Gün, rüzgâra karşı yürüyebilen, ateşi tutabilen ve kral çıplak diyebilen gerçek aydınların, devrimcilerin günüdür."

Gün, rüzgâra karşı yürüyebilen, ateşi tutabilen ve kral çıplak diyebilen gerçek aydınların, devrimcilerin günüdür."

Akıl gözü açık olan herkes görür ve bilir ki, bu sömürgeci sistem ve onun kurumları bir devrimle baş belâsı olmaktan çıkarılmadıkça, bin yıl da geçse ezilenler köle kalmaya devam edecekler. Ve bin yıl daha DEMOKRASİ YALANLARI VE DALAVERELERİ ile aldatılacaklar.

Devrim yapma niyetimizin olmadığı şuradan belli ki, Tayyip Cumhuriyeti bizi kapıdan kovuyor, biz bacadan içeri girmeye çalışıyoruz. Bacadan kan ter içinde girerek, kendi arzumuzla esaret zincirine boynumuzu uzatıyoruz.

Aşağıda dikkat çekeceğim vahim hataları zamanında ben de yaptım; tarihe özür borcum vardır.

Devlet milletvekili dokunulmazlığını kaldırıyor, milletvekillerini dayak atarak hapse tıkıyor; biz yine de o Militarist Meclis'e yapışıp kalıyoruz. Milletvekili olmak ve o devlet rozetini takmak için can atıyoruz.

Tayyip Devlet'i, belediye başkanlarını ve belediye meclis üyelerini görevden alıp onların yerine kendi memurlarını atıyor, biz oyuncağı elinden alınmış çocuklar gibi avaz avaz tepinip göreve iade edilmeyi istiyoruz.

Bu devlet ki, Hitler'den kopyaladığı yöntemlerle şehirlerimizi bombalayan, taş üstünde taş bırakmayan bir devlettir. Binlerce insanı acımasızca katletti, ama biz yine de onun bir parçası olmak için çırpınıp duruyoruz. Bilmiyoruz ki, Birçoğumuz milletvekili, belediye başkanı, belediye meclis üyesi, il genel meclis üyesi, muhtar, avukat, öğretmen, hâkim, savcı, mühendis, müdür, memur...olup bu faşist düzenin vidaları haline geldik, ona kan taşıdık, yardım ve yataklık yaptık. Altımıza birer koltuk sürerek bizi köle ettiler. Boynumuzda bir kravatla -zincirle- devletin kapısına bağlandık. Özgürlüğümüzü, onurumuzu ve şerefimizi boynumuza geçirilen o esaret zinciri için feda ediyoruz.

İşte bu nedenle çoluk çocuk naylon çadırlara hapsedilen Şırnaklılara kör ve sağırız.

Tayyip Cumhuriyeti son zamanlarda daha da doruğa çıkan pervasızlıklarıyla aslında ayağına kurşun sıkmıştır. Ne var ki, Kürt ve Türk muhalif hareketler tarihin ayaklarına getirdiği şans topunu NEDENSE kaleye atmıyorlar! Aslında hepimiz aynı durumdayız ve aynı günaha ortağız. Hiç değilse Suriyeli göçmenler gibi sınır kapılarına yürüyüp dünyayı gömüldüğü sağırlıktan uyandırabilirdik.

Peki, nereden başlamalı, çıkış yolu nedir? Başka makalelerde de yazmıştım.

1- Devrimci Hareketler ve kişiler (Kim kendini böyle görüyorsa) bir ÖZGÜRLÜK KONFERANSI toplamalıdırlar. Konferans, devrime götürecek projeleri ve yol haritasını belirlemeli ve hemen halka gitmelidir.

2- Konferans, gelecek özgür hayatı anlatan bir Devrim Manifestosu yayınlamalıdır. Türkiye ve Kürdistan emekçi halkları yapılacak devrimin kendileri için nasıl cennet bir hayat sağlayacağını o manifestoda görebilmeli ve vaat edilen hayatı tüm ihtişamı ve cazibesiyle hayallerinde canlandırabilmelidirler.

Halk devlet yönetiminde, siyasette ve ekonomide nasıl söz ve karar sahibi olacak? Devleti ve devletin yöneticilerini nasıl yönetecek? Hangi şartlarda çalışıp üretim yapacak? Holdinglerce hortumlanan petrol, doğalgaz, elektrik, kömür, altın, kron ve sayısız ülke zenginliklerine nasıl kavuşacak ve bu zenginliklerden ne şekilde pay alacak? Halk işte bu soruların cevabını o manifestoda görür ve gelecek düzenin kendisine sağlayacağı zenginliğe ve özgürlüğe inanırsa hiçbir güç ona dizgin vuramaz, onu yolundan alıkoyamaz.

3- Türkiye ve Kürdistan ezilenlerinin bu devrimi sivil karakterli ve kansız olmalıdır. Böylece hem yerel, hem evrensel pınarlardan beslenip dünya halklarının enternasyonal desteğini almış olur.

4- Zincir örgütlenmesi modeli ile her halktan esnaflar, köylüler, işçiler, memurlar, işsizler, kadınlar, gençler....birbirine bağlı halkalar halinde örgütlenmeli ve düzen çelikten bir ağla kuşatmaya alınmalıdır. Hiçbir kuvvet elektrik akımı gibi hızlı hareket etme kabiliyetine sahip olan bu zincir örgütlenme ağında gedik açamaz ve o ağa teslim olmaktan kurtulamaz.

