışkan, 2022 Haziran ayı için ekonominin düzeleceği iddiasında bulunuyor.

ŞEFİK ÇALIŞKAN KİMDİR

Nevşehir doğumlu olan Çalışkan, şiddetle faiz indirimini savunuyor.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler mezunu olan Çalışkan, Gazi Üniversitesi'nde Yüksek Lisans yaparken, "İslam Konferansı Teşkilatı" konulu da bir tez yazdı.

Çalışkan’ın şirketi; Trabzonlu iş adamı Sebahattin Yıldız’ın patron olduğu Yıldızlar SSS Holding, Türkiye’de en fazla maden ruhsatı alan şirketler arasında olmasıyla biliniyor.

Çalışkan, aynı zamanda, banka kökenli bir isim...

RAPORUNDA NE YAZIYOR

Peki, Çalışkan'ın raporunda neler yazıyor?

Çalışkan'ın raporunda, "MB’nin faiz indirmesi ve indirmeye de devam edecek olması, ülkemiz ve dünyanın içinde bulunduğu iktisadi gerçeklerle uyumlu olmadığı ve uygulanan politikanın ülkemizi bir felakete sürükleyeceği yönünde iktisatçılarımız tellallık yapmaktadır" şeklinde görüşler aktarılıyor.

"Erdoğan, gerçek ve doğru hedefe doğru silahla hücuma geçmiş bir liderdir" diyen Çalışkan, 20. yüzyıl iktisadi düşüncesinin kutuplarından bahsettiği raporunda, dünyadaki ekonomik duruma da yer veriyor.

"Yaşanan krizde faizleri düşürmek, dünyadaki tüm finansal çevrelere savaş açmak demektir. Çünkü sıcak paracılar dünyadaki tüm ülkelerin hazine bonolarına yatırım yaptılar ve para kazanamıyorlar. Kripto varlıklar ve teknoloji şirketlerinde fiyatlar balon yapmış durumda her an patlayabilirler" diyen Çalışkan, "Nitekim Kripto paralardaki istikrarsızlık ve teknoloji alanındaki hızlı gelişmeler sıcak paracıları tedirgin etmekteler. Sıcak paracılar son saldırıları emtia ve temel tüketim mallarının temsil eden kağıtlara yaptılar. Bu nedenle ÜFE tüm dünyada arttı. Bizim gibi ülkelere içerdeki mandacı ile dışarda da kendini otorite sanan iktisatçılar aracılığı ile faiz yükseltmek için baskı kurmaya çalışmaktalar. Dünya FED,AMB, BOJ, İngiltere merkez bankaları, enflasyonu sebeplerini geçici olarak ilan edip para politikasında değişikliğe gitmezken, bizim mandacı iktisatçılarımız onların bu davranışında keramet kehanet ararken, bizim merkez bankasının son derece akıllıca yürüttüğü politikayla aklarınca kafa buluyorlar" ifadelerini kullanıyor.

"YAP-İŞLET-DEVRET MODELİYLE..."

Dünyadaki gelişmelerin Türkiye'nin lehine olduğunu iddia eden Çalışkan, raporda şu görüşleri savunuluyor:

"Ülkemiz bu krizi 2008’den daha hazırlıklı ve tecrübeli olarak karşılamaktadır. Hükümetin bankaların yurt dışı swap işlemlerini sınırlaması, bireylerin döviz borcunun değil  döviz varlıklarının olması, ihracata çalışan şirketlerin dışında döviz borcunun olması, bankaların açık pozisyonlarının bulunmaması, hükümetin iktidara geldiği günden bu yana döviz faizlerinin ve kurun düşük olduğu konjonktürden yararlanarak inanılmaz bir alt yapı projelerinin tamamına yakının bitirmiş olması, finansman modelinde adeta “Halil İbrahim bereketi” diyebileceğimiz yap işlet devret modeli ile çalışması, ithal kalemlerimizin dolar ihraç pazarlarımızın avro olması, Akdeniz havzasındaki turizm rakiplerimizin avronun artmasından dolayı bizimle yarışamaması, savunma sanayindeki ve salgınla mücadelede yüz akı projelerin devreye alınması ile ülkede morallerin münafık muhalifler hariç yüksek olması; Suriye, Libya Karabağ’da alınan başarılı sonuçlar, geçen yıla göre 2,251 bin yeni istihdam yaratma ve bunun 781 adedinin salgında dahi hiç kapanmayan sanayi sektöründe gerçekleşmesi, artan kurlar nedeniyle ihracattaki artış ve yurt dışı ÜFE’nin olduğu gibi ihracat fiyatlarına kur artışları sayesinde yansıtılması, Ağustos ve Eylülde 2,5 milyar dolara yakın cari fazla vermemiz, tüm olumsuz gelişmelere rağmen Ekim bütçe gerçekleşmelerinin geçen yıla göre inanılmaz performans göstermesi, seçime 20 ay olmasından dolayı ülkedeki siyasi istikrar, cumhurbaşkanımızın kararlılığı ve sorumluluğu üzerine alması, 2008 krizinde “kriz bizi teğet geçecek” söyleminden sonra tüm dünya %6,1, Türkiye %4,6 küçülmüşken ertesi yıl ülkemizin küçülmenin neredeyse iki katı büyürken dünyanın küçülmeyi telafi edecek kadar büyümemesi, navlun fiyatlarının aşırı artışı ve imalat sanayinde en büyük rakibimiz olan Çin’e karşı Avrupa pazarında karşılaştırmalı üstünlüğü ele geçirmemiz, yılın yarısı için açıklanan büyüme rakamlarına göre kapasite artırımını temsil eden makine ekipman yatırımımızın coşması, ülkemizin bu krizden de anlının akıyla çıkacağını ve bu krizin ülkemiz için bereket getireceğinden hiç şüphemiz bulunmamalıdır."

