ENGİN ARDIÇ “SEVİYESİZ DÖNEK” Mİ

Engin Ardıç’ın CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yazdığı çirkin yazıya Sevgi Erenol’un avukatı Vural Ergül’den yanıt geldi:

Engin Ardıç’ın CHP lideri Kılıçdaroğlu’na yazdığı çirkin yazıya Sevgi Erenol’un avukatı Vural Ergül’den yanıt geldi:
Kendisini, "nesli tükenmiş eski İstanbul mahalle çocuklarının sonuncusu" olarak tanımlayan Engin Ardıç, önceki gün Sabah Gazetesinde, kendi deyimiyle "mahalle karısı yaklaşımıyla" yazdığı "Kavrukoğlan" başlıklı yazısında; ahlak, dışı, rezil ifadeler ile müvekkilem Sevgi Erenerol'un da adına yer verdi.
Engin Ardıç, Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile ilgili olarak; "Kemal Bey eğer Bülent Bey gibi olmak istiyorsa, herşeyden önce kendisine bir de Rahşan Hanım şarttır. Sevim Hanım'dan ayrılsın, kiminle evlensin, kiminle evlensin... Buldum: Ya Canan Arıtman'la, ya Nur Serter'le." ifadelerine yer vererek CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın "Gürsel Tekin'e de Sevgi Erenerol'u istemeye gideceğim çiçek ve çikolata yaptırıp, cezasını Yargıtay bozunca." satırlarını ekledi.
Engin Ardıç'ın, en temel kişilik haklarını, ahlak ve namus değerlerini dahi hiç bir kaygı taşımadan köşesine malzemeleştirerek "mahalle karısı yaklaşımıyla" yazdığı yazısına ahlak kuralları içerisinde cevap vermek bir hayli güç.
Başkalarının eşlerini, namuslarını malzemeleştirirken, kendi eşinin de başkalarınca malzemeleştirilebileceğini öngörerek buna baştan rıza gösteren birine söyleyebilecek söz ne olabilir?
Başkalarının namus ve ahlak değerlerini bile medya malzemesine dönüştürebilen Ardıç'ın, bir “mahalle karısı yaklaşımıyla” yazdığı yazısına, kendisi gibi karşılık verebilecek birilerinin çıkıpta, "O kadar dert edeceğine sen..." demesine olasılık tanımamasını düşünmek doğru olmasa gerek.
Anlaşılıyor ki, Ardıç, başkalarının eşlerini, namuslarını, ahlaki değerlerini medya malzemesi yaparken, kendi eşinin de başkalarınca malzemeye dönüştürülmesine peşinen rıza göstermekte!
Müvekkilem Sevgi Erenerol hanımefendi kadar masum olan eşini dahi medya malzemesi olma ihtimali ile karşı karşıya bırakabilen Engin Ardıç için, bugüne değin yazılıp, çizilen onca sözün üzerine söylenebilecek yeni bir söze de lüzum yok aslında.
Bu sebeple, Sayın Doğu Perinçek'in 02.06.2008 tarihli Aydınlık'ta ki, "Seviyeli Dönek" başlıklı Baş Yazısından bir bölümü buraya aktarmakla yetineceğim.
Bununla birlikte, Engin Ardıç'a açacağım tazminat ve ceza davası ile yargı önünde hesap soracağımı da belirtirim.
Ancak, anlaşılan o ki, Engin Ardıç, patronunun dünürü Başbakanın, gazetecilere dönük ceza kanununda ki iyileştirme, kısmi af sözüne güvenerek ahlaksızlığını şiddetlendirerek daha da saldırganlaşmakta...
Tıpkı, Doğu Perinçek'in yazısında tanımladığı gibi...

"SEVİYELİ DÖNEK!
... Engin Ardıç gibilere sormaya bile gerek yok. Her fırsatı sistemin efendilerine yaranmak için ne üstün gayretlerle değerlendiriyorlar. İşte bu noktada dönekler arasındaki fark usumuza vuruyor: yaranmak ölçütü.

Seviyesiz dönekler, daha çok küçük burjuvazinin çocukları, memur çocukları. Küçük mülk sahiplerinden ve hatta daha alttaki sınıflardan geliyorlar. Onlar yuvaya dönmüyorlar; sistemin içinde bir yuvaları yok. Üstelik sistemin kenarındaki veya dışındaki yuvalarını da bozmuşlar, yuvasız kuşlar gibi kendilerine yeni bir yuva yapmaları gerekiyor. Kendilerini nasıl ispatlayacaklar? Seviyesiz döneklerin meselesi budur. Bunun için özel görevler yapmak, göze girmek ihtiyacı içinde kıvranırlar. Hâkim sınıflar içinde bir kökleri, bir yerleri yoktu. Oturabilecekleri tek yer vardı: Sistemin kucağı. Satabilecekleri tek sermayeleri vardı: Onurları ve kişilikleri.
Bunlar dün düşman ilan ettikleri hâkim kuvvetlere kendilerini affettirme ruh hali içinde kendilerinden beklenenin çok ötesinde bir gayretkeşlik yarışına girdiler.