5- Yukarıda da belirtildiği gibi, tüm dünya devletlerinde idari, siyasi ve ekonomik çarklar halkın işbirliği ile döner. Bu işbirliği bitirildiğinde, yani halk kendini geri çektiğinde, düzene kan taşıyan çarklar birkaç ay içinde hurdaya dönecekler.

6- Bu konferans öncülüğünde; ezilen Türkler, Kürtler, Aleviler, Araplar, Çerkesler, Ezidiler, Süryaniler, Ermeniler ve diğer mazlum halklar DEVLET, EKONOMİ VE ANKARA SİYASETİNDEN çekilmeli, sivil itaatsizliğin bir üst aşaması olan siyasal ve ekonomik itaatsizliğe geçiş yapmalıdırlar. Devletten çekilme ile kast edilen şey, bu düzenin A'dan Z'ye tümüyle reddedilmesidir.

Devlet ve PKK arasındaki kanlı çatışmaları durduracak ve gençlerin hayatını kurtaracak projelerden biri de budur.

Seçimler bu düzende halkın koşulacağı esaret boyunduruğunu seçme özgürlüğü olduğu için seçim sandıkları boş olarak geri gönderilmelidir. Hangi işbirlikçi milletvekili veya belediye başkanı olacaksa canı cehenneme! Binlerce köy, kasaba ve mahalle muhtarsız ve azasız kalacak ve böylece düzen elsiz, ayaksız bırakılmış olacak.
Sadece seçimle gelinen kurumlarla değil, nüfus, eğitim, vergi, yargı ve diğer tüm kurumlarla da ilişki kesilmelidir. Böylece devletin içi boşalacak ve devlet daireleri, okullar birçok il ve ilçede in cin top oynayan mekânlara dönüşecek.
Bu geri çekiliş gerçekleştirilirken, devrimci güçler de halkı örgütleyip devrimin inşasına girişecekler.

7- Sömürgeci ekonomi çarkının halkın alın teri ile döndüğünü biliyoruz. Halk günlük ihtiyaçlarını karşılayabilmek için her adım başı haraç verir gibi devlete ve ekonomi sektörüne para yağdırıyor. Telefonda konuştuğu her saniyede, arabasına aldığı her gram yakıtta, evine aldığı her lokma ekmekte, içtiği her nefes sigarada, harcadığı her damla suda vergi adı altında haraç ödüyor, söğüşleniyor.

İşte bu vahşi sömürüye kapsamlı bir boykot ve ekonomiden çekilmeyle cevap verilecek. Yaşamsal olmadıkça para kullanılmayacak, alışveriş yapılmayacak. Ekonomi ile ilişkiler askıya alındığında sömürgeci ekonomi birçok yerde kan kaybına uğrayarak ağır bir şoka girecektir. Ekonomi sektörü mal ve hizmetlerini eskisi gibi satamayacak, birçok fabrika kapanacak, her il ve ilçede mantar gibi biten dev marketler, bankalar, büyük şirketler pek çok yerde kapılarına kilit vurmak zorunda kalacaklar. Ekonomi çarkı darbe alınca devlet; asker, polis, bürokrasi, savaş uçakları, tomalar, bombalar, silah, cop ve zehirli gaza harcadığı o devasa vergi gelirlerinin bir kısmından mahrum kalacak.

Suya atılan bir çakıl taşının büyüyen dalgalar oluşturması gibi, fitili ateşlenen bu mücadele, kartopu büyüyerek toplumun tüm uzuvlarına yayılacaktır. Böylece düzen hızla baş aşağı sürüklenecek, yağmurun ve rüzgârın aşındırdığı yaşlı bir harabe gibi yıkılıp toz olacaktır. Bütün bunlar olurken, halk da devrimcilerin öncülüğünde temelini attığı kendi ekonomisini, yani halk ekonomisini kuracaktır.

Günlük yaşamın çeşitli alanlarını kapsayacak böyle bir geri çekilmenin, yani genel bir ambargo ve grevin Hakkâri, Diyarbakır, Şırnak, Van, Dersim, Siirt, Mardin, Urfa, Ağrı, İçel, Adana, İstanbul, İzmir, Kars, Iğdır ve daha pek çok ilde ortaya çıkaracağı göz kamaştırıcı manzarayı bir an için hayal edin!

Dünyanın hangi güçlü hükümeti halkın başlatacağı böyle geniş çaplı bir ambargonun önünde şok geçirmez?

Bu ön hazırlıklardan sonra devrimci sivil güçler milyonlarla birlikte meydanlara çıktıklarında artık devrim başlamış demektir. O gün her şehir bir özgürlük kalesi, her meydan bir özgürlük meydanı olacaktır.

O bilge insanın ışık saçan sözünü bir defa daha tekrarlıyorum: "Gün, rüzgâra karşı yürüyebilen, ateşi tutabilen ve kral çıplak diyebilen gerçek aydınların, devrimcilerin günüdür."

Mahmut Alınak

22 Eyl 2016 - 00:00 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.


tiktok takipçi satın al