"BÜYÜK FIRSATLAR SUNUYOR"

"Hükümetin kur ve dünya da dolar faizleri düşük, para bol iken yaptığı ve tamamladığı alt yap projeleri ve ekonomide aldığı birtakım tedbirler büyük fırsatlar sunmaktadır" görüşünü savunan Çalışkan, "Başkanlık sistemi sayesinde siyasi istikrarın olması ise ayrı bir şanstır. Ekonomik krizden korunmak için TL faizlerin düşürülmesi ve kurların yükselmesi ekonomimize zarar (işsizlik ve hayat pahalılığının artması) vermeyecek tam tersine ülkemizde istihdam ve refahı artıracaktır. Eski Türkiye’de uluslararası krizlerde faizler yükseltilir, kurlar devalüe edilir, insanlar işten çıkarılır ve enflasyon da yükseltilerek ülke fakirleştirilirdi. İMF/Dünya bankası gibi kuruluşların kapısı çalınır, bunların uyguladıkları her reçete, sıcak paracıların çıkarını düşünen kısa sürede rahatlama sağlayan orta ve uzun vadede ülke sanayisini yok ederek tekrar krize davetiye çıkarırdı" ifadelerine yer verdi.

"FAİZ DÜŞÜRMEYE DEVAM EDİLMELİ"

Hükümetin krizlere hazırlık için yaptıklarını tek tek maddeler halinde sıralayan Çalışkan, yapılması gerekenlerin başında, "Faiz düşürmeye devam edilmelidir" diyor.

10 madde sıralayan Çalışkan'ın raporunda şunlar yazıyor:

"1 Faiz düşürmeye devam edilmelidir. Faiz oranı ne olmalıdır? Faizlerin arz talebe göre belirlenmesi gerektiği bir piyasa efsanesidir. Dünyada hiçbir ülke buna izin vermemektedir. Faizler ekonomi yönetiminin bir aracıdır ve hükümetler ülkenin ihtiyacına göre bunu belirlerler. Faizleri enflasyonun belirlediği ise tam bir safsatadır. Nitekim 2008 krizinden sonra o kadar para basılmasına ve faizlerin negatif olmasına rağmen enflasyonun olmayışı faiz teorisi ile gerçekler arasında nasıl bir asimetrinin olduğunun en açık delilidir. Buna rağmen bizim mandacı iktisatçıların hala putlarından vazgeçmemesi tamamen münafıklıklarından kaynaklanmaktadır. Hayek’in deyimi ile ortalama bir gösterge olan enflasyon oranının faizler için doğru bir kılavuz olması imkansızdır. Buna rağmen faiz oranları ne olmalıdır? Faiz oranlar en kötü ihtimalle ülkedeki GYSİH’nın büyüme oranı kadar olmalıdır. Yine Hayek’ten hareketle sermayenin(=tasarrufun) diğer üretim faktörlerinin geliri kadar geliri olmalıdır. Ülkemiz %7 büyüyorsa sermayenin de geliri %7 olmalıdır. Politika faizi de ülkedeki ihtiyaç olan yatırımların yapılması ya da kapasite fazlalığı olan alanlarda yatırımın caydırılması için bu oranın üzerinde ya da altında olmalıdır. Bu önermeden hareketle ülkemiz ilk altı ayda 14,4 büyümüştür faizlerin bu seviyede olması gerekir. Teşvik edeceğimiz alanlarda faiz oranı bu rakamın altında caydıracağımız alanlarda ise bu rakamın üstünde uygulanmalıdır.