Seviyeli dönekler muhallebi çocuğudur; terbiyesi gereği dönekliği entelektüel düzeyde tutmaktadırlar. Seviyesiz dönekler ise mahalle çocuğudur. Dönek olunca mahalle çocuğunun bütün olumlu özelliklerini, arkadaş düşkünlüğünü, mertliğini terk eder. Mahalle baskısından, mahalle adap ve terbiyesinden özgürleşir. Artık rahatlıkla vatanını, milletini, arkadaşını, anasının ipini satabilecektir. Sistemin ancak zaptiye kuvvetleri içinde kadro bulabileceğinin farkındadır. Cellatlık ve tetikçilik bunlara yaptırılır. O nedenle kalleş, sinsi, ikiyüzlü ve yılışık olmak zorundadırlar. Maaşları, ihanetin, kahpeliğin ve sırnaşıklığın bedelidir.
Seviyesiz döneklerde ne insan sevgisi, ne ana sevgisi, ne baba saygısı, ne çocuk sevgisi, ne arkadaş muhabbeti vardır. Ne vefa, ne sadakat!

Sevgiye ve saygıya ilişkin bütün değerlerini terk ettikleri yuvalarında bırakmışlardır. Onlar için tek ihtiyaç, işte örneğin İshak Alaton'un onlara "...cığım", "...ciğim" diye hitap etmesidir. Efendilerinin merhamet ve şefkati biricik sermayeleridir. Bu nedenle seviyesiz döneklerin en çok geliştirdikleri organları dilleridir. Dillerini efendileri için kullanacaklardır. Bu macerada çizme yalayacaklardır; tükürdüklerini yalayacaklardır.
Dönekleri ruhsal sindirim yeteneklerine göre sınıflandırmak da mümkündür.
Yapılan gözlemlere göre, döneklik bazılarına kolay geliyor. Çünkü onur dediğimiz, vicdan dediğimiz kişilik unsurları gelişmemiş. Bu gibiler bütün hafiflikleriyle devrim cephesinden ihanet konumuna hop diye zıplayıp geçebiliyorlar. Yüzlerine iyi bakınız, bütün değerleri yitirdikten sonra hâlâ yılışık yılışık gülebilmeleri, vicdanlarının eskiden de yüklü olmamasından ileri gelir.

Diğer bazı dönekler ise ruhsal yarılma yaşıyorlar. Bir ayağı iskelede, bir ayağı denize açılan sandalda kalmış gibi ruhları ortadan yarılıyor. Aslında her döneğin vicdan ağırlığına göre böyle bir dönemi oluyor. Ben, o döneme "kuluçka dönemi" adını vermiştim. Bir tek İshak Alaton'un "cığım" dediği, İngiliz Kraliçesi'nin yemeğinde ağzı kulaklarına ulaşan dönekte böyle bir kuluçka dönemi olmadı. Onun müstesna olan tek özelliği budur. Böyleleri hep vurdumduymazdır. Bilmiyoruz ama solucanların yürek acısı duymadıkları varsayılır.
Sindirimli dönekler, her tür düşkünlüğü gülerek ve rahat karşılarlar. Onursuzluğa uyumlu olmaları, ayırıcı özellikleridir.
Yarılma yaşayanlar ise, kafayı üşütüyorlar. Yarılma, döneğin kişiliğinde şiddetli bir iç bunalım yaratıyor. Bir yarısı sisteme yaranmak için sadakatsizliği, vefasızlığı, ihaneti bir meslek haline getirmiştir. Öbür yarısı, aynaya bakınca ona "hain, şerefsiz, alçak" diye bağırır. Böyleleri dönekliği dizginleyen frenleri patlatmak için daha çok gaza basıyorlar. Döneklikte tutarlılaşmak için, vicdan kırıntılarına karşı daha acımasız oluyorlar. Ailesine, anasına, babasına, eşine, eski arkadaşlarına dizginsiz ihanetle ruhsal yarılmadan kurtulmak istiyorlar. Bütün insani değerlerini ayaklarının altına alıp üzerinde tepiniyor, tepiniyor ve çiğnediği vicdanını kitaptır diye bir kez de kamuoyunun ayaklarının altına atıyorlar. Çünkü kendi çiğnemesi yetmiyor, ayrıca bütün topluma çiğnettirmesi gerekiyor. Toplum da kendileri gibi hainleşse rahatlayacaklar."

Sevgi Erenerol vekili Av. Vural Ergül
Odatv.com

11 Kas 2010 - 00:00 - Gündem


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gaziantep Haberler Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gaziantep Haberler hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA), Anka Haber Ajansı (ANKA) tarafından servis edilen tüm haberler Gaziantep Haberler editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gaziantep Haberler değil haberi geçen ajanstır.


tiktok takipçi satın al