Yolsuzluk operasyonu öncesi Fethullah Gülen hangi işadamlarıyla buluştu

Yolsuzluk operasyonu öncesi Fethullah Gülen hangi işadamlarıyla buluştu

Bakan çocuklarına yönelik yolsuzluk operasyonu öncesi Fethullah Gülen Pensilvanya'daki evinde işadamlarıyla buluştu. Buluşmaya Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) Yönetim Kurulu Başkanı Rızanur Meral ve Genel Sekreter Mustafa Günay katıldı. Gülen bu buluşmanın gerçekleştiği gün "Doğruluk, sadâkat ve iş hayatının sâdıkları" konuşmasını yaptı. Bu konuşma 15 Aralık'ta Gülen'in konuşmalarının yayınlandığı internet sitesi herkul.org.'ta yayımlandı.

'İKTİDARIN ÖMRÜ UZUN SÜRMEZ'

Taraf gazetesi yazarı Mehmet Baransu ise 23 Nisan 2013 günü yazısında "AK Parti 'hırsızlık, yolsuzluk, usulsüzlük yapanlar' ve bunların kamudaki ortaklarını kurtarmak için son bir yıldır gece yarısı bir dizi düzenleme yapıyor." dedi. Yazının başlığı ise, "İktidarın ömrü uzun sürmez".

Meclis'teki bütçe görüşmeleri sırasında CHP'li milletvekilleri sık sık "Sayıştay raporları nerede?" sorusunu gündeme getirdi. Baransu aynı yazıda, "Hırsızlarla ortaklık yapan AK Parti'nin kamu kurumundaki elemanları ve bakanlar bir kez daha yargıdan kaçırıldı. Zincirin son halkası ise Sayıştay Kanunu'nda yapılması düşünülen değişiklik oldu. Sayıştay artık etkisiz bir kurum olarak, yolsuzluk ve usulsüzlükleri tek başına inceleyemeyecek." dedi.

Baransu yazısını Ankara'daki bir kaynağının şu sözleriyle bitirdi; "Gerçekler bir gün ortaya çıktığında iktidarın ömrü öğlenden ikindiye kadar sürmez."

Gülen'in işadamlarının katıldığı sohbet üç gün önce Herkul.org'da yayınlandı. Gülen konuşmasında özetle şunları söyledi:

"Tuskon'daki arkadaşlar -Allah sa'ylerini meşkur etsin, birlerini bin etsin- o sistemi belli ölçüde Türkiye'de oturttukları gibi... İnşaallah bir gün tamamıyla oturur, en şiddetli ekonomik krizler karşısında bile sarsılmayacak kadar çok sağlam statiklerle, blokajlarla meseleyi Türkiye'nin içinde öyle oturturlarsa, o sistemi aynıyla bütün dünyada da uygularlar Allah'ın izniyle. Belli ölçüde yapılıyor bu şu anda. Çok ciddi bir teveccüh var, itimat var. Arkadaşların anlattıklarına göre; devlet başkanları ya da o ülkenin ticaretiyle, sanayisiyle meşgul olan bakanları "Biz bu projeyi sizinle realize etmek istiyoruz!" diyorlar. İnşaallah öyledir. Allah bizi kardeşlerimizle, kardeşlerimizi de bizimle utandırmasın. İnşaallah utandırmayacaklar, hep öyle gidecek, hep güven vadedecekler. Mesele belli ölçüde oturmuştur. Fakat bütün dünyada kabul edilen adeta bir marka haline gelmek zaman alır. Hatta sadece kendileri değil, başkalarını da yanlarına alarak, bazı projeleri refik kurumlarla beraber realize ederler. Sonra dünyada adeta bir marka haline gelir ve herkese "Bir iş yapılacaksa, ancak bu insanlarla yapılır!" dedirtirler. Bu da zamana vabestedir."

'ADLİYE DAHA BAŞKA BİRİMLERDE'

"Adanmış ruhların en önemli yanlarından biri de sadâkattir, doğruluktur. Konuşurken doğru konuşma. Bir şeyi söylerken doğru söyleme. İbadette dosdoğru olma. Ne kadarsa o kadar, üstünde görmeme. Kendini farklı şekilde ifadeye kalkmama, kalkışmama. Kazancında dosdoğru olma. Tek bir arpadan bile hesap verecek duruma düşmeme adına, kılı kırk yararcasına yaşama. Bu hizmete kendini adamış ister ticari alanda, ister yatırım alanında, ister irşat alanında ister diğer birimlerde... Memuriyette, tabebette (tıp), adliyede daha başka birimlerde Allah'ın kendilerine yüklediği sorumluluğu konumları itibariyle heda ederken meseleyi bir yönüyle sıdk, doğruluk mihenginden geçirmeli doğru değilse elinin tersiyle itmeli, yerin dibine bat demeli! Doğru olmayan bir mesele İstanbul'un fethi gibi büyük bir iş bile olsa, ayağının ucuyla itmeli ve 'lazım değil' demeli."

'TÜCCAR, YATIRIMCI, SANAYİCİ...'