2 Enflasyon oranı ne olmalıdır? Bizim gibi çift paralı ve sermaye serbestliği olan ülkelerde öncelikle fiyatlardaki yükselmenin fiyat artışı mı enflasyon mu olduğunun iyi ayırt edilmesi gerekir. Şayet ülke ekonomisi cari açık veriyor ve fiyat yükselmesi oluyorsa bu durumda cari açığa neden olan alanlarda üretimi artırmak için faizleri düşürmek, cari açık tüketim malları ithalatından kaynaklanıyorsa faizleri tüketim malı üretimini artırmak için yine düşürmek ve fakat tüketim maddeleri ithalatlarına yüksek miktarda ya gümrük vergisi ya da ÖTV koymak gerekir.

3 Cari açığı olan bizim gibi ülkede fiyatların yükselmesinden dolayı sabit gelirlilere zam verirken de dikkatli olunmalıdır. Fiyatların yükselmesinin fiyat artışı mı enflasyon mu olduğunun ayrımına iyi varılmalıdır. Şayet fiyat yükselmesi fiyat artışı niteliğinde ise sabırlı olunmalı piyasa kendi kendine dengeye gelmesi beklenmelidir. Fiyat artışı, kurların yükselmesine dayanıyorsa, bizdeki gibi, zaten piyasa işçi fiyatlarını rekabetten dolayı artıracaktır. Bu son derece sağlıklı bir artıştır. Ayrıca ihracata dayalı sektörlerde artan işçi ücretleri kendine diğer sektörlerden işçi çekecek, diğer sektörlerde şayet işçi fiyat artışlarını müşterilerine yansıtabilirlerse işçilerin fiyatını artıracaktır yansıtamazlarsa daha az işçi ile daha çok ücretle ve verimliliklerini artırarak çalışabileceklerdir. Ülke olarak yıl başında asgari ücretlerde ciddi bir artış yapılmalıdır. Bu sayede artan işçilik giderleri şirketleri daha verimli çalışmaya itecektir. Artan işçi fiyatlarını artan kurlardan dolayı fiyatlarına yansıtabilen ihracatçı firmalar daha rahat işçi bulurken, bunu fiyatlarına yansıtamayan iç pazara çalışan firmalar daha verimli çalışmaya geçecektir. Bunun izi yurt dış ÜFE de gözükmektedir. İhracatçı firmalar maliyet artışlarını kur artışı sayesinde satış fiyatlarına yansıtmış bulunmaktalar. Yurt içi ÜFE ile TÜFE arasındaki fark ise şirketlerin yurt içi maliyet artışlarını fiyatlarına yansıtamadıkları aradaki farkı verimlilik ile aştıklarını göstermektedir. Aksi halde zarar ederlerdi. Oysa borsa şirketleri başta olmak üzere kârlılıklarında ve KV tahsilatlarında artış vardır.
4 Ülkede enflasyonun olmaması ve refahın artması için mutlaka cari fazla verilmesi, bu sayede tasarrufların ve sabit sermaye yatırımlarının artması gerekir. Tasarruflar arttığında sermayenin katma değerden aldığı pay oransal olarak düşecek, sabit sermaye yatırımları arttığında da girişimci verimlilikten dolayı kârlılığını artıracak ve işçi ücretlerini yükseltecektir. Artan işçi ücretleri de ülkede satışı canlı tutarak işveren kârlılığını ve kamu gelirlerini istikrarlı tutacaktır.

5 Enflasyon oranı ne olmalıdır? Dünyada yapılan araştırmalar ve gözlemlere dayanarak yıllık enflasyon oranının %2,5 seviyesinde olması ekonomileri deflasyondan (=işsizlikten) koruduğunu göstermektedir. Bu rakamın altı, ülkede işsizliğe neden olurken üstü de gelir dağılımını bozmaktadır. Nitekim FED ve AMB de enflasyonu yıllık %2’nin üzerine çıkması için çalışmaktadır. Salgından dolayı yaşanan artışı da geçici olarak varsaymakta ve para politikasını değiştirmemektedir.

6 MB para yaratırken mutlaka arz ve talebe göre para yaratmalıdır. Hazine tahvillerine dayalı bir para yaratımını en az seviyeye indirmelidir. Arz yönlü para yaratmak, bizim gibi cari açığı olan ülkeler için mutlaka ihracatçı firmalara kullandırılan reeskont kredileri üzerinden olmalıdır. Bugün ihracat reeskontları için limit 30 milyar dolara çıkmıştır, bu yetmez! Daha da artırılmalıdır. Bankların MB ve BDDK düzenlemelerinde birtakım yükümlülükten kurtulabilmeleri için ihracat kredileri portföylerinin büyüklüğü esas alınmalıdır.

7 İthalat yaptığımız kalemlerin yurt içi üretimi ve ürünlerin sözleşmeli yapılması ya da avans verilmesi için de MB inisiyatif almalı ve bu alana da reeskont kredisi tahsis etmelidir. Örneğin TMO ya da birlikler üzerinden yağlı tohum benzeri ürünlerin yurt içi üretiminin artması için reeskont kredisi birlikler aracılığı ile kullandırılmalıdır.

8 MB bankası kredi kartı ile yapılan alışverişi de APİ’ye konu yapmalı, hâlen aylık 130 milyar TL işlemi sıfır faiz ile ertesi gün ya da haftada bir gün reeskonta tabi tutarak piyasaya vermelidir. Böylece esnafın kartlı alışverişlerde komisyon kaybının ve vadeli satışının önüne geçmelidir. Kredi kart ödemeleri için de bankaları gecelik fon bulmadan kurtarmalıdır.

9 Maliye Bakanlığımız, Kredi kartı ile alışveriş yapan ve POS sistemi ile satış yapan şirketlerimize bankaların verdiği gibi hediye puanlar vermeli ve alışveriş işlemlerinde nakit miktarını sıfıra indirmelidir. Bunun için gerekli teknolojik alt yapımız ve nüfusumuzun yaş ortalaması da çok uygundur. Salgından dolayı dijital alışverişe olan yatkınlık yaşlılarımızda bile tahminin ötesinde artış kaydetmiştir. Bununla ilgile tüm altyapı hazırdır.

10 Ülkeni pasifinin (=tasarruflarının) artması için acilen kıdem tazminatı fonu kurulmalıdır. 14 milyon ücretli çalışan 2 milyon esnaf ve 4 milyon devlet memuru bu fona bağlanmalıdır. 20 milyon çalışandan en az asgari ücret kadar fona para yatırılsa yıllık 60 milyar TL civarında fon birikecektir. Bu fonun tamamı kurumlar ve gelir vergisi matrahından düşülerek karşılanmalıdır. Böylece şirketlerin kucağında saatli bomba gibi duran kıdem yükümlülüğü ortadan kalkmış olacak. İşçilerin sadece %10’unun yararlandığı bu haklarından yüzde yüzü yararlanmış olacak, kamu da çok uzun vadeli TL kaynaklarla borçlanabilecektir. Burada biriken fonlar da İşveren, işçinin faydalanacağı kamu projelerinde değerlendirilmelidir."

2022'Yİ İŞARET ETTİ

Çalışkan raporunda, düşük faiz yüksek kur politikasına devam edilmesi durumunda ekonominin 2020 Haziran'ında düzeleceğini ileri sürüyor.

"Bu yılı düşük bir cari açık ya da başa baş kapatacağız" diyen Çalışkan, "Kurların böyle devam etmesi durumunda dış ticaret açığımız kapanacağı gibi turizm geliri ile 2022 yılını 15 milyar dolar cari fazla ile kapatmamamız sürpriz olacaktır" diyor.

"Gerekirse MB ya da hazine dolar satın alarak kura müdahale etmelidir. Bu gidişle özellikle sanayi istihdamında büyük artış olacaktır" görüşünü savunan Çalışkan, "Enflasyonun dar gelirliler üzerindeki etkisini hafifletmek için 2022 yıl başı ve temmuz ile 2023 yılbaşında yapılacak zamlarla azaltılmalıdır. Ancak istihdamdaki ve cari fazladaki artış kamunun vergi gelirlerini de artıracak ve piyasada borçlanabilir kayak artacağından faizler de düşecektir" diyor.

Son olarak Çalışkan, "Uygulanan politikanın bilinçli, zorunlu, doğru ve tutarlı bir politika olduğu açık ve seçik vatandaşla anlatılmalıdır" derken, muhalefet ile de bu konuda tartışmaya girilmemesi gerektiğini söylüyor.

05 Ara 2021 - 17:26 - Siyaset



göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.



Anket İmamoğlu Cumhurbaşkanlığına Aday Olursa Oy Verir misin?