"Ne yaparsak yapalım.. hatib hutbede konuşurken doğru konuşmalı, vaiz kürsüde konuşurken doğru konuşmalı, imam namaz kıldırırken doğru kıldırmalı, oruç tutan doğru oruç tutmalı.. Tüccar, yatırımcı, sanayici, değişik işlerle meşgul olan insanlar da orada bulundukları birim itibarıyla, yer itibarıyla meselenin müsait olduğu ölçüde (belvâ-yı âmmdan istisna adına diyorum bunu: müsait olduğu ölçüde) sadakatten kat'iyen ayrılmamalılar. Allah onlara lutfeder, verdiklerinin on katını verir. Bir taraftan da sistemlerini, çağın gereklerine göre çok iyi işletmeliler; harama girmeden, akıllarını kullanmalılar; himmetleri tek başına bir yerde bir işe yaramıyorsa, himmet inzimamıyla, büyük projelere talip olmalılar. Bâkir Afrika'ya girmeliler, bir manada bâkir Brezilya'ya, Arjantin'e girmeli, yatırımlar yapmalılar. Bir taraftan, Türkiye zenginleşmeli; bir diğer taraftan da oralarda olan eğitim ve irşad hizmetlerine de arka çıkmalılar. Yani yaptıkları bir şeyle çok şey yapmalılar Allah'ın izni inayetiyle."

'DİNDE DELİK'

"Birilerini aldatırsak, esasen farkına varmadan dinimizin sinesinde bir yara açmış oluruz. Bir yerde yatırım yapıyoruz, iş adamıyız, birileriyle anlaşma yapıyoruz, birilerine hak ve hakikati anlatıyoruz; birileri bizi bir yere koymuş bir şey zannediyorlar... Biz şahsî hayatımız itibarıyla sadâkati/doğruluğu deldiğimiz takdirde hiç farkına varmadan karşı tarafın düşüncesinde, anlayışında, bakışında, dinde bir delik açmış oluruz; "Bu dinde delik!.. Bunda da boşluklar var." derler."

GÜLERCE'DEN AÇIKLAMA

Cemaatin önemli isimlerinden Zaman gazetesi yazarı Hüseyin Gülerce Twitter hesabından şu açıklamayı yaptı, "Devam eden operasyonu, Hizmet hareketini adres göstererek hedef saptırma gayretleri var...Yargı ve emniyette tasfiye edildikleri bangır bangır söylenen insanlar, Cumhuriyet tarihinin en derin operasyonuna nasıl imza atıyor? Bu operasyon, devlet operasyonudur. Hangi devlet diye sormak yerine Gezi olaylarından beri olan bitene bakılsın..."

'BANKADA HESAPLARI VAR'

Fethullah Gülen, son konuşmalarında sıklıkla iş hayatına yönelik konuşmalar yaptı. Siyasileri Karunlaşmakla eleştirdi. Bir ay önce Gülen'in yaptığı konuşmada bankadaki hesaplara dikkat çekmesi Aydınlık'ta haber oldu.

Gülen, herkul.org internet sitesinde 11 Kasım 2013'te yayınlanan sohbetinde iktidar, servet, makam ve kibir gibi nimetlerin nasıl öldürücü virüslere dönüştüğünü anlattı. Gülen'in "Öldürücü virüsler ve insan kazanmak" başlıklı konuşması Samanyoluhaber internet sitesinde "çok önemli uyarı" başlığıyla duyuruldu.

"İktidar, servet ve rahata düşkünlük virüsleri birbirlerini destekler" diyen Gülen, "Bin kazandığımız zaman, şayet içinde bir tane haram varsa, onun içine bir tane haksızlık girmişse, geri kalan dokuz yüz doksan dokuzu da kirletmiş oluruz ve Allah hepsinin hesabını sorar" dedi.

"BİR GÜN LANET OKURLAR ONLARA"

Gülen'in, gönlünü Kur'an'a vermiş, adanmışlık olgunluğu ve hissiyatından olanlara sürekli uyarılar yaptığı konuşmasında; Sezar, Napolyon ve Hitler'in iktidarlarını ve yönettikleri ülkeleri hırsla yok ettiklerini anlattı.

Karunlaşmaktan kaçının diyen Gülen, Karunlaşmaya özenenlerin bankada hesap açtığı örneğini verdi. Adanmış insanların bu tür şeylerden kaçınması gerektiğini belirtti. Bu işlerin akıbetinin, Lenin, Stalin, Hitler gibi olduğunu vurgulayan Gülen sözlerini şöyle sürdürdü, "On sene, yirmi sene otuz sene adından bahsedilir sonra gün gelir heykellerini yıkarlar. Adlarını her yerden silerler ve lanet okunur onlara." dedi. Gülen'in, Karunlaşmayı Lenin, Stalin, Hitler gibi siyasi isimler benzetmesi dikkat çekerken konuşmasının bu bölümü, konuşmanın yazılı yayınlandığı bölümde yer almadı. (Mehmet Bozkurt/Aydınlık)

18 Ara 2013 - 00:00 - Siyaset


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.

01

erhandy - Adanmış ruhların en önemli yanlarından biri de sadâkattir, doğruluktur. Konuşurken doğru konuşma. Bir şeyi söylerken doğru söyleme. İbadette dosdoğru olma. Ne kadarsa o kadar, üstünde görmeme. Kendini farklı şekilde ifadeye kalkmama, kalkışmama. Kazancında dosdoğru olma. Tek bir arpadan bile hesap verecek duruma düşmeme adına, kılı kırk yararcasına yaşama. Bu hizmete kendini adamış ister ticari alanda, ister yatırım alanında, ister irşat alanında ister diğer birimlerde... Memuriyette, tabebette (tıp), adliyede daha başka birimlerde Allah'ın kendilerine yüklediği sorumluluğu konumları itibariyle heda ederken meseleyi bir yönüyle sıdk, doğruluk mihenginden geçirmeli doğru değilse elinin tersiyle itmeli, yerin dibine bat demeli! Doğru olmayan bir mesele İstanbul'un fethi gibi büyük bir iş bile olsa, ayağının ucuyla itmeli ve 'lazım değil' demeli.. ..........Güzel konuşmuş.......

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 18 Aralık 00:00